Lüks salonların yerine depoda spor

Maslak Oto Sanayi’ndeki salon alıştıklarımızdan çok farklı. Burada yürüyüş bandı ve bisiklet gibi aletler yerine halat ve kum torbası var

Lüks salonların yerine depoda spor

Maslak Oto Sanayi’deyiz. Yanımda Londra Olimpiyatları’nda 400 metrede ülkemizi temsil eden Pınar Saka var. Saka ile birkaç ay önce röportajda tanışıp arkadaş olduk. Burada olmamızın nedenine gelince: Pınar bana hafta içi Facebook’tan “Sana bir şey göstermem lazım” diye bir mesaj attı. Mesajın devamı şöyleydi: “Şu sıralar hayatımda yeni bir şey var. Bu kadar spor yaptım, böylesini görmedim, denemelisin.”

Oto sanayinin içinde dolaşıyoruz, her yere “Acaba burası mı?” diye bakıyorum, zira etrafta spor salonunu andıran hiç bina yok. Derken Pınar arabayı kırmızı kepenkli bir deponun önüne park ediyor. İtiraf edeyim beklediğimden daha ufak bir yer. İki katlı, kapıdan girince kum torbaları ve tramplen karşılıyor sizi. Üst katta ise pilates makinesi ve yoga alanı var.
Serhat Sıdal’in sahibi olduğu Intelligence Fitness salonundayız. Sıdal 20 yıldır sektörde olan, birçok ‘ünlü’ spor salonununun müdürlüğünü yapmış bir isim. İlk sorusu “Hazır mısın?” oluyor. Atlamayı, zıplamayı ve yumruk atmayı çok seven biri olmama rağmen hafif tedirgin halde “Evet” diyorum, başlıyoruz.
Halatları sallıyoruz, tramplende zıplıyoruz ve tabii ki boks eldivenlerini geçirip kafamızı bozan ne varsa onu hayal ederek yumruklarımızı savuruyoruz. Birkaç dakikada kan-ter içindeyim. Eldivenleri çıkardığımda hissettiğim rahatlamayı ise tarif etmem zor. Sıdal “Kalori yakmak eğlenceli olabilir” diyor ya, hiç haksız değil!

‘Intelligence Fitnes’ hali hazırda varolan bir kavram mı yoksa sizin icadınız mı?

Bu benim bulduğum bir kavram. Sen beynini yeterince kullanırsan, beynini ve ruhunu doğru çalıştırmayı öğrenirsen, bedenin de bu duruma ayak uydurur. Spor bir bütündür, stres içinde, bir yere yetişecekmiş gibi ya da yaptığın hareketlerden sıkılarak görev gibi yaparsan, o spordan hayır gelmez. Örneklerini görüyoruz. Burada odaklandığımız şey kaslanmak değil. Yani popüler deyimle baklava çıkarmak için uğraşmıyoruz. Baklava peşinde olanlar da buraya gelmiyorlar, gelmesinler de zaten.

Neden kapıda tabela yok?

Bence öğrenci öğretmeni bulmalı. O yüzden reklam yapmadık, duyuru dağıtmadık ve tabelamız bile yok. İstanbul’da spor salonları genelde nerelerde? Nişantaşı, Etiler, Bebek ya da Bağdat Caddesi. Çünkü oralarda insanlar sporu sosyalleşme olarak görüyorlar. Bizim hedef kitlemiz makyajla spora gelen, aynada kendini izleyenler değil. Burayı deliler için yaptık, öğrencilerimin hepsi spordan sıkılmış, nefret eden tipler.

Nasıl yani?

Günümüzde salonlarda yapılan spor sıkıcı, insanlar nefret ediyorlar. Burada ise oyun var. Halatlara tırmanıyorsun, boks yapıyorsun, tramplende zıplıyorsun, silahla atış yapıyorsun. Çocukken farkında olmadan çok hareket edersin ve bir yandan da eğlenirsin ya, aynen öyle bir sistem.
21 seansta bedeninizi değiştireceğimizi ve bunu yaparken sizi eğlendireceğimizi de garantiliyoruz.

Nasıl bir sistem bu?

Beslenme bu işin olmazsa olmazı. Hatta yüzde 70 beslenme, yüzde 30 spor. İkisi bir arada yürürse amacınıza ulaşırsınız. Gelenlere ilk önce genel beslenme programı belirliyoruz. Her şeyin doğalını içeren. Protein ve karbonhidrat dengesi olan bir program.

21 günde şu kadar yağ kaybı oluyor, şu kadar beden inceltiyoruz gibi bir iddianız var mı?

21 günde yüzde 100 sonuç veriyoruz. Video ve resimle çalışıyoruz, şu kadar kilo veriliyor diyemem ama beden olarak küçülme garantili. Zaten tartıya takılmamak gerek, sonuçta bir kilogram yağ ile bir kilogram kasın kapladığı hacim aynı değil ki.

“Baba-oğul, karı-koca gelip salonu kapatan ve boks yapanlar var”

Burada yürüyüş bandı ya da bisiklet yok. Öğrencileriniz nasıl hareketler yapıyor?

Öğrencilerim kendi ağırlıklarıyla egzersiz yapıyor. Metabolizmayı hızlandıran hareketler bunlar. Sonuçta sizin göğüs kaslarınız makineye oturup bir barı itmek için yaratılmadı ki. Tutmak, fırlatmak yani doğal hareketler için var o kaslar. Burada halata asılıp çekerek, kum torbasını yumruklayarak ya da baş aşağı sallanarak spor yapıyorsunuz. Böylece klasik spor salonlarında harcadığınız kaloriden çok daha fazlasını harcıyorsunuz. Üstelik sıkıcı da gelmiyor. Kişisel antrenör ve spor eğitmeni olarak en önemsediğim şeylerden biri de ders sırasında öğrencimin sıkılmaması.

Kişisel antrenörlük son yıllarda çok popüler oldu. Ben bu meselenin ülkemizde anlaşıldığını düşünmüyorum. Bir kişisel antrenörünün yapması gereken şey nedir?

Haklısın, öğrencisi spor yaparken kafede çay içen kişisel antrenörler biliyorum. Ya da öğrencinin hareketlerini “Bir, iki, üç” diye saymaktan başka bir şey yapmayan... Kişisel antrenörlük aslında bebek bakmak gibi bir şey. Çok titiz olmalısınız. Öğrenci size sağlığını emanet ediyor. Onun nabız hızına göre hareketlerini ayarlayacaksınız, süresini, ağırlığını ona göre düzenleyeceksiniz. Biz prensip olarak verim düşmesin diye günde beş dersten fazlasını vermiyoruz. Sonra bu, kişiye özel bir şey. Nasıl herkesin parmak izi farklıysa bedeninin ihtiyaçları da farklı. Biz öğrencileri kabul etmeden önce bir saat toplantı yapıyoruz. Alışkanlıklarını, yaşam tarzını, duruş bozukluklarını ele alıp ortak bir yol belirliyoruz. İçki içiyorsa ona göre, sigara kullanıyorsa ona göre progra hazırlıyoruz. Hiç kullanmasa daha iyi ama “Bırakmazsan olmaz” diye kişiyi hareketsizliğe mahkum etmiyoruz.

Siz firmalara gidip çalışanlara seminerler veriyorsunuz. Bundan biraz bahsedelim.

Evet, bize gelen CEO’lar “Ben kendimi bu kadar iyi hissediyorsam, çalışanlarım da hissetmeli” diyerek bize teklifte bulundular. Birkaç şirkete gittik. Ofiste gün boyu oturan çalışan insanların birçoğunda boyun ve bel rahatsızlıkları oluyor. Onu düzeltince kişinin ruhsal sağlığı da değişiyor, kendine güveni artıyor. Mesela seminerden sonra şirketlerin satış departmanlarında performansın artığını, kâr ettiklerini biliyoruz.

Son olarak öğrencilerinizden bahsedelim. Bir yaş aralığı verebilir misiniz?

Minimum 15, maksimum 65 diyebilirim. Anne-kız, baba-oğul, karı-koca birlikte gelenler çok. Gelip salonu kapatıp boks yapıyorlar. Bunun için önceden rezervasyon yaptırmaları şart tabii.

Pazar günleri ormandalar

Intelligence Fitness salonu pazar günleri hariç her gün açık. Randevu sistemiyle çalışıyorlar. Bunun dışında pazar günleri düzenledikleri ‘macera turları’ mevcut. Dilerseniz Belgrad Ormanı’nda hocalarla spor yapabiliyorsunuz. Bu turlar ücretsiz. Sıdal: “Merak edenler bizi tanımak için geliyorlar. Birlikte 3 saat spor yapıyoruz” diyor.

Spor programı gibi fiyatlar da kişiye özel

Intelligence Fitness’ın bir üyelik ücreti yok. Seans yani ders başı ödeme yapılıyor. Sıdal, fiyatlar konusunda ser verip sır vermiyor. Ancak anladığım kadarıyla her bütçeye uygun bir çözüm var. Bir ders ücretini ödeyip dersi videoya kaydettikten sonra 30 gün kendi başına uygulayan da var, her gün birkaç saat özel ders alan da.

18 Kasım 2019 Magazin Bülteni18 Kasım 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber