Geri Dön

“Bazıları fırsatçılık yapıyor diyor, gıcık oluyorum”

Yönetmen Mehmet Ergen, “Taksim Meydanı” müzikalinde Gezi Parkı olaylarını anlatıyor. Ergen kendisini “hemen işe koyuldu” diyerek eleştirenler için “Bazı şeylere hemen reaksiyon vermek lazım. Kimileri çıkıp ‘Fırsatçılık yapıyor’ diyor, gıcık oluyorum” yorumunu yapıyor

“Bazıları fırsatçılık yapıyor diyor, gıcık oluyorum”

Geçtiğimiz sezonun en çok beğenilen oyunlarından biriydi “Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi”. Yönetmeni Mehmet Ergen bu sezon için de yine ses getirecek oyunlar hazırlıyordu ki “bir şey” oldu. Bu şey onu o kadar etkiledi, o kadar etkiledi ki, bir anda, o an yapmakta olduğu ve yapmayı planladığı her şey anlamsızlaştı. O da oturup o şeyin hikayesini yazdı. Bugün hâlâ Gezi Parkı olaylarından bahsederken gözlerinin içi parlıyor.
Talimhane Tiyatrosu’nun yeni sezon oyunlarından “Taksim Meydanı” müzikali Gezi Parkı olaylarını anlatıyor. Ergen’le, yazıp yönettiği müzikali konuşmak üzere uzun uzun meydanı izleyebileceğimiz bir terası olan Taxim Hill’de buluştuk.

Gezi olaylarının hangi aşamasında olanları yazmaya karar verdiniz?

Ben Emek Sineması olaylarıyla ümidimi kaybetmiştim aslında. Gezi’nin ilk günlerinde yurt dışındaydım. Eşim Esra (Bezen Bilgin) ve birkaç oyuncu arkadaş çadırlarda kalıyorlarmış. Buraya geldiğim gün beni de çağırdılar; “Gelmem, 50 kişi oturacağız da ne olacak?” dedim. O gece acayip bir kalabalık toplandı. Mina Urgan’ın “Bir Dinozorun Gezileri”nde bir önsözü vardır; “İhtiyar, ateist, komünist bir kadın olarak bir şeyler yazdım, sevenler okur diye düşünüyordum ama kitap en çok satanlardan biri oldu. İşte bizim insanımız böyle, insanı çok kötü şaşırtır” diye... Ben de o zaman öyle düşündüm, sahiden bizim insanımız çok fena şaşırttı herkesi. Ve bununla ilgili bir şey yapmaya karar verdim... Çünkü birden her şey çok anlamsız geldi.

Ne kadar sürdü hazırlıklar?

Bir hafta sonunda yazdım. Sonra da üstünde çok oynamadım. Türkiye’ye geldim, Çiğdem Erken’in kapısını çaldım; “Hadi hemen başlıyoruz” dedim. Nazan Öncel’den “Güya” şarkısını aldık. Yiğit Özatalay’dan, Can Erdoğan Sus’tan şarkı aldık. Boğaziçi Korosu’nun “Çapulcu musun vay” şarkısını yeniden düzenledik. Fazıl Say’ı aradım, “Daha uzun zamanda, daha derli toplu bir şey olsa keşke” falan dedi. Ama öyle bir vakit yoktu.

“İki tokat atma zamanı”

Hemen işe koyuldunuz diye eleştirenler var sizi...

Bazı şeylere hemen reaksiyon vermek lazım. Bazı insanlar da çıkıp “Fırsatçılık yapıyor” diyor, gıcık oluyorum. Hemen karikatürler çıkınca, kitaplar çıkınca bir şey olmuyor da biri tiyatro yapınca mı fırsatçılık oluyor. Çağan Irmak, Gezi diye film yapsa herkes koşa koşa gitmeyecek mi? Gezi sahneye taşınamaz falan da deniyor. Neden taşınamasın? Brecht’in “Fransız Komünü” diye bir oyunu yok mu? “Sefiller” Fransız İhtiali’ni anlatmıyor mu?

Kırmızılı kadın gibi Gezi’den karakterler var oyunda...

Evet, popçu var, imam var, kanal editörü var, doktor var, sendikacı var, fahişe var, akademisyen var, çapulcu var, Çarşı var... Flashback’lerle içeriye alınan bir grup insanın hikayesini öğreniyoruz. Sonunda gerçek direnişçi geliyor sahneye ve anlatmaya başlıyor.

Nasıl tepkiler alıyor oyun?

İlk kez Berlin’de bir festivalde oynadık, çok büyük ilgi gördü. Türkiye’de de ilgi çok iyi. Turne ilgisi çok fazla. Bir şeye açıklık getirmesini bekleyen izleyici oluyor. Ama ben Mehmet Ali Birand değilim, bizim işimiz sahneye taşımak. Birçok insanın hamasi bulacağı, çok köşeli, çok da incelikli olmayan bir şey yazdım. Bunu eleştirenler, kör gözüm parmağına olmuş diyenler var ama ben çok mutluyum böyle yazdığım için. Bence o incelikli hiciv dönemi geçti, artık iki tokat atma zamanı. Bazen insanlar çok gündemde olan bir konuyu izlemek istemiyor. Pippa Bacca’nın hikayesini anlatan bir oyunumuz vardı mesela, iyi başlamıştı ama insanlar Türklerin tecavüz ettiği İtalyan kızın hikayesini izlemek istemedi. İkiz Kuleler’e saldırıldığında Londra’da bununla ilgili oyunlar da iş yapmadı çünkü kimse bütün gün CNN’den izlediği bir şeyi bir de sahnede de görmek istemedi. “Taksim Meydanı”nı da istemezlerse kaldırırız, ne yapalım.

“Aynı hayaller yok artık”

Sanat üreten insanlar için ne değişti Gezi’den sonra?

Birçok yapım iptal oldu bir kere. Gezi sonrası Türkiye’sinde aynı hayaller, aynı bakış açıları yok. Pek çok şey tekrar yazılacak. Gezi’den etkilenip filmler çekmeyi, diziler yazmayı planlayan insanlar biliyorum ama ne kadar gerçekleşir bilmiyorum.

“Gezi iyi oldu, ipin ucunun kaçtığı gösterildi”

Bugünden bakınca nasıl görüyorsunuz Gezi günlerini?

Türkiye son derece muhafazakar bir ülke. Geleneklere saygılı, yeniliklere kapalı. Parayı seviyor, TOKİ’yi seviyor. Arabası, evi oldukça kimsenin ayaklanacağı yoktu. Gezi iyi oldu, ipin ucunun kaçtığı gösterildi. Diktatörleşen Başbakan’a “Kendine gel” dendi. Türkiye’nin her yerinden destek vardı ama çok da yayılmadı çünkü aslında Türkiye’deki sayısal olarak en küçük azınlık, o Gezi’deki okumuş, düşünmeye çalışan insan azınlığı...

Bu sezonun oyunlarından biri de “Bir Halk Düşmanı”, bu da mı Gezi etkisiyle repertuvara alındı?

Evet, bu oyunda da doğruyu söyleyen bir bilim adamı var. Halkın sağlığını gözeterek kaplıcaların kapatılması gerektiğini söylüyor, herkes karşı çıkıyor. Bu süreçte gayet makul, entelektüel bir insan olan o bilim adamı da çığrından çıkıyor ve saçmalamaya
başlıyor. Hepimizin saçmalamaya başladığı gibi... Belki de benim “Taksim Meydanı”yla saçmaladığım gibi...

Canlı yayında tansiyon yükseldi! Ahmet Hakan CHP'li eski vekili yayından aldıProgramda adı geçen ve cevap hakkı için canlı yayına bağlanan CHP eski Milletvekili Gökhan Günaydın ile programın katılımcılarından AK Parti eski Milletvekili Mehmet Metiner arasında sert bir tartışma yaşandı. Ardından CHP'li Günaydın çıkışlarını program moderatörü Ahmet Hakan'a yöneltti.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber