Bizim tüp bebekler Ali Sami Yen’i doldurur

Amerikan Hastanesi Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi doktorları "Bir tüp bebeğin doğumuna sadece anne-baba değil, etrafındaki pek çok insan sevinir. Burada doğanlara sevinenleri toplasak Ali Sami Yen Stadı’nı doldururuz" diyorlar

Bizim tüp bebekler  Ali Sami Yen’i doldurur



Bizim tüp bebekler  Ali Sami Yen’i doldurur
"Bir sürü Melih var"
Bugüne kadar 10 binden fazla tüp bebek uygulaması yapıldığını, 5 binden fazla bebeğin dünyaya geldiğini belirten Dr. Melih Gündüz, tüp bebek doktorlarının yaptıkları işi diğer uzmanlık dallarından daha farklı görüyor. Gündüz’e göre işin hem zor hem de güzel tarafı her an üzüntü ve sevincin bir arada yaşanması. Gündüz şunları söylüyor:
"Kliniğe gelen Ayşe hanımın derdi dokuz senelik evliliğe rağmen çocuğunun olmaması. Yanında oturup sohbet ettiği Fatma hanımın derdi ise korunmadığı için hamile kalması. İkisi de hastam. Dramatik şeyler yaşıyoruz her gün. İnsanlar ameliyat olur, altı ay tedavi görür, doktorunun adını unutabilir. Ama tüp bebekle dünyaya gelen çocuğunun doktorunu unutmaz. Hele çocuğuna doktorun adını verdiyse... Bir sürü Melih var mesela. Çok keyifli şeyler yaşıyoruz, yaşamak da istiyoruz. Bizler, doğan bebeklerimiz ve onların anne-babalarıyla birlikte bir kasaba yarattık. Ancak herkes bu kadar şanslı değildi. Bu kasabaya girmek için her şeyi yapanlar oldu ama ne yazık ki bebekleri olmadı. Evler satıldı, aileler para topladı ve imece usulü gelecek hayali kuruldu, sadece bir tüp içerisinde hayat bulma umudu için. Başarılı olamayanlar bazen ailelerini kaybettiler. Çocuğu olmadığı için karısını terk edenler oldu. Bazı çevreler kısır diyerek onları toplumdan uzaklaştırdılar."

"Burası bizim bebeğimiz"
Merkezin kurucularından Dr. Senai Aksoy da hastaların gözünde farklı yerde olduklarına inananlardan. Özellikle bayramlarda günde 100-200 mesaj aldıklarını anlatan Aksoy da tedavi ettiği hastaların isminden esinlenerek kız çocuklarına "Sena" ismini verdiklerini belirtiyor ve ekliyor: "Ama Senai’yi erkek ismi olarak beğenmediklerinden koymuyorlar."
Yaşı ileri kadınlara yüzde 10 şans verdiğini, buna rağmen şansını deneyenler olduğunu söylüyor Aksoy: "Yüzde 90 başarısızlık oranı var diyorum ama kadındaki beklenti yüzde 90 oluyor. Bunların içinde yüzde 10 şansla gebe kalınca büyük bir olay oluyor tabii. 20 sene çocuğu olmamış bir çiftin gözündeki değerinizi düşünün..."
Merkezi ilk kurdukları 1996 yılında haftada iki-üç hasta gördüklerini anlatan Aksoy, "O dönemde dört-beş ay boyunca başhekimin odasında oturduk. Şimdi başımızı kaşıyacak vaktimiz yok. Ayda 100-150 deneme yapıyoruz. Burada birçok bebek verdik ama aslında burası bizim bebeğimiz" diye konuşuyor.
Dr. Aksoy başından geçen birkaç anısını da şöyle anlatıyor:
"42 yaşında, hiçbir tedaviye cevap vermeyen bir kadın geldi. Ümitsiz bir şekilde son bir tedavi uyguladık. Bir tane kötü kalite dediğimiz embriyo oluştu. Embriyoyu transfer edeceğimiz gün hasta ‘Rüya gördüm doktor bey, kızım oluyor’ dedi. Kötü kalite embriyo ve 42 yaşında olması nedeniyle gebe kalamayacağını düşünüyordum. Gerçekten gebe kaldı ve kızı oldu...
Bir arkadaşım ise beş kez tüp bebek denemiş ama başarısız olmuştu. Artık yumurta vermemeye başlamıştı, vazgeçmesini söyledik. O da ‘Sıkıldım artık denemeyeceğim, bana çocuğum olmadığına dair bir kağıt verin, evlat edinmek için başvurayım’ dedi. Kağıdı verdim, sıraya girdiler. 20 yıldır gebe kalamayan kadın üç ay sonra kendiliğinden gebe kaldı. Bunun stresle ilgili olduğunu düşünüyorum. Stres ortadan kalkınca gebelik şansı artıyor. Ne olursa olsun asla hiç kimseye ‘Senin çocuğun olmaz’ dememek lazım. En umutsuz durumlarda bile gebelik gerçekleşebiliyor. Tüplerinin tıkalı olduğunu bildiğimiz kadın, iki ay sonra gebe kaldı.

"Kısırlık sosyal bir sorun"
Dr. Kayhan Yakın da kısırlığın sadece tıbbi değil aynı zamanda sosyal bir problem olduğunu belirterek mutlu ettikleri kişilerin sadece anne-babayla sınırlı kalmadığını vurguluyor: "Tüm sevinenleri toplasak Ali Sami Yen’i doldururuz. Bu ekipteki sekiz doktorun isimlerinden Türkiye’de fazla miktarlarda konmaya başladı. Memleketlerine döndükten sonra fotoğraf gönderiyor, arkasına ismini yazıyorlar; bir bakıyoruz bizim ismimizi koymuşlar. Onu görmek büyük keyif."

16 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber