Doğal tedavi teknolojiye karşı

Genç görünüm, pürüzsüz ve sağlıklı cilt için doğanın nimetlerinden mi yoksa teknolojiden mi faydalanmalı?

Buna da en çok, insanoğlunu uzaya gönderen, sıradan bir erkeği bile bir James Bond'a dönüştürebilen teknoloji bozuldu. O yüzden de en önemli kalelerinden olan kozmetiği "yeşil dünya"ya kaptırmama kararıyla gelişme hızını daha da artırdı. Sonuç: Kozmetik, teknolojik ve doğal ürünlerin savaşa tutuştuğu bir arena haline geldi. Ama bu durumda asıl olan, dış görünüşüne her zamankinden çok değer veren modern kadına oldu.Şimdi kadınlar, çözümün en son teknolojiyi kullanan ürünlerde mi yoksa doğa ananın kendisinde mi olduğunu bulmaya çalışıyor. Peki ama bu konuda doğru cevabı kim verebilir ki? Güzellik uzmanları mı? Dermatologlar mı? Kozmetik firmaları mı? Eczacılar mı? Estetik cerrahlar mı? Yoksa herbalistler mi? Biz karar veremedik, bu yüzden de bu uzmanların hepsini bir araya getirip sorduk: Teknoloji mi yoksa doğa mı? Her şey "doğal" olanın yeniden kıymete binmesiyle başladı. Sonra bir baktık en sevilen renk "yeşil", en moda kelime "organik" olmuş. Hatta yediklerimizden giydiklerimize her konuda en doğalı, en az kimyasal içereni aramaya başlamışız. Teknolojik destek Cildiye uzmanı Dr. Ethem Mercan "doğal yöntemler" sözünün kulağa hoş geldiğini kabul ediyor ama aynı zamanda bu çözümlerin çoğunun da ispatlanmamış iddialara dayandığını söylüyor. Mercan bu bağlamda yıllar önce "saç çıkaran mucize" diye pazarlanan ve satıcısına epey para kazandıran "101" adlı ürünü ve "zayıflatan mucize" şeklinde lanse edilip arşive kalkan çayları örnek veriyor. "Her türlü cilt sorununu gideren salyangoz kreminin de akıbetini yakında görürüz" diyen Mercan doğal ürünlere sadece plasebo karşılaştırmalı klinik testlerin onayını almaları şartıyla evet deme taraftarı. Uzman doktor "Devamlı gelişmeye ve düzelmeye uğradığı için, teknolojik yöntemleri öne almak daha doğru diye düşünüyorum" diyor. "Mucize diye pazarlanan ürünleri hatırlayın" Ünlü dermokozmetik markası La Roche-Posay'in ürün müdürü Fatmanur Özali teknolojinin korkulacak bir şey olmadığını düşünüyor. Çünkü Özali'ye göre teknoloji dermokozmetik için lüks değil, vazgeçilmez. Bu yüzden de La Roche-Posay gibi dermatolojinin "yanında" olan markalar her daim en son teknolojiyi kullanıyormuş. "Kozmetik ürünlerin iddiası cildin en üst katmanı olan 'epidermis' için geçerliyken, teknoloji sayesinde artık orta katman olan 'dermis'i de etkileyebiliyor" diyen Özali, özellikle de uzun vadede etkileri süren ürünler için teknolojinin vazgeçilmez olduğunu düşünüyor. "Korkulacak bir şey yok" Doğal çözüm Doğal ürünler uzmanı olarak nam salan Volkan Kurt güzellik için doğadan ilham alınması, çözümlerin de onda aranması gerektiğine inanıyor. "Kozmetik reyonlarını doğal içerikli pek çok ürün kapladı ama bu ürünler aynı zamanda çok da masraflı" diyen Kurt, estetik ameliyatların ve iğneli çözümlerinse yüzdeki "doğal ifadeyi" yok ettiğini savunuyor. Ona göre tüm bu müdahalelerin alternatifleri doğal halde toprakta saklı. Kurt yan etkisi bulunmayan bitkisel formüllerle ilgili araştırmaların çok ciddi noktalara geldiğinin de altını çiziyor. Özellikle de lekeler, sivilceler, kırışıklıklar, dökülen saçlar ve hiç düzelmeyen selülitler gibi sorunlar için birçok bitkisel reçetenin hayata geçtiğini belirtiyor; "Yüzyıllar boyunca kadınlar bu reçeteleri uygulamış ve bugüne kadar bu formüller hâlâ korunmuşsa, doğanın bir bildiği vardır" diyor. "Ameliyatlar yüzün ifadesini yok ediyor" Herbalist Tarkan Güveloğlu doğal ürünlerden yeteri kadar faydalanıldığında sorunların minimuma ineceğini düşünüyor. Doğal maddelerin vücutla daha özdeş olduğunu söyleyen Güveloğlu, bu duruma "Bebe yağları kimyasal olduğu için vücut tarafından emilemez. Ama susam, badem ve zeytinyağı gibi yağlar hem emilir, hem birçok faydası vardır" örneğini veriyor. Ona göre pahalı kırışıklık kremlerini kullanmaktansa E vitamini gibi çeşitli vitaminler, antioksidan içeren bitki yağlarının kullanılması daha faydalı. Tabii o da bilinçsizce kullanılan ürünlerin zarar verebileceğini belirttikten sonra bu konuda da bir uzmana danışmayı tavsiye ediyor. "Kırışıklık kremi yerine bitki yağı daha faydalı" Teknoloji ve doğa el ele Nişantaşı'nın tanınmış güzellik merkezi Sculpture Therapy Center'ın ortağı olan dermatolog Dr. Betül Şengör, merkezlerine başvuranların büyük bir kısmının bu konuda kafasının karıştığını söylüyor. Halbuki uzmana göre asıl önemli olan kullanılacak ürünlerin içeriği ve doğal olması. "Ancak saf veya yüzde 100 doğal ürünlerin de nadiren de olsa yan etki yapabileceğini bilmeliyiz" diyen uzmana göre hangi aktif maddenin ne gibi bir etkisi olduğunu veya ne gibi bir beklentiyi karşılayacağını bilmenin de önemini büyük. Şengör'ün çözümüyse seçilen kozmetik ürünü basınçlı oksijen veya ışık teknolojileri gibi farklı tekniklerle kombine ederek ürünün derinin alt katmanlarına ulaşmasını sağlamak. "Hastaların çoğunun kafası karışık" Fulser Ecza Sanayii Genel Müdürü Erdinç Mutaf "fitoterapi" yani bitkilerle yapılan tedavinin tüm dünyada ciddi bir yükselişe geçtiğini söylüyor. Ancak Mutaf fitoterapinin, ülkemizdeki gibi aktarlarda satılan otlarla yapılan bir tedavi şekli olmadığının da altını çiziyor. Ona göre bitkisel tedaviler ülkemizde dejenere ediliyor. "Bitkisel ekstreler kullanılarak elde edilen kozmetik ürünler yani 'fitokozmetik' grubunun en etkili ürünlerinde de teknolojiden faydalanılıyor" diyen eczacı, örnek olarak da Almanya'nın en büyük kozmetik firmalarından bitkisel ekstreleri kullanmasıyla nam salan M. Asam'ın en iddialı olduğu "anti-aging" serisinde nanoteknolojiyi kullanmasını gösteriyor. Mutaf'a göre fitokozmetik artık dermokozmetiğin en büyük rakibi ve dünyadaki yükselen trende bakılırsa yakın geleceğin de galibi. "Fitokozmetik yükselişte" Estetik Tıp Derneği Başkanı Op. Dr. Hasan Subaşı, hastalarına yaptığı tıbbi müdahalelere ilave olarak deniz proteini, yosun gibi yaşlanan hücrelerde bozulmuş DNA'yı onaran ve cildin gençleşmesini içten destekleyen haplar da önerdiğini açıklıyor. Ancak ona göre bu gibi doğal ürünler dıştan yapılan müdahalelerin yerini tutamayacağı için sadece bir yardımcı unsur olarak kullanılmalı. "Geçtiğimiz 15 yıl içinde cerrahi olmayan, estetik tıp diye adlandırabileceğimiz, gençleştirmeye yönelik pek çok teknik gelişti" diyen Subaşı, şekil değiştirmekten çok yaşlanmayı durdurmak, hatta yaşlılığa bağlı leke, kırışık, hatta bir miktar yüz cildindeki sarkmayı düzeltmek için bu yöntemleri kullanıyor. "Doğal ürünler yardımcı unsurdur"

21 Eylül 2019 Magazin Bülteni21 Eylül 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber