“Müziğimiz rock, arabesk ya da zeybek olmuş çok önemli değil”

Gripin’in dördüncü albümü ‘Yalnızlığın Çaresini Bulmuşlar’ı yayınlandı. Grup Türkiye konserlerinin yanı sıra 1 Aralık’ta Amerika turnesine çıkıyor. Gripin’le yeni albümlerini konuştuk

“Müziğimiz rock, arabesk ya da zeybek olmuş çok önemli değil”

Albüm çıkalı kısa bir süre oldu şu ana kadar aldığınız tepkiler nasıl?

Arda: Güzel gidiyor. Kasım başında neredeyse bir hafta Avrupa’daydık. Ülke dışında da olunca kendimiz çok takip edemedik ama gelen yorumlar şimdilik olumlu.

Birol: Ama tabi albüm yeni çıktığında önce hep güzel yorumlar gelir. Zamanla daha da olumsuz şeyler görülebilir. Seçimden sonra da hani vardır ya kesin sonuçlar, onları da göreceğiz ama şu ana kadar gerçekten iyi gidiyor.

Albümü dinlediğimizde şarkı sözleri bildiğimiz Gripin albümlerinin çok uzağında değil. Ancak kullanılan enstrümanlar çeşitlenmiş. Bağlama, klarnet, buzuki ve yaylılar dahil olmuş. Albümün hazırlanış süreci nasıl geçti?

İlker: Aslında biraz uzun sürdü. Onun sebebi de konserlere ara vermemiş olmamız. Konser çokluğundan dolayı bir bocalama yaşandı. Enstrüman çeşidi olarak da bağlama var, ney var. Farklı tınıları seviyoruz. Şarkıların belli ölçüde karakterini de oluşturuyor. Bizde bu durum Birol’un bir Yunanistan seyahati sonrası buzukiyle dönmesiyle başladı. Daha sonra bundan önceki albümde “Koca Çınar” şarkısının doğrudan buzukiyle çıkması...

Birol: Sonra bir vokal kaydı sırasında benim garip sesler çıkarmam ve o sesleri kabak kemaneye benzetmemiz üzerine kabak kemaneyle şarkıya girmemiz...

Arda: Yunanistan seyahatleri arttıkça buzukiler de arttı.

Siyasi mesaj kaygısı olan şarkılara genel olarak bakışınız nasıl?

Birol: Herkes istediği her şeyi söylemekte, istediği her konuda şarkı yapmakta özgür. Yeter ki başkasına
zarar vermesin ya da başkasının alanına müdahale etmesin, ekmeğiyle oynamasın. Bence siyasi içerikli şarkıların yapılması gerekiyor, her fikir için.

Arda: Zorlama olmamasında fayda var. Çünkü zorlama olduğu zaman dinleyen adam o mesajı zaten almıyor.

Birol: İkinci albümümüzdeki “baba mesleği” şarkımız bizce gayet sert, hatta yapılmış en sert savaş karşıtı şarkılardan biri ve biz onu çok seviyoruz. Belli bir standardı olduğunu düşünüyoruz. İçinde Ferman’ın rapi var, bizce vurucu sözler var, güzel bir melodi var. Hem sert hem biraz duygusal. Böyle bir şarkıdan sonra bizim o fikirleri bizce o kadar iyi ifade etmemiz için en az
o kadar iyi bir şarkı yapmamız lazım.

“Elektrogitar sesi duyulduğunda kaçılırdı”

Türkiye’de bilinir olmak isteyen bir grup adını duyurmak için mutlaka cover mı yapmalı?

Arda: Bizim kültürümüzde rock müzik yok. Çok büyük bir kesim alışık değildi hatta elektrogitarı duyduğu an sesi kapatan bir kesim vardı. Çok da uzak değil bu zamanlar. İnsanların kulağının alışmasında rock gruplarının ya da rock sanatçılarının yaptıkları cover’ların çok etkisi oldu.

Birol: Sadece rock da değil dinledikleri herhangi bir müzik türünün dışında daha yeni bir şeye aşina olmalarını sağladı. Bir anahtar bulup içeri girmek, girdikten sonra da kendi hazine kutunu insanlarla paylaşmak hiç kötü bir şey değildir. Bu anlamda destekleyici besteleriniz varsa kendinize güveniyorsanız, cover o kilidi açıcı olabilir.

Arda: Türkiye’de bestesi olmayan çok iyi yorumcular var. Mesela Ajda Pekkan’ın başlangıcı yabancı şarkılara söz yazarak oldu. Eğer biri o dönem bunu durdursaydı bir Ajda Pekkan’ımız olmayacaktı.

İlker: Bir de cover ile çıkmakta, cover ile dinlenmekte bir sıkıntı yok. Cover’ın gerçek anlamda özüne sahip çıkarak yorumlanmış olması en önemli unsur. Aynısını günümüzün kayıt kalitesine uydurarak çalmak değil. Biraz parçanın duygusunu bozmadan kendine göre çevirmek. Böyle olduktan sonra cover da güzel bir şey.

Son zamanlarda Türkçe rock müzik için “arabeskleşiyor, alaturkalaşıyor” eleştirisi yapılıyor. Bu konuda eleştirilen gruplardan biri de Gripin. Sizin için bu bir tercih mi, yoksa ruh haliniz mi sizi buna itiyor?

Arda: Biz bu ülkede doğup büyüdük ve bizim yaptığımız müzikte bir şekilde kökenimizde olan müziği rockla birleştiriyoruz. “Arabeskleşiyorlar” dendiğinde “Aa! Bize ne dediler?” diye gocunmuyoruz. Bir sıkıntımız yok.

Birol: Biz Batı kaynaklı müzikler dinleyerek büyüdük. Hatta Türk müziğini tanımamız, öğrenmemiz geç oldu. Anadolu’yu dolaştıkça tanımadığımız ama kendi içimizde olan şeyleri öğrendik. Yaptığımız şeyin adı bizi ilgilendirmiyor. Önemsediğimiz şey, insanların duygusuna dokunuyor mu? Melankoli taşıdığımızı düşünüyorum ama ne kadar rock ne kadar pop ne kadar zeybektir çok da önemli değil.

İlker: Bence işin acı tarafı birebir yabancı grupların kopyası müzik yapanlara kimse “Sen neden kendinden bir şey katmıyorsun?” diye sormuyor, bizim gibi buralardan beslenenlere bizi yargılamak biraz da küçük görmek için “arabeskleştiler” falan diyorlar.
Bence asıl onlara hesap sorsunlar. Bu isimlendirmeler de gereksiz bence.

“Leman Sam ‘Gül Güzeli’ cover’ımızı beğenmiş”

Gripin geleneği bozulmamış ve bu albümde de bir cover şarkıya yer verilmiş. “Gül Güzeli”ni coverlamaya nasıl karar verdiniz?

Arda: Bir sene önce Emel Sayın, Şevval Sam ve biz Kuruçeşme Arena’da bir konser yaptık. Konserin basın toplantısında Şevval Sam’la tanıştık. Sonra programına konuk olduk. Orada da ilişkilerimizi güçlendirdik. Biz bu güzel ilişkilerden aldığımız gazla Şevval Sam’a “Biz Gül Güzeli’ni yapmak istiyoruz, ne düşünüyorsunuz?” dedik. “Çok sevinirim” dedi. Sonra kayıt aşamasında biz de kendi kendimize sorduk “Bambaşka bir şey yapıyoruz. Acaba doğru mu yapıyoruz? Şarkıya zarar veriyor muyuz?” diye. Fakat sonra “Zaten güzel bir düzenleme. Üstüne bir de Leman Sam söylemiş. Bu da farklı olsun” diye düşündük. Bizim cover anlayışımız bu. Bir şarkıyı cover yapıyorsak onu sadece bizim elimizdeki enstrümanlarla çalmak değil, aynı zamanda şarkıyı da değiştirmek. Yaptık. Şevval Hanım’a dinlettiğimizde çok beğendi. Leman Sam da aldığımız duyumlara göre beğenmiş.

Birol: Hep risk alıyoruz çünkü hep böyle sevilen, muhteşem yorumlanmış şarkıları cover’lıyoruz. “Dalgalandım da Duruldum” düşünüldüğünde Müzeyyen Senar’ın üstüne çıkamayız zaten.

“İstenirse Galatasaray’a tekrar marş yaparız”

* Bu akşam saat 22.00’de İstanbul Jolly Joker Balans’ta sahne alıyorlar.
* 1 Aralık’ta Amerika turnesine çıkıyorlar. New York, Washington DC, Boston, San Diego, Los Angeles ve San Francisco kesinleşmiş şehirler.
* Birol Namoğlu 77 milyon takipçisi olursa “Ne zaman biriktirdik bu kadar nefreti?” diye sormak istiyor.
* Duman, Mor ve Ötesi gibi diğer rock gruplarını hem insan olarak hem de müzisyen olarak çok beğeniyorlar.
* “Van için Rock”ın çok önemli bir organizasyon olduğunu vurguluyorlar ve emeği geçen herkesi tekrar takdir ediyorlar.
* Ayazma, Mor ve Ötesi, Hayko Cepkin, Duman, Badem ve Vega’nın albümlerini heyecanla bekliyorlar.
* Galatasaray’a “İçten gelirse ve istenirse” tekrar marş yazabileceklerini söylüyorlar.

11 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber