“Bizimki gerçeğe dayalı eğlence”

Yiğit Alpman ve Eren Aybars Arpacık ülke ülke gezip “Yolda” programını hazırlıyorlar. İkili “Gerçeğe dayalı bir eğlence bizimki. Kayboluyoruz, eğleniyoruz, soyuluyoruz... Bunları da seyirciyle paylaşıyoruz” diyor

“Bizimki gerçeğe dayalı eğlence”

Onlar belgesel kanalı İz TV’nin iki kafadarı. Yiğit Alpman ve Eren Aybars Arpacık 2011’den beri farklı ülkeleri gezip “Yolda” adlı programı hazırlıyor. Yönetmenlikten kurguya, sunumdan yapıma kadar tüm görevleri de kendi aralarında paylaşmışlar. “Yolda”da alıştığımız gezi programlarının aksine zaman zaman yönetmeni de kameranın karşında görebiliyoruz. Bu iki gezgin çıktıkları yolculukta kimi zaman soyuluyor, kimi zaman da kayboluyor. Sırtlarına yükledikleri çekim ekipmanlarıyla sokaklarda en güzel görüntüyü yakalamaya çalışan gezginler az malzemeyle çok iş çıkarıyorlar.

“Yolda” projesi nasıl çıktı ortaya?

Yiğit Alpman: Aslında İz TV’de “Yolda” isimli bir program gözüküyordu ama içeriği belli değildi. Daha sonra babam Nazım Alpman, o da İz TV’de program yapıyor, Eren’le tanışıyor. Nasıl bir şeyler yapabiliriz diye düşünürken bu program ortaya çıkıyor. Sonra babam bana “Böyle bir projede sunuculuk yapar mısın?” diye sordu. Ben de kabul ettim ve böylece başladık.
Eren Aybars Arpacık: Nazım abiyle tanıştığımızda “Gel bakalım, konuşalım” dedi. Benim aklımda hep gezmeli bir şeyler vardı. Hatta metrodan İz TV’ye doğru yürürken “Keşke şu iş gezmeyle ilgili bir iş olsa” dedim. Sonra Nazım Abi’yle oturduk, bana projeyi anlattı. Demo çektik ve sonra da ilk çekimimizi gerçekleştirmek üzere İtalya’ya uçtuk.

“Görüntüyle sevişmem!”

Görev dağılımınızı nasıl yaptınız?

Yiğit A.: Ben programın sunucusu ve yapım sorumlusuyum ama zaman zaman
el kamerasını alıyorum ve Eren de kameranın önünde oluyor.
Eren A.A.: Yöneten, çeken ve montajlayan benim. Genelde periyodik olarak şöyle gidiyor; ayda bir yolculuk, yolculuktan sonra benim için cezaevi bölümü olan kurgulama dönemi başlıyor. Ben evde çalışıyorum, görüntüleri programa hazırlamam aşağı-yukarı 15 günümü alıyor. O dönemde ben sakalları uzayan, asosyalleşen bir adam haline geliyorum.

Montajda nelere dikkat ediyorsunuz?

Eren A.A.: Biraz sert kaçabilir ama görüntüyle sevişmek diye bir laf vardır. Ben aynı görüntüyü program içinde iki kez kullanmıyorum çünkü görüntüyle fazla sevişirseniz bunu kimse umursamaz. Filmin dinamik olması gerekiyor. Madem genç işi bir şey yapıyoruz, hızlı olmalı.

“Barselona, insanı allak bullak ediyor”

Nerelere uğrayacağınıza yola çıkmadan önce mi karar veriyorsunuz?

Yiğit A.: Kafamızda rotayı biraz çiziyoruz ama gittiğimiz yerlerde arkadaşlarımızın olması da çok işimize yarıyor.
Eren A.A.: Kendimiz gittiğimizde çok doğaçlama oluyor. Zaten bu işin heyecanı doğaçlama olmasında. Bir de her şehrin kendine has bir akışı var ve biz kendimizi o akışa bırakıyoruz.

Gezdiğiniz yerler arasında sizi en çok neresi etkiledi?

Yiğit A.: Barselona. Bu şehir insanı allak bullak eden çok acayip bir yer.
Eren A.A.: Şeytana pabucunu ters giydiren bir yer Barselona.

Başınıza gelen en ilginç olay neydi?

Eren A.A.: Barselona’da çantamız çalındı. Biz Barselona’dayken, festival vardı. Biz de festivale katıldık. Sonra sahile çıktık, Yiğit de tuvalete gitti, çantalar da hemen tripodun altındaydı. Bir adam bana yaklaştı, bir şey söyledi, ben ona bakarken çantayı alıp gitmişler. Elimizde iki tane çanta vardı. Allahtan benim çantam gitti çünkü diğer çantanın içinde kamera, telefon ve fotoğraf makinesi vardı. Çalınan çantanın içinde sadece kamera malzemesi ve çekilmiş bir de kasetimiz vardı.

“Bizimki gerçeğe dayalı eğlence”
“Bizimki gerçeğe dayalı eğlence”

Yaşadığımız her şey programda var

Kendinizi nasıl adlandırıyorsunuz. Seyyah, belgeselci, filmci?

Yiğit A.: Seyyah güzel. Aslında bizim yaptığımız, gerçeğe dayalı eğlence.

Gerçeğe dayalı eğlenceden kastınız ne?

Eren A.A.: Kayboluyoruz, soyulabiliyoruz, ilginç olaylar yaşıyoruz ve bunların hepsini programda veriyoruz. Gerçek şeyler yaşıyoruz, eğleniyoruz ve bunu da izleyiciyle paylaşıyoruz.

Bu zamana kadar nerelere gittiniz?

Eren A.A.: İtalya, Sırbistan, Hırvatistan, Barselona, Rusya, Çin, Beyrut, Malta, Selanik ve son olarak Kenya’ya gittik. 22 Mart’ta Kenya bölümü yayınlanacak.

Çocukken hiç oyuncağı olmadı,dolmuşunu oyuncakla donattıOsmaniye’de çocukken hiç oyuncağı olmayan halk otobüsü şoförü 28 yaşında ki Fatih Çokan, çocuklar için otobüsü oyuncaklarla doldurdu. Çokan, otobüsündeki oyuncaklarla hem oynuyor hem de otobüse binen çocuklara hediye ediyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber