Otomobilsiz hayatı anlatma konferansı

Dünya Otomobilsizler Ağı araçsız kentler temasını tartışmak için İstanbul'a geliyor. Organizasyonun ev sahipliğini yapan Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkanı Hitay Güner: "Uzun süredir Taksim'e, Sultanahmet'e giderken araba kullanmıyorum. Ne park sorunu ne de stres yaşıyorum"

axcum022.jpg İşte bu gidişata bir çözüm bulmak amacıyla Dünya Otomobilsizler Ağı 27-31 Ağustos tarihleri arasında İstanbul'da "7. Araçsız Kentlere Doğru" adlı bir konferans verecek. Konferansta günlük ihtiyaçların yürüme mesafeleri içinde karşılandığı, farklı ulaşım türlerinin verimli kullanıldığı, toplu taşıma, bisiklet ve yaya bütünleşmesinin sağlandığı şehirlerin nasıl kurgulanacağı tartışılacak. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nin işbirliği ve Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği'nin ev sahipliğinde yapılacak organizasyon İstanbul'un trafik ve yaşanabilirlik sorununa ışık tutmaya çalışacak. İnsanların trafikteki alışkanlıklarına ve tembelliklerine bir son vermeleri dilenecek!Türkiye Trafik Kazalarını Önleme Derneği Başkanı Hitay Güner bu konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı. Arabasız bir hayat hayal edebiliyor musunuz? Sanırım hayır. Hepimiz çoğu zaman gideceğimiz yere arabamızla gidiyoruz. Ve her yola çıkışımızda aynı manzarayla karşılaşıyoruz: Trafikte geçen saatler, artan sinir katsayısı, park sorunu... Tabii ki kullanıyorum ama genelde uzak mesafelere arabamla gidiyorum. Ben uzun süredir işimden Taksim'e, Sultanahmet'e giderken arabamı kullanmıyorum. Ne park ve zaman sorunu ne de stres yaşıyorum. Arabanız hiçbir zaman ayaklarınızın yerine geçmemeli. Bu hareket şehirlerde hiç özel taşıt olmasın anlamına gelmiyor. Özellikle de Türkiye için. Amaç özel araçların şehir merkezinden uzak tutulması. Yoksa otomobil vazgeçilmez bir araç. Ama en büyük sorunlardan biri trafik. Mesela Levent-Taksim hattı metroyla 12 dakikayken, özel araçla iki saatte gitmeye gerek var mı? Böyle bir konferansı üstlendiğinize göre siz günlük hayatınızda hiç araba kullanmıyor musunuz? Almanya'da şehir merkezine girmeden ya da metro duraklarında otoparklar vardır. Arabanızı oraya bırakıp merkeze yürürsünüz. Ama özellikle biz Türkler yürüme konusunda çok tembeliz. Taksiye bile evin önünden binip evin önünde inmek istiyoruz. Yolun karşısına 20 metre ilerideki yaya geçidinden değil, bulunduğumuz yerden geçiyoruz. Park yeri azlığı da trafiğin artmasında önemli bir etken. Sokaklarda ne yayalara ne de arabalara hareket edecek yer kalıyor. "Büyükada araçtan arındırılmış bölge" Londra'da şehir merkezi özel araçlara kapalı. Sadece o bölgede yaşayanların arabalarında sticker'lar var, bu sayede giriş-çıkış yapılıyor. Onun dışında ücret ödeniyor. Milano'da şehir merkezinde araç park etmek için ayrılmış iki ayrı renkli bölge var. O bölgenin aracıysanız beyaz sticker'larınız oluyor ve beyazla çizilmiş alanlara park ediyorsunuz. Yabancılar ise sarı renkli alanlara. Ama bunun sayısı çok az. Yanlış park ederseniz ceza var. 1990'lardan beri Tahran'da şehir merkezi bariyerlerle kapalıdır. Sadece taksiler içeri girebiliyor. Yoksa yürüyorsunuz. Bir de Avusturalya başta olmak üzere bazı ülkelerde yeni yapılan yerleşim alanları araçsız kent mantığıyla oluyor. Özel yaya, park ve bisiklet alanlarına yer veriliyor. Araçsız kentlerin oluşturulması kapsamında dünyada ne gibi uygulamalar var? Büyükada buna örnek. Tabii ki hâlâ Venedik değiliz. Ayrıca İstanbul'da yaya alanları gittikçe artıyor. Örneğin İstiklal Caddesi, Talimhane, Kadıköy gibi. Üzerinde çalışılan diğer bölgeler ise başta Sirkeci olmak üzere Eminönü, Fatih, Aksaray, Taksim ve Üsküdar. İstanbul'da araçsız bölge var mı? Geçen sene İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bir kararına göre, imar yapılacaksa Ulaşım Dairesi'nin onayını almak zorundasınız. Yüksek bina yapacaksanız, bunun ne kadar insan ve araç anlamına geldiği hesaplanıyor. Yolun kaldırıp kaldırmayacağına bakılıyor. Peki şehircilik açısından çalışma yapılacak mı? Bakın, Paris'in içinde bir tane yüksek bina vardır. Oysa bütün yüksek binalar bir noktada toplanmıştır. Oraya ulaşan bir metro ağı kurdular. Çünkü araçla gidilmiyor, park yeri yok. Maslak'ta ise bina var, ulaşım yok. Kavşak ve köprü bile yeni yapılıyor. Maslak gökdelenler bölgesi ve büyük bir trafik sorunu var. Otobüs, minibüs, raylı sistem, metro, vapur, feribot ve banliyö treni birbirine entegre edildi. Transfer merkezleri oluşturuldu. Aktarma sistemi kuruldu. Akbil bunun bir sonucu. Minibüsler eskiden Beyazıt'a kadar girerken, hat Topkapı'da bitiyor. Ya da Şişli'ye giden minibüsler Levent'e kadar gidiyor. Beşiktaş'a inen minibüsler yakın bir zamanda kalkacak. Böylece minibüsler ikinci çember, otobüs, raylı sistem ve taksiler birinci çember olacak. Bir de buna tüp geçit ekleniyor. Birçok kişi de vapura, otobüse ve oradan metroya binerek ulaşım sağlıyor. Bu örgüt çevre ve trafik üzerinde çalışıyor. Temel felsefe insanların özel motorlu araç kullanımına bağımlılığını azaltmak; başta yürüme ve bisikletli ulaşımı olmak üzere toplu taşıma, taksi ve diğer çözümlere başvurmak. Odaklandığı yer ise şehir merkezleri ve yoğun bölgeler. Ayrıca hava ve görüntü kirliliğine de vurgu yapılıyor. Derneğimiz 1959'dan beri trafik ve yol güvenliği konusunda çalışıyor. İki sene önce konferansın burada düzenlenmesini önermiştik. Onlar da kabul ettiler. Derneğinizin ev sahipliğiyle Dünya Otomobilsizler Ağı, Türkiye'de araçsız ve yaşanabilir kentler düşüncesini tartışacak. Bu ağla nasıl bir bağlantı kurdunuz? Bu hareket Prag'da 1997'de başladı. İlk konferans ise 1999'da Fransa'da yapıldı. Avrupa merkezli olarak da her yıl 22 Eylül Otomobilsiz Kentler Hareketi Günü kutlanıyor. Gün boyunca belirlenen yerlerde motorlar susuyor. Türkiye'de bu özel gün ilk kez geçen sene kutlandı. Ortaköy'den Bebek'e trafik kapandı. Yürüyüşler yapıldı. Birçok şehirde de bisiklet, kaykay ve midillilerle kutlandı. n Bu hareket ne zamandan beri var? Türkiye ne zaman katıldı? 1 Ben bir ulaştırma kurbanıyım. Kendimi mesafelerin pasif tüketicisi, dışlanmış ve tutsak hissediyorum. 2 İradenin ve sosyalliğin hayatım, insan ve çevre için dengeleyici olduğuna inanıyorum. 3 Sosyal ve bireysel açıdan hayatımı değiştirmek için kararlıyım.4 Araba bağımlılığımın etkilerini ve sonuçlarını korkmadan inceledim.5 Hayatımda yapmak istediğim değişimi engelleyecek her türlü olanaksızlığa, destek eksikliğine, planlama hatasına şimdiden başkaldırıyorum. Bunun için bireysel ve toplumsal açıdan sorumluyum.6 Geçmişte, şimdi ve gelecekte araba kullanışımdan dolayı herhangi bir şekilde yaraladığım insanların listesini yapıp onlara yardım edeceğim.7 Komşularım ve çevremde yaşanlarla bağımı geliştirmek için spontan veya samimi ilişkilerimi geliştireceğim. Onlara trafik nedeniyle azalan kamu ve yaya alanlarının artırılması gerektiğini anlatacağım. Otomobil karşıtlarının "adsız yemini"

19 Ekim 2019 Magazin Bülteni19 Ekim 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber