“Keşke daha sert bir film yapsaydık”

Dün vizyona giren “Pamuk Prens” filminde kendini canlandıran Tamer Karadağlı: “Filmi izledikten sonra keşke daha sert yapsaymışız dedim. Farklı bir şey yapıyoruz çünkü, izleyince daha sert olması gerektiğine daha çok inandım”

“Keşke daha sert bir film yapsaydık”

Cuma günü vizyona giren “Pamuk Prens” kadrosuyla hemen dikkat çekiyor. Başrolünde Tamer Karadağlı’nın olduğu filmde Karadağlı’ya eşlik edenler eski eşi Arzu Balkan, kızları Zeyno Karadağlı, filmin yapımcı, yönetmen ve senaristi Birol Güven başta olmak üzere çevresi. Üstelik herkes kendini canlandırıyor. Her ne kadar film Karadağlı’nın başına gelenler çerçevesinde ilerlese ve onun hayatı gibi algılansa da kendisi “Bu sadece ben değilim” diyor. Tabii insanın aklında yine de bir “Acaba?” kaldığından biz de sorularımızın cevabını almak için Tamer Karadağlı, Arzu Balkan ve Zeyno ile bir araya geldik.

- Arzu hanım bu filmde oynamaya Tamer beyi siz ikna etmişsiniz...

Arzu Balkan: Tamer ile Birol (Güven) zaten konuşup geliştirmişlerdi. Fakat çok farklı bir proje olduğu için insan yadırgıyor nasıl olacak, nasıl çekilecek, insanlar nasıl anlayacaklar diye. Tamer’e de çok ters. Ben de “Eğer için rahat edecekse kabul et çünkü bu çok güzel bir iş. Farklı, komik, cesaret isteyen...” dedim. İnsanın kendisiyle yüzleşmesi kadar cesaret isteyen bir şey var mı ya da eleştirileri üstüne bu kadar kabul edip “Tamam ya hepsi doğru, hepsini duydum, dinledim” diyebileceği bir iş?

- Siz nasıl ikna oldunuz?

Arzu B.: Birol “Al işte sana fırsat, içindekileri dök!” dedi.

- Çekim esnasında bunu hiç düşündünüz mü?

Arzu B.: Hiç düşünmedim. Aslında biraz da zorlandım çünkü Tamer’e bu kadar kötü davrandığımı hatırlamıyorum. Ama işin esprisi bu; köpürtmek, abartmak gerekiyordu biraz.

- Sizin “Tamam” dediğiniz nokta neydi Tamer bey?

Tamer Karadağlı: Ben bu işi sadece kendimi eleştiri gibi görmüyorum. Bu bir ünlünün hayatından bir kesit. Ben de o dünyanın içinde olduğum için benden de bir şeyler vardır.

- “Bu ben değilim” diyorsunuz, yine de insan bazı yerlerde “Belki de doğru” diye düşünmeden edemiyor. Sizce filmin ne kadarı gerçek?

Tamer K.: Onu seyirciye bırakmak lazım. Bizim yönlendirmemiz doğru olmaz. Ama mesela ben filmi izledikten sonra “Keşke daha sert yapsaymışız” dedim. Farklı bir şey yapıyoruz çünkü, izleyince daha sert olması gerektiğine daha da çok inandım.

- İnsanın kendini canlandırması zor olmalı. Nasıl geçti çekimler?

Tamer K.: Çok rahat geçti. Evde gibiydim. Hepsi tanıdığım, insanlar olduğu için rahatsız olabileceğim bir şey yoktu.

Arzu B.: Bu bir doğaçlama olmadı, bir dokümanter de değil, dolayısıyla biz bir senaryoya bağlı kalarak oynadık. Bence bir oyuncu için en zor şey kendisini oynaması. Benim için farklı bir tecrübe oldu. Kendimi daha iyi tanımama da sebep oldu açıkçası, bir farkındalık yarattı bende ve çok eğlendim. Ama filmin starı Birol oldu.

Tamer B.: Şok açıklamalar yapayım: “Birol beni kullandı!” Şaka bir yana harikaydı. Komik unsur Birol zaten filmde, ben acınacak adamım.

“Zeyno için katlanıyoruz”

- “Yağmur Zamanı” dışında bir dramanızı pek hatırlamıyorum. Güzel bir drama yapmak istemez misiniz?

Tamer K.: Sitcom çekmekten büyük zevk alıyordum çünkü haftada altı-yedi gün çekim yapmak zorunda değildim. Bir de biraz kendime vakit ayırmak istedim; motosikletime bineyim, kızımla ilgileneyim... Ama şimdi bir drama üzerinde çalışıyoruz. Bu sakallar da onun için.

- Arzu hanım siz düşünüyor musunuz tekrar bir projede rol almayı? Uzun süredir yoksunuz.

Arzu B.: Çünkü kızımla birlikte Ankara’dayım, onun okulu dolayısıyla. Ama eğer güzel bir proje çıkar, çalışma koşulları da hayatımıza uyarsa elbette isterim.

ZEYNO KARADAĞLI:

“Filmde kendi bestemi çaldım”

- Zeyno, sen nasıl oynamaya karar verdin filmde?

Hem oyna dediler hem ben kabul ettim. Zaten çok istediğim bir şeydi.

- Nasıl geçti çekimler?

Çekimler güzeldi. Hatta bir ara Venedik’e gittik. Orada çok eğlendim.

- Sen piyano çalıyorsun sanırım...

Evet, filmde de çaldım bir yerde. Kendi bestemdi. Hacettepe Devlet Konservatuvarı’nda piyano bölümünde okuyorum, bu sene ortaokula geçtim.

- Oyunculuğu sevdin mi?

Oyunculuğu büyüyünce hobi olarak yapabilirim zaten. Meslek hayalim o kadar çok ki; yapımcı da, yönetmen de, oyuncu da, ressam da olmak istiyorum. En çok da piyanist olmak istiyorum.

“Dostluğumuz baki”

- Aranızdaki ilişkiyi nasıl tanımlarsınız?

Tamer K.: Bizim tanışıklığımız çok eskilere dayanıyor. Aynı sokaklarda büyüdük, aynı okullara gittik. Birlikte olmadan önce arkadaştık, sonra flört etmeye başladık, evlenme kararı aldık... Yani ilişkinin tüm ayaklarını yaşadık. Sadece evlilik kısmını iptal ettik ama ilişki kısmını hâlâ sürdürüyoruz. Dünyalar güzeli bir kızımız var, birbirimizden hiç kopmayacağız. Ben Arzu’yu hep arıyorum, işle ilgili fikrini alıyorum, ilk ona danışıyorum.

Arzu B.: Bizim için en önemli şey dostluktu. Tüm bu yaşananların en güzel yanı da dünyalar tatlısı bir kızımızın olması. Ben hâlâ Tamer’e bir dost olarak ihtiyaç duyuyorum. Evlilik kısmını beceremedik, becermek de zorunda değil herkes ama en azından dostluğumuz gerçekten kuvvetli ve baki.

- Filmin sonunu düşünürsek gerçekten yeniden evlenme gibi bir durum söz konusu mu peki?

Tamer K.: Şu anda gündemimizde böyle bir şey yok. -

20 Eylül 2019 Magazin Haberleri.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber