02 Şubat 2002 Cumartesi



BİZE ULAŞIN



HABER İNDEKSİ



ARŞiV



YARDIM



KÜNYE



·  SON DAKİKA  
·  ANA SAYFA  
·  GÜNCEL  
·  SİYASET  
·  EKONOMİ  
·  YAZARLAR  
·  SPOR  
·  DÜNYA  
·  YAŞAM  
·  MAGAZİN  
·  SAĞLIK  
·  KADIN & MODA  
·  ASTROLOJİ  
·  OTOMOBİL  
·  ÇİZERLER  
·  BİLİM & TEKNİK  
·  TV'DE BUGÜN  
·  İŞ YAŞAMI  
·  OMBUDSMAN  
·  HAVA DURUMU  
·  CUMARTESİ  
·  PAZAR  
·  SERİ İLAN  

 




Türk sinemasının kara prensi

İnce bir analiz yaptığımızda Murdoch’un kara prensi ile Hong Kong’da geçen Pamukbank reklamındaki Şener Şen arasında bir bağlantı kurabiliriz.

     ŞEBNEM İŞİGÜZEL

     "KARA Prens", Iris Murdoch’un bir romanı ve görünürde Şener Şen ile bir ilgisi yok. Üstelik Şener Şen neden Türk sinemasının kara prensi olsun ki? Hababam Sınıfı’ndan hatırladığımız Body Ekrem beyaz saçlı, kara kaşlı değil miydi? Yoksa Türk usulü bir ifadeyle, "Türk sinemasının kara kaşlı prensi" mi demeliydik? Ancak ince bir analiz yaptığımızda Murdoch’un kara prensi ile Şener Şen arasında bir bağlantı kurabiliriz.
     Şöyle ki: Murdoch’un kara prensi Bradley Pearson adında 58 yaşında bir yazardır ve birdenbire önce yakın bir dostunun karısıyla flört eder ardından onun daha beşiğindeyken hatırladığı 20’lik kızıyla ilişkiye girer. Evet buraya kadar Şener Şen ile bir benzerlik yok. Biraz önce söz ettiğim karışık ilişkiler Bradley Pearson’ın başına aniden ve art arda gelir, buz iken su, su iken buhar olmak gibi. İşte Şener Şen de bir bakıyoruz Pamukbank’ın yüzü, bir bakıyoruz "İkinci Bahar"ın kebapçısı, bir bakıyoruz sinemada olağanüstü bir karakter. Yazar Murdoch muazzam yeteneğiyle nasıl mükemmel bir kurgu yapıp kahramanının ani aşklarını bize çok doğalmış gibi sunuyorsa Şener Şen de bir oyuncu için çok tehlikeli perendeler atıyor ama asla trapezden düşüp maskara olmuyor. Yani romancı Murdoch, nasıl ki kahramanlarından inandırıcı gözükmesi için yazarının insanüstü çaba göstermesi gereken durumlar yaratıyorsa, Şener Şen de birbirinden farklı alanlarda aynı anda görünüyor ama asla inandırıcılığını ve oyun gücünü kaybetmiyor. Sonuç olarak Murdoch iyi bir yazar ve felsefeci, Şener Şen de iyi bir oyuncu. ("Kara Prens" ise uğruna ölünecek bir roman.)
     Hiç kolay olmamalı aynı kaş, göz, kazınmış kafayla hem Pamukbank’ta Armani evi erkeği olacaksınız hemen ardından "İkinci Bahar"ın Antep şiveli Ali Haydar’ı. Sizi izleyen milyonlar da bunu hiç yadırgamayacak. Benim sıradan bir izleyici olarak fark ettiğim bir şey daha var: Şener Şen bütün bunların üstesinden olağanüstü oyunculuğunun yanı sıra tecrübesiyle geliyor. Şener Şen’in gülüşünden duruşundan vücudunu kullanışından tecrübe çıkıyor. Bu yüzden "İkinci Bahar"ın Ali Haydar’ını izlerken araya giren reklamlarda koşa koşa gidip Pamukbank’tan bir kart almamızı isteyen Şener Şen’i yadırgamadık. Su gibi her kaba giriyor Şener Şen. Zaten Anthony Hopkins’in üstün oyunculuk tarifi de böyle bir şey: "Tıpkı bir illüzyon gibi hem o hem o değil." Üstün oyunculuk "Kuzuların Sessizliği"ndeki yamyamdan "Günden Kalanlar"ın elinde tepsisiyle yumuşak başlı uşağına bir adımda geçebilmek demek. Bakın ortalık bunun kötü örnekleriyle dolu. Şener Şen gibi bir oyuncu ile mukayese etmek çok absürd ama alın size bir dadı, Gülben Ergen. O artık hayatı boyunca bir dadı. Ne kadar iyi oyuncu olursa olsun show’larıyla sinemasının önünü tıkayan Hülya Avşar...
     
     Peki Şener Şen’in tecrübesiyle tatlandırdığı üstün oyunculuğunun sırrı ne? Anthony Hopkins gibi Şener Şen de yüzüne, mimiklerine çok hakim. İyi ama üstün oyunculuk zaten bu. Bu sır herhalde Tanrı vergisi, yetenek gibi.
     Şener Şen konusunda ilginç bir şey daha var: Yıldızı 80’lerin sonlarında parladı. Yani geç gelen bir şöhret söz konusu. Şen, 42 doğumlu. Bugün 60 yaşında. Oyunculuğa İstanbul Belediye Şehir Tiyatrosu’nda başlıyor. Şener Şen uzun yıllar Kemal Sunal’lı, İlyas Salman’lı filmlerin ikinci adamı. Sonrasında Hababam Sınıfı’nın unutulmaz beden eğitimi hocası. İlk başrolü, geç bir tarihte Ertem Eğilmez’in 1984’deki "Namuslu"suyla geliyor. 1978’de Antalya’da en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü alıyor. "Çöpçüler Kralı", "Banker Bilo" unutulmaz ikinci adam olarak göründüğü filmlerinden. 80’lerin ortasından sonra Şener Şen’in başrolde oynadığı filmler başlıyor. "Çıplak Vatandaş" bunlardan biri. Sonra Şener Şen için bir başka değişiklik daha oluyor, komedi filmlerinin unutulmaz oyuncusuyken ibre yavaş yavaş sosyal içerikli filmlere dönüyor. 85’teki "Züğürt Ağa" ikisinin ortası. Bu filmde ağa rolündeki Şener Şen’i unutmak mümkün değil. Unutulmaz bir diğer filmi olan 87’deki "Muhsin Bey" ona hem en iyi oyuncu Altın Portakal’ını getirmiş hem de yönetmen Yavuz Turgul ile çalışmalarının başlangıcı olmuştu. 85’teki "Aşık Oldumödan sonra beyazperdede 89’daki "Arabesk" ve 93’teki "Amerikalı"ya kadar bizi hiç güldürmedi. Zaten her iki film de komediden çok absürd film olarak anılıyor. 88’de "Zengin Mutfağı", 90’da ise Atıf Yılmaz’ın çektiği "Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni" var. 93’te ise yine bir Yavuz Turgul filmi: "Gölge Oyunu". 96’da ise gişe rekoru kıran "Eşkıya".
     Şener Şen’in filmografisine göz atınca her şey şans ve kader ile sıralanmış gibi görünmüyor. Sanki ince bir hesap var. İkinci adam olduğu günlerde kurulan bir denklem sözkonusu. Ayrıca Şener Şen’in oyunculuğu ve filmleri dışında pek fazla bir şey bilmiyoruz. Belki de oyunculuğunu, tiplerini inandırıcı kılmasının nedeni bu; fazla ortada görünmemek, magazin olmamak, polemiğe girmemek, röportaj vermemek. Belki bir tek o zaman oyuncu canlandıracağı karakterler için yaşamış oluyor. Üstelik, vaktiyle sıkı komedilerde oynamış bir oyuncu olarak Şener Şen’in ifadesinden ve gerektiğinde verdiği röportajlardan ciddi ve tutarlı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Kendisiyle çalışan yönetmenlerin fısıldadıklarına göre bütün iyi oyuncular gibi mükemmel bir iş disiplini ve uyumu var. İyi oyunculuk kadar popülerliğin dozunu kaçırmamak da büyük bir incelik. Bakın Murdoch’un "Kara Prensi" de böyleydi. Çok kıskandığı yazar dostu Arnold Baffin gibi popüler değildi ama 58 yaşında sıkı bir roman yazmaya oturacağını biliyordu.
     Şener Şen kendisini gizlemeyi bilen bir şöhret. Sanırım bu da ruh sağlığını koruyup huzurlu yaşamasını sağlıyor. Üstelik 60’ında olmasına rağmen "Kara Prens"in kahramanı gibi genç görünüyor. Bu yüzden Hong Kong’da Şener abi diye karşılanmasına şaşırmamak lazım.
     




 SAYFA BAŞI 








SİNEMA ANA SAYFA

© 2002 Milliyet