“Başarı tesadüf değildir”

“Tuesday” parçasıyla milyonların beğenisini kazanan Burak Yeter, “La Casa De Papel”in yeni jenerik müziğini yapan isim oldu. Başarının tesadüf olmadığını söyleyen DJ, “Yıllar önce bugün nerede olacağımı biliyordum. Sandıklarda sakladığım çalışmalarım var. İyi bir araştırmacı olmak her şeyin temeli” diyor

“Başarı tesadüf değildir”

Oyuncu kadrosu ve konusuyla dünyayı kasıp kavuran, Netflix’in popüler projesi “La Casa De Papel”, geçtiğimiz aylarda 2019 yılında yoluna devam edeceğini duyurmuştu. Bir soygun hikayesi üzerine kurulu İspanyol yapımı dizi, ilk iki sezonuyla milyonları peşinde sürüklemişti. Dizinin yeni sezondaki sürprizi ise DJ Burak Yeter’den geldi. “Tuesday” parçasıyla dünyada da adından söz ettiren Burak Yeter, şimdi de “La Casa De Papel”in yeni jenerik müziğini yaptı. 22 Haziran’da dijital platformlarda görücüye çıkan aranjenin ardından Karaköy’de bir araya geldiğimiz Yeter’le hem diziyi hem de yeni projelerini konuştuk.

“Başarı tesadüf değildir”
- Netflix’in en popüler dizilerinden “La Casa De Papel”in üçüncü sezonunun da olacağının duyurulmasıyla büyük bir heyecan oluştu. Yeni jenerik müziğini ve şarkılarını siz yapacaksınız. Ortak noktada nasıl buluştunuz?

Diziyi bir arkadaşımın önerisiyle izlemeye başlamış, müziklerini çok beğenmiştim. Ben de üzerinde çalışmak istedim ve stüdyomda yaptığım düzenlemeleri internet ortamında paylaştım. Hemen ertesi gün İspanya’dan plak şirketi yazdı. Görüşmek istediklerini söylediler. Böylelikle serüven başlamış oldu. Plak şirketinden sesli vokalleri istedik, düzenledik. Aranjeyi tekrar yollayınca da onun remix değil yepyeni bir çalışma olduğunu söyleyerek benim adıma çıkarmak istediler. Burak Yeter adıyla “My Life Is Going On” olarak piyasaya çıktı. Çıkış tarihi olarak belirlediğimiz 22 Haziran’da İtalya’ya davet edildik. Vatikan’ın karşısında La Casa De Papel kostümlü 6 dansçıyla şov yaptık ve şarkının çıkışını ilan ettik.

- Sahneleriyle olduğu kadar müzikleriyle de milyonların favorisi haline gelen projeye dahil olmanızın yansımaları nasıl oldu?

Dizide Tokyo karakterini canlandıran Úrsula Corberó, sosyal medya hesabından şarkıyı paylaştı ve çok beğendiğini söyledi. Benim versiyonumla çekimlere başladılar ama çıkış tarihi 2019 olarak belirlendiği için detaylar şimdilik gizli. Ama güzel şeyler duydum, Netflix bu şarkıyı sadece dizide değil aynı zamanda kendi jenerik müziğinde de kullanmak istediğini söyleyince de ayrı bir anlaşma yaptık.

- Dizide toplam 12 şarkı kullanılsa da “My Life Is Going On” ve “Bella Ciao” en popüler olanlar... Yeni parçalar duyacak mıyız?

Sahnelerin arasına ufak jenerik müzikler istendi ama bunlar çok bilinen şarkılar olmayacak. Melodik çalışmalar olacak, ilerleyen dönemlerde sahneler çekildikten sonra entegre edeceğiz. Şu an garantisini vereceğim benim yaptığım halinden başka bir jenerik müziğinin olmayacağı.

- Peki sizin dizideki favori karakteriniz kim?

Dünyanın birçok yerinde izlendiğini ve sevildiğini biliyordum ama festival programlarımın yoğunluğundan ötürü ilk başlarda izleme fırsatı bulamamıştım. Telefonuma indirdiğim aplikasyon sayesinde turneye gittiğimde bile izledim. Sonrasında da müptelası oldum. Benim favorim kesinlikle Profesör. Sonrasında Berlin ve Tokyo. Henüz tanışmadık, ama aynı çatı altında olduğumuz için çok mutluyum.

“Başarı tesadüf değildir”

“Yolumdan geri dönmedim”

- Milyonlara hitap eden bir müziğiniz var. Özellikle “Tuesday” çalışmanızın dünya çapında bu kadar çok beğenileceğini ve listelerde ilk 3’e girebileceğinizi düşünmüş müydünüz?

Bundan beş sene önce müzik kariyerim açısından hayatıma yeni bir sayfa açtım ve çantamı alıp Hollanda’ya gittim. “Hiçbir şey olmaz”, “Başaramazsın” diyenler oldu. Yolumdan dönmedim. Mükemmeliyetçi ve Karadenizli olmanın verdiği ruhla devam ettim. Üç tane single yaptım. “Happy”, “Go” ve “Tuesday”. Burak Yeter ismi, tüm dünyada ya duyulacak ya duyulacak dedim. “Tuesday” şarkısı 77 ülkede birinci oldu. Amerika’da, Uzak Doğu’da iş yapabilecek
kapasitede bir şarkı oldu.

- Hikayenize bakarsak, DJ olmaya nasıl karar verdiniz?

DJ olmayı planlamamıştım. Hayat öyle yönlendirdi. Sadece çocukluğumdan beri müzikle ilgiliydim. İnşaat mühendisliği okudum. Sonradan Londra’da gidip ses mühendisliği üzerine master yaptım. Hatta önce aileme bile söylemedim. 2004 yılında Türkiye’de bir yarışmada birinci oldum. Ve ardından kariyerimi tamamen bu yöne çevirdim. Artık İstanbul, Amsterdam ve Los Angeles arasında yaşıyorum

- Sizce bir DJ olarak başarılı olabilmenin altın kuralı nedir?

Başarının tesadüf olduğuna inanmıyorum. İyi bir araştırmacı ve dinleyen olmanız gerekiyor. Bu en temeli. Artık sadece DJ olmak yeterli değil. Prodüktör DJ olmanız gerek. Örneğin bugün David Guetta şarkı yapmazsa istediği kadar başarılı olsun yine de sahneye çıkamaz. Ben aranjör DJ’yim. Sanatçılar da artık aranjörlerle çalışmaya ağırlık veriyor.

- Türkiye’den Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Tarkan, Sertab Erener, Şebnem Ferah ve Demet Akalın gibi çok sayıda isimle aranje ve remix çalışmaları yaptınız. Sizin için en özel olanı hangisi?

Kesinlikle Ajda Pekkan. Kendisiyle enerjimiz çok uyuştu. O da benim gibi uyku zaman kaybı diyenlerden. Gece saat 01.30’da stüdyoya girip üç şarkıyı 1.5 saatte bitirdiğim tek sanatçıdır. İşine saygı duyan bütün sanatçıları seviyorum ama Ajda Pekkan’ın yeri çok ayrı. Hatta 9 Temmuz’daki konseri için bir çalışma yapabiliriz diye konuştuk. Onun dışında şu dönem çalıştığım yerli bir isim yok.

- Bu yoğun tempodan yorulduğunuz zamanlar olmuyor mu?

Yıllar önce planlarımı yaparken çok yoğun bir tempomun olacağını biliyordum. Şarkılarımı yapıp yapıp sandığa attım. Günü geldiğinde çıkaracağımı düşündüm. Bunlar biraz zamanla alakalı. Şu an toplam 112’ye yakın şarkım hazır bekliyor. Menajerlik şirketim sayesinde özel jetle bir günde 3 ülke değiştirebileceğim. Kendime vakit kaldığı için sorun olmuyor.

“Başarı tesadüf değildir”

“Los Angeles’ta DJ okulu açacağız”

- Hem İstanbul hem de Amsterdam’da DJ okulunuz var. Buralardaki çalışmalar nasıl gidiyor?

Los Angeles’ta da bir okul açmayı düşünüyoruz. Amacımız yetenekli isimleri dünya piyasasına kazandırmak. Doğukan Manço ilk öğrencilerimizdendi. Rüzgar Erkoçlar, bizim okulumuza geldikten sonra DJ’lik yapmaya başladı. İngitere’deyken bu işin okulunu açacağım diye söz vermiştim. Şimdiye kadar 3 bin 500’e yakın mezun verdik. 15 saatlik bir eğitim programıyla 2.5 haftada DJ olabiliyorsunuz. Şimdi bu eğitimleri okullara taşımayı istiyoruz. Bazı özel üniversiteler bizimle irtibata geçti. Ancak çocuklara ulaşmak istiyoruz. Çünkü müfredattaki müzik eğitiminin değişmesi gerekiyor. Okullarda halen flüt dersi görülüyor. Bu değişiklikler için bakanlarımızla görüşüyoruz. Umarım yeni jenerasyonla bir araya gelip, beyin fırtınası yaparak bu işi geliştireceğiz.

“Tomorrowland’de görücüye çıkacağım”

- Kariyerinizde ulaşmak istediğiniz nokta neresi ?

Beş sene önce dünya starı olmak derdim ama onun dörtte birini tamamlamış olduğumu düşünüyorum.
7 yeni single’ım var, onları çıkarmak için sabırsızlanıyorum. Şimdilerde en büyük beklentim bu. Hollanda’da güçlü bir menajerlik şirketiyle çalışıyorum. Onlar bütün programımı hazırlıyor; ne zaman, hangi sanatçıyla stüdyoda olacağımı ayarlıyor. Üstelik Belçika’nın dünyaca ünlü festivali Tomorrowland’da sahne alacağım. Bir DJ için bundan daha büyük organizasyon yok. Orada sahne alacak ilk Türk olacağım için heyecanlıyım.
27 Temmuz’da ipler kopacak. Görücüye çıkacak gibi hissediyorum. 25 kanal yayın yapacak ve dünya bizi orada görecek.

21 Eylül 2019 Magazin Bülteni21 Eylül 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber