27 Aralık 2002 Cuma


ANA SAYFA



BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE


   
 2002 YILI NASIL GEÇTİ?
TÜRKİYE   | DÜNYA   | SPOR   | EKONOMİ   | YILIN FOTOĞRAFLARI

Ocak
Şubat
Mart
Nisan
Mayıs
Haziran
Temmuz
Ağustos
Eylül
Ekim
Kasım
Aralık
TÜRKİYE

57. Hükümet'in Başbakanı Bülent Ecevit'in rahatsızlanması, 2002 yılı boyunca siyaset alanında yaşanan hızlı gelişmelerin başlangıcını oluşturdu. Erken seçim yapıldı, hükümet ortakları ve anamuhalefet partisi baraja takıldı, iki parti parlamentoya girebildi. Siyasetin önemli isimleri sahneden çekildi, AK Parti tek başına iktidara geldi.

Can kaybına da yol açan soğuklarla başlayan 2002 yılının ilk aylarında ağırlıklı olarak AB uyum yasaları konuşuldu. Bu yasalar hükümet ortakları MHP ile ANAP arasında tartışmaya neden olurken, TCK'nın 159 ve 312. maddelerini yeniden düzenleyen hükümlere MHP'nin ret oyu vermesiyle hızlanan süreç, özellikle idam cezasının kaldırılması, ana dilde öğrenim ve yayın konularında ''kriz'' belirtileri verdi. ANAP, bu düzenlemelerin AB üyelik süreci açısından önemine işaret ederken, MHP, bunları ''ön şart ve dayatma'' olarak nitelendirdi. Başbakan Ecevit ise konuyu TBMM zemininde çözmeye çalışarak, tartışmanın hükümet sorununa dönüşmesini önlemeye çalıştı.

Avrupa Birliği Komisyonu Ankara Temsilcisi Karen Fogg'un, internetten üzerinden yaptığı ve İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in tarafından açıklanan yazışmaları ile AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 10 yıl önce Rize'de yaptığı bir konuşmadaki ifadeleri de yılın ilk aylarının önemli tartışma maddelerini oluşturdu.

Fogg'un yazışmaları yargıda soruşturma konusu da oldu. Erdoğan'ın sözleri konusundaki en dikkati çeken değerlendirme, 23 Nisan resepsiyonunda Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'ndan geldi. Orgeneral Kıvrıkoğlu, Erdoğan'ın düşüncelerinde değişen bir şey olmadığını ifade ederek, ''28 Şubat'ın bin sene devam edeceğini boşuna demediklerini'' söyledi.

ECEVİT, HASTANEDE...

Başbakan Bülent Ecevit'in 4 Mayıs'ta Başbakanlık Merkez Binası'nda çalışmalarını sürdürürken rahatsızlanarak Başkent Üniversitesi Hastanesi'ne kaldırılması, hızlı gelişmelerin başlangıcı oldu.

Doktoru Prof. Dr. Turgut Zileli'nin ''basit bir bağırsak enfeksiyonu'' olduğunu belirttiği rahatsızlığının ardından Ecevit, ikinci kez hastaneye yatırıldı.

Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, ''Ecevit'in sol dokuzuncu kaburgasında travmatik kırık ve yumuşak doku zedelenmesinin yanı sıra sol bacağında başlangıç safhasında tromboflebit (kirli damar iltihabı) saptandığını'' belirtti.

''Yarı mobilize'', ''tam mobilize'' gibi ifadelerle Ecevit'in sağlık durumuna ilişkin tanımlamalar yapılırken, Ecevit'in hastanenin penceresinden partilileri selamlaması da sağlığı konusundaki değerlendirmelerde önemli ölçüt sayıldı.

Ecevit'in Başbakanlık Resmi Konutu'nda çalışmaması eleştirilere yol açarken, Başbakanlık Merkez Binası'na Ecevit için asansör yapıldı.

Ecevit'in rahatsızlığı asıl etkisini siyasi açıdan gösterdi. Görevi bırakması istenen Ecevit, görevinin başında olduğunu sık sık tekrarladı.

Krizin etkisindeki kırılgan ekonomiyi yöneten Devlet Bakanı Kemal Derviş'in, Ecevit'in sağlığını baz alarak ''siyasal belirsizlikten'' söz etmesi ve erken seçim tarihi belirlenmesini istemesi gelişmeleri hızlandırdı.

Bu süreçte, MHP ile ANAP arasındaki idam cezasının kaldırılması, anadilde öğrenim ve yayın tartışması da sürdü.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in başkanlığında, TBMM'de grubu bulunan siyasi partilerin genel başkanlarının çağrıldığı, Ecevit'in rahatsızlığı nedeniyle katılmadığı, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'in de ''Başbakansız olmaz'' diyerek yer almadığı AB konusundaki toplantı, idam cezasının kaldırılması, ana dilde öğrenim ve yayın tartışmalarını hızlandırdı.

Zirvenin ardından MHP Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, toplantıda, idam, ana dilde yayın ve öğrenim konularındaki hassasiyetlerinin aynen devam ettiğini ve bu konularda taviz vermelerinin söz konusu olmadığını ifade ettiğini bildirdi.

BAHÇELİ'NİN SÜRPRİZ ÇIKIŞI

Bahçeli, bu süreçte katıldığı, Temmuz ayında yapılan ''11. Kocayayla Türkmen Kurultayı''nda sürpriz bir çıkış yaparak, 3 Kasım'da erken seçime gidilmesini önerdi. Gelişmeler ivme kazandı, siyaset Türkiye'yi etkisine alan çöl sıcaklarından daha kavurucu hale geldi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan ile Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in de aralarında bulunduğu birçok DSP'li bakan istifa etti, DSP bölündü, partiden ayrılan 63 milletvekilinin katılımıyla İsmail Cem liderliğinde YTP kuruldu.

TBMM, erken genel seçimin 3 Kasım 2002 tarihinde yapılmasını kararlaştırdı. Karara sadece DSP karşı çıktı.

Seçim kararını alan 21. dönem parlamentosu, büyük bir final hamlesiyle AB'ye uyum çerçevesinde tarihi adımlar attı. İdam cezası kalktı, ana dilde yayın ve öğrenime izin verildi.

Seçim kararıyla birlikte seçime yönelik siyasi hareketlilik de hız kazandı. Hızlı bir siyasi görüşme trafiği yürüten Kemal Derviş CHP'ye, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan bakanlıktan ve partisinden istifa ederek MHP'ye, ANAP'ın önde gelen isimlerinden Erkan Mumcu AK Parti'ye katıldı. Seçime girme şartlarını taşımayan Genç Parti'nin Genel Başkanı Cem Uzan, seçime katılma hakkı olan YDP'nin başına geçti, partinin adı da Genç Parti olarak değiştirildi.

Seçim takvimi işledi, Yüksek Seçim Kurulu, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile kapatılan RP'nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin milletvekili adaylığını reddetti.

''KÜSKÜNLER'' HAREKETİ

Bu arada, seçimi erteleme çalışmaları başarısızlıkla sonuçlandı. SP, ANAP ve YTP ile ''küskünler''olarak adlandırılan milletvekillerinin desteklediği hareket sonuç vermedi ve muhtemel bir seçim erteleme kararının yolunu açacağı belirtilen TBMM'nin çalışmaya devam etmesi istemi reddedildi. Başbakan Ecevit ve partisi DSP'nin tutumu bu kararda belirleyici rol oynadı. Erken seçime karşı çıkan tek parti olan DSP, oylarıyla erken seçimin ertelenmesi yolunu kapattı.

Yapılan seçim ise siyasi depreme neden oldu. Yüzde 79.14 ile son 7 seçim içinde katılım oranı en düşük olan seçimde, yalnızca AK Parti ve CHP barajı geçebildi, koalisyon ortakları ve ana muhalefet partisi dahil diğer tüm partiler baraja takıldı.

AK Parti Anayasa'yı değiştirebilecek çoğunluğa yakın bir sayı olan 363 milletvekilliği kazandı.

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın milletvekili olmaması nedeniyle bir süre kimin hükümeti kuracağı tartışıldı. Cumhurbaşkanı Sezer'in görevlendirdiği AK Parti Kayseri Milletvekili Abdullah Gül'ün başkanlığında 58. Hükümet kuruldu.

Siyasetin önemli isimleri sahneden çekilmek zorunda kaldı. Mesut Yılmaz'ın genel başkanlığından ayrıldığı ANAP yeni genel başkanını belirlemeyi 2003 yılına bırakırken, DYP'de 14-15 Aralık'ta yapılan Tansu Çiller'in aday olmadığı büyük kongrede genel başkanlığa Elazığ milletvekili Mehmet Ağar seçildi.

DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit, seçim gecesi sonuçları ''İntihar ettik'' şeklinde değerlendirirken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, önümüzdeki yıl yapılacak Büyük Kongre'de genel başkanlığı bırakacağını açıkladı.

SİİRT...

Seçim sonuçları Erdoğan'ın ''nasıl başbakan olacağına'' ilişkin spekülasyonlar ve tartışmaları da beraberinde getirdi.

YSK'nın Siirt'te yapılan seçimleri iptal etmesi, bu tartışmayı hızlandırdı. Erdoğan'a milletvekili ve dolayısıyla Başbakan olma yolunu da açan Anayasa değişikliği, muhalefet partisi CHP'nin de desteğiyle Meclis'ten geçti, ancak Cumhurbaşkanı Sezer'in onayına takıldı. Sezer, ''kişiye özel olduğu'' gerekçesiyle değişikliği, TBMM'ye iade etti.

Yılın karlı ve soğuk son ayındaki bu gelişmeler, seçim sonuçlarıyla istikrar kazandığı belirtilen siyasi havayı yeniden ısıttı ve bu sıcaklığın önümüzdeki yıla taşınacağının sinyallerini oluşturdu. Büyük oy çoğunluğuyla ilk turda TBMM Başkanı seçilen Bülent Arınç'ın, Cumhurbaşkanı Sezer'i başörtülü eşiyle uğurlaması, rektörler bildirisi ve atamalar konusundaki spekülasyonlar da bu yöndeki diğer önemli göstergeler olarak değerlendirildi.

TSK'NIN ÜST KOMUTASINDA DEĞİŞİKLİK

Yüksek Askeri Şura'da alınan kararlarla 30 Ağustos 2002 tarihi itibariyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) üst komuta kademesi yeniden şekillendi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ve 2. Ordu Komutanı Orgeneral Halit Edip Başer emekli olurken, Genelkurmay Başkanlığı'nı Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hilmi Özkök, Orgeneral Özkök'ten boşalacak Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nı Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman, Orgeneral Yalman'dan boşalacak Jandarma Genel Komutanlığı'nı ise Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Orgeneral Şener Eruygur devraldı.

Orgeneral Kıvrıkoğlu ve Orgeneral Başer'in emeklilikleriyle boşalan orgenerallik kadrolarına terfi eden MGK Genel Sekreteri Başyardımcısı Korgeneral Mehmet İlker Başbuğ Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanlığı, Van Jandarma Asayiş Komutanı Korgeneral Fevzi Türkeri ise 2. Ordu Komutanlığı görevini üstlendi.

Bu arada, Nisan ayında, Afganistan'daki Uluslararası Güvenlik Destek Gücü'nün (ISAF) komutanlığının 6 aylık süre için Türkiye tarafından üstlenilmesi kararlaştırıldı.

AFYON DEPREMİ

Afyon'da Şubat ayında yaşanan 6 büyüklüğündeki deprem, yapıların depreme karşı güçlendirilmesi gerçeğini bir kez hatırlattı. Merkez üssü Sultandağı ilçesi olan depremde 43 kişi öldü, 318 kişi yaralandı. Depremde, 622 konut, işyeri ve resmi binada ağır ve orta derecede hasar meydana geldi. Depremde Çay Sanayi Sitesi tümüyle yıkıldı.

KAYIPLAR

Türkiye, 2002 yılında önemli kayıplar da verdi.

Türk şiirinin büyük ustaları Melih Cevdet Anday ve Ece Ayhan, ünlü eleştirmen Memet Fuat, önemli tiyatro ve sinema oyuncusu Şükran Güngör, Türkiye'nin önde gelen anayasa hukukçularından Prof. Dr. Bülent Tanör ve yerbilimcilerinden Prof. Dr. Aykut Barka, eski Türk-iş genel başkanlarından tiyatro sanatçıları Savaş Yurttaş, Soner Ağın ve Mehmet Keskinoğlu, sinemanın kıdemli karakter oyuncuları Turgut Özatay ve Sami Hazinses, sinema yönetmeni Behlül Dal ve Gazeteci-Yazar Metin Toker hayata veda ettiler.

Ana Sayfa
© 2002 Milliyet