Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Aralık 2006 / Çarşamba  
   Milliyet Online    Emlak    Otomobil    Kariyerim    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    İnteraktif 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  Bilişim
  Eğitim
  TV Rehberi
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
 GÜZELLİK   VİTAMİN   ÇOCUK BAKIMI   HAMİLELİK   DİYET   KADIN SAĞLIĞI 
Üniforma devri bitti, yaşasın özgürlük

Moda modacıların tekelinden çıktı. Artık stil sahibi, seçici kadınlar var. Onlar modanın neden ibaret olduğuyla değil, kendilerine ne gibi yenilikler sunabildiği ile ilgileniyorlar


ALEV CİLİV

Müjde! Özgürsünüz... Modanın üniforma zamanları, daha doğrusu üniforma akımları çoktan yok oldu. Doksanların sonlarına doğru artık moda akımlarını sokaktaki insan belirlemeye başladı. O kadar ki uzun zamandır işleri moda fuarlarında trend belirlemek olan tekstil ve tasarım dünyasının başındaki kişiler sokaktan ilham alıyor. Oysa önceleri öyle miydi? Yüzyıllardır çeşitli dönemlerin belirleyicisi olan akımlar vardı. 1920'lerde, eğer iletişime katılabilecek kadar ilerleyebildiyse eğer, her ülkenin kadınları aşağı yukarı aynı tip gece elbisesini giyiyordu. 1960'lardaki, 1970'lerdeki modayı düşünürseniz ne kadar tipik kıyafetler gelecektir gözünüzün önüne. Yaşları daha büyük olanlar halen "Bu sene moda ne?", "Bu sene mavi var mı?" sorularını sorarken, bir zamanlar herkesin çeşitli akımların peşinden mecburlarmış gibi koşmuş olması bugünkü gençlere komik gelebilir.
Annelerimizin gençliğindeki mini akımı sadece gençleri değil, orta yaşlı, geçkin yaşlı, zayıf, kilolu, her kadına aynı eteği giydirmişti.

Doksanların sonunda bir kere "stil" icat edildi. Eskiden daha çok modacıların (Bianca Jagger, Jacqueline Kennedy gibi önemli istisnaları saymazsak) stili vardı, müşteriler kendilerine sıcak gelenlere veya bütçelerinin elverdiğine yaklaşırdı (Gerçi halen bir sinema oyuncusunun giydiği kıyafetin, dergide fotoğrafının görülmesinden itibaren kapışılıyor olması beni hayrete düşürmüyor değil). Artık stili olan kadınlar var. Onlar seçiciler, aslında modanın neden ibaret olduğuyla değil, onlara ne gibi yenilikler sunabildiği ile ilgileniyorlar. Aslında bu durumda yeni "trendsetter"lar, stil ikonları onlar çünkü takipçileri de modayı onların stili ile oluşturmaya başladı!
Chloe Sevigny, Kate Moss, Sarah Jessica Parker (ki duyduğuma göre artık Gap'in reklamlarında yer alarak çok daha ucuza da havalı olunabileceğini gösterecekmiş) gibi stil ikonları modanın katalizörü oldu.

Moda dergilerine baktığımızda artık her tipi bir arada görüyoruz. Chanel, grunge'ın dönüşü, minimalist şık, parlak ve seksi uzay kıyafeti ya da etnik temalı koleksiyonlar aynı sezon, aynı podyumda, değişik tasarımcıların seçimleri olarak yer alabiliyor. John Galliano kabarık mı kabarık, yere kadar etnik eteklerle 2005 sonbahar / kış defilesini sunarken son kez Gucci için podyuma çıkan Tom Ford, bir seksi kadın ile rafine tarzını ortaya koyabiliyor.
Yani size sadece canınızın istediğini almak kalıyor. Hiç takılmayın kırmızıya maviye, indirim sezonu da yaklaşırken keyfinize bakın derim.

Baskılılar çok moda

Bu sezon her şeyin baskılısı da mevcut. Prada'nın elbiseleri, Marks&Spencer tişörtler, Next etek, GAP çanta, Gola lastik ayakkabı, Celine baskılı kanvas çanta... İstediğiniz tip deseni, gönlünüzün çektiğini üstünüze, başınıza, ayağınıza geçirip çıkabilirsiniz. Romantikseniz pembe güllü, göçmen ruhlu iseniz harita motifli, naif bir zevkiniz varsa puantiye desenleri seçin.



© 2004 Milliyet