Sorun şu ki çoğumuz -yani büyük çoğunluğumuz- çocukken kurduğumuz hayalleri unuttuk!

Daha doğrusu unutturulduk. Hem de en sevdiklerimiz ve bize en değer verenler tarafından unutturulduk. (İşin acıklı kısmı da burası)

Şimdi soruyorum size, kaçınız çocukken kurduğunuz o hayali gerçekleştirdi? Daha kötüsü, kaçınız hayallerinizi hatırlıyorsunuz?

Üniversitedeyken hocamız ‘Kendinizi on yıl sonra nerede görüyorsunuz?’ diye bir çalışma yaptırmıştı. Yönlendirici başlıklar altında geleceğimizi hayal etmiştik. Uygulama sonunda bir arkadaşımız ‘En iyi baterist olacağım’ demişti de tüm sınıf gülmüştük bu hayaline. Ne acıklı bir durum gülenler için! Diliyorum hayalini gerçekleştirmiştir.

Bazen çocuklarımın hayallerini dinliyorum. Uzaya gidecek, zaman makinesi yapacak, yaşlanmama makinesi yapacak (ki bu ayrı bir yazı konusu çocuk zihni ve kaygıları hakkında) uzaya gidiş geliş mesafesini hesaplayarak hayatının kaç yılını dünya da olmadan geçireceğini planladığı hayalleri var. Sonra bazen bakıyorum ‘ya olmazsa anne, gerçekleştiremesem ne olur?’ diyor. Yaşı büyüdükçe daha gerçekçi oluyor. Onu hayallerinden kim vazgeçiriyor dersiniz? Çevresindekilerin gerçekçi söylemleri! İşte bu sebeple ara sıra ‘hayallerinden vazgeçme oğlum’ derim.‘ Neden olmasın’ derim. ‘Sen yeter ki hayal et, gün gelir olur’ derim.

Biz yetişkinler her şeyi iyi biliriz. ‘Canım yani hayal ediyor da çok çalışması lazım, şunu yapması, bunu yapması, çok başarılı olması, çok araştırması, çok okuması, çok vıttırı zıttırı yapması lazım’ diyerek atıp tutarız. Evet, bunlar olmalı ama bunu çocuğa söyleyiş şeklimiz de önemli.

En güzel hayalini büyük heyecanla anlatan bir çocuğa ‘şunu yaptın mı, bunu yapmazsan nasıl olacak, hiç öyle şey olur mu’ gibi gerçekçi söylemler de bulunursak ne hisseder? Üstelik o yaştaki çocuk çevreye kulak asma, kim ne derse sen bildiğinden vazgeçme gibi düşünsel beceriyi henüz kazanmış değilken.- Yetişkinlerin bile bazıları kazanmamışken.-

Muhtemelen hayalinden hemen vazgeçecektir ve zamanla bu söylemlere maruz kalarak hayallerini bile unutan bir yetişkine dönüşecektir. Yazının başında sorduğum, kendini hayallerini hatırlamaya zorlayan yetişkinlere dönüşecektir.

Yazıyı neden yazdım derseniz; kızımla resimler üzerine konuşurken ‘Anne hiç mor güneş olur mu? Mor çizersem öğretmen beğenmez ki’ tepkisinden sonra ‘ama bu senin hayal dünyan’ tepkim üzerine, beş yaşındaki aklıyla şöyle çözüm bulmuştu kendine; ‘Ben okulda sarı çizerim eve gelince de istediğim gibi başka çizerim.’

Şimdi okullar açılacak ve pek çok çocuk hayalini yeşil çimene sarı güneşe sığdıracakken çizimlerini yazmak geldi içimden.

Gerçekliğe çok önem veren biri olarak diyorum ki; çocukların hayallerini elinden almayalım. Biz yetişkinler, unutturulduğumuz hayallerimiz ile kendi gerçekliğimizde takılalım.

Onları özgür bırakalım.

Not: Bir süre ara verdiğim yazılarımı yine her hafta olduğu gibi -özlediğim bu köşeden- paylaşacak olma heyecanımı aktarmak isterim.

Sevgilerimle,

Dilek Söylemez

İletişim ve sorularınız için:

www.dileksoylemez.com

www.instagram.com/dileginimgeleri

www.facebook.com/dileginimgeleri.dileksoylemez