Çocuğumuz bizim için değerlidir ve onu zaman zaman ödüllendirmek, ama aynı zamanda uygun yerlerde kısıtlamak gereklidir. Kısıtlama kavramında şiddet, katı tutumlar, kötü sözlerden bahsetmiyorum. Çocuğun olumsuz, gelişimine katkısı olmayan davranışlarında durumu ona açıklayarak küçük tepkiler ve davranışlar sergilenmesinden bahsediyorum.

Çocuğumuzun, günlük kendisinin yapması, öğrenmesi ve beceri geliştirmesi için yaptığı şeyler için ödüllendirmek gerekli midir? Şöyleki, çocuk okula kendisi için gittiğini, ödevlerini kendisi için yaptığını, kendisi için öğrendiğini, evde ufak tefek sorumluluklarının kendi gelişimi için olduğunu bilmelidir. Eğer ki çocuğa günlük yaptığı işler için şartlar koşuyorsak dikkatli olmalıyız. Çünkü gelişim sürecinde olan ve davranışları öğrenmeye çalışan çocuk, her yaptığı ya da başardığı şey için bir karşılık bekleyebilir. Bu dış motivasyonlar dediğimiz ödül ya da hediye sistemini anne-babaların iyi kavraması gerekmektedir.

Günümüz aile yapısında maalesef ki bir sorun olan bu ödüllendirme işi ''rüşvet vermek'' yani eylemlere koşullandırmak ve onların bir karşılığı olduğunu öğretmek şeklinde gelişmektedir ve kullanılan iletişim dili de bu yönde olmaktadır. Çocukla gün sonunda karşılaşır karşılaşmaz ''sınavın nasıl geçti'',''ödevlerini yaptın mı'', ''odanı topladın mı'' bunları yapmadıysan ''akşam televizyon yok'' gibi tutumlar inanın ki onu motive etmez.''Günün nasıl geçti'',''heyecanlı şeyler var mı'',''ben sana biraz günümden bahsetmek istiyorum'' gibi paylaşımcı iletişim yollarını kullanmak değerlidir. Çünkü hedefe yönelik sorgulayıcı, beklentili durumlar örneğin, iyi not almak güzel bir hediye, ya da yapmak istediği bir şeyi daha fazla yapma hakkı olarak algılamaktadır. Yani çalışıp başarılı olmanın, ya da öğrenmenin onun için keyifli ve faydalı olduğu gerçeğini görememektedir. Özellikle genç nesil, kolay yoldan başarılı olmayı çok para kazanma olarak algılamaktadır ve bu çocukları bizler yetiştirmekteyiz. Bu şekilde algılayan çocuklar, öğrenmenin, üretmenin, yaratıcılığın keyifli ve doyurucu bir olay olduğunu algılayamadıkları için tatminkar olamamaktadır.

Asıl ödül, yapılan bir şey, başarılan bir şeyler karşılığında içsel olarak kendimizi iyi, yeterli hissetmektir. Dışardan gelen övgüler, verilen ödüller bu durumlar için sadece dışsal motivasyonlardır.''Bunu başarırsan sana tablet alacağım'' dediğimiz an, çocuğun neyi, nasıl başaracağından çok, yani içerikten çok, sonuca odaklamış olduğumuzu unutmamalıyız. Başarılı olmanın, kendi becerileri doğrultusunda yeteneklerini keşfetmenin, yaratıcı olmanın çocuk için önemini kavramasına engel olan bu davranışlarımız için hediye kavramını nasıl yapmalıyız?

Hediye, sevdiklerimize onları hatırladığımızı, değer verdiğimizi, onlarla paylaşmayı sevdiğimizi göstermelidir. Hediye veya ödül bir olay için önceden belirlenen bir şey olmamalıdır. Örneğin çocuğumuz okulda sorumluluklar, arkadaş ilişkileri, öğrenme çabası konusunda yeterli gayreti gösteriyorsa bu durumu notlarıyla eşdeğer görmeksizin ona ''aferin'' ''kendin için çok güzel şeyler yapıyorsun'' gibi gayretlerini farkettiğimiz sözler söylemek, bunun yanında onun haberi olmadan onu mutlu edecek bir hediye almak uygun olacaktır.

Çocuklarımızın kendilerini tanımalarını, öğrenmenin ve gelişmenin keyifli bir durum olduğunu anlamalarını, başarının karşılığının maddesel bir şeymiş gibi algılamamalarını, sorumluluk almanın ve yerine getirmenin kendileri için olduğunu, bireyselleşmelerini, içsel doygunluk becerisi geliştirmelerini engellememek için RÜŞVET gibi hediyeler veya ödüllendirmelerden vazgeçmeliyiz. En güzel hediye onları kocaman bir gülüşle, sevgiyle kucaklamaktır. Çocuklarına sevgiyle, ilgiyle yaklaşan, birey olmalarına izin veren, onların ayak izlerinde yaratıcılıklarını yakalamalarında yardımcı olan tüm ebeveynlere saygılarımla...

Dr.Bengü Kayatürk
www.drbengukayaturk.com