Hoobaa! Parti devam ediyor

Bugün herkes size nasıl ayılacağınızı anlatacak. Ayılmayın. Yılbaşı cumaya rastladı bu sene. Sadece bugün değil, yarın da tatil. Buyrun işte hizmet budur: Ev partisini uzatmanın yolları... Ben mi? Bana değmeyin. Nianyefandayım

Pardon?Büyük Şef bir arkadaşının ne kadar içerse içsin katiyen sarhoş olmadığını, çünkü içki içerken arada mola verip, atıyorum kırk dakika, sadece su içtiğini anlattı.Vay be, akla bak! İçki içiyorsunuz, saate bakıyorsunuz, hah su vakti geldi, kronometreyi çalıştırıp su içmeye başlıyorsunuz. Neymiş, içki içiyormuşsunuz.Niye içiyorsunuz? Madem sarhoş bile olmayacaksınız, pardon yani, deli misiniz? Boşuna masraf. İçkiydi, suydu derken nafile hamallık.Sorduk tabii: Büyük Şefciğim arkadaşınız "iyi" mi?Bir de ertesi gün mavrası var. Sabah nasıl ayılacaksınız?(Evet arkadaşlar, gördüm, hemen yanı başımda ayılma kokteylleri ile ilgili bir haber olduğunu. Üzgünüm Büyük Şef, Küçük Şef ve habere emeği geçen arkadaşlarım. Fakat ne yapayım? Biz böyle de çok sesli, çok renkli, demokratik bir gazeteyiz. Diyeceğimi diyeceğim.)Ayılmayın!Bugün cumartesi. İşe gidecek misiniz? Gitmeyecekseniz, ayılmak için bu acele niye? Sorarım size? Sordum bile: Niye? Kırk yılda bir yılbaşı cuma gecesine rastlamış. Cumartesi tatil. Ve bonus: Pazar da tatil. Niye ayılıyorsunuz? Devam ediniz. Hoobaa! Şu yılbaşı meselesinin değişmez mavrasıdır: Ertesi gün ayılmak için yapmanız gerekenler. Bazı öneriler yılbaşı gecesine kadar uzanıyor. İçkiyle beraber su tüketin ve sizi susatarak daha çok içki içmenize neden olan kuru yemişlerden uzak durun. Geçenlerde bir arkadaş İzmirin ev partilerini anlattı. Bu partiler en az üç gün sürermiş. Katılımcıların maddi durumuna göre bazen daha bile uzun. Arkadaş "Bir hafta süreni var" dedi. Ben yemedim.Abi ne bir haftası, üç gün ne yapılır ki bir evde?Efenim bu partilerin bir davetlisi de torbacı olurmuş. Evde dolanırmış. İhtiyaç hasıl olduğunda, tık, sayarmışsın parayı, ne istiyorsan artık, alırmışsın. O ha! Açık söyleyeyim: Ben İzmirli değilim. Benim bildiğim ev partilerinde bira biter, şarap biter, sigara biter, çerez biter, cips biter, insanın karnı acıkır, buzdolabında manalı gıda biter... Parti biter!Acaba tabla içinde sigara satan bir adam mı davet etsek? Bir de fıçı biracı insan. Bir de döner tezgahı kurdurduk mu eve... Ay, o iğrenç kokar! Midye dolmacı? Evet, evde midyeci dolaşsın.Sabah çorbacı da gelsin. Hatta bir de çaycı -ben çorba içmem! Oldu olacak tostçu... Üff, ev partisi budur!Ayılmayınız. Daha doğrusu biriniz ayılınız, hemen böyle bir ev partisi olayına giriniz. Ve partiye devam ediniz. Pazara kadar dens, dens, dens! Bazıları uzun sever Yılbaşı gecesinin ertesi gününde, çoğunuzun içkinin "i"sine tahammül edemediği şu dakikalarda yeterince midenizi bulandırdıysam ve fakat bir kısmınıza da kafi miktarda partiye devam gazı verebildiysem eğer...Bana müsaade!Biz bu yılbaşını abimle birlikte, annemin "Lütfen" diyen hisli, içli sesine kulak vererek aile evinde geçirmekteyiz.Ne parti, ne içki, ne dans, hatta ne de sevgili!Bu bir mutlu aile yemeği... Nianyefan. Çince yılbaşı gecesi düzenlenen aile yemeği demek. Çinlilerde adetmiş. Her yılbaşını tüm ailenin katılmak zorunda olduğu bir yemekle kutlarlarmış. Söylemiş miydim: Biz Çinliyiz. Ben aslen Çinliyim Dünyanın neresinde olursa olsun, bir felaket yaşandığında insanın önce yakınlarını, uzaktan da olsa tanıdıklarını ya da işte kendi milletinden olanları merak etmesi anormal değildir. Değil mi?Nitekim, en son bir pazar kahvaltısı için buluştuğumuzda, Yavuz ve Ayşemin "Sri Lankaya gideceğiz" dediklerini hatırlayıverdim."Ha?" demiştim ben cevaben. "Sri Lanka nerede, diye soracaksın. Herkes öyle yapıyor" dedi Yavuz. "Nerede?" dedim. Tarif ettiler. "Abi, siz de tatil için İtalya olur, İngiltere olur, Fransa olur, ille de eksantrik olacaksanız Mısır olur, Dubai olur; öyle bir yerlere gitsenize."Yok, Sri Lanka.Güney Asyada deprem olunca, tsunami kıyıları vurunca, zayıf coğrafya bilgime rağmen yaptıkları Sri Lanka tarifinin felaketin yaşandığı tarafa düştüğünü idrak edip hemen aradım tabii. "Döndük biz" dedi Yavuz. Sular altında kalan yerlere bakıp bakıp televizyondan, "Biz de oradaydık" diye hicran yapıyorlarmış. Felaket bölgesinden özel bir uçakla getirilen Türkleri de izledim tabii; Emre Aşıkı, Aysun Kayacıyı, Ümit Davalayı... CNN Internationalda önce rakamlar, dalgalar, rakamlar, enkaz görüntüleri vardı. Derken işte onlar da tıpkı bizim gibi "kendilerinden olanlar"a geçtiler: Bir Amerikalı çift İsveçli bir çocuğu yaralı bulmuş, hastaneye getirmiş. Amerikalı çiftle konuşuluyor. Çocuğu nerede bulmuşlar, nasıl bulmuşlar... Amerikalıların bölgedeki Amerikalıların yaşadıklarını haberleştirmesi de tuhaf olmasa gerek.Fakat zırt diye döndüğüm yerli malı haber kanalında yine aynı Amerikalı çift vardı. Ve kurtardıkları İsveçli çocuk. Ertesi gün neredeyse tüm gazetelerde yine aynı sarışın çocuk... Bir gazete daha da ileri gidip "depremin sembolü" diye yazmış.Yeni yılın bu ilk gününde, çok da uzatmadan-ayılmayın hemen, bugün daha cumartesi- diyeceğim şu: On binlerce Güney Asyalı çocuk öldü orada. Depremin sembolü, depremin yüzü İsveçli bir çocuk mu yani?* * * Gölcük depremi Sri Lankada yayımlanan gazetelere nasıl haber oldu acaba? Gölcük depreminde ölen bir Amerikalı çocuğun mu haberini verdiler? "Gölcük depreminin sembolü" diye? Ya da ne bileyim Gölcük depreminde Amerikalı bir çiftin kurtardığı sarışın bir İsveçli çocuk üzerinden mi anlattılar Gölcük depremini, Sri Lankada gazeteler?Size de acayip gelmiyor mu; küreselleştiği söylenen dünyanın sadece Amerikalılaşması, her şeye Amerikalı gözüyle bakmanın marifet sayılması? Sri Lanka'da gazeteler Gölcük depreminin haberini nasıl verdi acaba? Bir felaketin ardından "insanın önce yakınlarını, uzaktan da olsa tanıdıklarını ya da işte kendi milletinden olanları merak etmesi anormal değil" dedim ya...Şu kadarı da "anormal" ama.Hafif.orgda okudum, internet sitesine link de vermişler; Kanadada bir gazete Güney Asyada yaşanan felaketi "Tsunaminin kurbanları arasında Kanadalılar var" başlığıyla duyurmuş. Haber "Üç Kanadalı öldü" diye başlıyor. Haberin sonrası da Kanadalılar aşağı, Kanadalılar yukarı.Yuh! 120 bin kişi öldü. Ve bu sayı artıyor. Kanadada gazeteler Gölcük depremini nasıl verdi? "Hiç Kanadalı ölmedi, yaşasın!" diye mi mesela? tubakyol@yahoo.com Bu da Kanadanın gözü!

Sivas Katmeri tescillendiSivas yöresine özgü lezzet taşıyan Sivas katmeri, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret alarak tescillendi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber