“Masumiyet Müzesi’ne sığındım”

Milano Moda Haftası’nda yürüyen model Salih Topçuoğlu, “Stresimi Orhan Pamuk’tan ‘Masumiyet Müzesi’ okuyarak kontrol altına aldım” diyor

“Masumiyet Müzesi’ne sığındım”

Çocukluğuna ait fotoğraflarının olmayışının acısını derinden hissetmiş biri Salih Topçuoğlu. Ergenlik döneminde objektif karşında olmak hep cazip gelmiş ona. Şimdi 25 yaşında ve sayamadığı kadar fotoğrafı var. Kiminin altında da kendi imzası. Bursa’dan üniversite için İstanbul’a gelen Topçuoğlu, Marmara Güzel Sanatlar’da eğitim görüyor. Farklı yüz hatlarıyla önce fotoğrafçılık bölümünde okuyan arkadaşlarının dikkatini çekmiş sonra da ajansların. 6 yıldır modellik yapan genç isim sahip olduğu karakteristik yüz ifadesi ve yeteneğiyle haziran ayında gerçekleşen Milano Moda Haftası’nın podyumunda kendine yer buldu. Salih Topçuoğlu,  “O pırıltı için çok fazla ışığımın söndüğü oldu” diyor. 25 yaşındaki genç modelden, o stresli günleri, ressam olma hayalini ve modelliğe başlama hikayesini dinledik.

Milano Moda Haftası’ndaki adımlarla taçlanan modellik kariyeriniz nasıl başladı?

Çocukluğumdan çok fazla fotoğrafım yok. 3-4 tane çok net olmayan kare sadece... Ben fotoğraflarımın olmayışının acısını çok uzun bir süre çektim. 14-15 yaşlarımda bir fotoğraf verme isteğim oluştu. Hem o dönem kendi yaşıtlarım arasında da yüz olarak farklı bir çocuktum. Marmara Güzel Sanatlar öğrencisiyim, bizim okuldan mezun olan iki arkadaşım marka kurmuşlardı, onların kampanya çekimi için teklif aldım. O çekimde kullandıkları bir model ve o ajansın sahibi beni görüyor çekimde. Sonra Instagram’ıma bakıyor ve bana modellik teklifi geliyor. Yaklaşık altı yıl önce bu şekilde başladım.

Milano Moda Haftası’nda podyumda yürürken neler hissettiniz?

Aslında çok güzel şeyler hissetmedim çünkü çok gergin bir dönemdi. Bu işin hep bir stresi var ama hedefim bu işi yurt dışında yapmak olduğu için orada ekstra gergindim. Çok fazla zaman ve para harcadım. Oraya gitmek gelmek çok ciddi meselelerdi benim için. Bu sebeple süreç çok da keyifli geçmedi. Ama işi aldığımı öğrendiğimde o mutluluk ve rahatlama çok tatlıydı.

“Masumiyet Müzesi’ne sığındım”

Milano’da kaç defileye çıktınız, hangi markalar için yürüdünüz?

İki dergi çekiminde yer aldım ve iki defilede yürüdüm. Youser ve Numero00 markaları için yürüdüm. Youser Asya tandanslı bir marka. Numero00 ise bir İtalyan markası. Bunlar street style markalar. Heyecanlıydım.

Türkiye’den çıkıp Milano Moda Haftası’nda yürüyen ilk Türk erkek model olarak podyumla ilgili başka hayalleriniz olmalı...

Çok fazla hayalim var. Orada iş yapmaya devam etmek istiyorum. Ama aynı zamanda orada yaşadığım gerginlikler de biraz beni geri çekiyor. Tekrar bu yükün altına girmeye, bu gerginliği yaşamaya hazır mısın diyorum hep kendime. Bu işte hayalim büyük bir markayla bir kampanya çekimi yapmak, büyük bir dergide yer almak ve büyük bir markanın şovunda yürümek.

Gelecekte “Bu gerginliğe değmez” deyip rotayı başka bir yöne kıracak mısınız?

Hiçbir zaman kendimi sadece model olarak tanımlamadım. Çok küçük yaşlardan beri resimle iç içeyim, güzel sanatlarda okuyorum ve resim yapmaya devam ediyorum. Biri bana “Hayalin ne?” sorusunu yönelttiğinde beynim ressam olmak gibi bir cevap veriyor. 15-20 yıl sonrasına baktığımda gördüğüm şey kendi atölyemde yaptığım resimler, kendi sergilerim... Modellik bir kenarda durur, her zaman hayatımda olur ama asıl ilerlemek istediğim alan resim.

Tüm o seçmelerde, provalarda neler yaşanıyor? Biz hep pırıltılı tarafını görüyoruz...

O pırıltı için çok fazla ışığımın söndüğü oldu. Türkiye’den oraya gitmek bir mesele çünkü çalışma vizesi gibi sizi zorlayan şeylerle mücadele etmeniz gerekiyor. Çok fazla model gidip geliyor, çok fazla insanla görüşüyorlar. Kendinizi bir şekilde konuşmadan ifade edebiliyor olmanız gerekiyor vücut diliyle, yürüyüşünüzle, verdiğiniz pozlarla... Her şey sizin elinizde de değil. Çok zor ve gergin bir iş. Fotoğraflarınızı çekiyorlar sadece ve son ana kadar haber bekliyorsunuz.

Stres yönetimi için neler yaptınız o süreçte?

Milano’ya son gittiğimde Orhan Pamuk’a sığındım. Milano’ya gitmeden önce “Masumiyet Müzesi”ne başlamıştım stresimi Orhan Pamuk’tan “Masumiyet Müzesi” okuyarak kontrol altına aldım. Elbette tek bu değil. Sadece işin içinde olduğunuzda deliriyorsunuz. Sürekli aynaya bakıp hatalarınızı görmeye başlıyorsunuz. Normalde haftada bir tıraş olurum, o süreçte her gün tıraş oldum. Cildiniz yıpranıyor, yorgunsunuz, çoğu zaman aç kalıyorsunuz çünkü uzun saatler koşturuyorsunuz. Sevdiğim insanlarla konuştum, resim yaptım bol bol. Şehri görmeye çalıştım çünkü o koşturma sırasında şehri de görmüyorsunuz, hissetmiyorsunuz. O an bakmıyorsunuz gökyüzüne, duvarlara, binalara. Hep kendime “Şu an Milano’dasın, şu an Paris’tesin şu an İstanbul’dasın gör, nefes al, duy” dedim. Kendime bunları hatırlattıkça ve söyledikçe “Salih sen bu işi geleceğinin büyük bir parçası olarak düşünmüyorsun işin içinde sadece güzel anılar biriktirmek için varsın” dedim.

“Sadece kendimle konuşarak ilerliyorum”

Sizi TV’de görecek miyiz?

Kendimi ifade etmenin her yolunu çok seviyorum. Güzel bir teklif gelirse neden olmasın! Tiyatroyla ilgili üç aylık bir eğitimim de var amacım tiyatroyu daha iyi tanımaktı. Bir de kendimi ifade etmek konusunda sıkıntılarım vardı. Bir takım oyunculuk teknikleriyle bunu aşabilirim diye düşündüm.

Bu marazları gidermek konusunda güvendiğiniz insanları mı dinliyorsunuz?

Ben çok da insanların fikirleriyle hareket etmemeye çalışıyorum çünkü bütün çocukluğum birilerinin beni yontmasıyla geçti. Aileyle başlıyor bütün bu işler ve bazen kontrolden çıkabiliyor. Sonra eğitim hayatım, arkadaşlar ama bir noktada kulağımı tıkadım. Sadece kendimle konuşarak ilerliyorum.

 

Yoğun istek üzerine ikinci kez Harbiye'de arabesk geceTemmuz ayında Harbiye Açıkhava'da sahneye çıkan Cengiz Kurtoğlu ve Hakan Altun, yoğun istek üzerine önceki akşam Poll Production organizasyonu, Demirören TV medya sponsorluğunda gerçekleşen Turkish Airlines Harbiye Açıkhava Konserleri'nde bir kez daha sevenleriyle buluştu.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber