Ne jön olacak kadar yakışıklıyım ne de komedi oynayacak kadar çirkinim

“Canım Ailem” dizisinin Halim’i İlker Aksum haftaya karşımıza “Vavien” adlı filmde çıkacak. Sonra onu “Bizim Büyük Çaresizliğimiz”de, ilk başrolünde izleyeceğiz

Ne jön olacak kadar yakışıklıyım ne de komedi oynayacak kadar çirkinim

İlker Aksum, “Canım Ailem” ve “Yabancı Damat” dizilerinde canlandırdığı karakterlerle geniş kitleler tarafından seviliyor. Ama diğer yandan sinemada da, “Küçük Kıyamet”de canlandırdığı Mezarcı Ali gibi karakterlerin etkisiyle oluşan ve rol aldığı filmlere kattıklarını bilen sinema izleyicilerinin de en sevdiği keşiflerden. Haftaya cuma günü vizyona girecek, Engin Günaydın’ın senaryosunu yazdığı ve başrolünde bulunduğu “Vavien”de, küçük bir rolle karşımıza çıkacak. Ama 2010 içerisinde onu sinemadaki ilk başrolünde “Bizim Büyük Çaresizliğimiz”de izleyeceğiz.


Hangi dizi sizi sokakta tanınan bir yüze dönüştürdü?
İlk olarak “Çarli”. Çocuklara yönelik bir projeydi ama Afakan karakteri seviliyordu. Olgunlaşma anlamında ise “Yabancı Damat”.

Tipiniz komediye de kötü adamlığa da yatkın. Siz neyi yakıştırıyorsunuz?
Önemli olan iyi senaryo. Memlekette iki şart var: Güzelsen jönsün, çirkinsen komik. Bunu kırmaya çalışıyorum. Çünkü ikisi de değilim. Ne çok yakışıklıyım jön oynayabilirim, ne de çok çirkinim komedi oynayabilirim.

“Timuçin Esen ve Engin Günaydın’la 20 yıldır arkadaşız”
Diziler ve filmlerin çekimleri için uzun süre Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaşıyorsunuz. Uyum sorunu yaşıyor musunuz?
Hiç sorun olmuyor, ben subay çocuğuyum. Babam pilot. Çocukluğum, gençliğim gezmekle geçti, Erzincan, Erzurum, Kars, Sarıkamış... Sokakla aram çok iyidir. Türkiye’nin her bölgesinde beni seviyorlar ve çocukları gibi görüyorlar. İstanbul’dayken Adana’ya, Antep’e gitmeyi özlüyorum da. Uğur Yücel’e “Hadi gidelim” diyorum.

Kendinizi Uğur Yücel veya Taylan Biraderler’in ekibinin bir parçası olarak görüyor musunuz?
Sadece Türkiye’de değil, dünyada da yönetmen-oyuncu ekipleri var. Martin Scorsese-Robert De Niro, Tom Hanks’le Spielberg gibi. Ama gönül bağının haricinde hiçbir zaman bundan yana değilim. Diyelim ki karar verdim, Taylanlar’la çalışıyorum. Sonra da başka bir yönetmenden bir teklif geldi. Taylanlar kırılacak mı bana? Bu anlayışı kırmalıyız. Bu biraz Yeşilçam’dan gelen bir durum.

İstanbul’da nasıl bir sosyal hayatınız var, neler yapıyorsunuz?
Karımla çok gezerim. Hayvanlara düşkünüz; hop Darıca, hop barınaklar! Onun dışında Kapalıçarşı, Mısır Çarşısı. Belgin’le o konuda çok iyi anlaşıyoruz. Klişe ama gerçekten her şeyimizi paylaşabiliyoruz.

“Önemli olan huzur”

İstanbul’da geziyorsunuz devamlı sanırım.
İstanbul “Bugün çok sıkıldım, günüm boş geçti” denebilecek bir şehir değil. Ama bu durum tamamen moralle alakalı. Moraliniz iyiyse İstanbul bir cennet. Para demiyorum. Huzurunuz yoksa İstanbul bir cehennem. Eğer paran da varsa ne mutlu. Gezmeyi, bakmayı ve eğlenmeyi iyi başarıyoruz eşimle.

Sektörden kimlerle vakit geçiriyorsunuz?
Engin Günaydın, Binnur Kaya, Timuçin Esen, Olgun Şimşek ve Taylanlar, Hacettepe Üniversitesi’nden sınıf arkadaşlarım. Genelde onlarla vakit geçiriyorum. Engin’in evi toplanma yeri gibidir. Biz 15 yıl önce komün halinde yaşamaya başladık, yine Engin’in evinde. Timuçin ve Engin’le 89’dan beri arkadaşız. 20 yıldır kopmadık. Bu özellikle böyle bir piyasada zor şey. Ama ahlaklı olduğumuzu, etik davrandığımızı ve birbirimize karşı dürüst olduğumuzu düşünüyorum. Yoksa bu arkadaşlık 20 yıldır bu kadar samimi yürümezdi.


“Birisi kötü bir şey söylese iki gün yatak döşek yatarım”
Son filmleri “Vavien”de konuk oyuncu oldunuz, Taylan Biraderler’le çok uzun süredir çalışıyorsunuz.
“Sır Dosyası”, “Çarli”, “Beşik Kertmesi”, “Küçük Kıyamet”, “Kara Yılan”, “Vavien” ve “Yabancı Damat”, çok uzun süre oldu. Onlar bana bu memlekette güvenen iki adam. Onlardan sonra insanlar bana “Aa, bu da oyuncuymuş” demeye başladı. “Yabancı Damat”ta üç yıl Antepli bir baklavacıyı oynadım, hemen ardından “Kara Yılan”da Antep’i işgal eden bir Fransız komutanı... Hiçbir yönetmen bunu kolay kabul etmez, yapımcıya da zor kabul ettirirsiniz.

Canlandırdığınız karakterler nasıl tepkiler alıyor?
Dizide her hafta insanların evindesiniz. Eğer onları inandırmayı başarırsanız tepki alıyorsunuz. Oyunculuğun sihri burada. İnandırdığım zaman “Vay Halim abi, vay Ruşen baba” diyorlar. “Kara Yılan”da Fransız komutanı oynadığımda, “Sana hiç yakışmıyor ama hadi neyse” dediler.

Tek kötü tepkiniz de bu sanıyorum.
Ben hep sokakta sevilen birisi oldum. O büyük bir rahatlık. Sokak tarafından sevilmediğinizi düşünsenize. Sokakta sürekli laf yemek, kötü bir şey. Çünkü duygusalım, birisi kötü bir şey dese iki gün yatak döşek yatarım.



“Fransız aksanı için çalışırken Fransızcayı öğrenmek üzereydim”
Şive konusunda çok iyisiniz. Antep, Ege...
Sonra Fransa, sonra Adana, “Vavien”de Tokat...

Artık şive denince size mi geliyorlar, nasıl hazırlanıyorsunuz?
Ön hazırlık önemli. Bir şeyi çalışırsan olur ama bunun bir altyapısı lazım. Teknik bir mesele: Ses, kulak, vücut. Konservatuvarlar bunun için vardır, eğitim bunun için önemlidir. Kulağımın iyi olup olmadığını, sesimi iyi kullanıp kullanamadığımı okulda anladım. Sonra da üzerinde çalışırsanız neden yapamayasınız? Örnek veriyorum, bugüne kadar yabancı birisini oynayan Türk aktörler hep taklit etti. Ama bu kadar basit değil. “Kara Yılan”a hazırlanırken ben Fransızcayı öğrenmek üzereydim. Beş ayımı verdim.

“Küçük Kıyamet” filmine hazırlanırken Ege’de zaman geçirdiniz ama hepsinde buna vakit ayırabiliyor musunuz?
Deniyorum. Ön araştırmanın önemi öğretilmiyor. Piyasada böyle bir durum yok. Piyasa çok hızlı, karışık, artistlik ve güzellik savaşları var.


“Başrol olduğu için değil, rolü beğendiğim için oynadım”
Tamamladığınız film “Bizim Büyük Çaresizliğimiz”de başroldesiniz. Bu ilk başrolünüz, farklı geliyor mu?
Evet, bugüne kadar başrolüm yok. Tabii ki başrol oynamak ayrı bir heyecanlandırıyor. O projenin sorumluluğunu da üstleniyorsunuz. Yardımcı roller, o projenin sorumluluğunun yardımcılarıdır. Başrol olunca kötü anlamda da iyi anlamda da baş hedeflerden biri oluyorsunuz, yönetmenle birlikte. Ama bunları düşünen birisi değilim. O rolü beğendiğim için aldım. Biraz şiveyle ve Anadolu delikanlısıyla gidiyorum. Burada rol tam ters ve enteresan. Çok sıradan, her gün gördüğümüz karakterlerden birisi. Köşeli değil, sade. Ama oynaması çok daha zor.

Niçin?
Böyle roller, hiçbir şey yapmana gerek yok gibi durur. Hiçbir şey yapmamayı, kendin gibi olmak zannederler oyuncular. Öyle değil ama. O senaryodaki karakteri yaratabilmek zor. Eğer bunu başarabildiysem, büyük bir adım atabilirim diye düşünüyorum. n

23 Eylül 2019 Magazin Bülteni23 Eylül 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber