DÜNYA HABERLERİ


MİLLİYET ANA SAYFA




  2001 YILI NASIL GEÇTİ?


Türkiye'de 2001 yılı
Ekonomide 2001 yılı
Borsa ve dövizde 2001 yılı
Dünyada 2001 yılı
2001 yılında Türkiye'nin dış ilişkileri
Sporda 2001 yılı


2001 yılında Türkiye'nin dış ilişkileri

2001 YILINDA TÜRKIYE - IRAN ILISKILERI
     Türkiye ile Iran arasindaki iliskilerde iyiye gidis 2001 yilinda da sürdü.
     Iran Cumhurbaskani Muhammed Hatemi'nin isbasina gelmesinden sonra dis politika alaninda uygulamaya koydugu diyalog ve gerginlikleri giderme politikasi, Türkiye ile iliskilerde özellikle son iki yilda büyük gelismeler kaydedilmesine neden oldu.
     Özellikle sinir güvenligi ve terörizmle mücadele konusunda iki ülkenin olusturdugu ortak komite ve komisyonlarin çalistirilmaya baslanmasi sonucu, bu alandaki sorunlar büyük ölçüde giderildi ve bu mekanizmalar çalisir hale getirildi.
     Bunun yani sira iki ülke arasindaki ikili ziyaretlerde de önemli bir artis gözlenmeye baslanirken, ziyaretler sadece siyasi ve diplomatik alanlarla da sinirli kalmadi ve ticaret heyetlerinin ve isadamlarinin karsilikli ziyaretleri artti.
     
     IKILI ZIYARETLER-
     Ikili iliskilerde 2001 yili, eski Ulastirma Bakani Enis Öksüz'ün Karma Ulastirma Komisyonu (KUK) toplantisi öncesinde 30 Ocak-2 Subat arasinda Tahran'i ziyaretiyle basladi. Disisleri Bakani Ismail Cem'in 12-13 Subat'ta yaptigi ziyaret sirasinda ise ikili görüsmelerin yani sira 2001-2003 yillarini kapsayan Kültürel Degisim Programi imzalandi.
     Yilin en önemli ziyaretlerinden birini ise eski Içisleri Bakani Sadettin Tantan'in 8-11 Mayis'ta Tahran'a yaptigi ziyaret olusturdu.
     Devlet Bakani ve Hükümet Sözcüsü Sükrü Sina Gürel ise Birlesmis Milletler Irkçilik, Irk Ayrimciligi ve Hosgörüsüzlüge Karsi Dünya Konferansi'nin Tahran'da 18-19 Subat'ta yapilan Asya Bölge Toplantisi için Iran'a geldi.
     
     HAYATA GEÇEN PROJELER-
     2001 yilinda, Iran-Türkiye iliskilerinin yani sira bölge açisindan da önemli iki ekonomik gelisme yasandi.
     Mart ayinda yaklasik 10 yildir kesik olan Istanbul-Tahran yolcu treni seferleri, Tahran ve Istanbul'dan kalkan karsilikli trenlerle birlikte yeniden basladi. Istanbul ve Tahran'dan haftada bir gün yolcu treni seferleri düzenli olarak baslarken, Türkiye üzerinden geçen Tahran-Sam yolcu treni seferleri de baslatildi.
     2001 yili biterken ise uzun yillardir beklenen ve uzun tartismalara yol açan Iran'dan Türkiye'ye dogalgaz ihraci basladi.
     1996 yilinda Tahran'da imzalanan anlasmaya göre, iki ülke topraklarinda kurulan dogalgaz boru hatlarinin dösenmesi ve gerekli teknik hazirliklarin tamamlanmasinin ardindan, Iran'dan Türkiye'ye dogalgaz ihraci 1 yil gecikmeli olarak 10 Aralik'ta Iran tarafindan Türkiye'ye gaz akisinin baslamasiyla hayata geçirilmis oldu.
     
     BEKLENTILER
     Bölgede önemli gelismelerin yasandigi bir döneme, Iran ve Türkiye'nin iliskilerindeki gelisme egilimiyle girmeleri, iyi bir egilim ve firsat olarak yorumlanirken, iki ülke iliskilerinde son 2-3 yilda yakalanan gelisme ve güçlenme egiliminin devam etmesi bekleniyor.
     Özellikle güvenlik ve sinir sorunlarinin çözümüyle ilgili kurulan ortak güvenlik mekanizmalarinin islemesi iliskilerdeki iyilesmenin önemli bir yönü olarak görülürken, Içisleri Bakani Sadettin Tantan'in Tahran ziyareti, bu mekanizmalarin islemesi açisindan önemli bir ziyaret olarak degerlendiriliyor. Beklenen önemli bir gelisme ise Cumhurbaskani Necdet Sezer'in Tahran ziyareti.
     Son olarak eski Iran Cumhurbaskani Ali Ekber Hasimi Rafsancani'nin Aralik 1996'da yaptigi Türkiye ziyaretinin ardindan, Türkiye Cumhurbaskani'nin Iran'a yapacagi ziyaret bekleniyor. Cumhurbaskani Sezer'in Tahran'a 2002 yilinda yapmasi beklenen ziyaretin, iki ülke iliskilerinin düzeyinde önemli bir yükselmeye neden olacagi düsünülüyor.
     
     
2001 YILINDA TÜRKIYE - ALMANYA ILISKILERI
     Almanya-Türkiye iliskilerinde 2001 yilinin en önemli olaylarinin basinda, Türkiye'nin Berlin Baskonsoloslugu'nun tasinmasi isteminden vazgeçilip, Berlin'de kalmasina izin verilmesi yer aldi.
     Viyana Anlasmasina göre, ayni kentte bir ülkenin hem Büyükelçiligi hem de Baskonsoloslugu bulunmasinin mümkün olmadigi gerekçesiyle Alman tarafinin israr etmesi üzerine, Türkiye, Berlin Baskonsoloslugu'nu kente yaklasik 40 km mesefedeki Brandenburg eyaletinin baskenti Potsdamm'a tasima karari aldi ve burada bir bina da buldu. Berlin'de yasayan Türk vatandaslarin tepkisi üzerine Alman Disisleri Bakani Joschka Fischer, sadece Türkiye'ye mahsus olma sartiyla Büyükelçilik ile Baskonsoloslugun Berlin'de kalmasina izin verdi. Böylece de Berlin Baskonsoloslugu tasinmaktan kurtuldu.
     Türk-Alman iliskilerinde 2001 yilinin Subat ayinda Birlik 90/Yesiller Partisi milletvekili Angelika Beer'in, Türkiye ziyareti sirasinda kirmizi, sari ve yesil renkli bir saç bagi tasimasi küçük çapli bir krize neden oldu.
     Beer'in, terör örgütü PKK'nin sembolü olan renkleri saç baginda tasimasi Türkiye'de büyük tepki çekerken, Beer, bu konudaki açiklamasinda, ''Saç bagimi, PKK sempatizani oldugum için tasimiyorum. Kuzey Irak'ta öldürülen arkadasim Lissy Schmidt'in anisina tasiyorum. Beni ve siyasi çabalarimi bilenler teröristlere sempati duymadigimi, sadece insan haklari için mücadele ettigimi bilirler'' dedi.
     
     HUKUKI SORUNLAR
     Türk-Alman iliskileri açisindan diger önemli bir gelisme de Adalet Bakani Hikmet Sami Türk'ün, Almanya Adalet Bakani Herta Daeubler-Gmelin'in davetlisi olarak Subat ayinda Almanya'ya gelmesiydi.
     Türk, Türkiye ile Almanya arasinda hukuk alaninda bazi sorunlarin mevcut oldugunu, Türkiye'nin Almanya'dan iadesini istedigi bazi mahkumlarin, Türkiye'de idam cezasi oldugu ya da ''siyasi tutuklu'' olarak görüldükleri için iade edilmediklerini, Türkiye'de ise bu mahkumlarin çogunun ''terörist'' olarak görüldügünü söyledi. Daeubler-Gmelin de Haziran ayinda Türkiye'ye gitti.
     Devlet Bakani Sükrü Sina Gürel de Almanya'ya yaptigi ziyaretlerde, Alman yetkililerle çesitli konularda temaslarda bulundu. Gürel, Almanya'nin çesitli kentlerinde Türk dernek temsilcileri ve vatandaslarla da biraraya gelerek, sorunlari hakkinda bilgi aldi.
     
     DÖNER HAMBURGERI SOLLADI
     Dönerin, Almanya'da 30. yilini kutlamasi da bu yilin önemli olaylarindan biriydi. Almanya'da ilk kez 1971 yilinda Mehmet Aygün adli Türk vatandasi tarafindan satilmaya baslanan dönerin, Almanya'da her gün 300 ton tüketildigi ve yilda sagladigi yaklasik 2.5 milyar marklik ciro ile hamburgeri çok geride biraktigi bildirildi.
     Almanya-Türkiye iliskileri açisindan diger önemli bir olay da, Almanya'ya Türk isgücü göçünün baslamasinin 40. yilinin kutlanmasi oldu. Göçün 40. yili Almanya'nin çesitli kentlerinde farkli etkinliklerle kutlandi.
     
     TURIZM
     Bu arada, eski Turizm Bakani Erkan Mumcu da Berlin'de düzenlenen Uluslararasi Turizm Borsasi Fuari'na (ITB) katilmak amaciyla Mart ayinda Berlin'e gelerek, Türk ve Alman tur operatörleriyle temaslarda bulundu.
     Turizm Bakani Mustafa Tasar, ABD'deki 11 Eylül terör saldirilarindan sonra Almanya'yi ziyaret ederek, Frankfurt, Hamburg, Hannover, Düsseldorf, Köln ve Wiesbaden kentlerinde, Türkiye'ye turist tasiyan uçak sirketlerinin temsilcileri, Türk kökenli küçük ölçekli tur operatörleri, Almanya'nin önde gelen seyahat sirketleri TUI, REWE, Thomas Cook, Hazar, GTI ve Öger Tours yetkilileriyle görüstü. Tasar, Türkiye'nin, turizm gelirini 2002 yilinda iki katina çikaracagini söyledi.
     Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Ekonomi ve Ulastirma Bakani Ernst Schwanhold'un davetlisi olarak Almanya'ya gelen Çevre Bakani Fevzi Aytekin de Türkiye'ye enerji konusunda yatirim yapmak isteyen Alman isadamlariyla görüstü.
     
     TÜRKIYE-AB
     Disisleri Bakani Ismail Cem de Ekim ayi basinda Alman meslektasi Joschka Fischer'in davetlisi olarak Berlin'e geldi. ABD'deki temaslarindan sonra Almanya'ya gelen Disisleri Bakani Cem, Fischer ile terörizmle mücadelede uluslararasi isbirligini, Ortadogu'daki durumu, Türkiye'de AB üyeligiyle ilgili yapilan reformlari ve ikili iliskileri görüstü.
     Cem, Welt am Sonntag adli gazete tarafindan düzenlenen ''12. Silahli Kuvvetler ve Toplum Forumu''nda yaptigi konusmada da Türkiye'nin bir ''cephe ülkesi'' oldugunu, Körfez krizi sirasinda büyük zarara ugradigini belirterek, ''ABD'deki terörist saldirilardan sonra simdi bir kez daha cephe ülkesiyiz. Bu nedenle Türkiye ortak Avrupa güvenlik ve savunma politikasina dahil edilmelidir'' dedi.
     ANAP Genel Baskani, Devlet Bakani ve Basbakan Yardimcisi Mesut Yilmaz, Ekim ayinda Berlin'e gelerek, Basbakan Gerhard Schröder ile Türkiye'nin AB üyeligini ve uluslararasi terörizme karsi mücadele konularini görüstü ve Türkiye'de yapilan anayasa degisiklikleri hakkinda bilgi verdi.
     
     ALMANYA'DAKI TÜRKLERIN TASARRUFLARI
     Sermaye Piyasasi Kurulu (SPK) tarafindan, Almanya'da yasayan Türk vatandaslarinin tasarruflarini Türkiye'de degerlendirmeleri amaciyla Kasim ayinda Berlin'de düzenlenen tanitma ve bilgilendirme toplantisina katilmak için, Maliye Bakani Sümer Oral, Devlet Bakani Sükrü Sina Gürel ve Devlet Bakani Faruk Bal, baskent Berlin'e geldi. Devlet Bakani Bal, Hamburg, Köln, Frankfurt ve Münih'te düzenlenen bilgilendirme toplantilarina da katildi.
     
     ''KARA SES''IN OGLUNUN IADESI
     Bu yilin Türk-Alman iliskileri açisindan bir önemli gelismesi de Almanya Içisleri Bakani Otto Schily'nin Dernek Yasasi'nda, derneklere dini imtiyaz taniyan maddenin kaldirilarak, köktendinci derneklerin yasaklanmasi ve ''kara ses'' olarak bilinen Cemalettin Kaplan'in cezaevinde bulunan oglu Metin Kaplan'in Türkiye'ye iade edilebilmesi yolunun açilmasi oldu.
     
     
2001 YILINDA TÜRKIYE - KANADA ILISKILERI
     ABD'nin New York ve Washington kentlerinde 11 Eylül'de düzenlenen terörist eylemler, Kanada'yi da sarsti.
     Saldirinin ardindan Montreal ve Toronto gibi bazi büyük kentlerde protesto eylemleri düzenlenirken, olaylar sirasinda özellikle Türklere ve Türk toplumuna ait hiçbir merkez hedef alinmadi.
     ABD ve Kanada arasindaki sinir güvenliginin yeniden gündeme gelmesine neden olan 11 Eylül saldirilari, göçmenlik yasasi da dahil birçok güvenlik düzenlemesinin yeniden ele alinmasina zemin hazirladi.
     Sinir geçislerinde güvenlik arastirmalarinin yogunlastirilmasi, göçmenlikle ilgili yeni düzenlemeler ve ülkeye yasadisi yollardan kaçak girislerin engellenmesi için çesitli tedbirler gündeme geldi.
     
     ERMENI SOYKIRIM IDDIALARI
     Kanada parlamentosunda sözde Ermeni iddialarini gündeme getirme çabalari bu yil da sürdü. Son olarak Ekim ayinda Parlamento oturumunda, sözde Ermeni soykirim iddialarinin görüsülmesi talebi, Ottawa hükümetinin de kararli tutumu sayesinde reddedildi.
     
     ATOM EGOYAN'IN FILMI
     Kanadalı film yönetmeni Atom Egoyan'in çekimlerini tamamladigi ''Ararat'' adli filmin ilk kez Cannes Film Festivali'nde gösterime girmesi bekleniyor.
     Film çekim asamasindayken, Kanada Türk Dernekleri Federasyonu Baskani Seyhan Nuyan, Atom Egoyan ile görüserek, filme konu edilen dönemde yasanan olaylari her iki yönüyle degerlendirme imkani buldu.
     
     2008 OLIMPIYATLARI
     Istanbul gibi 2008 Olimpiyat Oyunlari'na evsahipligi yapma hazirligi içindeki Kanada'nin Toronto kentinin bu firsati kaçirmasi, ülke çapinda hayal kirikligina neden oldu. Olimpiyatlar öncesinde hazirliklara çok önceden baslayan Toronto yerel yönetimi, bu çerçevede havaalanini da genisletmekteydi.
     
     KANADA'DA EKONOMIK DURGUNLUK
     ABD'deki saldirilardan önce de gündemde olan ekonomik durgunluk, 11 Eylül olaylarindan sonra hiz kazandi. Kanada'da ülke çapinda yeni is imkanlari azalirken, Canada 3000 gibi havayolu sirketleri iflas etti. Air Canada'da da toplu isten çikarmalar gündeme geldi. Bunun yani sira 2001 yilinin son dönemlerinde otomotiv sektöründe de satislarin azalmasi nedeniyle yan sanayide isten çikarmalar artti.
     
     IKILI ILISKILER VE ETKINLIKLER
     Kanada Savunma Bakani Art Eggleton, Nisan ayinda Türkiye'yi ziyaret ederek, Milli Savunma Bakani Sabahattin Çakmakoglu ile biraraya geldi. Görüsmede, ikili ortak savunma ve güvenlik çikarlari üzerinde duruldu.
     Sanayilesmis ülkeler grubu G-7 üyeleri ile Türkiye'nin de aralarinda bulundugu bazi ''önemli yükselen pazarlari'' biraraya getirmek üzere önceki yil kurulan G-20 olusumunun maliye bakanlari düzeyindeki üçüncü toplantisina Kanada ikinci kez evsahipligi yapti. Toplanti, Ekonomiden sorumlu Devlet Bakani Kemal Dervis, Merkez Bankasi Baskani Süreyya Serdengeçti ve beraberindeki heyet üyelerinin önemli ikili temaslarda bulunmalari açisindan verimli geçti.
     Kanada'nin Toronto kentine fahri Baskonsolos olarak Yaman Üzümeri atandi.
     Siyasi gelismelerin yani sira 2001 yili Kanada'da çesitli kültürel faaliyetlere de tanik oldu. Milli ve dini bayramlar dolayisiyla Toronto, Montreal ve Ottawa gibi büyük merkezlerde düzenlenen kutlamalarin yani sira 10 Kasim'da Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü anma etkinlikleri yapildi.
     
     
2001 YILINDA TÜRKIYE - YUNANISTAN ILISKILERI
     Türkiye ile Yunanistan arasindaki yakinlasma, gerek hükümetler gerekse sivil toplum örgütleri düzeyinde 2001 yilinda da sürdü. Buna paralel olarak Ankara ile Atina'nin, ikili sorunlara iliskin tartismalari da devam etti.
     Disisleri Bakani Ismail Cem ve Yunanistan Disisleri Bakani Yorgo Papandreu'nun, ''ikinci derecede önem tasiyan'' konulari kapsayan diyalogu, yil içinde imzalanan yeni anlasmalar ve karsilikli ziyaretlerle canli tutuldu.
     2001, ayni zamanda Türkiye ile Yunanistan arasindaki yakinlasma çerçevesinde gelisen iliskilerin artik rutin bir karakter almaya basladigi yil oldu. Türk ve Yunan Disisleri Bakanliklari üst düzey yetkilileri arasindaki periyodik toplantilar, Türk-Yunan Is Konseyi toplantilari, ticaret fuarlari, Yunanistan'a transfer olan Türk sporcu sayisinin artmasi, Türkiye'de en çok dinlenen parçalarin arasina Yunan sanatçilarca seslendirilenlerin girmesi gibi gelismeler, 2000 yilindaki kadar ses getirmedi.
     Yakinlasmaya iliskin olaylarin gazete mansetlerine tasindigi ve çok tarafli tartisildigi dönemler de oldu. Papandreu'nun Haziran ayinda Sisam (Samos) adasinda Cem'i agirlarken Zeybek oynamasi, hem Türk hem de Yunan gazetelerinin birinci sayfalarina ve televizyon haberlerinin ilk sirasina tasindi. Cem'in Kasim ayindaki Atina ziyareti sirasinda imzalanan kaçaklarin iadesine iliskin protokol de Yunan gazetelerinin ''çok önemli gelismeler'' siralamasinda yerini buldu.
     
     BATI TRAKYA
     Bati Trakya Türk Azinligi, yakinlasmanin getirdigi yumusak havayi bu yil daha yakindan hissetti.
     Geçmis yillarda sik sik olumsuz gelismelerle gündeme gelen bölge, geçtigimiz yil bu açidan öne çikmadi. Aksine, Bati ve Dogu Trakya'daki Yunan ve Türk Belediyelerin Isbirligi Protokolü imzalamalari gibi ortak bölgesel projeler yasama geçirildi.
     Ancak, yumusama, Atina'nin Türk Azinlik tarafindan seçilmis müftüleri tanimamasi ve bölgedeki Türkleri ''Müslüman Azinlik'' ifadesiyle tanimlayarak, adinda Türk sözcügü bulunan dernek ve birliklerin faaliyet göstermesine izin vermemesi gibi uygulamalarin devamina engel olmadi. Türk Azinlik'in egitimle ilgili sorunlari ise uzun yillardan bu yana oldugu gibi geçen yil da Atina'nin ilgisini beklemeye devam etti.
     
     KIBRIS
     Atina ve Ankara'nin ikili bir sorun olmadigini özenle vurguladiklari Kibris ise gerek yakinlasma çerçevesindeki faaliyetlerin gerekse Yunanistan'da ''milli konular'' olarak tanimlanan ikili sorunlarin hemen hiç disinda kalmadi.
     Papandreu'nun Cem'i agirladigi sirada Zeybek oynamasi en büyük gürültüyü Kibris Rum Kesimi'nde kopardi ve ''milliyetçi'' basin eliyle Atina'da da yankilandi.
     Kibris, Türkiye'nin Avrupa Birligi üyeligi adayligindan, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasi'na, hemen her alanda varligini hissettirdi, ancak en beklenmedik gelisme de bu alanda kaydedildi.
     Kuzey Kibris Türk Cumhuriyeti Cumhurbaskani Rauf Denktas'in, Rum Yönetimi Lideri Glafkos Klerides'e yüz yüze görüsme davetinde bulunmasi ve Rum liderin bu daveti kabulünün ardindan yapilan görüsmede, müzakarelere 16 Ocak'ta baslanmasi karari alinmasi Atina'yi karistirdi.
     Özellikle Yunan basini, Kibris'a iliskin, ''AB üyeligi Kibrisli Türklerin de yararina, BM kararlari çerçevesinde çözüm istiyoruz, sahte devlet ve isgalci Türkiye'den'' ibaret menüsüne, Denktas'in Klerides'e KKTC'deki evinde sundugu imambayildiyi eklemekte zorlandi.
     Yunanistan Hükümeti ise gelismeyi, Hükümet Sözcüsü Hristo Protopapas'in ifadeleriyle ''Türk tarafinin niyetinin ne oldugunun henüz bilinmedigi'' gerekçesiyle ''ihtiyatli bir iyimserlikle'' karsiladi.
     
     AVRUPA ORDUSU
     Kibris konusu, Yunanistan Basbakani Kostas Simitis'in ifadesiyle ''yeni bir yola'' girmisken, Atina, bu kez Ankara'nin yaptigi bir baska sürprizin sancilarini çekmeye basladi. AGSP çerçevesinde olusturulmasi planlanan ''Avrupa Acil Müdahale Gücü'' ya da Yunan basinin deyimiyle ''Avrupa Ordusu''nun kurulusunun önündeki tek engel olarak takdim edilen Türkiye, ABD ve Ingiltere ile yürüttügü müzakerelerin uzlasmayla son buldugunu açikladi.
     O güne kadar, konunun ''AB ile NATO arasindaki bir mesele'' oldugunu söylemekle yetinen Atina, koro halinde ''Ege ve Kibris'in, Türklerin baskisi altinda Avrupa ordusunun müdahale alanindan çikarilmasinin Yunanistan'in milli çikarlarinin çignenmesi anlamina geldigi'' çigliklari atan Yunan basininin da baskisiyla vetosunu kullanacagi isaretleri vermeye basladi. Türkiye ise konunun kendisi için çözümlenmis oldugunu açiklamakla yetindi.
     Türk-Yunan iliskilerinde 2000 yili yakinlasmanin hukuki alt yapisinin hazirlandigi, 2001 ise pekistirildigi yil oldu. Yil sonunda gelisen Kibris'taki beklenmeyen hareketlenme ise Türkiye ile Yunanistan arasindaki iliskilerin, iki komsu arasindaki dogal isbirligi sürecine girilene kadar asilacak yolun iki taraf için de sürprizlerle dolu oldugunu gözler önüne serdi.
     
2001 YILINDA TÜRKIYE - RUSYA ILISKILERI
     Türk-Rus iliskilerindeki ekonomik öneminin yani sira gelecekte iki ülkeyi siyasi açidan da birbirine yaklastiracak stratejik bir bag olmaya aday Mavi Akim dogalgaz boru hatti, yil içinde iliskilerin öne çikan en önemli unsurlarindan biri oldu.
     Hattin yeni yilda düzenlenecek açilis törenine, Türkiye'ye resmi ziyareti sirasinda katilmasi beklenen Devlet Baskani Vladimir Putin'in bu ziyaretinin hazirliklari yil içinde devam etti.
     Hat ile ilgili Türkiye'de yogun siyasi tartismalarin oldugu bu yil içinde, projenin yapiminda en önemli asamaya da gelindi. Hattin Karadeniz yatagindaki kisminin insaati basladi. Aralik ayi basinda, hattin bu bölümünün yarisinin insaati tamamlandi, bu tarihlerde, güzergahin en derin noktalarina, 2100 metreye ulasildi, böylece dünyada ilk kez bu kadar derine boru hatti dösenmis oldu.
     
     PETROL BORU HATTINDA DA ORTAKLIGA DOGRU
     Türkiye ve Rusya arasinda yillardir bir rekabet alani olarak ortaya çikan petrol boru hatlari konusunda da Moskova, Türkiye'nin öteden beri savundugu ortakliga dogru adimlar atti.
     Bu alandaki rekabetin varligi, Rusya'nin Karadeniz kiyilarina ulasan Tengiz-Novorossisk petrol boru hattini tamamlamasi, Bogazlar'in petrol trafigine ek yük getirecek bu hattin faaliyete geçmesi sonucu daha fazla hissedildi. Rusya hattindan yükleme yapan ilk tanker, 14 Ekim'de Bogazlar'a dogru yola çikti. Rusya Enerji Bakanligi, ''hat, Bogazlar'in kapasitesini zorlamayacak. Türkiye'den engelleme beklemiyoruz'' açiklamasi yapti.
     Buna karsin bu hattin, Bakü-Ceyhan ile entegre edilebilecegi, Türkiye'nin Bogazlar ile ilgili savundugu tezlerin hakli olabilecegi görüsleri de Rusya'da ilk kez bu yil seslendirilmeye baslandi. Rusya Disisleri Bakan Yardimcisi Ivan Ivanov, Moskova'da Mayis ayinda düzenlenen ve Türk-Rus ekonomik iliskilerinin tartisildigi bir seminerde, ''Bakü-Ceyhan'in insaatina katilmaya haziriz. Bunun için siyasi bir önsartimiz da yok'' dedi. Bakü-Ceyhan'i o güne kadar neredeyse hiç görmeyen, ''gerçeklestirilmesi imkansiz'' kabul eden Moskova'nin tutum degistirmeye basladigi böylece ortaya çikti. Oysa Enerji Bakani Aleksandir Gavrin daha Ocak ayinda, ''Katilmamiz yönünde davetler aliyoruz. Ama proje ekonomik degil. Katilmamiz mümkün degil'' demisti.
     Bu tutum degisikligi, insaata katilma tartismasindan bir ileri asamaya, Rusya'nin kendi petrolünü de bu hatta verebilecegi asamasina da ulasti. Ülkenin en büyük petrol üretim sirketi olan Lukoil, Bakü-Ceyhan projesinde yer almak istegiyle hükümetten, bunun önünün açilmasi için siyasi bir karar almasini istedi. Rus basininda yil sonuna dogru yer alan Lukoil kaynakli haberlerde de ''Bogazlar'in petrol tasima kapasitesinin sonuna ulasildi, Hükümet kararini acilen vermeli yoksa oyunu kaybederiz. Hattin ekonomik olmadigi, Rusya'ya karsi siyasi gerekçelerle istendigi gibi basit, yapici olmayan tartismalardan kaçinmaliyiz'' gibi temalar islenmeye baslandi. 24 Aralik'ta da Lukoil'de, ''Tengiz-Novorossisk ile Bakü-Ceyhan'in ara bir hat ile birbirlerine baglanmasi olasiligi'' tartisildi.
     
     BIR BASKA ILK
     Türk-Rus iliskilerinde bir baska ilk de Parlamento'nun alt kanadi Duma'da ortaya çikti.
     Yillardir, özellikle terör örgütüne destek kararlarini üst üste almasiyla taninanan Duma, üstelik dünyada üst üste Ermeniler lehine sözde soykirim kararlarinin alindigi bir dönemde, gündemine 14 Subat'ta bu konuyu aldi. Ancak Türkiye'nin yaptigi girisimler sonucu karar, sahibi olan asiri milliyetçi Vladimir Jirinovski grubu tarafindan geri çekildi. Türkiye aleyhine kararlari neredeyse hiç tartismadan oybirligiyle geçirmesine alisik olunan Duma, bu kez Putin yönetiminin de etkisi ve Mavi Akim'in sagladigi yakinlik sonucu, alisildik tutumunu birakmis oldu.
     
     TERÖR
     Terör, iki ülke iliskilerinin yine önde gelen konularindan biriydi. Çeçenistan'a sözde destek veren teröristler, 22 Nisan gecesi Swissotel'e baskin düzenlediklerinde, henüz bir ay önce Istanbul-Moskova seferini yapan yolcu uçaginin Suudi Arabistan'a yine ayni gerekçelerle kaçirilmasinin soku daha atlatilmamisti.
     Putin, hem Rus, hem de Türk vatandaslarinin öldügü uçak kaçirma eylemiyle ilgili olarak, ''bu trajedi, uluslararasi terörizme karsi isbirligimizi artirmamizin nedeni olsun'' demis, bakanlarina da ''Türkiye'ye, terörizme karsi, onlarin da kabul edebilecegi isbirligi önerileri sunalim'' direktifi vermisti.
     Ancak 2001, Putin'in bu isteklerinin gerçeklestirildigi yil olamadi. Rusya, terör örgütü PKK'nin Türkiye'yi yillardir rahatsiz eden, Rusya'daki merkezlerinin faaliyetlerine göz yummaya devam etti.
     Disisleri Bakani Ismail Cem, Nisan ayi sonunda, Karadeniz Ekonomik Isbirligi Örgütü toplantisi için Moskova'da bulundugu sirada Rus meslekdasi Igor Ivanov ile görüstü. Görüsmeler, Ivanov'un Haziran ayinda Türkiye'ye yaptigi ziyarette de sürdü. Putin'in yapacagi ziyaretin ayrintilarinin da ele alindigi bu temaslar sirasinda, teröre karsi isbirligi üzerinde de duruldu.
     Putin baskanligindaki Rusya Güvenlik Konseyi'nin sekreteri Vladimir Rusaylo da Subat ayinda Ankara'yi ziyaret etmisti.
     
     11 EYLÜL SONRASI
     ABD'deki 11 Eylül saldirilarinin ardindan terörizme karsi isbirligi konusunda yine bir çözüm beklentisi dogdu. Ancak beklentiler henüz gerçeklesmedi.
     Türkiye'nin Moskova Büyükelçisi Nabi Sensoy, saldirilardan sonra, 19 Ekim'de gazetecilerin sorularini yanitlarken, ''terörizme karsi isbirligi, terörün kaynaklarinin, mali imkanlarinin kurutulmasi konularinin iki ülkenin sürekli gündeminde oldugunu, ancak Rusya'nin, terör örgütü PKK'ya yönelik tutumunda, 11 Eylül öncesine göre bir degisiklik gözlemlemediklerini'' açikladi.
     Rusya Disisleri Bakan Yardimcisi Anatoli Safonov da 16 Aralik'ta, ''iki ülke, terör konusunda birbirlerini daha iyi anlamaya çalismali, birbirlerinin kaygilarini hissetmeli. Oysa her iki ülke de kendi acisina daha fazla önem veriyor. Komsu, komsunun agrisini iyi anlamaya çalismali'' dedi.
     Teröre karsi kullandigi tezler Türkiye'nin yillardir savundugu tezlere çok benzemeye baslayan, hatta Türkiye'nin öteden beri savundugu ''terör, insanliga karsi suç kategorisine alinmali'' önerisinde bulunan Rusya, uygulamada Türkiye ile çeliskilerini gideremezken, Türkiye'yi Çeçen teröristler konusunda suçlamayi da sürdürdü. Son açiklama, 9 Aralik'ta, Güvenlik Konseyi Sekreteri Rusaylo'nun idi. Bu yetkili, Türkiye'yi, çifte standartli davranmakla suçladi. Rus polisinin, organize suç sebekelerinin izin sürerken terör örgütü PKK'nin Yaroslavl kampina ve Moskova'daki ''Kürt Evi'' adli merkeze baskin düzenlemesi de etkisiz kaldi.
     
     FUTBOL, ORTA ASYA, TURIZM
     2001 yili iki ülke iliskilerinin diger konularinin gündeme geldigi gelismelerin yani sira iki ülkenin birlikte ilgilendigi diger alanlardaki gelismelerle de geçti.
     Rusya Savunma Bakani Igor Sergeyev, Türkiye'nin, Kibris Rum Kesimi'ne karsi güç kullanma tehdidinde bulundugunu iddia etti. Ancak Moskova, Denktas-Klerides görüsmesi sonrasinda, gelismeyi memnuniyetle karsiladigini açikladi.
     Rusya, hem Ocak, hem de Aralik aylarinda AGIT'ten, ''yalnizca benimle ve Çeçenistan ile degil, Güneydogu Avrupa ile de aktif olarak ilgilen'' talebinde bulundu.
     Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezer'in Ekim ayindaki Tacikistan ve Pakistan gezilerinden sonra Rus basininda, ''Bati, Afganistan konusunda Türkiye'ye büyük önem veriyor'' yorumlari çikti. Rus gazeteleri, Kuzey Ittifaki'nin zaferler dizisinde, Türk ve ABD subaylarinin katkisinin belirleyici oldugunu yazdi.
     Afganistan'daki operasyon sonrasinda Rusya'nin Orta Asya'daki ülkeler üzerindeki nüfuzunun güçlendigi yorumlari agirlik kazanmaya basladi. Rus basininda, ''ABD ve Rusya, Orta Asya'daki çikar alanlarini yeniden paylastilar'' yorumlari çikti. ABD Ulusal Güvenlik Danismani Condoleezza Rice, ''Rusya'nin bölgedeki çikarlarina saygi duyuyoruz'' dedi.
     Rusya, Ekim ayinda Iran ile 280 km menzilli karadan karaya taktik füze sistemi ''Iskander-E''nin satis pazarligini yapti.
     Rusya'nin nükleer atik ithal ederek para kazanmasini öngören yasa, Putin tarafindan Temmuz ayinda onaylandi. Gelisme, atiklarin Bogazlar üzerinden tasinabilecegi kaygisina yol açti.
     Turizm Bakani düzeyinde Moskova'ya yil içinde iki ziyaret yapildi. Türkiye, Rus turistlerin en çok gittigi ülke olmayi sürdürdü. Türkiye, Rusya'da en iyi tanitimi yapan ülke seçildi.
     ''Istanbul-2008'' olimpiyat umudu, Devlet Bakani Fikret Ünlü'nün de katildigi Moskova'daki toplantilarda yitirildi ve mesaleyi Pekin aldi.
     Türk-Rus Is Konseyi toplantisi Kasim ayi basinda Rusya'nin Tataristan Cumhuriyeti'nde yapildi. Devlet Bakani Yilmaz Karakoyunlu'nun katildigi toplantilar sirasinda Rusya, Türkiye'ye, ''binlerce küçük ölçekli isletmemizin özellestirilmesi sirada, ülkemize yatirim yapmanin tam sirasi'' çagrisi yapti.
     Nazim Hikmet'in ''Kirpikleri Mavi Kadin''i Vera, 19 Mart'ta öldü. Nazim'in bugüne kadar sakli kalan bazi özel esyalarinin, Vera tarafindan, sairin ölümünden sonra Türkiye'nin Moskova Büyükelçiligi'ne verildigi ve halen orada saklandigi ortaya çikti.
     Ve futbol: Rus basini, Dünya Kupasi finalleri kura çekiminden sonra Türkiye'ye, kendi ülkesinin milli takimindan daha fazla sans verdi. Ruslara göre, Türkiye çeyrek finale kadar yükselecek, Türkiye'yi bu asamada durdurmayi basaracak olan Arjantin, finale kadar uzanacak hatta kupayi alacak.
     
     
2001 YILINDA TÜRKIYE - ABD ILISKILERI
     Türkiye'de 2001 yilina damgasini vuran ekonomik sikintilar, ABD ile iliskilerde de ön planda yer alirken, 11 Eylül'ün ardindan, ABD ile diyalog ve isbirligi, Körfez Savasi'ndan bu yana ilk defa savas dönemi stratejik isbirligine tasindi.
     Türk-Amerikan iliskilerinde bu yilin en önemli konulari, Türkiye'deki ekonomik durum, terörizme karsi savas, Afganistan operasyonunda isbirligi, Irak politikalari, Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikasi (AGSP) ve Kibris oldu.
     Ekonomik sikintidan çikma çabalarinda ABD, Türkiye'ye tam destek verdi. 11 Eylül saldirilarinin hemen ardindan Türkiye, terörizme karsi savasta ABD ile her türlü isbirligini gösterdi. Laik, demokratik ve Müslüman ülke Türkiye'nin, Islam dünyasina model olarak önemi artti.
     ABD'nin Irak politikalari, Türkiye tarafindan yil boyunca yakindan izlendi. ABD'nin, ilerleme görmek istedigi AGSP konusunda, ABD, Ingiltere ve Türkiye arasinda bir anlasma saglandi ve Kibris konusu yil sonunda KKTC Cumhurbaskani Rauf Denktas'in girisimiyle çözüm yönünde hareketlendi.
     
     EKONOMI
     ABD, Kasim 2000 krizinin hemen ardindan, henüz Clinton yönetimi görevdeyken, Türkiye'nin bu krizden çikma çabalarina destek vermisti. Asil yardim, bu yil 21 Subat'ta yasanan krizden sonra ortaya çikti.
     Krizin hemen ardindan, ABD Baskani George Bush, Türkiye'ye destek mesaji verirken, Dünya Bankasi'nda Baskan Yardimcisi olarak görev yapan Kemal Dervis, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanligi ile görevlendirilmek üzere Ankara'ya davet edildi.
     Dervis'in göreve baslamasinin ardindan geçen 1.5 aylik dönemde Türkiye, krizden çikmak için IMF ile yeni bir program hazirliklari için görüstü. ABD Hazine Bakani Paul O'Neill'dan gelen açiklamalarda, Türkiye'nin yeni bir program için ciddi yapisal önlemler almasi gerektigi mesajlari verildi. Türkiye, bu yönde adim atinca ABD, Mayis ortasinda Türkiye'nin IMF ve Dünya Bankasi ile bu yil için öngörülen 15.7 milyar dolarlik kredi programina tam destek verdi. O'Neill, IMF kredisinin, Türkiye'ye verilecek son yardim oldugu uyarisinda bulundu.
     ABD, Temmuz basinda yasanan Telekom krizi sirasinda sorunun çözümü yönünde telkinlerde bulundu. Bu meselenin asilmasinin ardindan 11 Eylül'e kadar geçen zamanda Türkiye, ekonomik programin uygulanmasinda hem yapisal reformlar hem de uygulama yönünde basari elde ederken, ABD bu gelismelere sürekli destek verdi.
     11 Eylül'ün ardindan ise dünya ekonomisinde meydana gelen olumsuz gelismeler, Türkiye'ye de yansidi ve Türkiye, gelecek yilki borçlarinin döndürülebilmesi ve yapisal reformlara destek amaciyla ek kredi talebinde bulundu. Mayis ayinda, ''yeni kredi yok'' mesaji veren ABD ise Türkiye'nin programi uygulamasini basarili bularak, tutumunu degistirdi ve bu talebe sicak yaklasti. Sanayilesmis ülkelerden olusan G-7'nin diger ülkelerinin de destegiyle IMF, 15 Kasim'da gelecek yil için Türkiye'ye 10 milyar dolarlik ek kaynak saglama niyetini açikladi.
     ABD Hazine Bakani O'Neill, IMF'nin bu kararinin arkasinda olduklarini bildirdi. 2001 yili sona ererken, ABD'nin, Türkiye'nin ekonomik yönden düze çikma çabalarina destegi sürüyor.
     
     TERÖRIZME KARSI ISBIRLIGI
     Türkiye, 11 Eylül'ün ardindan ABD'ye, terörizme karsi savasta açik destek verdi. Incirlik basta olmak üzere askeri üsler, hava sahasi açildi. Asker gönderme karari alindi. Teröristlerin banka hesaplarinin dondurulmasinda isbirligi yapildi.
     Disisleri Bakani Ismail Cem, Mart ayinda yaptigi ilk ziyaretindeki görüsmesinden sonra, saldirilarin ardindan ikinci kez Washington'da, ABD Baskan Yardimcisi Dick Cheney ile Eylül sonunda biraraya geldi. Baskan yardimcilarinin Disisleri Bakanlari ile görüsmesi uygulamasi bulunmamasina ragmen, Cheney'nin Cem ile görüsmesi, Türkiye'ye verilen önemin isareti olarak yorumlandi.
     Cem'in beraberindeki Afganistan Koordinatörü Büyükelçi Aydemir Erman, Cheney'e, Türkiye'nin Afganistan'a iliskin bilgilerini birinci elden aktardi.
     
     IRAK POLITIKALARI
     Ankara'nin, yil içinde Bagdat ile iliskilerini ilerletmesi ABD'de kaygi yaratmakla birlikte, Amerikali yetkililer, ''diplomatik kanallarinizin açik olmasi iyi. Bu takdirde Irak'a, kitle imha silahlari üretmemesi gerektigini uygun dille anlatabilirsiniz'' yaklasimini benimsedi.
     11 Eylül sonrasinda, ABD'nin Afganistan'da baslattigi askeri operasyonun ardindan Irak'i ikinci hedef olarak alacagi endisesi, Türkiye'de artti. Gazete haberlerine dayali spekülasyonlar üzerine borsada dalgalanma yasandi. ABD Disisleri Bakani Colin Powell, Kasim sonunda A.A'ya verdigi demeçte, ''kimse Irak'a savas ilan etmedi. Bu yönde kesin bir karar yok. Ancak gözümüz Saddam'in üzerinde'' diyerek, bu konuya iliskin yönetimde kesin bir planin bulunmadigina isaret etti.
     Amerikan hükümetinde, ''sahinler'' olarak adlandirilan ve basini ABD Savunma Bakan Yardimcisi Paul Wolfowitz'in çektigi bir grup, Irak'in da terörizmle savasta ''aradan çikarilmasini'' savunuyor. ABD Baskan Yardimcisi Dick Cheney ve Powell ise operasyonun simdilik Afganistan ile sinirli kalmasindan yana tavir koyuyor. Irak'in, 11 Eylül terörist saldirilariyla baglantisi olduguna dair bir kanit bulunmadigi belirtiliyor.
     Son dönemde Afganistan'da hedeflerin tükenmesi, Irak'a operasyon kaygilarini artirsa da ABD, kesinlesmis bir plani bulunmadigini vurguluyor. Bush, ABD'nin gözünün, Irak'in kitle imha silahlari üterip üretmedigi üzerinde oldugunu bildiriyor.
     Bu arada, Irak'in Ankara Büyükelçisi Faruk Hicazi'nin terör örgütü El Kaide ile baglantisi bulundugu yönünde Amerikan medyasinda bazi haberler yer aldi. Hicazi'nin, kisa süre önce Ankara'daki görevini tamamlayarak Bagdat'a döndügü haberi, ABD tarafindan memnuniyetle karsilandi.
     
     KIBRIS
     ABD'nin Kibris konusundaki rolü, son gelismelerde katalizör islevi gördü. ABD, Kibris sorunu çözülmezse Kibris Rum Kesimi'nin Avrupa Birligi'ne girmesine karsi çikmayacagi mesajini, ''biz AB üyesi degiliz, Rum Kesimi'nin üyeligini bloke edemeyiz'' sözleriyle iletti. Ancak ABD, bu gelismenin, Türk-Yunan iliskilerine olumsuz etkisinden kaygilanarak, Kibris konusundaki çözüme yardim çabalarini yogunlastirdi.
     Kibris konusunda girisim önderligi bu yil ABD'de olmadi, ancak AB'deki takvim sikismasindan dolayi konu, Bush yönetiminin gündeminde yer aldi. KKTC Cumhurbaskani Rauf Denktas'in, Rum Yönetimi lideri Glafkos Klerides'i, Lefkosa'da yüz yüze görüsmeye çagirmasi dönüm noktasi oldu.
     Denktas ve Klerides, Lefkosa'da biraraya geldi ve bir sonraki aksam birlikte yemek yediler, Ocak ayinda yeniden yüz yüze görüsmelerde bulusma konusunda da anlastilar.
     ABD Disisleri Bakanligi'nin Kibris Özel Temsilcisi Tom Weston, görüsmelerin baslamasinda Denktas'in rolünün takdir edilmesi gerektigini vurgularken, bu gelismelerin ABD'de memnuniyetle karsilandigini bildirdi. ABD Disisleri Bakani Powell da gelismeleri, ''büyük bir adim'' olarak degerlendirdi.
     
     AGSP
     Eski Baskan Bill Clinton'dan sonra, 20 Ocak'ta göreve geldigi zaman AGSP anlasmazliginda Türkiye'ye daha yakin olacagi düsünülen ABD yönetiminde, baska bir ikilik yasandi. ABD Savunma Bakanligi Pentagon, Türkiye'ye daha yakin yaklasim gösterirken, Amerikan Disisleri Bakanligi, Clinton dönemi politikalarini sürdürdü.
     AGSP konusunda daha sonra ABD, sorunun iki tarafin da çikarlarinin gözönünde tutularak çözülmesi için büyük çaba gösterdi. Mayis ayindaki görüsmelerde sonuca ulasilamadi, ancak Kasim sonunda ABD, Ingiltere, Türkiye'nin temel kaygilarinin giderilmesi karsiliginda, AGSP'nin faaliyete geçebilmesi yönünde Ankara ile anlasmaya vardi.
     
     BAKÜ-CEYHAN
     Bush yönetiminin göreve baslamasinin ardindan, Bakü-Ceyhan boru hattinin gelecegine iliskin tereddüt yasandi. Ermeni lobisine yakinligiyla taninan Spencer Abraham'in Enerji Bakanligi'na getirilmesi de kaygi yaratti. Ancak zaman içinde, yeni ABD yönetimi de Bakü-Ceyhan projesine, Clinton yönetimi kadar bagli oldugunu vurguladi.
     Bazi kaygilarin tersine ABD, Iran ile ekonomik yönden yumusamaya girmedi.
     Bu hatta Ermenistan'in da dahil edilmesi yönündeki Ermeni lobisinin çabalari ise basarili olamadi. ABD'nin, Bakü-Ceyhan hattina bagliligi, Powell'in Kazakistan ziyaretinde de dile getirildi.
     
     ABD'DEKI ERMENI LOBISI
     Bu yil, Türk-Ermeni Uzlasma Komitesi'nin olusturulmasi, ABD'deki Ermeni lobisinin kendi aralarinda bölünmesine yol açti. Her firsatta Türkiye karsiti faaliyetlerde birlikte hareket eden Amerika Ermeni Birligi (AAA) adli dernek, komitenin çalismalarina destek verirken, Ermeni Ulusal Komitesi (ANCA), komisyona karsi sert tavir koydu.
     Emekli Büyükelçi Özdem Sanberk ile AAA Baskani Vartan Krikoryan'in baskanlik ettigi komitenin çalismalarina Türkiye daha olumlu yaklasirken, Ermeniler soykirim iddialarindan geri adim atmadi.
     Ancak 11 Eylül sonrasinda dünya konjonktürünün de degismesiyle Ermeniler kongreye yeni bir soykirim tasarisi sunmaya girismediler. Terörizme karsi mücadele ve ekonomideki gerilemenin önünün kesilmeye çalisildigi bir dönemde, kongrenin bu tür bir konuyla ilgilenmesi mümkün görülmüyor.
     
     ASKERI ILISKILER
     ABD ile 2001 yilinda, Türkiye'deki ekonomik sikintilarin da etkisiyle büyük boyutlu silah alimi anlasmasi imzalanmadi. Ancak Türkiye'nin taarruz helikopteri ve havadan erken ihbar uçagi gibi milyarlarca dolarlik projelerinde kontrat görüsmelerinde ilerleme saglandi.
     Uzmanlar, taarruz helikopterinde Bell Helikopter sirketi, havadan erken ihbar uçagi projesinde de Boeing sirketiyle gelecek aylarda sözlesme imzalanmasinin beklendigini belirtiyorlar.
     Öte yandan, ABD'nin halen üzerinde çalismakta oldugu Türkiye'ye yardim paketi çerçevesinde Türk Silahli Kuvvetleri'ne, aralarinda bazi helikopterlerin de bulundugu ihtiyaç fazlasi silah ve teçhizatin hibe edilmesi, askeri kredi borcu FMS'lerin silinmesi ve uygun kosullarda deniz helikopteri satilmasi konulari ihtimal dahilinde bulunuyor. Ancak bu konularda, kesin karar henüz çikmadi.
     




 SAYFA BAŞI 



  2001 YILI NASIL GEÇTİ?


Türkiye'de 2001 yılı
Ekonomide 2001 yılı
Borsa ve dövizde 2001 yılı
Dünyada 2001 yılı
2001 yılında Türkiye'nin dış ilişkileri
Sporda 2001 yılı