Bir bavul dolusu söyleşi

Gazetecilerle yaptığı ve internette yayımlanan söyleşileriyle adından söz ettiren Sayım Çınar’ın ilk kitabı “Sayım’ın Konuşan Bavulu” önümüzdeki hafta raflardaki yerini alacak

Bir bavul dolusu söyleşi

Şen kahkahaları ve samimi tavırlarıyla medya dünyasında birçok dostu bulunan Sayım Çınar’ın basın camiası ile ilişkisi 1994 yılında içi kitap dolu siyah bir bavulla plazalardaki gazetecilere kitap satarak başladı. Şu sıralar hem Medyatava sitesine hem de Milliyet Cadde ekine söyleşiler yapıyor. 6 News kanalında “Sayım’ın Bavulu” adında bir söyleşi programı da hazırlayan Çınar’ın ilk kitabıysa önümüzdeki hafta çıkacak.

Önümüzdeki hafta “Sayım’ın Konuşan Bavulu” isimli ilk kitabınız çıkıyor...
Bu benim ilk kitabım. Yıllarca başkalarının kitaplarına yayınevi aradım. Şimdi kendi kitabım çıkıyor. Garip bir duygu. Kitap Medyatava’da yaptığım söyleşilerden derlendi. 47 ismi bir araya getirdim. Doğan Hızlan, İsmet Berkan, Haşmet Babaoğlu, Melih Aşık, Ayşe Arman, Ahmet Hakan, Nuray Mert, Nihal Bengisu Karaca, Yılmaz Özdil gibi isimlerle yapılmış röportajlar var.

“Sayım’ın bavulu” bir efsane... Var mı hâlâ bavulunuz?
Olmaz olur mu. İçine kitapları doldurup televizyonlara, gazetelere, dergilere kitap satmaya gittiğim bavuldan bahsediyoruz. Onu 1998 yılında Mercan’dan almıştım.

En çok sattığınız kitap hangisiydi ve sizden en çok kitap satın alan isim kimdi?
Benden en çok kitap alan isim Ümit Aslanbay’dır. En çok sattığım kitaplara gelince: Irvin D. Yalom’un “Aşkın Celladı”, Amin Maalouf’un “Semerkant”, Ahmet Altan’ın “Tehlikeli Masallar” isimli kitapları ilk üçtür. Bunları Orhan Pamuk’un “Yeni Hayat“ı, Ahmet Ümit’in “Şeytan Ayrıntıda Gizlidir”i ve Perihan Mağden’in “İki Genç Kızın Romanı” takip eder.

Yazar ajanlığı yaparken Medyatava’da söyleşiler yapmaya başladınız...
Medyatava’nın kurucularını tanıyor ve yaptıkları işi çok takdir ediyordum. Site için söyleşi yapma teklifi gelince de kabul ettim. 1,5 yıldır birlikte çalışıyoruz.

Basın camiasından dostlarınız çoktur...
Medyadan çok fazla insan tanıyorum ama “Çok dostum var” diyemem. Ayda 40 bin lira alan yazarlarla samimi olmak kolay değil. Ahmet Hakan’ı, Mansur Forutan’ı, Gülenay Börekçi’yi, Ömer Özgüner’i ve daha birçok gazeteciyi yakından tanıyorum. Benim için Ömer Özgüner ve Ahmet Hakan özeldir.


“İsmet Berkan ve Attila Dorsay söyleşilerimi unutamıyorum”
Bugüne kadar kaç kişiyle söyleşi yaptınız? Sizin için en ilginç olanları hangileri?
Yüzden fazla medya mensubuyla söyleşi yaptım. İnternetin en istikrarlı söyleşicilerden birisiyim. Okuyuculardan çok güzel tepkiler alıyorum. Geçenler de Güngör Uras’tan da mail alınca çok sevindim. Güngör beyi yazılarından tanıyorum. Daha önce hiç tanışmadım. Unutamadığım söyleşilere gelelim: İsmet Berkan ve Atilla Dorsay söyleşilerim çok heyecanlıydı.

Nedir bu iki söyleşiyi unutulmaz kılan?
Atilla Dorsay benim çocukluğumdan itibaren sinema keyfimi şekillendirmiş bir isim. Onun hayata ve mesleğine karşı duruşunu seviyorum. Çok romantik biri. Zamanla yakın arkadaş olduk. Evine girer çıkarım, ailesini yakından tanırım. Bir araya geldiğimizde de bol kahkaha atarız. İsmet Berkan ise Radikal ilk çıktığı günden beri aklımda farklı bir yere sahip.
O Türkiye’deki en iyi muhalif gazetenin genel yayın yönetmeni. Radikal şu an eski kitlesini kaybetmiş olabilir ama benim için yeri ayrı. Sokakta Radikal satın alan birini gördüğümde sevinirim.

22 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber