Dior ile rüyalar aleminde

Londra’daki Victoria&Albert Müzesi’nin ev sahipliği yaptığı “Christian Dior: Designer of Dreams” (Christian Dior: Düşlerin Tasarımcısı) adlı sergi, yılın en önemli moda olaylarından biri. İşte gelmiş geçmiş en kapsamlı Dior seçkilerinden birini sunan serginin öne çıkanları

Dior ile rüyalar aleminde

Londra’daki Victoria&Albert Müzesi’nin sabit kostüm koleksiyonu, modaseverler için eşi benzeri olmayan bir arşiv niteliğinde. Müzeye ne zaman giderseniz gidin, 17’nci yüzyılın en değerli gece elbiselerini de, İkinci Dünya Savaşı sonrası döneminin günlük kıyafetlerini de inceleyebilirsiniz. Ancak bu sabit koleksiyon dışında, müzenin düzenlediği süreli moda sergileri de dillere destan. Bugüne dek Balenciaga’nın modayı şekillendirme biçimi, Alexander McQueen’in sıra dışı bakış açısı, ayakkabının tarihi gibi başlıklar altında çok konuşulan sergiler düzenleyen müze, şimdilerde ise Dior tarihine kucak açıyor.

İnternetten satılan biletlerin tamamı tükendi

200’den fazla haute couture elbiseyi ve 500’den fazla aksesuarı bir araya getiren sergi 1 Eylül’e kadar sürecek ama internet üzerinden satılan biletlerin tamamı tükendi bile! Bu yüzden, yolunuz Londra’ya düşerse sabah 10’da müzenin ana girişinde satışa sunulan sınırlı sayıdaki biletlerden almak için saat 8-9 gibi sıraya girmenizi öneririm. Ne de olsa söz konusu olan yılın en iddialı moda sergisi. İnanın, efsanevi modaevinin ikonikleşen tasarımlarını yakından görüp, çizimlerin perde arkasını öğrenme heyecanını yaşayınca kuyrukta beklediğiniz dakikaları unutacaksınız. Ziyaretçileri masalsı bir atmosferle karşılayan sergi, daha önce Paris’teki Musée des Arts Décoratifs’de düzenlenen Dior sergisinin yenilenmiş ve genişletilmiş hali. Bu defa, modaevinin Britanya kültürüyle olan ilişkisi de göz önünde bulundurulmuş ve seçkiye önemli eklemeler yapılmış. Örneğin sergi salonunun en merkezi alanında, Prenses Margaret’ın 21’inci yaş günü partisinde giydiği özel yapım Dior elbise var. Prenses’in 1951 yılında giydiği bu elbise yaklaşık bir yılda hazırlanmış ve provalar sırasında sık sık Kraliçe Elizabeth’e de danışılmış. Yıllar sonra Prenses Margaret tarafından “en sevdiğim elbisem” sözleriyle tanımlanan tasarım, Christian Dior’un İngiltere Kraliyet Ailesi ile olan yakın ilişkilerine dikkat çeken bir öge olarak da karşımıza çıkıyor. Serginin bir diğer süperstarı ise Christian Dior’un 1947 yılında tanıttığı ve “Bar Suit” adını verdiği etek-ceket takım. V&A’in Moda ve Tekstil Küratörü Oriole Cullen, satışa sunulduktan kısa bir süre sonra “New Look” (Yeni Görünüm) adını alan takım için “Paris moda endüstrisinin yeniden canlanmasını sağladı ve modanın yüzünü değiştirerek belli bir dönemin tanımlanmasına yardımcı oldu” diyor.

Dior ile rüyalar aleminde

Her salon farklı bir hikaye anlatıyor

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından maskülen formların etkisi altında kalan kadın giyiminin yeniden feminenleşmesini sağlayan takımı ve eskizlerini de sergide görebilirsiniz.

Yves Saint Laurent, Gianfranco Ferré, John Galliano, Raf Simons… Ve son olarak da Maria Grazia Chiuri. Bugüne dek Dior’un başına geçen tüm sanat yönetmenleri, kendilerine özgü yorumlarla Christian Dior’dan devraldıkları mirası geliştirmeye devam ettiler. Dior’u Dior yapan pek çok unsuru aynı çatı altında toplayan bu sergi, hangi tasarımcının modaevine ne kattığını görmek ve anlamak için de iyi bir olanak. Farklı renkler ve dekorlarla birbirinden ayrılan salonlar arasında dolaşırken kendinizi zaman zaman bir defilede, zaman zaman şık bir baloda, zaman zaman rengarenk çiçeklerle dolu bir bahçede fakat en çok da bir zaman tünelinde gibi hissediyorsunuz. Hem modanın sosyal tarihini hem de “moda tasarımcısı” kavramının dönüşümünü anlamak için bundan iyi fırsat olamaz.

11 Kasım 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber