
|
|
|
 |
|
|
Seksenlere rahmet
Michael Mann kendisiyle rekabete kalkınca ortaya çok şık ama seksenlerin "Miami Vice"ına rahmet okutan bir film çıkmış
Alin TAŞÇIYAN
Sizi bilmem ama ben sıkı bir "Miami Vice" hayranıydım. Tüm zamanların en karizmatik polisi Sonny Crockett ve onu canlandıran Don Johnson'dan başlayarak dizinin bütün karakterlerinin ayrı ayrı cazip olduğunu düşünürüm. Polisiye türüne gerek sinematografi gerek olay örgüsü bakımından farklı açılımlar getiren "Miami Vice"ı beyazperdeye yeniden taşıyacak olan kişinin, diziye de damgasını vuran Michael Mann olması son derece iç rahatlatıcıydı. Ancak Mann, aşırı estetize edilmiş ve fazlasıyla duygusallaştırılmış bir filmle adeta kendi kendini sabote etti!
Eğer 2006 yapımı "Miami Vice" bir dizinin pilot filmi olsaydı seksenlerdeki o başarıyı yakalayıp kült bir dizi haline geleceğini hiç sanmam. Son derece yaratıcı bir yönetmen, hakiki bir estet olan Mann, kendi kendisiyle rekabete kalkmasaydı keşke.
Görüntü yönetiminde ressamlara özgü bir yüksek sanatsal değer tutturulan yeni "Miami Vice" ne yazık ki kendi niteliklerini eskisinden bağımsız bir gözle yargılayamıyoruz. Beynimiz sürekli yeniyi yadırgıyor ve eskiyle kıyaslıyor. Çünkü önümüzde bütün o şahane teknik yetkinliğe, pahalı aksiyona rağmen ruha hitap eden kahramanlar yok.
Stratejik bir hata
Don Johnson'ın yerine Colin Farrell'a rol verilmesi başlı başına bir sorun. Yapımcılar ısrarla Farrell'dan yeni bir Tom Cruise yaratmaya çalışıyor ama Cruise'un hakiki bir yıldız olup olmadığı bile tartışılır. Kaldı ki izleyici Farrel'ı bir türlü bağrına basmıyor. Philip Michael Thomas'tan sonra Jamie Foxx kalibresinde bir aktörün bütün o yeteneğiyle geri planda kalması ise başka bir stratejik hata.
Seksenlerin "Miami Vice"ı tarzıyla, tavrıyla, görüntü yönetimiyle, kostüm tasarımıyla, mekan kullanımıyla moda yaratmıştı. Bir dönemin görünümünü temsil eder hale gelmişti. Baskın çıkan estetiği bir yana bırakıp içeriğe baktığınızdaysa Güney Amerika'dan, Karayipler'den ABD'nin Kuzey eyaletlerine dek her yanı ahtapot gibi saran çeteler, polis teşkilatı içindeki yozlaşma, uyuşturucu ve fuhuş batağına saplanmış ahlaki düşkünlükle hep mücadele eden, hiç başa çıkamayan bir avuç idealistin ikilemine tanık oluyordunuz. Bu filmde en azından organize suçun bugün ulaştığı yeri, eriştiği teknolojiyi ve onlarla mücadelenin zorluğunu görebiliyoruz.
Yatta yaşayan, Ferrari kullanan, Hugo Boss tasarımı takımların içine vücudunu saran tişört, altına espadril giyen çapkın gülüşüyle her dişiyi baştan çıkaran teni güneş yanığı Sonny Crockett bu yalan dünyayla gerçek kişiliği arasında gelgitler yaşardı. Bu kez gönlünü kötü kadına kaptıran çapkın bir polisten öte değil. Sevdiği kadına her ne pahasına olursa olsun sahip çıkan maço tavrının yanında, Rico Tubbs'a da meslektaşı Trudy ile "doğru ilişki"yi kurdurarak Hollywood'un aile değerlerine bağlı evcimen Afrikalı-Amerikalı rolünün biçilmesi fazla konvansiyonel.
"Miami Vice"
Yönetmen / Senarist: Michael Mann
Oynayanlar: Colin Farrell (James "Sonny" Crockett), Jamie Foxx (Ricardo "Rico" Tubbs), Li Gong (Isabella), Naomie Harris (Trudy Joplin), Ciaran Hinds (FBI ajanı Fujima)
Görüntü: Dion Beebe
Müzik: John Murphy
|
|
|

|
|