'Anneme verdiğim sözü tutma zamanı'

Merve Evren, almış olduğu bilimsel eğitimi resim tutkusuyla harmanlayan bir medikal illüstratör. Evren’le bugünlerde duvarlarını resimlediği hastanede yazmaya başladığı kitabını ve hikayesini konuştuk.

'Anneme verdiğim sözü tutma zamanı'

Merve Evren, Türkiye’de medikal illüstrasyon alanında uzmanlaşan beş altı isimden biri. Bugünlerde Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Onkoloji Kliniği’nin duvarlarına yaptığı çizimlerle çocukların yüzünü güldürüyor. Aslında annesinin hastalığı nedeniyle gidip geldiği hastane onun için en zor zamanların adresiyken bugün çocuklar için umut dağıtıyor. Mesleğinde 15 yılı geride bırakan Evren, bir çoğumuzun muayene odasında vakit geçirmek için karıştırdığımız, üzerinde gözlerimizi hayranlıkla gezdirdiğimiz medikal yayımlardaki çizimlerin ardındaki isimlerden biri. Bugüne kadar iki atlas, üç tıbbi kitap, uluslararası makaleler, dergi ve kitap kapaklarına imza attı.

Anneme verdiğim sözü tutma zamanı

14 sergi açtı

Evren, bazılarımızın adını yeni yeni duyduğu bu alanda nasıl uzmanlaştığını “Medikal illüstrasyon; her türlü tıp bilgisinin görsel hale getirilmesini ifade eden bir bilim-sanat dalı. Medikal illüstratör sahip olduğu bilimsel bilgiyi, sanatı bir aracı olarak kullanarak görsel olarak ifade eden kişilere deniyor. Medikal illüstratörler anatomik yapıları sadece kadavralara bakarak resmeden kişiler değil. Özellikle cerrahi süreçlerin, fizyolojik mekanizmaların görselleştirilmesinde kişinin kendi yorumu çok önemli. Bu bağlamda muhakkak konuyla ilgili bilimsel bilgiye, çizim yeteneğine ve dijital sanat teknolojilerine hakim olması gerekir. Ben de Anadolu Üniversitesi’nde biyoloji dalında eğitimime devam ederken Güzel Sanatlar Fakültesi’nden de resim dersleri aldım” sözleriyle anlatıyor. Güzel Sanatlar Fakültesi’nde okumak isterken kendini fen fakültesinde bulduğunu anlatan Evren, bu esnada biyolojik konuları ifadesi güçlü görsellerden öğrenebildiğini fark etmesiyle bu yönde çizimler yapmaya başlamış.

Medikal illüstratörlerin ABD kökenli Association of Medical Illustrators isimli bir meslek birliği bulunuyor. Evren, 2013’ten beri Profesyonel Medikal İllüstratör yeterliliği sertifikasına sahip. Gönüllüsü olduğu Ege Lösemili Çocuklar ve Onkoloji Derneği (EGEONKODER) yararına 14 sergi açan Evren, son olarak Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Onkoloji Kliniğini’nin duvarlarına yansıttı hünerlerini. Teknopark’taki çalışma arkadaşları Özgecan Mamalı ve Gökçe Tanıyan’la birlikte iki ay süren çalışma esnasında minik bedenleriyle zorlu bir hastalığa direnen çocukların hayalleri de aksetmiş duvarlara. Serviste tedavi gören Samet kendi portresini isterken, Ecrin için bir sürü kalp kondurmuşlar. Sergi fikrinin annesinden geldiğini söyleyen Evren: “Annem bu dünyada tanıdığım insanlar arasında en çok çocuk seven, çocuğa en çok değer veren kişilerden biriydi. Aynı hastanede tedavi gördüğü süreçte çocuklar için neler yapabiliriz diye sürekli bir düşünce halindeydi. Medikal illüstrasyon sergisi aklına geldi. Bu fikri ortaya attıktan yaklaşık 6 ay sonra 25 resimle sergimiz açıldı, annem de açılıştaydı. Sonraki 3 sergiye de katılabildi, diğerleri maalesef kısmet olmadı. Onkoloji kliniği yenilendiği dönemde, dönemin EGEONKODER başkanı Prof. Dr. Nazan Çetingül beni aradı ve duvarların renklendirilmesi fikrini benimle paylaştı. Çalışma tamamlanınca da kliniğe annemin ismiyle ‘Meryem Uluğ adına resimlendirilmiştir’ yazarak bizleri onurlandırdı, hüznümüzü huzura çevirdi” diyor.

Anneme verdiğim sözü tutma zamanı

Hastanedeki “iki” kişi

Annesini lösemiden kaybeden Evren’in hayatında 2014 tam bir kırılma yılı olmuş. O yıl yazmaya başladığı mektuplardan yola çıkarak hazırladığı kitabın son aşamasında. Merve Evren kitabı yazmaya başlağı zamanı şöyle anlatıyor: “Tamamlanalı yıllar oldu ama içeriği bir araya getirecek gücü kendimde bulmam uzun zaman aldı. 2013’ün Aralık ayında oğluma hamile kaldığımı öğrendiğimde ona mektuplar yazmaya başladım. Aslında bu mektuplar annemin sağlık durumunun gittikçe kötüye gitmesi, benim içimde büyüyen canlıya karşı duyduğum sevgi ve heyecanın arttığı, ona umut bağlamam ve içinde bulunduğum yoğun korku hali çerçevesinde çizildi. Çünkü hamileliğimi kendi düşük tehlikem ve annemin hayatını kaybetme korkusuyla geçirdim. Sonunda erken doğum riskiyle hastaneye yatırıldım ve aralıksız 88 günümü hastanede yatarak geçirdim. İlk günlerde yanımda hasta haliyle refakatçi kalan annemi son zamanlarda kötüleştiği için hastaneye yatırdılar. Üçümüz de hayata tutunmaya çalışıyorduk. Hastaneye iki kişi girdik annem ve ben. Hastaneden iki kişi çıktık oğlum ve ben. Çünkü doğumdan sonra hastaneden çıktığım gece annemi kaybettim. Sonra da anneme yazmaya başladım. Hayatımın tam bir yılı oğluma ve anneme, o an yeryüzünde olmayan iki insana yazılmış mektuplar ve onlar için yapılmış resimlerle dolu.” Evren, oğluna Bulut ismini koymaya karar verdiği şiirini annesine okuğu zaman “Kızım bunu insanlarla paylaşmalısın, neden kitap yazmıyorsun?” karşılığını almış. Kitabın yayımlanması için gün sayan Evren: “Artık anneme verdiğim sözü tutma zamanı” diyor.

17 Kasım 2019 Magazin Bülteni17 Kasım 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber