“Ben de Sertab gibi Eurovision kazanabilirdim”

1960’ların sonuydu, “Üzüntüyü bırak, sen yaşamaya bak” diyen şahane bir ses vardı. Bir de o sesin sahibi şahane bir kadın; Gönül Turgut. 70’lere geçerken sessizce kayboldu ortadan.

“Ben de Sertab gibi Eurovision kazanabilirdim”

Beşiktaş kulübü eski başkanlarından, işadamı Mehmet Üstünkaya’nın eşi olarak gördük kendisini bir süre. Sonra Aslı Üstünkaya’nın annesi... Halbuki geride, içindeki dizginlenemeyen şarkı söyleme dürtüsü uğruna dağları devirmiş güçlü bir kadın vardı.
Bugün Gönül Turgut’un kısa müzik kariyerinden 14 parça ilk kez bir CD’de toplandı. Odeon, arşivindeki bir ismi daha tozlu raflardan gün yüzüne çıkarmış oldu böylece.
Ölümünden 18 yıl sonra Ayla Dikmen’i keşfeden Issız Adam kuşağı için şimdi Gönül Turgut’u tanıma vakti... Onu unutmayan hayranları için de ihya olma. Kandilli’deki yalısında tek başına yaşıyor Turgut. Yaptığı seçimlerin tümünden memnun. Ve hâlâ çok güzel.
Albümünün gelirini Kardelenler’e bırakmak istiyor. Vaktinde idealleri uğruna ciddi bir mücadele vermiş bir ablaları olarak o kızların okumasına bir katkıda bulunmak için...


Yıllardır şarkı söylemiyorsunuz, yine bir sürü hayranınız var...
Nasıl oluyor ben de bilmiyorum. Hatta ben Odeon bu albümü yaparken de şaştım Dani Grunberg’e. “Nereden biliyorsun satacağını? Nasıl bu riski alıyorsun?” dedim. “Ben alıyorum bu riski. Şarkılarınızın raflarda tozlanmasına gönlüm razı olmuyor” dedi.

60’lı yıllardan şarkılar hepsi...
70’te bitirdim ben zaten. 8-10 yıl falandır benim bütün müzik hayatım. Çünkü önce aile baskısı, sonra mahalle baskısı, sonra koca baskısı. Baskı demeyeyim ona da, koca, çocuklar, ev... Bugün olsaydı Nil Karaibrahimgil gibi ben de hem kariyer yapardım hem çocuk. Ama benim zamanım öyle değildi. Kapılar kitlenirdi üstüme.

Anlatır mısınız müziğe adım atışınızı?
Çocukluğumdan beri şarkı söylerdim. Sesin güzel derlerdi bana, ben anlamazdım ama içimden şarkı söylemek geldiği için öyle gelişigüzel söylüyorum. Önce alaturka şarkılar. Aklım ermeye başlayınca radyoda Batı müziği dinlemeye başladım. Amerikan pazarları vardı, oralardan plaklar buluyorduk, şarkı sözlerini çıkarıp çalışıyorduk. Tabii aileden gizli yapardık biz bunları. Benim ailem Osmanlı bir aile, iki dedem de şehit. Annem Osmanlı kadını, ben Cumhuriyet çocuğu. Haydi bakalım buyrun, hangi zihniyete göre yaşayacağız? O da haklı, ben de haklıyım.

Buna rağmen sahneye nasıl çıktınız?
Çayhane diye bir kulüp vardı Şişli’de, bir gün matineye gittik. Mektep arkadaşlarımla otururken çocuklardan bir tanesi beni anons ettirdi. Benim elim ayağım titriyor, ite kaka çıkardılar. İlhan Feyman Orkestrası çalıyordu orada, hemen bana iş teklif ettiler. Katiyen kabul etmezdi ailem. Önce matinelerde başladım, sonra gece kaçamakları başladı.

Aile ne zaman öğrendi?
Annemin haberi vardı; profesyonel olduktan sonra, idare ediyordu kadıncağız. Babam beni radyoda dinlemiş ilk. Çok kızdı tabii. Bugün ona suç bulamıyorum çünkü kültür öyle. O devirde kötü gözle bakılıyordu şarkı söyleyene, film çevirene. Sertab Erener, Eurovision’u kazandığı zaman hüngür hüngür ağladım. Benim zamanımda bu ben de olabilirdim.

Ama babanızın itirazları da sizi engellemedi anlaşılan...
İçinizden gelen bir şeyse sizi kimse engelleyemez. Destek verselerdi ben bunu devam ettirirdim. Hiç destek almadım, köstek aldım. Şimdi bile etraftan baskı var. “Bundan sonra ne gereği var?” diye bakıyorlar. E benim bir kariyerim var, ben bir Gönül Turgut’um. Sen beni hiçbir zaman Üstünkaya yapamazsın, bir Ayşe Fatma yapamayacağın gibi. Ben buyum. Kızımın babası örneğin, gurur duyardı benim sanatçı kişiliğimle. Ama kendi soyadımı kullanmamı istemedi ve ben ona söz verdim, o ölene kadar da onun soyadını kullandım. Öldükten sonra yine kendi soyadımı aldım.
Çocuklar büyüdü, koca öldü, müzik beni terk etmedi

“Ben de Sertab gibi Eurovision kazanabilirdim”




Bir kere mi evlendiniz?
İki kere. Beş Yıl Önce On Yıl Sonra’dan Mehmet Horoz’la evlenmiştim. Çok kısa sürdü ama. Ben onu saymıyorum; benim asıl evliliğim, çocuğumun babası Mehmet Üstünkaya ile olan. Onunla ayrıldık ama yine her derdini yine benimle paylaştı. Benim bir derdim olsa arkamdaki güç olarak hep onu görmüşümdür.

Neden ayrıldınız o zaman?
Mehmet Üstünkaya’nın hayatı malum, aşka aşık bir adamdı o. Herkesin bir tahammülü var, benimki bu kadarmış. Anneannem olsaydı belki otururdu ama ben Atatürk çocuğuyum, kendime güvenim var, Allah’a ısmarladık, güle güle, her zaman arkadaş kalalım. Ve de öyle yaptık zaten. Ben hâlâ Mehmet Üstünkaya’nın mezarını ziyaret ederim, duamı ederim, mevlüdünü okuturum, o benim ailemden bir parça, çocuğumun babası.

Mehmet Üstünkaya evlenirken müziği bırakmanızı istedi mi?
Hayır, katiyen. Zaten öyle bir şart koşsa imkanı var mıydı, ne flört ederdim ne de evlenirdim. Sonra da hayır demedi ama şartlar öyle gelişti. Kocam kulüp başkanı oldu, onun arkasında durmam gerekti. Çünkü ben artık o gömleği giymiştim, olmam gereken yer orasıydı. Bir şeyden vazgeçmem gerekiyordu, aile ağır bastı. Beşiğim öyle sallanmış, evleneceksin, yuvan olacak.

Ben bırakıyorum demediniz, kendiliğinden oldu yani...
Evet aynen. Bırakıyorum desem şimdi neden CD çıkarayım? Çocuklar büyüdü, koca öldü, ben müzikle baş başayım bak.. Beni terk etmiyor, ben de onu terk etmiyorum.

Yeni bir şey yapacak mısınız?
Hayır, bu son. Bunu yapmamın da sebebi, Naim Dilmener, Hakan Eren, Dani Grunberg’dir. Hem onların hatırı hem de benim bu şarkılarımın CD’ye geçmesi. Ben öldükten sonra hiç olmazsa sesim kalsın dünyada.


“Aznavour beni dinleyince Paris’e götürmek istedi”
Müziği bırakmasanız bambaşka bir hayatınız olacaktı herhalde...
Tabii. Örneğin Charles Aznavour buraya geldiği zaman ben As Kulüp’te Tülay German’la birlikte çalışıyordum. Bizi dinlemeye geldi ve benim sesimi beğendi. Dedi ki “Seni Paris’e götüreyim, her şeye yeniden başla.” Harika teklif ama benim evet diyecek cesaretim yoktu. Korktum. Akıllı bir iş yapmışım ama, kurtlar sofrasından alnımın akıyla çıkabilmek de bir marifet.


Güzellik sırrı: Estetikten uzak dur

Hâlâ çok güzelsiniz...
Çok teşekkür ederim. O zaman güzeldim tamam ama bugün güzel olmak önemli. Eğer bunu söyletebiliyorsam harika. Bunun sırrını söyleyeyim sana, sakın ha estetik olma. Sadece kendine bak. Düzenli uyu, içki sigarayı fazla kaçırma, hayattan zevk al, yediğine içtiğine dikkat et, yüzüne iyi bir krem sür, hepsi bu. Allah herkesi güzel yaratıyor ama sen daha güzel olacağım diye kendini estetikle maymuna çevirirsen sana kim ne yapsın?

15 Eylül 2019 Magazin Bülteni15 Eylül 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber