Bir yol hikayesi

Marcoyu Kapadokyaya götürmeye karar verdiğimde, uçağı kaçırıp yola arabayla çıkacağımızı ve farklı bir rota izleyeceğimizi nereden bilebilirdim ki!

Marco, Milanodan sürekli olarak "Hiç Kapadokyaya gitmedin mi? İnanamıyorum! Peribacalarını merak etmemiş olamazsın" diyerek, bir anlamda bana işkence etmeye devam ediyordu.Bu durumda, Sevgililer Gününü erkene alarak bana bir sürpriz yapan Marcoyu geçen hafta kapıyı açıp karşımda görünce, küçük bir Kapadokya kaçamağıyla onun bu güzel sürprizini ödüllendirmeye karar verdim!Kısa süre önce oraya giden arkadaşım Mehveşe sordum: "Ürgüpe yorulmadan nasıl giderim? Nerede konaklayacağım?" Heyecanla cevap verdi: "Çok kolay Donatella! Kayseriye kadar uçakla gidiyorsun. Oradan arabayla Ürgüp çok yakın. Yunak Evlerinde kalmalısın. Rüya gibi bir yer." Böylece buraya geldiğinde, bir kelime Türkçe anlamadığı için kendini tamamen bana teslim eden ve dünyanın en tatlı, en uyumlu, en şefkatli adamı haline dönüşen Marcoyu elinden tuttum ve sabahın ilk saatlerinde taksiyle havaalanına doğru yola koyulduk. Evet, itiraf etmeliyim! Uzun süredir ülkenizde yaşamama rağmen hâlâ Kapadokyaya gitmemiştim! Elimizin altındaki yerleri ziyaret etmeyi çoğu zaman erteler dururuz. Öyle ya, oralara ulaşmak aslında çok kolaydır ama hep uzak, ulaşılması güç yerlere öncelik tanırız. Maalesef, en kötü trafiğin Milanoda olduğunu düşündüklerinden, "bizim" trafiğimizin dünyada eşi benzeri olmadığını henüz İtalyanlara anlatamadım! Hayatımın erkeğini banyoda daha az zaman harcaması, sabah espressosunu içmekten vazgeçmesi, beni zaman mefhumunu kaybettirecek şekilde mıncıklamaması gerektiği konusunda razı etmeye çalıştım ama nafile... Uçağı kaçıracaktık... Nitekim öyle de oldu. Köprü üzerindeki inanılmaz trafiği gördükten sonra "Böyle bir trafiğe hiçbir yerde rastlamadım" dediğini duyma şerefine eriştim ama havaalanına uçağımız kalktıktan ancak 10 dakika sonra varabildik. Ankara üzerinden bir uçuşta yer bulmayı denedik ancak mümkün değildi: Her yer dolu!Kış ortası olmasına rağmen ilkbaharı andıran bir hava vardı. Ben de heyecanla, "Hadi gel seni Kavaklara balık yemeye götüreyim... Bir dahaki sefere gideriz Kapadokyaya" deyince, öldürücü bakışlarıyla beni durdurdu ve "Dalga mı geçiyorsun? Ben Kapadokyaya gitmekten vazgeçeceğim ha. Kesinlikle olmaz! Bir araba kiralarız olur biter" dedi. Benim tam tersime serüvenlere pek bayılıyor kendisi.Buradaki mesafelerin onun tahmin ettiğinden daha farklı olduğunu anlatmaya çalıştım ama o kadar sabit fikirliydi ki... Hatta bir ara kendimizi Ankaraya doğru giderken, otoyolların sıkıcılığı ve yan yollardan gitmenin daha eğlenceli olacağı konusunda kavga ederken bile buldum... Aslında yolculuk pek sıkıcı geçmedi. Sürekli hava değişiyor, bir ara tipi ile mücadele ediyor, ardından güneş çıkıyor, sonra yağmur yağmaya başlıyordu. Çeşitli serüvenler eşliğinde 10 saat süren yolculuğumuzun sonunda zincir takarak ve çıkartarak gece yarısı harap ve bitap vaziyette Ürgüpe vardık. Her ne kadar arkadaşlarımın fikirlerine sonuna kadar güvensem de o kabus yolculuktan sonra en son istediğim şey, dağın eteğinde bulunan bir mağaranın içinde uyumaktı... Ta ki otelin o bin yıllık kayaların ortasına heybetli bir şekilde sıkıştığını, etrafı karanlık olmasına rağmen tüm büyüsü ile karşımızda durduğunu görene dek... Bizi eşine az rastlanır bir misafirperverlikle karşılayarak Anadolu halıları ve mobilyaları ile süslenmiş, olağanüstü odamıza yerleştirdiler. Detayları son derece ince bir dikkatle hazırlanmış salonlar, rafine müzik seçimi ve bizi bekleyen yemek (Ezogelin çorbası, testi kebabı, fırında kuzu beli, çömlek peyniri yanında sıcacık pide ve o bölgenin iyi bir şarabı... Fiyatı, şarap üreten Marcoyu kızdıracak kadar yüksekti ama olsun...) bütün yorgunluğumuzu derhal üzerimizden atmamızı sağladı! İyi bir şişe sek beyaz şarabı, otlara yer açmak için bir bardağa denk gelecek kadar boşaltın ve şunları ekleyin: 1 tutam taze kekik, yarım kaşık ceviz muskat, yarım kaşık zencefil, 1 parmak boyunda tarçın, bir tutam kuru üzüm.Şişeyi kapatın ve iki hafta bekletin. Her kullandığınızda kapamayı unutmayarak, süzüp bir karafa koyun. Şarabın doğru şekilde kullanıldığında kardiyovasküler sisteme (kalbe) ve hazma yararlı olduğu bilinir. Bu leziz mi leziz içkiden yemeklerden sonra yarım bardak içmeyi öneriyorlar. Sağlığınıza! donatellapiatti@hotmail.com Perilerin şarabı

19 Kasım 2019 Magazin Bülteni19 Kasım 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber