"Kürkçü dükkanına döner gibi sahneye geliyorlar"

Zeliha Berksoy'un yönettiği "Mikado'nun Çöpleri" adlı oyun 15 Mart'ta başlıyor. Başrollerinde aslında tiyatrocu olan ama bizim dizilerden ve sinemadan tanıdığımız iki yetenekli ve genç oyuncu Devin Özgür Çınar ve Timuçin Esen var. Hocaları Berksoy "Dizi oyunculuğu ne kadar tatmin edebilir? Tilkinin dönüp dolaşıp geldiği yer kürkçü dükkanıdır. Onlar da kürkçü dükkanı misali sahneye dönüyorlar" diyor

15 Mart'ta Akatlar Kültür Merkezi Melih Cevdet Anday Sahnesi'nde başlayacak olan oyunun rejisörü ise Türk tiyatrosunun en önemli isimlerinden Zeliha Berksoy. Anday'ın bu iki kişilik oyununda ilk defa bir araya gelen oyuncular gerçek hayatlarında ise bir süredir sevgililer. Röportaj sırasında sözü çoğunlukla hocalarına bırakan iki oyuncudan Devin Özgür Çınar'ı "İkinci Bahar" dizisinin Cennet'i olarak da hatırlıyoruz. Gülümsemesiyle çok hoş görünen, tatlı bir kadın. Son günlerin gözdesi Timuçin Esen'e gelirsek... Röportajlarında gazetecileri yıldırdığını biliyorduk. Gördük ki neredeyse "off"layarak başlayan cevapları, "Sahnede anlaşıyor musunuz, paslaşıyor musunuz?" gibi basit bir soruya "Oyunculuk açısından, değil mi?" diyecek kadar savunmacı duruşuyla gerçekten bir röportajcının "içini şişirebilir". Yakışıklı mı? Beğeneni çok. Eğitimi gayet iyi. Konservatuvardan sonra Amerika'da sinema, üzerine bir de yönetmenlik eğitimi almış. Baş başa bir röportajda nasıl bilmem ama ekranda sıklıkla gördüğümüz -siz şaşkın deyin, ben sıkıntılı- bakışlarıyla bir röportajı geçirebiliyor. Oysa gülümsediğinde anlaşılıyor ki gülmek ona da sevgilisi gibi yakışıyor. Fotoğraf çekiminde de Ercan Arslan "Gülümseyin" dedikçe, bir yandan da Çınar itekliyor. "Ben hep gülüyorum, sen böyle, olmaz ki" diyor. Ve Zeliha Berksoy... Sadece sanatçılığıyla değil, rahatlığı, konuşması, sorulara sıkılmadan verdiği cevaplarla da gençlere örnek olabilir. Yıldızları "Gönül Yarası" filmiyle parlayan, TV dizilerinde de seyrettiğimiz iki genç oyuncu. "Hırsız Polis"in yakışıklı polisi Timuçin Esen ve "Hayat Türküsü"nün öğretmeni Devin Özgür Çınar. Şimdi "Mikado'nun Çöpleri" isimli oyunla tiyatro sahnesindeler. Timuçin E.: "Devin'le çalıştığım için şanslıyım" Devin Ö. Ç.: "Hep Timuçin'le oynamak istemiştim" Zeliha Berksoy: Melih Cevdet Anday bir şair olarak, tiyatro yazarı olarak dünya çapında büyük bir ustamız. "Mikado'nun Çöpleri" de onun mücevher oyunu. Bir kadın bir erkek üzerinden, kadın-erkek ilişkisinden hareketle toplumsal bir eleştiri yaptığı bir oyun. Bu oyun bugün dünyanın içinde bulunduğu çaresiz durumu, savaşları anlatıyor. Biraz oyundan bahsedebilir misiniz? Zeliha B.: Timuçin zaten bizim okul mezunu. Devin de Hacettepe mezunu. Ama fark etmez, o da benim öğrencim. Ayırt etmem. Timuçin okul sırasında da Dikkatimi çeken, frekansımın çatıştığı bir öğrenciydi.. Hepimiz aynı çevredeniz, tabii birbirimizi buluyoruz. Oyuncuları nasıl seçtiniz? "Timuçin derviş bir çocuktu" Zeliha B.: Çok serinkanlı, sakin ve çok dikkatli dinleyen bir öğrenciydi. Bazen de dalgın dalgın dinlerdi. Demek ki kuru kuruya dinlemiyor da içinde fırtınalar kopuyor diye düşünürdüm. Saçları çok uzundu. Dingin bir öğrenciydi ama sahnede öyle değildi. Çelebi, derviş bir çocuktu. Timuçin bey öğrenciyken nasıldı? Zeliha B.: Tabii oyunculukta en önemli şey zeka. İki oyuncu da çok zeki. Devin'in işlek ve cin fikirli bir yapısı var. Devin hanım için neler diyeceksiniz? Devin Özgür Çınar.: Fırsat buldukça spor yapmaya çalışıyorum. Onun dışında da çok yorucu bir piyasanın içindeyiz. Aynı zamanda dizi çekimleri olunca... Aslında en çok iman gücü diyebilirim. Motivasyon sizi ayakta tutuyor. Timuçin Esen: Vallahi ben de vakit buldukça spor yapmaya çalışıyorum. Yapmak gerekiyor çünkü spor insanı ruhen de dinlendiriyor. Çalışma saatlerinden ziyade bir şey üzerinde çalıştığınız zaman set veya sahne dışında da, yalnız başına olduğunuzda da o sizin kafanızı meşgul ediyor. En büyük zorluk bence beyni ne zaman nereye ayırmak gerektiği. Zeliha B.: Benim oyunculuk zamanımda matine suare oynardık. Çift oyun oynardık. Akşam 5'te tiyatroya girerdik, gece 12'de çıkardık. Bir orada yatmadığımız kalırdı. Her dönemin kendi içinde bir zorluğu var. Şimdi de genç oyuncuların dizi modası çıktı. Dizi yapmak insanı nereye kadar var eder ya da tatmin eder? Tabii ki böyle bir proje olduğu zaman onların ilgisini çekiyor. O tutkuyla zamanları aşıyorlar. Ayrıca burada üçümüz de sanki dingin bir mabedin içinde huzura eriyoruz. Bir kere "Ay, yorulduk hocam" demediler. İki kişilik ve iki saatlik bir oyun. İyi bir performans gerekiyor. Fiziksel olarak da çok iyi durumda olmanız gerekiyor. Bunun için neler yapıyorsunuz? Zeliha B.: Öğrencilerimin oynadığı dizileri seyrediyorum. Siz seyrediyor musunuz dizileri? "Dizilerde tiyatrocular olmalı" Zeliha B.: Bu şimdi iki ucu keskin bir kılıç. Öğrenciyken dizilerde oynamalarını iyi bulmuyorum. Çünkü insanın bir tiyatro eğitiminden sonra değerlerini ve oyunculuğunu bir savunmaya almalı, onu halletmeli. Bunun sonrasında dizilerde de oynayabilir. Bu da faydalı olur. Ben dizilerde de zaten tiyatro oyuncularının oynaması taraftarıyım. Ama sadece tiyatro oyuncularının. Şarkıcıları, mankenleri, yoldan geçenleri kabul etmiyorum. Böyle olduğu müddetçe dizileri ciddiye almıyorum. Öğrencilerinizin dizilerde oynamasını nasıl buluyorsunuz? Timuçin E.: İşin o tarafına hiç girmeyelim de, iki oyuncu bir oyunda oynuyorsa mutlaka o konuşmalar dışarıda da olur. Timuçin bey siz Devin hanımla sevgilisiniz. Beraber evde de çalışıyor musunuz? Oyun provaları dışarı sarkıyor mu? Timuçin E.: Konservatuvar yıllarından beri. Ne zamandan beri tanışıyorsunuz? Timuçin E.: Devin'le çalıştığım için çok şanslıyım. Rahat olmaktan öte kendi aklınızda başka pencereler açan, oyunla ilgili başka düşüncelere sevk eden bir alışveriş olabiliyor. Devin Ö. Ç.: Ben hep Timuçin'le bir oyunda oynamak istemişimdir. Büyük bir şans. Sahnede nasılsınız? Anlaşıyor musunuz? Paslaşıyor musunuz? Timuçin E.: Şu anda somut olarak anlaştığımız, yapacak bir şey yok. Sinema projeleriniz var mı? Devin Ö. Ç.: Var tabii ama iyi bir sinema filminde oynamak. Yoksa mutlaka sinema filminde oynamalıyım diye bir düşüncem yok. Nasıl bir iş olduğu önemli. Ama kafanızda tiyatro gibi sinema yapma isteği var ama değil mi? Timuçin E.: Aman bir dizi senaryosu yazayım diye bir şeyim yok ama elbette üzerinde uğraştığım şeyler var. Timuçin bey, siz yazıyorsunuz da. Bir senaryo düşünceniz var mı? Timuçin E.: Grubumuz vardı. Solisttim ve gitar çalıyordum. Beyoğlu'nda çalıyorduk. Hâlâ da hayatımın önemli bir parçası müzik. Müzikle de uğraşıyorsunuz. Timuçin E.: Benim bunları böyle bir platformda anlatmam... Kızlar size bayılıyor. Sokakta durduranlar, gece rastladı mı öpmeye çalışanlar, e-postalar falan başladı mı? Timuçin E.: Yaptığım işlerden dolayı olur böyle şeyler. Ben de "Hayranlar bana" deyin demiyorum.

19 Ekim 2019 Magazin Bülteni19 Ekim 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber