"Eski liderler yok ama AKP de iyi malzeme"

İkinci karikatür albümü yayımlanan Ercan Akyol: "AKPliler eski liderlerin eksikliğini hissettirmiyor. Her gün ortalığı karıştıracak bir şey buluyorlar"

Ercan Akyol 16 yıldır Milliyette Melih Aşıkın Açık Penceresinde "şirin gözükmeye çalışmadan" çiziyor. Bir süre önce de karikatürlerinden bazılarını "Çiziyorum 2003" adlı albümde topladı. Bu aslında ikinci albümü. İlkinde 1980-90 arasını anlatmıştı, ikincisinde ise 2003ü yorumluyor. Hem Türkiye hem de yurtdışından aldığı ödüllerine geçen yıl Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yılın Karikatürcüsü ödülünü de ekleyen ünlü çizer "Vurdu mu oturtmalı diye amiyane bir tabir vardır. Karikatür de öyle olmalı. Önce çizmek istediğim olayı kavramalı, kafamda cevabını verebilmeli sonra da mizah öğesiyle yerle bir etmeliyim" diyor. Hayır. Sait Faike bir gönderme yaparak anlatayım: Çizmezsem deli olurum. Zorlukları var tabii. İstediğime varamadığımda saçımı başımı yolduğum olmuştur. Kendime karşı müthiş acımasızım; ilk aklıma geleni çizmem, dinlendiririm, zor beğenirim. Bazen haksızlık ederim kendime, "Güzelmiş, niye kendimi bu kadar üzdüm" derim. Böyle bir çelişkiler yumağı ama bunu da yaşamamak mümkün değil, sanırım karikatürcüyü de bu ayakta tutuyor. Sıkıcı değil mi aralıksız çizmek? Düşünme safhası yoğundur. Onun için zamanımın önemli bir kısmını okumaya ayırırım. Önce düşünceyi geliştiririm sonra mizah kendiliğinden gelir. Bazen hiçbir şey düşünmezken karikatürü bulursunuz. Newtonun elması gibi pat diye kafanıza düşer. Siz de bağırırsınız "Buldum" diye ama onu bulmak için Newtonun birikimine sahip olmak gerekir. Sizin için bir karikatür ne zaman biter, hangi aşamadan sonra "Tamam, artık işim kolay" dersiniz? Basının bugünkü koşulları bir muhalif çizer olarak beni tatmin etmiyor. Bu yüzden bu köşeyi koruyucu bir unsur olarak görüyorum. Kendimi editoryal olarak bağımsız, özgür hissediyorum. Karikatür özünde muhalefet etmeyi taşır, bunu yapmazsanız güçten düşersiniz. Satır aralarında iktidara şirinlik, yalakalık yapan yazarlar olabilir ama bir karikatürcünün bunu yapması çok zor. Çünkü karikatür flaş gibi patlar, hemen "Ben yalakayım" diye kendinizi ele verirsiniz. Şirin gözükmek karikatürcünün üstüne vazife değil. Maalesef örnekleri olmaya başladı, Türk karikatürü için üzücü. Açık Pencereye dahil olmak dezavantaj mı avantaj mı? Yüzler değişiyor ama Türkiyenin olayları değişmiyor. Temel hak ve özgürlüklerle ilgili hâlâ sorunlarımız var. Ekonomi de öyle; enflasyon düşüyor gibi gözüküyor ama geçen gün Güngör Uras köşesinde iç borcumuzun 65 milyardan 149 milyar dolara çıktığını yazdı... Eski liderler artık yok. Yeni yüzler işiniz açısından rahatlattı mı sizi? Müthiş. Her gün ortalığı karıştıracak bir şeyler buluyorlar. Eskiden bir liderler çeşnisi vardı. O durum şimdi tek parti iktidarına döndü. Muhalefetin de sesi çıkmıyor, sesi çıksa da basına yansıyamıyor. Dolayısıyla bir adam var ama kadrosuyla falan gündemi fazlasıyla dolduruyor. Maşallah eskilerin eksikliğini hiç hissettirmiyorlar. Yani mizahçı, çizer olarak işler iyi ama Türkiye açısından kaygılıyım... "Çiziyorum"a aldığınız karikatürler AKPnin iyi malzeme olduğunu gösteriyor. 1960 ve 70lere göre siyasi karikatür geriledi, karikatürcü artık üstüne düşen görevi yapmıyor diye düşünenler var. Böyle toptancı bakışla değerlendirme yapılmaz. Dünden bugüne ne değişti, buna bakmak lazım. Basın kavramı yerini medyaya bırakalı çok şey değişti. Bu değişimin yazara da çizere de yansımaları oldu. Elektronikleşti medya, büyük iş dünyasının bir uzvu oldu. Medya kimi zaman iktidarla kol kola, bazen muhalefet yapıyor ama göstermelik. İşin bir de siyasal kısmı var; 60 ve 70lerde dünya iki kutupluydu. Türkiyeye sağ partiler hakimdi ve gerçek anlamda demokrasi yoktu. 1960ın özgürlükçü anayasası için Süleyman Demirel "Bu anayasa bize bol", Nihat Erim de "Bu anayasa bize lüks" demiştir. 12 Marttan sonra da değiştirdiler anayasayı. Türkiye böyle bir ikilem içindeydi. Zaten muhalif özelliği olan karikatüristler sağa bodoslama saldırırdı. Şimdi dünyada dengeler değişti, daha minimal politikalar var. En katı solcunun bile özelleştirmeye topyekun hayır diyeceğini sanmıyorum; itiraz, peşkeş çekilmesine... Artık hedefler eskiye göre daha minimal, onun için karikatürist nokta atışı yapmalı. Karikatüristin bodoslama saldırması değil, bir köşe yazarı bilinciyle çizmesi, donanım ve birikime sahip olması gerekli. "Basın kavramı yerini medyaya bırakalı çok şey değişti"

15 Ekim 2019 Magazin Haberleri.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber