Dice Kayek’ten nefes alıp veren hamam

Milano Moda Haftası’nda bir enstalasyonları sergilenecek olan Dice Kayek’in yaratıcısı Ayşe-Ece Ege kardeşler: “Mermer denince aklımıza hamam geldi. Bursalıyız zaten. Modernize edilmiş bir hamam bu. Dışarıdan bakıldığında nefes alıp veren, yaşayan bir organizma gibi”

Dice Kayek’ten nefes alıp veren hamam

Dice Kayek markasıyla modadaki 21’inci yıllarını kutlayan Ece ve Ayşe Ege’nin gündemi son günlerde güzel haberlerle dolu. 9-14 Nisan arasında, Milano Tasarım Haftası’nda mermerle yaptıkları enstalasyonu sergileyecek olan kardeşler, ayrıca Londra’daki Victoria&Albert Müzesi’nin iki yılda bir verdiği Jameel Prize’a da aday gösterildi. 270 isim arasından finale kalan ilk 10’da yer almak dışında, ödüle moda dünyasından aday gösterilen ilk tasarımcılar olmanın da haklı gururunu yaşayan Ege kardeşler, her iki gelişmenin de detaylarını, modenize edilmiş hamam çalışmalarını Levent’teki evlerinde anlattı.

Mermerle yaptığınız çalışma Milano Tasarım Haftası’nda sergilenecek...

Ece Ege: Evet, İMİB’in (İstanbul Maden İhracatçıları Birliği) projesi. Türk tasarım firması Demirden Design’ın küratörlüğünde “Işıkla Yıkanmak” isimli bir sergi yapılıyor. Bize de proje hazırlamamız için teklifte bulundular, seve seve kabul ettik. Mermer çok güzel bir materyal. Onu mimari ve endüstiriyel tasarım açısından yorumlayan farklı isimler oldu bugüne kadar. Biz de ilk moda tasarımcılarıyız.

Ne tasarladınız mermerle?

Ayşe Ege: Türk hamamı! Bursalıyız. Hamam kültürünün içine doğduk, onunla büyüdük. Mermer denince aklımıza modernize edilmiş hamam geldi. Konsept de “Işıkla Yıkanmak” olunca çok uydu. Çok asil ve 4 bin yıllık geçmişi olan bir doğal taş. Bir de İtalyan mermeri ve Türk mermeri rekabette. Bunu o ülkede sergileyecek olmamız da daha güzel.
Ece E.: Proje yaparken hep fonksiyonel olması gerektiğine inanıyorum, dekoratif değil kullanılabilir olmalı. Tasarımımızın adı Nebula. Komple mermerden yapılmış, silindir bir buhar banyosu. İçinde çember oturma ünitesi var. Çevresi de 90 derece açılıp kapanabilen mermerlerle kaplı. Bilgisayarla senkronize edilen panel gece kapalı. Güneş doğdukça onun ritimine göre açılıyor, öğlen 12’de de en açık haline geliyor. Dışı siyah, içi beyaz mermerden yapıldı. Silindir şeklindeki oturma ünitesinin altından çıkıyor buhar. Ve dışarıdan bakıldığında nefes alıp veren, yaşayan bir organizma gibi görünüyor. Nebula toz bulutu demek zaten. Bu proje spa’lara satılabilir. Ama asıl önemli olan mimarlara ilham vermek.
Süleyman’ın kaftanı, Sultanahmet’in kubbesi

Hamama gitme alışkanlığınız devam ediyor mu?

Ayşe E.: Tabii. Bir de biliyorsunuz bizim Bursa’daki hamamlarda sıcak su gerçekten toprağın altından çıkıyor. Bizans’tan kalma çok güzel hamamlar var. Gittiğimiz her yerde “Bursa’da olsak da bir hamama gitsek” diyoruz.

Gündeminizdeki başka bir konu da Londra’daki Victoria&Albert Müzesi’nde verilecek Jameel Prize.

Ayşe E.: Jameel Prize, İslam kültüründen esinlenilerek yapılmış çağdaş eserlere verilen bir ödül. Birilerinin sizi aday göstermesi gerek, kendiniz başvurmuyorsunuz. Bu yıl 270 kişi arasından finale 10 tasarımcı kaldı. Biri de biziz. En önemli yanlarından biri de ödüle ilk defa moda alanından birilerinin, yani bizim aday gösteriliyor olmamız. Daha önce İstanbul Modern, Les Arts Decoratifs ve Amsterdam Müzesi’nde sergilenen “İstanbul Contrast” sergimizle adayız. Oradaki üç parçamız öne çıkıyor.

Hangi giysiler onlar?

Ece E.: Biri Sultan Süleyman’ın Topkapı’daki kaftanından esinlenerek yaptığımız “Kaftan”, öbürü Ayosofya’nın mozaikleri, diğeri Sultanahmet Camii’nin kubbesinden esinlendiğimiz model.
Ayşe E.: İki senede bir veriliyor ödül. Projenin başındaki isim de ödüllü mimar Zaha Hadid. Bu yıl bizimle birlikte aday gösterilenler arasında; Faig Ahmed, Laurent Mareschal, Mounir Fatmi gibi çok önemli tasarımcılar var. Kazanan
10 Aralık’ta açıklanacak, 11 Aralık’ta ise sergi başlayacak ve 21 Nisan 2014’e kadar sürecek, dünyayı gezecek.

“Kraliçe, çalışmalarımız için ‘bunlar heykel gibi’ dedi”

Sizi kimin aday göstermiş?

Ece E.: İstanbul Modern’deki sergimizi görüp çok beğenen ve V&A Müzesi’nde çalışan biri aday göstermiş. Bize e-posta geldi, “aday gösterildiniz, katılmak için belgeleri doldurur musunuz” diye. Sergide bize verdikleri yer de çok önemli, kapıdan girince sol tarafta görülen ilk alanda olacak eserlerimiz.

Markanız zaten dünyada tanınıyor. Bu sergi de başka bir dönüm noktası olacak mı sizce?

Ayşe E.: Mutlaka. Adaylar açıklandığında İngiliz basınından çok önemli isimler tebrik etmek için aradılar. Moda tasarımcısı olarak öyle bir yere gelmiş olmak gurur verici.

İstanbul Contrast projesiyle ilgili çalışmalarınız devam edecek mi?

Ayşe E.: Proje Amsterdam’da sergilenirken Hollanda Kraliçesi görmüş ve “Bunlar heykel gibi” demiş. Yaratmak istediğimiz etki de tam olarak buydu. Ayasofya’nın yapımı aylarca sürmüştü örneğin, üzerinde 662 adet antika cam ve boncuk işlemesi var. Adım adım yükseliyor çıta. Şimdi açıklamayalım
ama başka önemli müzelerde sergilenme olasılığı da var.

Hem Paris’te hem de İstanbul’da yaşıyorsunuz. Bu koşuşturmanın içinde hayatınız nasıl şekilleniyor?

Ayşe E.: Her iki şehirde de işimiz, evimiz, çalışanlarımız var. Bir de artık
Çin var hayatımızda. İnanılmaz bir sürat. Bazen Paris’teyken akşam uçağına yer
var mıdır diye düşünüp geliyoruz. Çanta taşımıyoruz çünkü her şeyden ikişer tane alıyoruz, bir o eve bir bu eve. Paris’te kapıdan çıkıp kendimizi İstanbul’da buluyoruz.

“Global zevke hitap etmek zorundayız”

Çin demişken, orada da çalıştığınız bir marka var değil mi?

Ayşe E.: Evet. Çinliler için bir marka yapıyoruz: Blue Erdos. Aslında süreli bir iş birliği değildi ama çok sevildi, devam ediyor. Çinliler dünya pazarına çok kuvvetli geliyorlar, muazzam iç pazar kapasiteleri var. Bugüne dek üretim cennetiyken başka bir aşamaya geçtiler. Avrupa, köklü ve lüks markalarıyla Uzakdoğuluları çekse de artık yaşlı bir kıta oldu ve pek çok şeye doydu.

Uzakdoğu’ya iş yaparken tasarım anlayışınız değişiyor mu?

Ayşe E.: Bence tasarımlarımızla global tüketiciye hitap etmek zorundayız. Bugün bir marka dünyaya hitap ediyorsa başarılı demektir. Bizim 30 küsür ülkeden müşterilerimiz var. Demek ki global zevke hitap ediyoruz. Mühim olan bu.

Dice Kayek’ten nefes alıp veren hamam

Dice Kayek’ten nefes alıp veren hamam

Milano’da sergilenecek mermerden tasarlanmış modern hamam.

“Kadınları daha güzel, zayıf ve genç göstermeye çalışıyoruz”

21 yıl nasıl geçti?

Ayşe E.: Dün bir arkadaşımızla; Hüseyin Çağlayanla beraberdik. Onun markası da 18 yaşında. Zaman nasıl geçmiş... Kendimizi hala çok genç hissediyoruz ve yapmak istediğimiz çok şey var. Aslında şimdi bugüne kadar yaptıklarımızın meyvesini toplamaya başladık. Biz bu işe başladığımızda internet yoktu, öyle düşünün. Başka bir çağa geçtik.

Bu koleksiyonunuzda neler var

Ece E.: Biz kışı da bitirdik çoktan gelecek yaza başladık, inanın hatırlamıyorum. Moda zamandan önce ilerliyor. Bırakın ‘yeni koleksiyon var mağazalarda, onu anlatayım’ı, görmek bile istemiyorsun. Ama tabii ki belli bir çizgimiz var, kadınları daha güzel, genç ve zayıf göstermeye çabalıyoruz.

Türkiye: Mektup çöpe atıldı, yanıtı Barış Pınarı HarekâtıCNN Türk'e konuşan Cumhurbaşkanlığı kaynakları, ABD lideri Trump'ın diplomatik nezaketten yoksun mektubunun reddedildiğini söyledi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber