Fırında sarmısak ve biberiye aromalı rustik tavuk

Fırında sarmısak ve biberiye aromalı rustik tavuk



Kapı çaldı. Geldi ve tahmin ettiğim gibi özensiz giyinmişti. Yeniden "single"dı ve arkadaşları için makyaj ve kıyafetlerle kaybedecek vakti yoktu tabii ki!
Heyecanla birbirimizi kucaklıyoruz. Birbirimizi ne kadar özlemişiz...
Sonra o kafasını mutfağa doğru çeviriyor, derin bir nefes alarak kokuyu içine çekiyor ve muzır bir gülümseme ile bana soruyor: "Benim için ne hazırladın?"
İtalyanca "Pollo campagnolo aromatizzato all'aglio e rosmarino" diyerek eğleniyorum çünkü bahsettiğimiz yemek sarmısak ve biberiye ile pişirilmiş, üzerine bir tutam kırmızıbiber serpilmiş fırında tavuk ve kızarmış patatesten oluşsa da bu şekilde söylenince özel bir yemek izlenimi veriyor.
"Haydi gel. Bir şeyler içerek biraz gevezelik edelim" diyor, onu salona doğru itiyorum.
Koltuğa oturuşundan ve sinirli sigara yakışından keyifli olmadığını sezebiliyorum. "Eyvaaah" diye geçiriyorum içimden, "bugün şikayet etme havasında." Hayır, beni kendine acıma kuyusuna atmasına izin veremem.
"Ve yine yalnız buradayız, bir cumartesi gecesi" diyerek başlıyor... "Seni çok iyi gördüm, resmen parlıyorsun!" diye dikkatini dağıtmaya çabalıyorum. "Bırak Allah aşkına" diyor o antipati yüklü ve şımarık çocukları andıran ses tonuyla. "Boş zamanlarımı paylaşacak birilerinin olmaması ne kadar üzücü. Hafta sonları çok sıkılıyorum..."
Olayı espriye döküyorum: "Öyleyse senin bir arkadaşa değil, seni eğlendirecek birilerine ihtiyacın var."
Beni hiç dinlemiyor ve şikayet etmeye devam ediyor:
"Her şeyi kendim halletmek zorunda olmaktan çok sıkıldım."
"Eğer bununla bir kocanın senin musluğunla, elektriğinle, elektrikli aletlerinle, kırık panjurlarınla ilgilenmesi demek olduğunu kastediyorsan, hayal kuruyorsun demektir. Biliyorsun ki kocalar bu tip işleri kesinlikle umursamıyor ve her zamanki gibi işler yine kadınlara düşüyor!"
"Yalnız uyumak ve sabah kalktığında yanında birini bulamamak öylesine can sıkıcı ki..."
"Eeeee... Tabii hoş bir durum değil" diye düşünüyorum ama onu onaylamamak en iyisi.
"Unutmamak gerekir ki, kaç kadın tüm gecelerini şehvetle geçirip, sabah uyandıklarında yatakta yalnızca onların üzerini öpücüklerle, çikolatalarla, çiçeklerle ve aşk sözcükleriyle örtmeyi sevgiyle bekleyen bir adam buluyor?"
Cevap vermiyor, beni kesinlikle duymuyor. Mutfaktan gelen kokuyu içine çekiyor ve bir anda ilham geliyor:
"Sadece kendime yemek hazırlamaktan nefret ediyorum" diyor.
"Tutkunun başkaları için yemek pişirmek olduğunu bilmiyordum. Öyleyse neden meslek değiştirip kendine bir restoran açmıyorsun?"
Bana garip garip bakıyor: "Sen de biliyorsun ki bu ülkede sana kendini nesli tükenmekte olan bir hayvanmışsın gibi hissettiriyorlar. Sanki yalnız olmak yanlış bir şeymiş, arızalıymışsın gibi davranıyorlar!"
"Saçmalık... Kaç tane evli ve mutsuz kadının senin özgürlüğünü kıskandığını ve senin yerinde olmak istediğini hiç düşündün mü?"
"Donatella, yaşlılığımızda yastığımızı paylaşacak kimse olmayacak!"
İşte şimdi tam arabesk olduk.
"Sızlanmayı bırak" diye patlıyorum. "Ayrıca istatistiklere göre erkeklerin kadınlara göre daha önce ölmesini de hesaba katarak, gelecekle ilgili isteğin gerçekten horlayan, biraz salyalı, prostat hastası bir yaşlı adamla yastığını paylaşmak mı? Yani gelecek hayalin bu mu?"
En sonunda gülmeye başladı. İşte bu iyiye işaret.
"Geceleri hırsızlardan, depremlerden, fırtınalardan korkuyorum!"
"Alarm kullan, köpek al, kulaklarını tıka, biraz pasiflora iç, birkaç yıldan beri Deprem Dede'nin tavsiye ettiği çantadan hazırla kendine..."
Yeniden ilham arar gibi, garip bir sessizliğe bürünüyor.
"Deliler gibi çalışıyorum ama kazandığım para hiçbir şeyime yetmiyor!"
"Seni sahtekar! Öyleyse açık açık rahat etmek için bir erkeğe ihtiyacın olduğunu ve en büyük hayalinin sana bakacak bir zengin adam bulmak olduğunu söyle!"
Nefis bir "Sarmısak ve biberiye aromalı rustik fırında tavuk"un hakim olduğu mutfağa doğru yürürken deliler gibi gülmeye başlıyoruz.

Malzemeler: 6 tavuk budu, 6 diş sarmısak, biberiye, kırmızı biber, tuz, zeytinyağı, patates
Hazırlanışı: Hafifçe butların derilerini kaldırarak sarmısakları ve bir dal biberiyeyi içlerine yerleştirin. Üzerine tuz ve kırmızı biber serpin. Patatesleri kesip tepside butların etrafına yerleştirin. Son olarak da hepsinin üzerinde hafifçe zeytinyağı gezdirin. 200 dereceye ayarlı fırında yaklaşık 30 dakika pişirdikten sonra tavuk ve patateslerin inanılmaz bir armoniyle renklerinin doreye yakın bir hal aldığını ve mutfağınızın iştah açıcı bir kokuyla sarıldığını göreceksiniz. Yanında hafif bir beyaz şarap tavsiye ediyorum...



20 Eylül 2019 Magazin Haberleri.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber