İstanbul mu zalim yoksa insanları mı?

Antakya’dan gelip, İstanbul’a yerleşen bir ailenin var olma mücadelesini anlatan “Zalim İstanbul”da üç kardeşi canlandıran Bahar Şahin, Sera Kutlubey ve İdris Nebi Taşkan’la bir araya geldik.

İstanbul mu zalim yoksa insanları mı?

 

Bahar Şahin, Sera Kutlubey ve İdris Nebi Taşkan Kanal D’nin reyting rekoru kıran, senaryosunu Sırma Yanık’ın yazdığı, yönetmenliğini Cevdet Mercan’ın üstlendiği dizisi “Zalim İstanbul”da üç kardeşi canlandırıyor. Üçü de cıvıl cıvıl, iyi arkadaş oldukları samimiyetlerinden çok belli. Sera Kutlubey dizide kanatsız bir melek rolünde, Cemre karakterine paralel olarak gayet olgun ve sakin. Bahar Şahin dizinin en kötü karakterlerinden biri olan Ceren’i canlandırıyor. Şahin’in Ceren’le uzaktan yakından ilgisi yok tabii ama tam anlamıyla bir zıpır. Ekibin en karamsarı da o aynı zamanda. Nebi Taşkan’sa bir parlayıp bir sönen Civan karakterine hayat veriyor. Sakin görünmeye çalışsa da bütün espriler ondan çıkıyor. Hikaye İstanbul’da bir konakta geçiyor. Konak sırlarla dolu. Bu üç kardeş de o konakta ve İstanbul’da kendilerine bir çıkış yolu arıyor. Genç oyunculara “Zalim olan İstanbul mu?” diye sorduk.

İstanbul mu zalim yoksa insanları mı

- “Zalim İstanbul” başarılı bir dizi oldu. Geçen sezonu çok güzel kapattınız. Bu başarı tedirginlik ya da kaygı yaratıyor mu?

Bahar Şahin: Evet çok güzel gitti işimiz. Bu şans işi de aynı zamanda. Kendimi bildikçe, yolumu şaşırmadıkça başarım beni tedirgin etmiyor.

Sera Kutlubey: Bu bahsettiğiniz tedirginliği tatlı bir yerden alırsam kesinlikle olması gereken bir şey.

İdris Nebi Taşkan: Çok güzel bir başarı yakaladık ya o başarıyı kaybedersek korkusu var içimde tabii ki. Ama bu daha çok konsantre olmayı sağlıyor. Korku insanı hayatta tutar.

- Gerçek hayatta olaylara vereceğiniz tepkiler dizideki karakterlerinizle ne kadar örtüşüyor?

Bahar Ş.: Hiç örtüşmüyor.

Sera K.: Benim örtüşüyor ama arada nüanslar var.

- Cemre karakterinin çok iyi, melek gibi olması mı fark?

Sera K.: O kadar iyi olunabilir ama herkes o kadar güçlü olamaz. Ama Ceren gibi bir kardeşim olsaydı hiç susmazdım. Aforoz ederdim aileden.

İdris N. T.: Benim hiçbir benzerliğim yok. Civan ateş parçası. Ben sakinim.

Bahar Ş.: Burada Sera’ya katılmıyorum bu kadar iyi insanlar yok. İyi insanlar olsaydı ayakta durmaya çalışmak zorunda kalmazdık. Cemre kadar iyi kimse yok bence.

- Peki Ceren kadar kötüler var mı?

Bahar Ş.: Daha bile kötüsü var. Güçlü insanlar da var ama Cemre kadar iyisi yok.

Sera K.: Var bence Cemre kadar iyiler. Bu kadar “iyi” diye altını çizdiğin şey Bahar, eziyet edilen ve türlü oyunlar oynanan bir insanı kurtarmak istemek (Nedim karakterinden bahsediyor) Bu yani iyilik.

Ama susmak ya da konuşmak güçlü olmakla alakalı, iyilikle değil. Cemre güçlü olduğu için Nedim’i oradan çıkarmaya çalışıyor.

İdris N. T.: Cemre kadar iyi, o kalbe sahip insanlar var bence ama onun yaptıklarını yapmaya cesaret edebilecek insan yok.

Bahar Şahin: “Kötünün sonu yok”

- Artık birçok oyuncu dijital platformlara kayıyor. Dijital platformlarla ilgili ne düşünüyorsunuz?

İdris N. T.: Yeni nesil dediniz ya, daha genç ağırlıklı bir platform dijital medya.

Bahar Ş.: Tv’de gördüğümüz şeyden daha kötü, daha aşağılık hikayeler yaşayan ve yaşatan insanlar var. Biz bunu belli bir sınırda yansıtabiliyoruz ve eğer biz “Zalim İstanbul”u dijital platformda yayınlıyor olsaydık daha ağır olurdu. Ceren daha kötü bir karakter olurdu. Çünkü kötünün sonu yok.

İdris Nebi Taşkan: “Yakında kuaföre de beraber gideceğiz”

- Siz iki kız kardeş gerçek hayatta da dostsunuz anladığım… Erkek kardeşinizi dışladınız mı? Şaka bir yana set dışında arkadaşlıklarınız nasıl?

İdris N. T.: Yakında kuaföre de beraber gideceğiz (kahkahalar) Çok vakit geçiriyoruz.

Bahar Ş.: Bizim İdris’le bu setten önce de arkadaşlığımız vardı. Set varken bir hastalık dönemi geçirdim, refakatçim İdris’ti. İki “bro” oturduk. Sera’yla da İdris’le de aramızda başka bir bağ var. Keşke biz de kardeş olsaydık.

- Aranızdaki en olgun karakter Sera mı?

İdris N. T.: Evet o aramızdaki olgun karakter.

Bahar Ş.: Yemek yiyip, kitap okuyoruz Sera’nın evinde. Aşırı sakin, her şey onun için aşırı normal. İdris’le de eğlenmeye gidiyoruz. (kahkahalar)

Sera K.: Şuurlu olmak fazla sakin olmak anlamına gelmiyor Baharcığım! (kahkahalar) Panik hallerim de var ama bazı şeyleri dizginlemeye çalışıyorum.

- Hepiniz genç, yetenekli ve başarılı oyuncularsınız. Geleceğe bakışınız nasıl?

İdris N. T.: Başarılı bir oyuncu olmak isterim herkes gibi.

- Sana geleceğin Kıvanç Tatlıtuğ’u diyorlar…

İdris N. T.: Benzetenler oluyor. Ama ben fiziksel özelliklerimden çok oyunculuk becerimle kıyaslanmayı daha çok tercih ederim.

- Ümitleriniz, beklentileriniz ne?

Sera K.: Ümit her zaman var bir kere. O olmadan olmuyor, Ama hayallere gelince hayal dediğimiz şey insanın kendiyle kaldığında kendine biçtiği şey ya o yüzden çok daha çok özel geliyor bana. Kendime biçtiğim şeyleri kendime saklamak istiyorum.

Bahar Ş.: Hayatın bize ne sunacağı aslında tamamen sürpriz. O yüzden şimdilik hedefim ve hayalim içinde bulunduğum işi tam anlamıyla yapmaya çalışmak.

- Yeni nesil oyunculardansınız. Yeni nesil oyuncu deyince ne anlamalıyız?

İdris N. T.: Eskiyle kıyasladığımda fark teknoloji bence. Bizim bugün sosyal medyanın ve dijital dünyanın geldiği yerle doğru orantılı olarak, global platformlarda da oynama şansımız var. Daha fazla insana ulaşabiliyoruz, ya da onlar bize ulaşabiliyor.

Sera K.: Ayırmak gerekirse yeni nesli daha şanslı buluyorum. Bizden sonraki nesli ise çok çok daha şanslı buluyorum. İdris’in de dediği gibi teknoloji sayesinde dünyanın her köşesindeki yerel filmlere kadar ulaşabiliyorum. Bizden sonraki nesil nasıl olacak asıl onu merak ediyorum.

Sera Kutlubey: “Kendime burayı dar edemem”

- İstanbul, içinde doğup büyüyene mi daha zalim, yoksa dışarıdan gelene mi?

Bahar Ş.: Ankaralıyım ben. İstanbul’a yeni yeni alıştım diyebilirim. Ankara’da biz hep şunu öğrendik ya siyah olacaksın ya beyaz. Birini ya seviyorsundur ya sevmiyorsundur. İki insan birbirini sevmediği halde anlaşmaya çalıştığında buna burada “elitlik” diyorlar. Bana menfaat ilişkisi gibi geliyor sadece. İstanbul’da işler farklı yürüyor.

Sera K.: Ben de Ankara’dan geldim. Başarı ve zalimlik doğru orantılıysa eğer şunu diyebilirim ki; bir insan arzuladığı şeye ne kadar açsa o derece dişiyle tırnağıyla ona tutunuyor.

İdris N. T.: Doğma büyüme İstanbulluyum. İstanbul’un bir zalimliğini görmedim. Dünya kötü zaten. İnsanlar kötü. Bunun ne İstanbul’la ne de Ankara’yla bir ilgisi var.

- Şu an içinde yaşadığınız İstanbul nasıl bir İstanbul? İstanbul’un en çok hangi yüzünü deneyimliyorsunuz?

İdris N. T.: Eğlenceli yüzünü görmeye çalışıyorum. Çok bir zalimliğini görmüyorum İstanbul’un.

Sera K.: Benim İstanbul’um ruh halime göre değişiyor. Nereye gidersek gidelim karşımıza illaki bir problem çıkacak. Kendime burayı ve hiçbir yeri dar edemem.

Bahar Ş.: İstanbul’da hayal ettiğim her nokta var. Sahile bayılırım, bana arkadaş gibi gelir sahil. Kaybolmak istediğim zaman da alır başımı yürürüm; meditasyon yapmak gibi yürümek. Çünkü İstanbul bitmiyor.

Türkiye: Mektup çöpe atıldı, yanıtı Barış Pınarı HarekâtıCNN Türk'e konuşan Cumhurbaşkanlığı kaynakları, ABD lideri Trump'ın diplomatik nezaketten yoksun mektubunun reddedildiğini söyledi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber