Minik DURU  hayatımızın tam ortasına geldi, oturdu. Şahane bir duygu. Yepyeni bir hayat, taptaze, masum, savunmasız, günahsız, zararsız çok güzel duygular yaşatıyor bizlere.

Ben de onunla haşır neşir olurken kendi anneliğimi hatırlamaya başladım, ne çok olmuş. Kızım dünyaya geldiğinde kendimce doğru bulduğum ve bilmiş bilmiş uygulamaya çalıştığım şeylerden birini hatırladım bugün. “Çocuğumu sıcağa alıştırmayacağım, öyle sarıp sarmalamak neymiş” dediğim geldi aklıma Duru’yu güzelce sarıp derin derin uyuturken . Ekim doğumlu olan kızım bir türlü uykuya dalamaz, sık sık uyanır, vızıklanırdı. Bu çocuk üşüyor, ondan uyumuyor dediklerinde ise “hayır sıcağa alıştırmayacağım, sonra hemen hastalanır” dediğimi hatırlıyorum. Çok biliyorum ya… Sonra nasıl olduysa İlayda’yı güzelce sarıp sarmaladı biri ve 3,5 saat deliksiz uydu yavrum. Fark ettim ki idealize ettiğimiz şeylerle realite aynı değil. Bizim anne baba olarak idealize edeceğimiz şey sanırım daha çok değerlerle ilgili olmalıdır.

Yani çocuğumuzun doğası ile ilgili bir şeyi kendi doğrumuza dönüştüremiyoruz. 36-37 derece bir ortamdan dünyaya gelen bebek ilk zamanlarda 22-23 dereceye nasıl uyum sağlasın, bu süreci görmezden gelip, benim gibi yapılırsa, aman ne huysuz çocuk, uyumuyor dersiniz.

Sık emzirmeyeceğim, kucağa alışmasın, örtmeyeceğim sıcağa alışmasın, onu ağlatmayacağım, her şeyini saatle yapacağım türünden kararlarımız doğanın eli ile  bozulmaya mahkum.

İdealize edeceğimiz, etmemiz gereken  şeyler ise hep sonradan ipin ucu kaçtığında ya da sorunlar oluştuğunda gündeme geliyor. Biz anne babalar olarak hangi değerlere sahip çocuklar yetiştireceğimizi idealize etmeliyiz. Çocuğum saygılı, duyarlı ve sorumluluk sahibi olmalı diye bir idealiniz varsa bu belli  bir oranda gerçekleşir. Ama sadece yediğine, banyosuna, oyuncağına, sağlığına odaklı olursanız, bir gün

“Bu çocuk söz dinlemez oldu” , “her gördüğünü istiyor” , “ ne büyük dinliyor ne küçük” , “ hiç kontrol edemiyorum, ne biçim çocuk bu” gibi sözler  sarf edersiniz ki bu tamamen bizimle ilgili. Yani çocuğumuza neler ektiğimizle ilgili.

Şu an bir haftalık olan Duru’nun anne ve babası için en önemli konular emmesi, uyuması, gaz sancıları.” Ağlayarak bir şey istediğinde nasıl davranacağız? “ , “Bir oyuncak için tutturduğunda ne diyeceğiz? “ , “Beslenmesinde nelere dikkat edeceğiz, neleri yemesine izin vereceğiz, neleri vermeyeceğiz? ,“Annesine bağırdığında ya da babasına tekme attığında tavrımız ne olacak?” , “Arkadaşına vurduğunda nasıl tepki vermeliyiz?”, “Ödevlerini zamanında yapmazsa ya da öğretmenine saygısızlık ederse tavrımız ne olacak?” gibi sorular ve cevapları onlar için anlamsız belki. Ancak ben bu tip konularda  anne babaların ilkelerini çok başlarda koymaları gerektiğini düşünüyorum. Sonradan çok geç oluyor ve bu defa sorun ya da sıkıntıların nasıl çözüleceğine dair kafa yoruluyor.

Anne/çocuk sitelerinde, bloglarda, hesaplarda çocuğa dair konuların hep beslenme, sağlık ve oyuncak, giysi, eğitim, zeka gelişimi gibi taraflar ağır basıyor. İlkesel ve değerler tarafı için büyümeleri bekleniyor galiba. Ancak biliyorum ki bu arada bir kayma oluyor ve anne babalar ne olduğunu anlamadan çocuklarından şikayet etmeye başlıyorlar.

Duru üzerinden gidecek olursak; Duru’nun şımarık, tutturuk, ağlak bir çocuk olup olmaması kime bağlı?

Duru’nun nasıl sosyal ilişkiler kuracağı kime bağlı?

Duru’nun teknolojiden zarar görüp görmemesi kime bağlı?

Duru’nun sağlıklı, doğru beslenip beslenmemesi kime bağlı?

Duru’nun çevresine duyarlı, saygılı, neyi nerde ne zaman yapıp yapmaması gerektiğini bilen bir çocuk, birey olması kime bağlı?

Duru’nun anne ve babası  aman daha küçücük çocuk bunları büyüyünce konuşuruz dediklerinde ise çok geç kalmış olacaklar muhtemelen. Duru pek çok şeyi deneyimlemiş ,  ağladığında nelerin yapıldığını keşfetmiş ve bunu amaca ve kendine  göre bir yol bulmuş olacak muhtemelen.

Bugün 12 günlük olan Duru için bunları yazarken anneliğimizi davranışlar üzerinde idealize etmemizin eksik taraflarına dikkat çekmek istiyorum.

İdeal annelik, her gün yıkamak, temiz giydirmek, iyi beslemek gibi düşünülse de belki en başlarda doğru olabilir. Bunlar gerekli ancak yeterli değil.

İdeal anne babalık için, birey olarak kendi duruşunuzla ilgili temel değerleri çocuğunuz için de belirlemeli ve ilk günden bu yönde ilerlemelisiniz.

Bebeklerin bilinci açık ve ne duyarlarsa kayıt ediyorlar. Ne söylerseniz  bundan haberdarlar. “Yaramaz “diyorsak yaramazlık kayıt altına alınıyor, “harika” diyorsak harika olduğunu duyuyor. Bu nedenle dünyaya gelen her bebeğin sorumluluğu anne ve babasında .

 Bu savunmasız, tertemiz melekleri biz anne babalar şekillendiriyoruz. Şikayet ettiğimiz her şeyin sorumlusu biziz kısaca. Bu nedenle nelerden şikayet edebileceğimizi düşünüp, onlarla ilgili ilkeleri ve değerleri belirleyerek gitmek en akıllıcası.

Bu nedenle  daha sonra çok önemi olmayacak şeyler için enerji harcamak yerine, çocuğumuzun tüm hayatını etkileyecek değerler ve ilkeler konusunda biraz mesai harcayalım derim ben.

Sevgiyle kalın.

 

https://www.facebook.com/erdogduneslihan/?ref=bookmarks

https://www.instagram.com/neslihanerdogdu/
http://www.neslihanerdogdu.com/