Hayata ve sınırlara karşı

Viagra almış Jack Nicholson ve kendini işine vermiş Diane Keaton arasında yaşananları anlatan film izleyiciye kahkaha attırıyor

Ama insan bu kadar yaralı, bu kadar öfke ve isyanla dolu olunca, hayata karşı kendi kendini mahvetmeye her an hazır bekleyince, nasıl tadına varır aşkın? Mutluluğun bar aynalarındaki silik yansımalarını, içki ve dansla çifte sarhoş olmayı ve bedensel boşalmayı hakiki hazlarla karıştırıp yeniden acı çekme olasılığına karşı her tür bağı kendinden uzak tutar... Türk arabeskiyle Alman punkının karışımından söz ediyorum; votka içip Rus ruleti oynamanın bir başka çeşidi!Fatih Akın yırtıcı ve acıtıcı bir aşk öyküsünün etrafına iki kültürün eleştirisini ve çatışmasını ustalıkla serpip milföy gibi kat kat olacak bir hamur yoğuruyor. Kadınla erkeğin birlikteliğini resmi, kültürel ve cinsel açılardan ayrı ayrı bize göstermeyi ve en aykırı görünen uçta bile geleneğin bir parçası olduğumuzu kabullendirmeyi başarıyor. Film başlar başlamaz karşımıza çıkan Türk sanat müziği ekibi, arkalarına Haliç ve Süleymaniye manzarasını alarak bize şarkılar söylüyor. Söyleyen de, "Temmuzda" filminde Alman genci peşine takıp Türkiyeye sürükleyen İdil Ünerin ta kendisi. Olaylar geliştikçe şarkılar filmi epizodlara ayırıyor ve her biri -eğer biz yakıştırmıyorsak- gelişmelere uygun anlamlar ifade ediyor. Filmde en çarpıcı olan ise kadın ile erkek arasındaki aşkı cinselliğe indirgeyen kültürel referansların alaşağı edilmesi, ikiyüzlülüğün vurgulanması. Türklere göre seks yapmak namusla ilgili ve karı-koca arasında ya da erkekle başka kadınlar arasında mümkün olan bir eylem. Almanlar için bir haz alma bahanesi. Ama herkes için bir çifti karı-koca yapan şey! Cahit ile Sibelin, formalite icabı yaptıkları evlilikte bundan özellikle kaçınmalarının nedeni de bu. Gelin görün ki kaçtıkları, kaçındıkları her şey gelip onları bulacak ve ikisini de yine duvara sürecek. Fatih Akın seçtiği sinemasal klişeleri alıp yeniden üretirken duygusuz bir retro yerine damardan bir film yapıyor. Başrol oyuncuları Sibel Kekilli ve Birol Ünelin kimyasal uyuşması da en büyük avantajı. Böyle bir ilişkiyi inandırıcı kılıyor ve filmi kapıp götürüyorlar. "Duvara Karşı / Gegen die Wand"Yönetmen / Senarist: Fatih Akın Görüntü: Reiner Klausmann Müzik: Klaus Maeck Oyuncular: Birol Ünel (Cahit), Sibel Kekilli (Sibel), Catrin Striebeck (Maren), Güven Kıraç (Şeref), Meltem Cumbul (Selma), Cem Akın (Yılmaz) Ne Türk olmak umurlarında, ne Alman olmak, ne de başka bir şey. Yaşamak isteyen ama derin nefes alacak yer bulamayan, hayata da ölüme de ait olamayan iki insan: Karısını kaybettiği için çok acı çektiğini ve alkolle bile avunamayıp otomobilini dosdoğru duvara sürdüğünü öğreneceğimiz Cahit ve ailesinin namus baskısına, özgürlüğünü kısıtlamasına dayanamayıp belki rahat bırakılır umuduyla bileklerini kesen Sibel. İkisinin hastanedeki karşılaşması, onlar anlamasa da bizim hemen fark ettiğimiz gibi, ilk görüşte aşktan başka bir şey değil. Viagra almış Jack Nicholson ve kendini işine vermiş Diane Keaton arasında yaşananları anlatan film izleyiciye kahkaha attırıyorSizi bilmem ama Jack Nicholson 60ını geçtikten sonra bile genç kızlarla birlikte olabilecek cazibeye sahip. Diane Keaton ise genç kızların çoğuna taş çıkartır. Böyle bir ikili, hele hayatta sadece sağlık ve gönül işlerini dert edebilecek üst orta sınıf mensuplarıysa neden birlikte olmasın? Elbette ilk şart adamın torunu yaşında kızlardan vazgeçmesi!Doğrusu gücünü iki usta oyuncusundan alan "Aşkta Her Şey Mümkün" dekorasyon dergisi sterilizasyonuna rağmen sağlam bir komedi. Beyaz balıkçı kazak takıntılı Keatonın yazlık evinde ve New Yorkun gözde mekanlarında geçtiği için can sıkıcı şıklığını, her planda tiril tiril görünüşünü affetirecek bir mizahla kotarılmış. Nicholson, Viagra yüzünden kalbi tekleyip de henüz vuslata ermediği yeni sevgilisinin annesinin bakımına muhtaç kalınca yaşadığı şaşkınlığı mükemmel yansıtıyor. Genç kalma çabasının beyhudeliğini ve olgun bir kadının sevgisiyle hayatını olması gereken tempoya oturtacağını bir türlü kabullenemeyişi birbirinden komik durumlara yol açıyor. Bu arada ünlü bir oyun yazarı olan "anne"ye hayran genç ve yakışıklı doktorla rekabeti de unutmamalı. Keaton ise duygusal inzivaya çekilmişken kendini yeniden iki erkek arasında bulan ve birine liseli kızlar gibi acı çekerek aşık olan kadının bunalımını abartılı ama komik biçimde canlandırıyor. Daha önce "Kimlik"te beğeniyle izlediğimiz Amanda Peet, bu filmdeki yardımcı rolünde de gerek güzelliği gerek yeteneğiyle göz dolduruyor ve Hollywoodun taze star yarışında ona da yer verilmesi gerektiğini anımsatıyor. "Aşkta Her Şey Mümkün / Somethings Gotta Give"Yönetmen / Senarist: Nancy Meyers Görüntü: Michael Ballhaus Müzik: Hans Zimmer Oyuncular: Jack Nicholson (Harry), Diane Keaton (Erica), Keanu Reeves (Julian), Amanda Peet (Marin), Frances McDormand (Zoe) 60ından sonra aşk İtalyan yapımı "Benimle Evlenir misin?" gayet akıcı ve hareketli biçimde ilerleyen, zaman zaman klip tadı veren bir romantik komediÜcra bir taşra manastırında küçük, samimi, "özel" bir törenle evlenmek isteyen reklamcı çiftin hayatı... 1994 yapımı "Senza Pelle / Derisiz" adlı filmini İstanbul Film Festivalinde izlediğimiz Alessandro dAlatri son üç ayda İtalyan sinemasından izlediğimiz aynı türde ve tarzda üçüncü romantik komediyle karşımıza çıkıyor. Belli ki İtalyanlar evlilikten yana çok dertli.Makyöz Stefania ile art direktör Tommaso birbirlerine aşıktır. Nikahlarındaki genç ve işgüzar rahip, çifti evlendirmeye bir koşulla razı olur: İlişkilerine dair bir hayal anlattıkları takdirde. Stefania, buz pateni yapan çiftlerin kaygan zemindeki uyumunu ideal evlilik metaforu olarak gördüğünü anlatır. Tommaso da onları izlerken bazen müziğin daha antik, daha egzotik olmasını istediğini söyler. Bu benzetmeyi beğenen rahip düğünü alışılagelmiş törenin dışına çıkarıp standart çekirdek ailenin "istatistiklere göre" yıkılışı vizyonunu davetlilere ve çifte anlatır... Böylece tören uzun bir çağdaş yaşam muhasebesine döner. Evlenip çocuk sahibi olmak, evlenmeden ilişkileri yürütmek, orta yaş krizine, mali sorunlara direnmek vb. ekseninde dönen hareketli bir film "Benimle Evlenir misin?". Her ne kadar reklamcılar çevresinde geçen ve onların sosyal hayata yaklaşımlarını eleştiren bir yanı da olsa reklam filmi estetiğiyle çekilmiş. Kısa planlar, hızlı kurgu, her plana yansıyan bir şıklık, parlaklık ve sosyal yardımın yetersizliği, vergilerin fazlalığı, aile kurmaktan çok bekar ve boşanmış olmanın devlet nezdinde avantajlı olması gibi sosyoekonomik konularda mesajı kestirmeden ulaştırma kaygısı, sıradan tipler gibi dursa da basbayağı güzel ve yakışıklı oyuncuların seçilmesi filmin hem erdemi hem defosu. Sonuçta gayet akıcı ve hareketli olan, izleyiciye zaman zaman klip tadı veren filmi tıpkı düğün davetlileri gibi önce ilgiyle ama uzadıkça sıkılarak izliyoruz. Derdiniz aşk meşki geçip çoluk çocuğa karışma eşiğine dayanmışsa Hamletinki kadar olmasa da önemli bir karar sayılabilir izlemek ya da izlememek. "Benimle Evlenir misin? / Casomai"Yönetmen: Alessandro dAlatri Görüntü: Agostino Castiglioni Senaryo: Alessandro dAlatri, Anna Pavignano Müzik: Pivio&Aldo de Scalzi Oyuncular: Stefania Rocca (Stefania), Fabio Volo (Tommaso), Gennaro Nunziante (Rahip), Mino Manni (Rino), Maurizio Scattorin (Fausto) Törende yaşam muhasebesi

Şahan Gökbakar: Ne oldum değil, ne olacağım diyeceksin!Şahan Gökbakar, sosyal medya hesabından paylaştığı video ile son dönemde kendisine gelen eleştirilere ilginç bir gönderme yaptı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber