Festival yöneticisi de bir hiperaktif annesi!

Film ne zaman gösterilecek?






Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) çocukların yüzde 4-10'unda görülen; çocukların yaramaz çocuk olarak damgalanmasına, dikkat ve öğrenme sorunları nedeniyle "zeka geriliği" yaşadığı yönünde yanlış anlaşılmasına neden olan bir sorun. Bu sorunu olan milyonlarca çocuk başarısızlık, kendine güvensizlik, utanma duygusuyla yaşıyor. Toplumsal önyargılar nedeniyle de hem çocuk hem de yakınları acı çekiyor.
DEHB, 23. Uluslararası İstanbul Film Festivali'nde de bir belgesel filmle gündeme gelecek. "Odd Kid Out / Hiperaktifim Ama..." festivalin belgesel bölümünde ilgi çekmeye aday filmlerden biri. Filmin en ilginç taraflarından biri, 25 yıldır Kanada'da yaşayan Türk profesör Dr. Atilla Turgay'ın filmin hem yapımına katkıda bulunması hem de hastalarıyla birlikte filmde rol alması. Film, Turgay'ın 13 yaşındaki hastası Kail'in annesi Karen O'Donnell'ın imzasını taşıyor. Yönetmen O'Donnell, oğluyla birlikte oynadığı filmde hem hasta hem de ebeveyn gözünden DEHB ile ilgili yaşanan sorunları yansıtıyor.
Scarborough Hastanesi ve Toronto Üniversitesi'nin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Kliniği, Eğitim ve Araştırma Enstitüsü başkanı, Kanada Milli DEHB Örgütü'nün eğitim direktörü olan ve bugüne kadar yaklaşık 10 bin çocuğu tedavi eden Prof. Dr. Atilla Turgay, konuyla ilgili sorularımızı Kanada'dan yanıtladı...

"Hiperaktivite gelecekte başarısızlığa götürebilir"

Bu filmi yapma fikrini veren kişiyim. Filmin kahramanı Kail, 10 yaşındayken bana geldiğinde, davranışları ve öğrenme geriliği nedeniyle okuldan atılmak üzereydi. İlaç, destekleyici tedavi ve özel eğitim hizmetleriyle önemli ölçüde düzeldi. Okulda başarı ödülleri almaya başladı. Annesi Karen O'Donnell bir film yönetmeni. Tedavinin yaşamlarındaki olumlu yansımasından çok etkilendi. "Odd Kid Out" ile kendini, çocuğunu, tedavi eden doktoru, benzer sorunları olan diğer iki hastanın aile ve yaşamöykülerini anlatan, DEHB'in kişiye ve aileye olumsuz etkilerini vurgulayan bir belgesel yaptı. Amacı, DEHB'in tedavi edilebilir tıbbi bir bozukluk olduğunu göstermekti. Karen en iyi tedaviyi alma amacıyla Kuzey Amerika'nın hemen her yerine gitti, umudu hiç elden bırakmayarak çocuğunu DEHB'in pençesinden kurtardı. Şimdi de aldığı dersleri tüm dünyayla paylaşıp DEHB'in erken tanıyla tedavisine yardımcı olmak istiyor.


Danışmanlık, film için fon geliştirme, senaryo yazımı ve aktif oyunculuk... Bu film New York, Los Angeles, Miami'de uluslararası film festivallerinde gösterildi ve Amerikan DEHB kuruluşlarından çok olumlu tepkiler aldı. Her ikisi ve filmde yer alan diğer hastalarla iftihar ediyorum.


Hastaların evlerine konulan kameralarla çok sayıda çekim yapıldı. Böylece hiçbir yapmacık taraf olmaksızın bu hastaların karşılaştıkları sorunlar gösterildi.


Erkek çocukların yüzde 10'unda, kızların yüzde 4'ünde ortaya çıkan ve hastaların yüzde 60'ında erişkinlikte de varlığını sürdüren bir hastalık. Kalıtsal olarak geçiyor ve genellikle aynı ailede birden fazla kişide görülüyor. Temel belirtileri dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik ve düşünmeden davranma. Hastaların yarısından fazlasında fiziksel ve sözel saldırganlık, öğrenme ve davranış bozuklukları, okul başarısızlıkları var. Erişkin hastaların yarısında depresyon ve anksiyete bulguları olabiliyor. Yalnızca ilaçla bile tedavide hastaların yüzde 80'inde birkaç hafta içinde belirgin düzelmeler oluyor.


Önemli davranış sorunlarına, okulda ve ileriki hayatta başarısızlığa götürebilir. 300 kadar erişkinde yaptığımız bir çalışmada bu hastaların birçoğunda başarısızlık; anne, baba ve eş olarak doyumsuzluk gördük. Bazı çocuklarda kavgacı, vurup kıran özellikler görülüyor. Hiperaktivite yalnızca davranışta değil, konuşmada bile görülüyor.

"Tedaviye güvenin, tedaviye bir şans verin"

Bu sorunu yaşayan çocuklarda utanma, başarısızlık, ailesinde ise kendilerini ve çocuğu suçlama, çocuktan ve istediği aşırı ilgiden bıkma, yorgunluk, bezginlik, aşırı davranış sorunları, saldırganlık durumunda çocuğa öfke, kırgınlık duygusu yoğun görülür.


Tedaviye güvenin. Tedaviye bir şans verin.


Toplumun bakışı onların yaramaz çocuklar olduğu yönünde. Oysa tıbbi bozukluğu olan hastalar olarak görülmeliler.


Gerektiği kadar değil. Hekim eğitimi erken ve etkin tedaviyi kolaylaştırıp daha sonra gelişebilecek hastalıkları önleyebilir.


Her zaman. Türkiye'de yeni bir klinik kurmayı, bu konuda araştırma ve eğitim kurumu açmayı düşünüyorum.

"Hiperaktifim Ama...", Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin yöneticisi Hülya Uçansu için de özel bir yere sahip. Çünkü o da bir hiperaktif çocuk annesi!
İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın önceki yıllarda da AIDS dahil çeşitli konularda bilincin artırılmasına yönelik toplumsal sorumluluğunu yerine getirdiğini belirten Uçansu, "Film bu toplumsal sorumluluk bilinci çerçevesinde gündemimize geldi" diyor.
Bunun dışında bireysel olarak da filme ilgi duymasının bir nedeni olduğunu ifade eden Uçansu, 26 yaşındaki kızının da bir hiperaktif olduğunu belirtiyor.
Özellikle kızının ergenlik döneminin zor ve yorucu geçtiğini anlatan Uçansu şunları söylüyor:
"Bu sorun bazı çocuklarda çok hareketlilik, bazılarında dürtüsellik olarak kendini gösteriyor. Bu çocuklar aklına geleni önce yapıyor, sonra düşünüyor ve üzülüyor. Biz bu dürtüsellikten çok sıkıntı yaşadık. Çocuğum için yaklaşık 4 yaşından 20 yaşına kadar gezmediğim doktor kalmadı. Anne-babalar kadar doktorların da çok bilgili olmadığı bir konu. Ebeveynler bir tür hastalık gibi kabul edip çocuklarına bunu kondurmak istemiyor. Bundan neredeyse utanıyorlar. Bu bilinç yaygınlaşmadığı için hem çocuklar hem de anne babaları üzüntü ve sorunlar yaşıyor. Filmden beklentimiz bu bilincin yaygınlaştırılmasına küçük bir katkısı olması."

"Hiperaktifim Ama..." Beyoğlu Sineması'nda 17 Nisan'da saat 16.00'da, 19 Nisan'da ise saat 11.00'de gösterilecek. Prof. Dr. Atilla Turgay bu filmin gösterimi vesilesiyle Türkiye'ye gelecek. Turgay 16 Nisan'da Bakırköy Mazhar Osman Uzman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde saat 10.00'da, 20 Nisan'da da Ankara Kızılay Türk İş Salonu'nda DEHB tedavisinde son gelişmeler konulu birer konferans verecek.

Çocukken hiç oyuncağı olmadı,dolmuşunu oyuncakla donattıOsmaniye’de çocukken hiç oyuncağı olmayan halk otobüsü şoförü 28 yaşında ki Fatih Çokan, çocuklar için otobüsü oyuncaklarla doldurdu. Çokan, otobüsündeki oyuncaklarla hem oynuyor hem de otobüse binen çocuklara hediye ediyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber