“10 içkili kadından hangisinin terk edilmiş olduğunu anlarım”

Onlar gece hayatında“vale adamlar” olarak tanınıyor. İşleri, gece eğlenceye arabasıyla çıkanları sarhoş olduklarında sağ salim evlerine ulaştırmak. Vale adamlarla buluştuk, çalışırken yaşadıkları komik hikayeleri dinledik. Müşterileri arasında arabasını bulamayan da var, eşini basmaya giden de...

“10 içkili kadından hangisinin terk edilmiş olduğunu anlarım”

Arkadaşınız dördüncü duble rakısını doldurmak üzere ve siz o anda mekana arabayla geldiğini öğreniyorsunuz! “Bir taksiyle yollarım, arabasını da yarın gelir alır” diye düşünmeniz çok normal. Benim de aklımdan ilk geçen bu olmuştu. Öğrendim ki vale hizmetini kullanıyormuş. “Nasıl olacak o?” dedim. Cevabı çok anlaşılır ve teoride çok mantıklıydı. Valeyi bir-iki saat öncesinden arayıp mekan ve saat bilgisi verecek, gelen şoför hem kendisini hem de arabasını eve ulaştıracak.
Peki ya pratikte?

“Bu adam kim, binmesin arabama!”

Geçen hafta gördüm ki o iş pratikte o kadar kolay olmuyor. Yani bu işi yapan şoförler için. Sarhoş müşteri açısından ise hiç sıkıntı yok, zaten onun için her şey epey yolunda! Vale geldiğinde “Bu adam kim, binmesin benim arabama, neden benim arabamı kullanıyor” cümlelerine karşı ben arkadaşıma verecek cevabı bulamazken şoför her gece neler yaşıyor acaba diye düşündüm.

Türkiye’de bu hizmeti veren birkaç şirket var. Benim başımdan geçen hikayenin kahramanları ise valeadamlar.com’un çalışanları. Olaylı geçen gecenin sonunda evine sağ salim teslim edilen arkadaşımla konuştuktan sonra Valeadamlar adlı şirkete ulaştım. Sahibi Mustafa Şahin’le konuştum. “Oho, bu anlattığınız ne ki, bizde ne hikayeler var” deyince şirketin yolunu tuttum.

Mustafa beyin 30-40 kişiden oluşan kemik bir vale kadrosu var ve 2008’den beri hizmet veriyor. Kemik kadronun hepsi öğrenci, en çok onlar para kazansın istiyor ve komisyon almıyor. Kurumsal firmaların davetlerinde ise 500 şoförle vale hizmeti verebiliyor. İspatlamak için ise telefonunda vale olarak kayıtlı kişi sayısını gösteriyor; 981!

“Eşim hamile, canı elma çekti”

Bunların arasında ek iş olarak çalışan kamu görevlisi de var, emeklisi de hatta kadın şoför de. Onun için önemli olan kişinin güvenilir olması. Güvenilir insanlarla çalışıyor olmak müşterinin de ona güvenini artırıyor olmalı ki gecenin bir yarısı “Mustafa; eşim hamile, canı elma çekti, ne olur yollat” diye telefon alıyor.

Şahin yurt dışı uçak bileti isteyenlerin de, yurt dışından arayıp “Arabam yolda kaldı, çekici ayarlar mısın?” diyenlerin de yardımına koşuyor. Onun en yakınlarım dediği Fırat Çakır ve Özer Tüfekçi’nin anlattığı hikayeler ise insanı alkole tövbe ettirecek kadar trajikomik. Yine de siz siz olun, direksiyon başına alkollü geçmek yerine çağırın valenizi, sizi de arabanızı da sağ salim kapınıza kadar götürsünler...

“10 içkili kadından hangisinin terk edilmiş olduğunu anlarım”


Mustafa Şahin (ortada) kardeşlerim dediği Özer Tüfekçi (solda) ve Fırat Çakır’la birlikte.

“Allah aşkına bir kadeh de sen iç”

Fırat Çakır(22)

-Alkol kana karışınca her bünyede farklı reaksiyon gösterebiliyor. Dolayısıyla her insanı taşımak da aynı olmuyor. Mesela benim karşıma 10 tane alkollü kadın getirin, 10’u da aynı derecede içki içmiş olsun, ben size hangisinin terk edilmiş ya da aldatılmış olduğunu hemen söylerim. Nelerine rastlıyoruz inanamazsınız. Aldatılmışsa eğer, her cümlede mutlaka giydiriyor eşine. Hanımefendi eviniz nerede diye soruyorum, “Ulus’ta, Allah onun belasını versin” diyor.

- Şoför koltuğunun arkasından sarılıp “Sen ne şeker seysin” diye yanaklarımı sıkanlar oluyor. Bir mekana götürüyorsam eğer, “Gel Allah aşkına sen de bizimle bir şeyler ye” diyorlar olmadı “Gel Allah aşkına bir kadeh bir şey iç” diyen oluyor. “Abi sen içtiğin için ben buradayım zaten, ben nasıl içeyim?” diyorum. “Bir taneden bir şey olmaz, gel” diye ısrar ediyorlar. Onun gibi 10 tane müşterim olsa sabaha kadar sarhoş olurum.

- Gerçekten çok komik şeyler yaşıyoruz. Bunların dışında alkollü olmasına rağmen gayet hanımefendi ve beyefendi bir şekilde davrananlar da oluyor tabii. Bir gün de yolda trafik sıkıştı, hanımefendi arkada uyuyup kaldı. Adresi nereden bulacağım? En fazla yapabileceğim şey hafifçe dokunarak “Hanımefendi uyanın” demek olur ama o da onun ayılmasını sağlamaz. Sabah 6.30’a kadar Kireçburnu sahilinde beklemiştim uyanmasını.

“Hastanede sabaha kadar başında bekledim”

Özer Tüfekçi(22)

- Bir gün Bebek’ten üç kadın müşteri aldım. Göktürk’e gidiyoruz. Çok sarhoşlar, arabada bağırıp çağırıyorlar, şarkı söylüyorlar. En sonunda “Özer bizi diskoya götür” diye tezahürat etmeye başladılar. Eşleriyle telefonda geliyoruz diye konuşuyorlar ama bir yandan da bana hayır “Monkey bara gidiyoruz” diyorlar. Bana sarmasınlar diye evlerine bırakmak için her şeyi yaptım ve ikna ettim.

- Sarıyer’de bir müşteri aldım. Benim yaşlarımdaydı. Sarıyer’e kendi arabasıyla geldiğinde sarhoştu zaten. Orada arkadaşlarıyla oturdu, beni de çağırdı. Acayip ağır abi havalarında. Arkadaşlarıyla kavga etti birden, ayırıp aldım ve arabaya götürdüm. “Acarkent’e gidelim” dedi. Yolda üç kere durdum, kustu. Yerlere düştü, kaldırdım. En sonunda Acarkent’e varmak üzereydik, “Beni hastaneye götür” dedi bu sefer. Bir de sabaha kadar onun başında bekledim. Böyle kötü gecelerimiz de olabiliyor.

“Ben kendi cipimi tanımayacak mıyım?”

Mustafa Şahin(36)

- Biz tüm Türkiye’de kurumsal firmaların organizasyonlarında vale hizmeti de veriyoruz. Ben bu kadar yıldır bu işin içindeyim, Rahmi Koç gibisini gerçekten görmedim. Onun kadar centilmen, mütevazı, her gördüğünde bize halimizi hatrımızı soran başka bir insan daha yok. En güzel davetleri de Koç ailesi verir. Boyner ailesinin davetlerine gelenler de çok mütevazı insanlar olur.

- Bahşişlere gelince de en az bahşişi muhafazakar kesim ve zenginler veriyor. En iyi bahşiş ise orta hallilerden geliyor.

-Bir kadın müşterimiz gece aradı, lokasyon bildirdi. “Beni buradan alıp Acarkent’e bırakın” dedi. Çok yoğun çalıştığımız bir geceydi. Ben gittim. Bir organizasyondan çıkmıştı. Hanımefendi otoparktaki araçlardan birine bindi ve arka koltuğa oturdu.Ben de şoför koltuğuna geçtim. Valeyi arayıp anahtarını istedi. 10 dakika geçti, vale gelmedi. Bir daha aradı kadın ve sinirlenip bağırmaya başladı. Tam üç kez bu telefon trafiği tekrarlandı. Vale ise en sonunda aracın önünde olduğunu söyledi. “Siz yoksunuz burada” dedi. Kadın daha çok sinirlenip “Ben cipimi tanımayacak myım, içindeyim” dediği anda bende şimşekler çaktı. İçinde yarım saatten fazla süredir beklediğimiz araç minik, spor bir arabaydı. Bu araç sizin değil deyip inmeye ikna etmem ise 15 dakika sürdü.

- Bir gece ünlü bir kadın müşterimiz beni aradı. “Mustafa Reina’ya vale gönder, Zekeriyaköy’e gideceğim” dedi. Vale arkadaşımı yolladım hanımefendiyi alması için. Bir daha da telefonlaşmadık o gece. Sabah 9’da beni vale aradı. “Abi bu hanımefendi beni Çeşme’ye götürüyor, hâlâ sarhoş, ne olur arayıp bir şey söyle” dedi. “Neden götürüyor?” dedim. “Eşine baskın yapacakmış” dedi. Mecbur gittiler. Hanımefendi ayıldığında “Çeşme’de ne işimiz var!” diye valeyi azarlamış.

“Arabanın her yerini çiçeklerle doldurdu”

- Bir gün eski müşterilerimden biri aradı, “Mustafa kimseyi yollama, Nişantaşı’ndayım, sen gel, olur mu, ?” diye sordu. Gittim, Taksim Meydanı’na gittik önce. Range Rover’ın bütün kapılarını açtırıp meydandaki çiçekçilerden arabayı tamamen çiçeklerle doldurdu. Yanlış hatırlamıyorsam 3 bin avro verdi çiçekçilere. En son köprüden geçerken hatırlıyorum, arabada sürücü koltuğu dahil her yer çiçek olmuştu. Karacaahmet Mezarlığı’na gittik, annesinin kabrini ziyaret etti ve mezarının üstünü o çiçeklerle kapladı.

Fiyatlar nedir?
Vale ücreti 80 ile 120 lira arasında değişiyor. Kısa mesafe, örneğin Nişantaşı’ndan Etiler’e ise 60 lira.

22 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber