“MEF’in herkese dokunmasını istiyoruz”

Martıların Efendisi” filminde başrolü üstlenen Mehmet Günsür, canlandırdığı “MEF” karakterini hayat verilmeyi bekleyen önceden yaratılmış bir kahraman olarak görüyor. Partneri Bige Önal ise, “MEF ne kadar çok insana dokunursa, o kadar mutlu oluruz” diyor

“MEF’in herkese dokunmasını istiyoruz”

Mehmet Günsür, cuma günü vizyona giren “Martıların Efendisi”nde MEF karakteriyle karşımıza çıktı. Başarılı oyuncuya filmde ekranın yeni yüzlerinden Bige Önal eşlik ediyor. Günsür’ün “Martıların Efendisi” (MEF) olarak izleyicisiyle buluşacağı filmde; Önal, yıllardır beklediği Rüya’yı canlandırıyor. Deniz kıyısında geçen hikayede, İstanbul’da sakin bir yaşam süren MEF’in beklediği misafir saf dünyasını altüst ediyor. CVK Park Bosphorus Hotel’de buluştuğumuz ikili, kimi zaman gözyaşlarıyla yeni projelerini anlattı. Günsür, canlandırdığı karakterin kendisini inanılmaz bir doyuma ulaştırdığını ve “Yarın ölebilirim” hissini yaşattığını söyledi. Önal da, projeyi hayat tecrübesi olarak görüyor.

- Senaryoyu okuduğunuzda sizi etkileyen ne oldu?
Bige Önal:
Okuduğum zaman aşık oldum. MEF’in dünyası ve masumiyeti çok etkiledi. Hikayenin gidişatı ve MEF’in etrafındaki karakterlerin ona dokunuşları da çok yerinde.
Mehmet Günsür: O hayat verilmeyi bekleyen, önceden yaratılmış bir kahramandı aslında. Senaryoyu okumadan önce yönetmenimiz Mehmet Ada Öztekin anlattı. Böyle bir rolün olması ve yapabileceğim şeylerin sonsuzluğunu görmek çok heyecanlandırdı. Mehmet’in projenin ne kadar içinde olduğunu görünce de çok heyecanlandım. Sihirli bir buluşma oldu.

- Canlandırdığınız MEF ve Rüya’yı nasıl anlatırsınız?
Bige Ö.:
Rüya, bencil bir kadın. MEF’ten bu kadar etkilenmesinin sebebi, dünyası o kadar uçsuz bucaksız ki, öyle biriyle hayatında ilk defa karşılaşıyor. Ama bir noktada kendi bencilliğine dönüyor, o noktada da MEF’in hayatını etkiliyor.
Mehmet G.: MEF 1200’lerden günümüze gelmiş bir şövalye gibi aslında. Adalet, sevgi, iyilik hisleri çok kuvvetli. Yalnızca bunları kendi yarattığı dünya içinde farklı bir şekilde kodlamış. Biz de onun dünyasını anlamaya başlayınca bunları görüyoruz ve bu adamı çok sevmeye başlıyoruz.

“MEF’in herkese dokunmasını istiyoruz”

- Rol için uzun bir hazırlık süreciniz olmuş...
Mehmet G.:
Dört ay gibi uzun bir zamanımız vardı. Mehmet Ada Öztekin Bodrum’da, ben burada çalışıyordum. Skype’la buluşup senaryonun üzerinden geçiyorduk. Bir yandan da ben fiziksel antrenman yapıyordum.
Bige Ö.: Mehmet Ada Öztekin’in dört senedir kafasında demlediği bir hikaye. Çok güzel aktardı bize. Bu durum da işimizi çok kolaylaştırdı.

- Rol için yapabileceklerinizin sonsuz olduğunu söylediniz. Böyle bir karakteri canlandırmak neler kattı? Bu rolün yeri ayrı olsa gerek...
Mehmet G.:
Her iş bizim çocuğumuz gibi, asla ayıramam. MEF’in gözleriyle hayata bakmak da olağanüstüydü. Beni inanılmaz bir doyuma ulaştırdı, bu mesleği seçtiğim için bir kere daha mutlu oldum ve kendime teşekkür ettim.
Bige Ö.: Mehmet, “Yarın ölebilirim” demişti. Ben de öyle hissediyorum. Umarım karakterin altından kalkabilmişimdir. Bu ekiple, bu işi yapmış olmak güzel bir hayat tecrübesi oldu.

- Anlatırken gözleriniz doldu. Filmi izlediğinizde nasıl buldunuz?
Mehmet G.
: Böğürerek ağladık. Çok içimizden, derinlerden çıkardığımız bir sürü şey var. Filmdeki herkesin hikayesi çok dokunuyor. O yüzden anlatırken asla objektif olamam. Filmi seyretmek demek, bütün o sürecin içimde bir şeyleri yeniden hareketlendirmesi demek. Farklı bir proje, dil olarak da, hikaye olarak da.
Bige Ö.: MEF’in dünyası bütün ekibi içine aldı, kimse iş olarak görmedi. Böyle güzel bir projenin içinde yer aldığım için çok şanslıyım.

- “Sanatsal yönü olan bir film yaptık” dediniz. Gişedeki rakamlarla ilgilenmiyor musunuz?
Bige Ö.:
Hiç! Sadece seyirciye ulaşabilme kaygımız var. MEF ne kadar çok insana dokunursa, o kadar mutlu oluruz.
Mehmet G.: Tabii ki filmimiz çok insanla buluşsun istiyoruz, bu işi bu yüzden yapıyoruz. ‘Yarın ölebilirim’ demek o anlamda bencilce gelebilir ama bu sadece mesleğimle ve kariyerimle ilgili bir durum. MEF’in herkese dokunmasını istiyoruz. Herkesin yüzü gülsün ki, bu tarz işler daha çok yapılsın.

- Filmdeki sevişme sahnelerinin konuşulması sizi rahatsız etti mi?
Bige Ö.:
Biz hayatın bir kesimini anlatmaya çalıştık, bunlar da zaten hayatta olan şeyler.

- “Fi” de sürekli sevişme sahneleriyle gündeme geliyor...
Mehmet G.: Türkiye’de sevişme sahneleri konuşuluyor, yapacak bir şey yok.

Mehmet Günsür: “Bazen kaybolmayı seviyorum”

- Dijital platformda da “Fi” ile başarılı bir işe imza attınız. Böyle bir projenin içinde olmak neler hissettiriyor?
O projenin kutsallığı da o. Yeni kapılar açması ve bu işin dijital platformlarda da yapılabileceğini göstermiş olmak.

- Roma-İstanbul arasında gidip geliyorsunuz. İçinde bulunduğunuz tempoyu nasıl anlatırsınız?
Yoğun bir tempom var, her hafta Roma’ya gidip geliyorum. Uçak kazasında ölme ihtimalim giderek artıyor (gülüyor)... Yoğun ama keyifli. Şubattan beri herhalde 120 kere uçmuşumdur. Bazen uçakta nereye gittiğimi unutuyorum. Bazen öyle hayatın içinde kaybolmayı seviyorum. Ama tabii her hafta gitmek bana güç veriyor aslında. Çocuklarımı ve ailemi görüyorum, enerji depolayıp dönüyorum. Seviyorum Roma’yı. 2000 yılında yerleştim, 17 senedir oradayız.

- Çocuklarınızın oyunculuğa ilgisi var mı?
Sanata ilgileri var, anne ve baba bu işlerle ilgili olunca doğal olarak çocuklar da ilgi duyuyor. Bizim “Kanaga” isimli bir web projemiz var, mart ayında çıkacak, yurt dışında ödüller alıyoruz. Güzel bir hikayesi var, babasını arayan bir fizik profesörünün öyküsü. Bu projede oğlum benim küçüklüğümü oynadı ve bizi bayağı şaşırttı. Kızım da enteresan bir rol oynadı.

Bige Önal: “Aras, bana çok destek oluyor”

- Gündeminizde dizi projesi var mı?
Görüştüğümüz birkaç proje var, ocak ayı itibarıyla kesinleşir diye düşünüyorum.

- Filmdeki sevişme sahneleri yüzünden Aras Bulut İynemli’yle ayrıldığınız yazıldı...
Ayrılmadık, beraberiz. Bu tarz haberler sürekli çıkıyor. Onun dizisi başlarken ben kıskanmıştım, bu filmle o kıskanmış oldu. Zaten aynı işi yapıyoruz, öyle bir kıskançlık durumu söz konusu değil. O bana çok destek oluyor.

Karısını ezmeye çalıştıÇin'de bir adam, boşanma duruşmasından önce motoruyla karısını ezmeye çalıştı. Kadına çarpan saldırgan koca ardından bir otomobile çarptı. Kaza sonrası ayağa kalan adam ardından kadına palayla saldırdı. O anlar güvenlik kamerasına yansıdı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber