Cumartesi

10.02.2018 - 01:30 | Son Güncelleme: 10.02.2018-1:30

“Çok kilit bir roldeyim”

Uzun bir aradan sonra ekranlara “Mehmetçik Kûtülamâre” dizisindeki Amerikalı gazeteci Elizabeth rolüyle dönen Gamze Özçelik “İlerleyen zamanlarda göreceğiz. Sürprizli, gizemli, çok kilit bir rol Elizabeth” diyor.

Sitene Ekle

Özge Kara

“Diriliş Ertuğrul” dizisinin yapımcı ve senaristi Mehmet Bozdağ’ın yapım ve senaryosunu, yönetmenliğini ise Mustafa Şevki Doğan’ın üstlendiği TRT’nin yeni dönem dizisi “Mehmetçik Kûtülamâre”, seyirciyi I. Dünya Savaşı’na hazırlanan Osmanlı Devleti’ne götürüyor ve  Kûtülamâre zaferi olarak bilinen gerçek bir savaşı konu ediniyor. Gamze Özçelik ise dizide Amerikalı bir gazeteci olan Elizabeth’i canlandırıyor. Uzun bir aradan sonra ekranlara dönen Özçelik’le dizinin setinde bir araya gelip hem sürprizlerle dolu karakterinden hem de dünyanın dört bir yanına taşıdığı yardımlardan konuştuk. 

-Amerikalı bir gazeteciyi canlandırıyorsunuz. Elizabeth’ten bahseder misiniz biraz?
Sürprizli ve gizemli bir rol. Cesur, zeki, akıllı, korkusuz ki dağlara da çıkıyor, her türlü ortama giriyor. İlerleyen zamanlarda da göreceğiz, çok kilit bir rol Elizabeth. Gazetecilik yaptığı için epey bilgi sahibi olacak. Bunlar her türlü cephenin işine yarayacak bilgiler olduğu için de Elizabeth’e sıkça ulaşmaya çalışacaklar. Bakalım gönlü nereye kayacak? Tabii ilerleyen süreçte gönlünün kaydığı bir     taraf olacak ve o dönüşümü göreceğiz inşallah. 

-Böyle sürprizli bir karakteri canlandırırken, siz neler hissediyorsunuz? 
Şu ana kadar aslında benim için de gizemli. Gelecek sahneleri ben de merakla bekliyorum. Keyifli, severek oynadığım bir rol oldu Elizabeth, inşallah böyle de devam edecek. Sırf Elizabeth değil proje de beni çok çekti. Proje gerçek bir savaşı, bilinmeyen, unutturulmaya çalışılan bir zaferi anlatıyor. Ben de çizdiğim yolda artık insanları oyalayacak, onlara zaman kaybettirecek işler yapmak istemiyorum. İnsanlara örnek olacak, gerçeği gösterecek, izlerken iki-üç saatlerini veriyorsa buna değecek, o insanlara bir şey katacak bir şeyler yapmak istiyorum.

-Umuda Koşanlar Derneği’ni kurdunuz ve dünyanın dört bir yanında yardıma ihtiyacı olan insanların hayatlarına dokunuyorsunuz...
Benim küçüklüğümden beri hayalini kurduğum bir şeydi. Bildim bileli yetimhanelerim olsun, çocuklarla ilgili projeler yapayım isterdim. Dualarım kabul oldu, çok şükür Allah nasip etti. Herkes bir şeylerin hayalini kurar küçükken, ben böyle bir çocuktum. Dernek olarak Türkiye’de büyük projeler yapmaya başladık, bir süredir Türkiye’deyim. Çok şükür, onun dışında ilgilendiğimiz Afrika’da, Suriye’de yetimhaneler var. Afrika’da bir yetimhane inşa ediyoruz. Türkiye’de şu an ağımız gitgide genişliyor. Çok fazla ulaştığımız bölge oldu; daha bugün Erzurum’a, Van’a, Şanlıurfa’ya bir sürü şey gönderdik. Sürprizlerle dolu bir yolculuk benim için. Evet, küçüklükten beri istiyordum ama gerçekten buna hazır olduğumda yolum açılmaya başladı. Birkaç sene önce Afrika’ya gittim; korkusuzca bir yerlere girip çıktım. Ben çabaladıkça, çalıştıkça daha fazlası gelmeye başladı. İyi bir ekip olduk, gitgide de büyüyoruz, binlerce gönüllümüz var. Birlikte hareket ediyoruz.

Özellikle de çocuklara ulaştığınızı görüyoruz. Neden? 
Evet, çocuklar önceliğimiz. Çünkü çocuklar çok saf, çok temizler. Afrika’ya gittiğimde, bir yetimhanede bir süre kaldığımda bambaşka bir insan oluyorum. Bütün hırslarınızdan, her şeyden arınıyorsunuz orada. Yani siz yardım etmiyorsunuz, onlar size yardım ediyor. Bu dünyada yaşanan tüm kötülüklerde en büyük yarayı maalesef çocuklar alıyor. 

“Herkese tavsiye ederim”

-Gördüklerinizin hayatınızı değiştirdiğini düşünüyor musunuz?
Tabii ki değiştiriyor, değiştirmez mi? Çocuklarla, özellikle yetim çocuklarla bir arada bulunmak sizi ciddi şekilde şifalandırıyor. Dünya görüşünü değiştiriyor. Dünya sizi tatmin etmiyor artık. Oradaki gerçek, saf enerjiyi görünce başka bir şey oluyor… Tavsiye ederim herkese. 

-Sizin de bir oğlunuz var. Onunla ilişkiniz nasıl?
Çok şükür iyiyiz, gayet iyi bizim de ilişkimiz. Onu da bu bilinçte yetiştirmeye çalışıyoruz ebeveynleri olarak. Afrika’ya geldiği oldu, Türkiye’de çok fazla bölgeye girdi çıktı. Biliyor, görüyor… Kendi oyuncaklarını veriyor bazen. Birlikte paketlemeler yapıyoruz. Bu bilinçte evlatlar yetiştirmek gerekiyor. Yaşam geçici… 

“Büyük emek var” 

-Elizabeth rolüne nasıl hazırlandınız?
Bütün ekip aylarca eğitimdeydik. Dernek sebebiyle yoğun olarak yurtdışında olduğum günler oldu geçtiğimiz ayda ama Türkiye’de olduğum her fırsatta hem oğlumlaydım hem dövüş koreografileri çalıştık. Kadınlar olarak biz de askeri eğitimlere girdik, ormana çıktık. Dekorundan kostümüne çok özenli çalışılmış bir iş “Mehmetçik Kut-ül Amare”, gerçekten büyük emek var. O atmosferi vermek için bizim oyuncu olarak dahil olduğumuz dönemden çok daha önce başlanmış çalışmaya. Türkiye’de bu anlamda yapılmış en büyük işlerden birinde bulunmak gurur verici.

-Peki bu süreçte örnek aldığınız bir gazeteci oldu mu? 
Örnek aldığım bir gazeteci yok. Gazetecilik çok riskli bir meslek, doğruyu yazmak lazım. Doğruyu yazmadıkça, hakkı hakkıyla savunmadıkça çok riskli bir meslek olduğunu düşünüyorum. Bir şeyi ortaya sunuyorsanız, tek bir kanıtınız değil kanıtların olması gerekiyor. Doğruluğundan emin olmak gerekiyor. Çünkü insanlar okuyor ve etkisi altında kalıyor. Bu aslında çok önemli, vebal olabilecek de bir şey. 

-Zor yıllar o yıllar. O dönemde yaşamak ister miydiniz? 
 Bilmem, nasip… Benim kısmetime bu dönem çıktı. Demek ki hayırlısı buymuş benim için. 

 


"Sakıncalı Piyade" adlı kitabı ile ünlü, siyasi bir süikastla öldürülen araştırmacı gazetecimiz kimdir?
©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.