“Hayat kurtarmıyoruz, müzik yapıyoruz”

Geçtiğimiz ay “Bi Dans Etsek” albümünü çıkaran Bedük: “Ben sadece sevdiği şeyi yapmaya çalışan bir herifim. Müzik hayatı şekillendiriyor olabilir ama bir beyin cerrahı değiliz; sonuçta hayat kurtarmıyoruz, müzik yapıyoruz”

“Hayat kurtarmıyoruz, müzik yapıyoruz”

Bedük eğlenceli, kesinlikle yetenekli ve farklı biri. Bunu anlamama röportajdan önceki fotoğraf çekimi bile yetti. Zira “Fotoğraf çektirmeyi de sevmem” dedikten iki dakika sonra tüm ipleri eline alarak hangi açıdan çekilmesi gerektiği dahil çekimi yönlendirmeye başlamıştı bile. Sanat yönetmeni olmasının, kapak tasarımından kliplerine kadar her şeyi kendisinin yapmasının buna etkisi büyük tabii. Ayrıca bir de bilgisayar oyunu oynamayı çok sevdiğini -telefonunun zil sesi bile Süper Mario müziği- ve oyunların seslendirmesini yaptığını öğrendim. Meğer “Counter Strike”taki “Bomba geliyor, kaçın!” sesleri ona aitmiş. Bedük “Sevdiğim şeylerse eğer bana gazı ver, yürürüm. Gazla çalışıyorum ben gerçekten” diyor.

Bedük ve 13 kişilik ekibi sahne içine sahne kurdukları farklı bir organizasyonla bu akşam, saat 22.00’de Zorlu PSM’de.

-Neden “Bi Dans Etsek”? Ne oluyor “bi dans” edince?

Farklı danslardan etkilenen bir müzik yapıyorum. Bunun içinde tango da, rock’n roll, house, funk, disco, caz da var. Bu albümü özetleyen bir başlık oldu. Ayrıca albüme adını veren şarkının da anlattığı şey; çok fazla konuşmak, tartışmak yerine bir dans etsek bütün sorunlar çözülüyor.

-Siz seviyor musunuz dans etmeyi?

Ben biraz şey adamıyım; dans etmem, ettiririm.

-Dans müziği yapıyor ama dışarı dans etmeye çıkmıyor musunuz yani?

İşlerin yoğunluğundan pek çıkamıyorum. Dışarı çıktığım zamanlar kendi konserimin olduğu zamanlar. Hani işten kurtulup cumartesi dışarı çıkmayı beklersin ya, ben de konserimde öyle oluyorum. İşinden çıkmış ve eğlenmeye giden bir adam olarak çıkıyorum sahneye. Benim deşarj olduğum yer sahne.

“Batılı görünmeye hiç çalışmadım”

-Albüm için ne kadar süredir çalışıyorsunuz?

Altı ay önce “Deli Sesler” isimli stüdyo ve prodüksiyon şirketi kurdum. Onun gazıyla albüme girdim. Normalde her şeyimi kendim yaparım ama bu albümde Efe Bahadır’la üç, Safa Hendem ile bir parça yaptık.

-Türkçeden çok İngilizce albümünüz var. Çok da beğeniliyor. Nasıl başardınız?

Yapımcıların söylediklerinden ziyade kendi hislerimle hareket ettim. Yalandan, yurt dışında başarılı olayım, farklı olayım diye yaptığım bir şey değildi.

-Niye İngilizce?

Benim için müziğin dili yoktur. Japonca da olabilirdi. Keza cover’ladığım küçüklük kahramanım MFÖ’nün şarkısı “Sude” hiçbir dile ait olmayan bir şarkı.

-Bu albüm niye Türkçe peki?

Öyle gelişti. Türk’üm sonuçta. Batılı görünmeye hiç çalışmadım. Mesela ismimdeki “ü” harfini hiç atmadım. Grammy’de yedi dalda aday adayı olduğumda da, New York’ta, Hollanda’da konser verdiğimde de o “ü” hep vardı.

“Sette nefes alıyorum”

-Hem isminiz farklı hem tarzınız. Bu sizi akılda kalıcı yapıyor diyebilir miyiz?

Hiç öyle “unutulmaz olacağım” gibi egolarım yoktur. Ben sadece sevdiği
şeyi yapmaya çalışan bir herifim,
öyle de devam edecek. Kendime olağandışı şeyler kondurmaya çalışmam; sonuçta hayat kurtarmıyoruz, müzik yapıyoruz.

-Müziğin de hayat kurtardığı zamanlar oluyor ama...

Müzik hayatı şekillendiriyor olabilir ama bir beyin cerrahı değiliz. O yüzden biraz rahat olmakta, egoları indirmekte fayda var. İnsanüstü şeyler değiliz. Sizi bir dans ettirmek benim için en önemlisi.

-Bir oyunculuk maceranız da var. Devam etmeyi düşünüyor musunuz?

En son “Durak” diye bir gerilim filminde oynadım. Şubatta çıkacak. Şoförü canlandırıyorum. Başka bir karaktere bürünmeyi, o karakterin sözlerini içselleştirmeyi seviyorum. Kliplerim de film gibidir zaten. Sette nefes almayı seviyorum; önü arkası fark etmez.

“Gözlük benim için bir takı”

-Gözlüksüz sizi tanıyamayacağız neredeyse...

Evet. Ben kendimi gözlükle beğeniyorum, onun için takıyorum. Saçı olan insan saçını boyar, başka bir şey yapar ama kel olduğun zaman hiçbir şey yapamıyorsun, dövmem falan da yok. O yüzden gözlük güzel bir takı oluyor benim için. Farklı gözlükler taktığımda farklı kimliklere bürünüyormuşum gibi geliyor.

“Saçım belimdeydi”

-Grafik tasarım mezunusunuz. Müziğe geçiş nasıl oldu?

Aynı zamanda devam eden şeylerdi aslında. Müziğe 16 yaşında başladım. Geceleri çalarken, gündüzleri okula gidiyordum. Rock barlarda çalıyorduk. Hatta metalle başladım, saçım belimdeydi falan.

-Bir gününüz nasıl geçer?

Gününe göre değişiyor. Mesela şu an albüm çalışmaları var, insan değilim. Her şeyi ben yaptığım için uyumuyorum. Onun dışında duruma göre spora gitmeye çalışıyorum.
6.5 yaşında bir oğlum, 4.5 yaşında bir kızım var, onlarla oynuyorum.

-Spor olarak ne yapıyorsunuz?

Yakın dövüş. Kardiyo yerine geçiyor, omuzları da güçlendiriyor. Fitness yapıyorum. Ağır vücut geliştirme sevmiyorum. Zaten büyük bir adamım, iyice dana gibi olmak istemiyorum.

-Pub açma hayaliniz varmış...

Hamburgerci açma hayalim var. İsmi bile hazır: Mars Burger. Kendi hamburgerimi çok güzel yaparım. Kimseye tarifini vermediğim özel bir sosum var, etini de kendim yaparım. Yatırımcı arıyorum.

6 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber