İngilizce sala Lazca caz

Mircan yeni albümü "Sâlâ"da Lazca, Türkçe ve İngilizce caz söylüyor

axcum021.jpg Adı Mircan. "Beni ben yapan diller" dediği Lazca, Türkçe ve İngilizceyi cazla buluşturan albümü "Sâlâ"yla geçtiğimiz hafta müzik marketlerdeki yerini aldı.Mircan etnik sesleri çağdaş enstrümanlarla birleştirerek kuzey cazına benzer bir müzik yarattığını anlatıyor. İngilizce yorumladığı ve albüme adını veren "Sâlâ" parçası için ise "Köyümüzün imamının okuduğu salayı yorumladım. Doğu ile Batı'yı iç içe geçirdim" diyor. Onun için Türkiye'nin Loreena McKennitt'i, Eleni Karaindrou'su deniyor. Artvin'e bağlı bir köyde doğmuş. Lazcayı dedesi ve anneannesini dinleyerek öğrenmiş. Dokuz yaşında İstanbul'a göç etmiş ailesiyle. İki kardeşini ve babasını çok erken kaybetmiş. Duyduğum ezgileri, türküleri söylemeye başladığımda henüz üç yaşındaydım. Camiden gelen ezan ve sala seslerinden çok etkilenirdim. Ezan ve sala okurdum. Yedi yaşımda düğünlerde orkestra eşliğinde Türk sanat müziği şarkıları seslendirirdim. Ortaokul dönemimde bazı öğretmenler derslerde ara verir, "Şimdi Mircan bize şarkı söyleyecek" derdi. Nişantaşı Anadolu Lisesi gibi ciddi bir okulda da devam etti bu. Şarkı söylemeye çok küçük yaşta başlamışsınız. Müzik konusunda nelerden etkilendiniz? "Altın madalyamı satıp gitar aldım" 12 yaşımda, mahalledeki müzik dükkanında ilk gitarıma göz koydum. Olabilecek en kötü gitardı ama benimdi. 17'sine geldiğimde Musevi bir gitar öğretmeninden ders almaya başladım. Tünel'de bir mağazada ikinci el siyah bir caz gitarı gördüm. "Ona sahip olmalıyım" dedim kendi kendime. Ve o gitarı alabilmek için babamın, okul birincisi olduğum için verdiği altın madalyayı sattım.Joan Baez parçalarını çalıyordum gitarımla. İlk bestemi de o gitarla yaptım. Sonra sıra üniversite yıllarına geldi. Şarkı söylemekle yetinmediniz ama. İlk gitarınızı almanız fazla uzun sürmemiş. Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nde okurken kurduğumuz grupla yedi-sekiz yıl boyunca hep kendi bestelerimizi çaldık. O yıllarda senfonik rock grupları popülerdi. Genesis, Renaissance... Biz de onlar gibi senfonik rock grubuyduk. Üniversite ve mastırdan sonra iş hayatı nedeniyle müzikten uzak kaldım. Deprem mühendisliği konusunda çok çalıştım, farklı ülkelerde seminerler verdim. Evde saatlerce gitar çalıp şarkı söylemekten vazgeçmedim ama. Şimdi etnik müzik söyleseniz, Lazca caz yapsanız da üniversitede rock grubunuz varmış. İki yıl kadar önce çıkardığım "Bizim Ninniler" ve "Kül" albümlerinden sonra "Artık müzik üretmeden yapamam" dedim. Bu albümlerin ardından kendi bestelerimin yer aldığı "Sâlâ"yı ortaya çıkarabileceğime karar verdim. Bir ilki ortaya çıkarmak cesaret gerektiriyordu çünkü. "Sâlâ" albümü nasıl ortaya çıktı? "Salayı geleneği bozarak yorumladım" Bir zamanlar doğduğum ve yaşamımın en güzel yıllarını geçirdiğim köyün imamının okuduğu salayı yorumluyorum. Makama uyuyorum ama dilim İngilizce. Kendi salamı bildiğim şekilde söylemek istedim. Geleneğe sadık kalarak Arapça okumak gibi bir derdim yoktu. İngilizce hayatımda çok önemli bir dil. Hem dünya dili olarak da görüyorum İngilizceyi. Geleneği biraz bozarak yenilikçi bir anlayışla yorumladım salayı. Doğu ile Batı'yı iç içe geçirdim bir anlamda. n Lazca caz söylemek fikri konusunda size ilham veren şey veya kişi kimdi?Annem. Onunla ettiğim müzikli sohbetler, ondan öğrendiğim türküler, ardından gittiğim bir caz konseri ilham verdi bana. Yok olma tehlikesi altında olan Lazcayı cazla buluşturdum. Lazca etnik bir ezgiyi, cazla birleştirince caz daha dikkat çekici, merak edilir bir hale geldi. Lazlardan övgüler alıyorum. Salanın aslı Arapça. Siz niye İngilizce yorumladınız?

15 Eylül 2019 Magazin Bülteni15 Eylül 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber