“Gezi Parkı travması gelişmişlik seviyemizin yükseldiğini gösteriyor”

Gezi direnişi nedeniyle travma yaşayanlara ücretsiz destek veren Psikolojik Eğitim Terapi Araştırma Derneği’nin kurucularından Psikolog Dr. Mert Akcanbaş: “Yıllarca terör, aile içi şiddet, doğal afet ya da trafik kazası nedeniyle yaşanan travmalarla karşılaştık. Bu kez farklı bir travmayla karşı karşıyayız. Gezi Parkı için mücadele etmek gibi bir sebepten travma yaşıyor olmak aslında gelişmişlik seviyemizin yükseldiğini gösteriyor”

“Gezi Parkı travması gelişmişlik seviyemizin yükseldiğini gösteriyor”

Gezi Parkı direnişinin başladığı ilk günden bugüne, direnişi haklı görsün görmesin, hemen herkes o duygudan bu duyguya savrulup durdu. Direnişi yakından takip edenler bu sürede heyecanlandı, şaşırdı, öfkelendi, korktu, üzüldü, umutlandı, mutlu oldu, gururlandı... Pek çoğu geceleri geç yatar, bölük pörçük uykularda, yaşananlarla ilgili rüyalar görür oldu. Uyanır uyanmaz haberleri kontrol eder, yaptığı işe konsantre olamaz,
bir araya geldiği insanlarla bundan başka şey konuşamaz halde... Psikolojik Eğitim Terapi Araştırma Derneği, Gezi direnişinde yaşananlar nedeniyle travma yaşayanlara ücretsiz psikolojik destek veriyor. Derneğin kurucularından, travma uzmanı Psikolog Dr. Mert Akcanbaş, “Gezi Parkı travması” ile ilgili sorularımızı yanıtladı.

“Gezi Parkı travması gelişmişlik seviyemizin yükseldiğini gösteriyor”


Travma uzmanı psikolog Dr. Mert Akcanbaş - Fotoğraf: Ece Yılmaz


Gezi direnişi başladığından beri pek çoğumuzun ruh halinde değişimler var. Bu değişimler hangi aşamadan sonra travma olarak adlandırılıyor?

Travma, insanın beklemediği bir anda ölümle yüzleştiği veya ölümle yüzleşen birini gördüğü anda hissettiği çaresizlik ve korku duygusudur. Her üzüntü verici olay travma değildir. Hasta çocuğunuzu kaybetmeniz travma değildir. Yanınızdayken, trafik kazasında kaybederseniz, travmadır. Üzüntü ne kadar derin olursa olsun, zamanla azalır ama travma sizi bırakmaz. Sağlığınız bozulur, işe, okula gidemezsiniz, sosyal hayatınız çöker. Travma derin bir kesik bırakır insanın ruhunda. O olaydan sonra aynı kişi değilsinizdir artık. Dünyaya bakışınız, değerleriniz değişmiştir.

“Kırık olsa duramazsın” diye bir laf var ya, travma da böyle midir? Hemen anlar mıyız?

Hayır, bir ay sonra ortaya çıkar.
Bir aya kadar olan travmatik akut stres bozukluğudur. Olay olurken
şoka girersiniz. Bir ay içinde biterse travmaya dönüşmemiş demektir. Bir aydan uzun sürerse travma sonrası stres bozukluğu yaşıyorsunuz demektir. Bu çocuklar da başta
bir adrenalin patlaması yaşadılar. Normalde bir insanın 10-15 günde yapamayacağı şeyleri yaptılar. Polisler bile yoruldu, bu çocuklar yorulmadı. Gündüz okula, işe gidip gece sabaha kadar orada olmak ne demek...

“En ufak bir şeye bile öfke patlamasıyla karşılık verebilirler artık”

Neler görülür travma yaşayan birinde?

Önce, olayı yeniden yaşama belirtileri görülür. Kişi rüyalarında yaşadıklarını görür, uykusuzluk çeker. İşine adapte olamaz. Flashback’ler yaşar. Hiç umulmadık bir anda gaz bombasının atıldığı ana dönebilir mesela. Bu evre o kadar çok yorar ki kişiyi, ikinci faza girer; duygusal uyuşma ve kaçınma. Bu evrede de olayla ilgili herkesten ve her şeyden kaçmaya başlar. Olayı anlatmasını istediğinizde çok normal şekilde anlatır. “Nasıl olur, 20 yaşındaki bu çocuk yanındaki adamın gözünün çıkmasını böyle mi anlatır, sanki filmde izlemiş...” dersiniz. Çok
büyük bir fiziksel acı çekerken nasıl bayılıyorsak, kaldıramayacağımız duygularımız olduğunda beyin böyle tepki verir. Sonra üçüncü evre başlar; hiperreaktivite. Yani sürekli tetikte olma hali. Her an bir şey olacak diye beklemeye başlar. En ufak bir seste patlama oldu diye yerinden zıplar.

Kendini suçlar mı?

Daha çok sistemi sorgular. “Niye benim başıma geldi?” diye tanrısal adaleti de sorgulayabilir. Adalete ve otoriteye karşı öfke patlamaları gösterir. Bu çocuklara şimdiye kadar “Polis seni koruyacak” dendi hep. “Kaybolursan polise git” telkinleriyle büyüdüler. Kurtarıcı olarak gösterilen polis şimdi onu, pasif olduğu halde, dövüyorsa adalet duygusu zedelenir. Tabii, buna yönetimin tutarsız açıklamaları ve kışkırtıcı konuşmaları da eklendi. Bu çocuklar en ufak bir şeye öfke patlamasıyla karşılık verebilirler artık. Saatli bombayı kurduk ve bıraktık. Onlar toplumun en entelektüel, en duyarlı kesimi.
İlk defa böyle bir şey yaşıyorlar. Olaylar başlarken akıllarından bile geçmemişti işin bu noktaya geleceği. Ağaçları korurken, kitap okuruz diye gittiler. O kadar büyütüldü ki sağlıkları bozuldu.

Direnişçilerden başka kimler travma yaşıyor olabilir?

Kavga çıksın da molotof atayım diye gelen illegal grupları dışarıda bırakmak gerek... İyi niyetle protesto etmeye gelmiş olanlar dışında o bölgede evi ya da işi olanlar da travma yaşayabilir. Günler süren hareketlilik, bağırışlar, siren sesleri, gaz... Her gün oradan geçmek mecburiyetinde olanlarda bile travmaya yol açabilir bu. Çocukları eylemlere katılanlardan travma yaşayanlar olabilir. Ve güvenlik kuvvetleri... Ama güvenlik kuvvetlerinin travma yaşama olasılıkları çok fazla değil çünkü bu olaylarda karşı taraftan gelen
ciddi bir şiddet yok. O nedenle belki stres yaşayabilirler ama travma yaşayacaklarını sanmıyorum.

“Gezi Parkı travması gelişmişlik seviyemizin yükseldiğini gösteriyor”

Terapilere travma yaşadığını düşünen polisler de katılabiliyor.

“Türkiye’de travmanın biri biter, öbürü başlar”

* Türkiye’de travmanın biri biter öbürü başlar. Bunun doğal sebepleri var. Sürekli savaş yaşanan ülkelere komşuyuz bir kere. Gelişmekte olan bir ülke olduğumuz için sistem henüz oturmadı. Yılda 6 bin kişi trafik kazalarında ölüyor. Deprem kuşağıdayız. Aile içi şiddet, terör, trafik kazaları, doğal afetler... Gezi Parkı için mücadele etmek gibi bir sebepten travma yaşıyor olmak geliştiğimizi gösteriyor.
Şiddet kullanmadan da protesto yapılabileceğini, geri kalmış toplumlarda olduğu gibi ses çıkarmak için illa bir yeri yakmak gerekmediğini gösterdiler.
* Gezi olaylarında bir de etiketleme sorunu var. İkincil yaralanma diyoruz buna. Birincil olan, çadırın yakılması, gaz bombasının atılması, belki dayak... Bu durumda “Bunları yaşadık ama bir yerde de kahramanız” diyor çocuk kendi kendine. Ama çıkıp da “Sen çapulcusun, satılmışsın” dediler. Din düşmanı pozisyonuna düşürdüler. Bunun tecavüze uğrayan kadına orospu demekten pek farkı yok.
* Travmaların dezavantajı fazladır ama avantajı da yok değildir. Burada da çocukların özgüveni arttı, aidiyet duyguları kuvvetlendi. Bunun illa bir parti olmasına gerek yok. Bu ana kadar onlar da böyle bir şey becerebileceklerini tahmin etmiyorlardı. Biz de etmiyorduk. Ben üniversitede öğretim görevlisi olduğum halde onları sorumsuz, olaylara nötr bakan, apolitik gençler olarak görüyordum. Ama haklarını demokratik şekilde arayıp Başbakan’la muhatap olacak hale geldiler.

“Gezi Parkı travması gelişmişlik seviyemizin yükseldiğini gösteriyor”

“Tuzaktır diye başvurmayanlar var”

Kaç kişi başvurdu şimdiye kadar?

150 kayıt aldık. Türkiye’nin dört bir yanından, yurt dışından gönüllü psikologlar, yaz tatillerini iptal edip buraya geliyor. İstanbul’da, 1.000 kişiye kadar hizmet verebileceğiz. Tamamen ücretsiz. 0531 511 15 05’ten bize ulaşabilirler. Türk Psikologlar Derneği de aynı hizmeti veriyor. Bizi arayanlardan “Acaba bu bir tuzak mı, polis mi karşımdaki?” diye düşünüp kapatanlar oluyor. Ama endişe etmelerine gerek yok, bilgilerini hiç kimseyle paylaşmayacağız.

Başvuranlarda neler gözlemlediniz?

“Parktan ayrılmak istemiyorum” diyordu çoğu. Bunu Güneydoğu’daki terör travmalarında da görürdük. “Dağ beni çağırıyor” derlerdi. Bir kız başvurdu mesela. Olaylar başladığı sırada okulu bitmiş, memleketine gidecekmiş. O sırada Gezi Parkı’na uğramış, öyle bir müdahaleye maruz kalmış ki memleketine gitmekten vazgeçmiş artık. Sürekli parkta olmak istiyor, uykusuzluk çekiyor, sürekli polislerin kapıya gelmesinden korkuyor ve sürekli ağlıyor. Oraya giden küçük çocuklarda da uykusuzluk ve altına kaçırma problemleri görülüyor.

Travma boyutunda olmasa da çok etkilenenler neler yapabilirler?

Diyaframdan nefes almak beyne giden oksijen miktarını artırır. Böylece beyin daha sağlıklı çalışır. Evleri o civardaysa bir müddet uzaklaşmalılar. Kesinlikle alkol, uyuşturucu veya başkasının verdiği uyku ilaçları kullanmamalılar.

22 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber