Geri Dön

Pamela: "Bana Pomili, Pimili, hatta Fanila bile diyen oldu"

"İstanbul" şarkısıyla adından söz ettiren Pamela Spence isminin "Pemıla" diye okunduğunu söylüyor. İngiliz asıllı Amerikalı bir baba ve Türk bir annenin çocuğu Pamela: "Pamelaya da razıyım. Bir keresinde de Pamela Andersoğan dediler"

axcum011.jpg Televizyonda, arabada, sokakta, barda, fark etmiyor. Nereye gitseniz o şarkı: "İstanbul seni hapsetmiş, eski bir banda kaydetmiş..." Şarkıyı bilmeyenler bile bir yerden duymuş, melodiyi mırıldanıyor. Pamela Spencein "Şehir Rehberi" isimli albümü piyasaya çıkalı çok uzun bir zaman geçmedi ama çıkış şarkısı "İstanbul" çoktan ağızlara marş oldu bile. Pamelayı Teomanın vokalisti olarak ve "Ayrılamayız Biz" şarkısından tanıyoruz. Albüm koşuşturmacasının yanında haftanın beş günü de "Mucizeler Komedisi"nde rol alan Pamela, halinden çok memnun. Tek üzüldüğü, kikboks yapacak zaman bulamaması. "Her gün yapmazsanız kondisyonunuz düşer" diyor ve ekliyor: "Ağlıyorum ya spora gidemeyince." "Pemıla" tabii ki. Pamela artık işin Türkçeleştirilmesi. Ama ben Pamelaya razıyım artık. Pomili, Pemele, Pimili. Pamela Sapanca, Sepence. Fanila bile dedi biri ya! TRTye gitmiştik geçen yıl, şoför adımı anlamadı. Arkadaşıma, "Adı fanila mı?" diye sormuş. Yine bir televizyona gittiğimizde, kapıdaki güvenlik telefona sarıldı, "Efenim Pamela Andersoğan geldi" dedi. Sonra da bana dönüp "Tanımadım sandın, deee mi?" dedi. Bir de Pembe derler bana. Lisede bir muavinimiz bir gün beni çağırıp "Kızım niye herkes sana Pem diyor?" dedi. Ben de "Hocam ismim Pembegül, kısaca Pem diyorlar" dedim. Bu öyle bir yayıldı ki, evi arayan telefon sapıkları bile "Bana pempeyi verin" diyordu. Şuna açıklık getirelim artık. Pamela mı, "Pemıla" mı? Mutlaka sevileceğini tahmin ediyordum ama bu kadar çabuk olacağını beklemiyordum. İnsanların algılama süreci vardır. Albüm çıkalı daha bir ay oldu. "İstanbul"dan böyle bir çıkış bekliyor muydunuz? İlk albümün promosyonu başarısızdı bence. İnsanlara yeterince tanıtılmadı. İnsanlar "Ayrılamayız Biz"e takılıp kaldı. Bu albüm biraz daha rock ağırlıklı. İlk albümde de güzel parçalar vardı. Bu albüm mü çok başarılı, o mu başarısızdı? Özlemi çok severim, yaptığı müziği de çok beğenirim ama ikimiz çok farklı soundlarda müzik yapıyoruz. Türkiyede nedense benimsemek için birine benzetmek gerekiyor. Türkiyenin Madonnası, Türkiyenin Pinki.. Alternatif müzik yapan insan az olduğu için onları daha çok kıyaslıyorlar. Özlem Tekinle kıyaslanmanız hakkında ne düşünüyorsunuz? Biri benim "Türkiyenin Pinkiyim" dediğimi uydurmuş. Yok öyle bir şey ama bana yapıştı kaldı. Çok sevildi o laf ama benim kabusum oldu. Artık zaten saçımı mavi yapıp "Ben blueyum diyeceğim" diyorum. Pinki de severim ama. Pink mevzuu nedir? Büyük şehir kendi kurallarını koyar, sen de ona göre yaşamak zorundasındır. Beş dakikada gidilecek yere bir saat önce çıkmak zorundaysan, kuralları o koyuyordur. Tek başına bir kadınsan belirli yerlerde oturabilirsin. İş hayatında da böyle. Bu yüzden bir şekilde hapsedilmiş oluyoruz. İstanbul, insanı gerçekten hapsediyor mu? Çok hapis olmamaya çalışıyorum. Sabah 9, akşam 5 bir işim olmadığı için de yoğun çalışmadığım dönemlerde kendi istediğim gibi yaşayabiliyorum. Ama insan ilişkileri artık samimiyetsiz olmaya başladı. Bu da insanın kendi kendine hapis olmasına neden oluyor. Ne kadar sosyal olsak da, yalnızlaşıyoruz, bireyselleşiyoruz. Samimi diyaloglar kuramıyoruz. "O bana kazık mı atacak, arkamdan şöyle mi diyecek?" Bunlar şehir hayatının getirdiği şeyler. İnsanlar koşuşturma içinde, ailenizle bile zor görüşüyorsunuz. Benim en samimi dostlarım hâlâ gençliğimden tanıdıklarım. Sizi nasıl hapsetti? Ah ne güzel geçiyor! 9da kalkarım. Önce aç karnına su, sonra da yeşil çay içerim. Ardından domatesli, kekikli, cevizli, tahin-pekmezli bir kahvaltı yaparım. Bayılırım ben kahvaltıya. Gazeteleri okurum. Ondan sonra da kikboksa giderim. Üç-dört saat kalırım. Spordan çıkınca Cihangir, Kuruçeşme ve Hisardaki sevdiğim kafelere giderim. Yayılır kitap okurum. Akşam sinemaya giderim veya DVD alır evde izlerim. Müzik yaparım, keyfim yerindeyse de alışverişe çıkarım. Bu benim ideal günüm. Ama şimdi hep dışarıda olduğum için en çok pijama giyip kanepede uzanmayı seviyorum. Bir gününüz nasıl geçiyor? Teomanın "İstanbulda Sonbahar"ı çok güzel bir şarkı. İçinde İstanbul olan her şarkı güzeldir. Sizin en sevdiğiniz İstanbul şarkısı hangisi? "Amerikadayken babam vuruldu, annemi kaçırmaya çalıştılar" Evet. Oliver, Devlet Opera ve Balesinde balet. "Spartacus" falan yaklaşık 8 eserde oynuyor. Klip için de gece temsilden çıkıp geldi. Çok şahsına münhasırdır. Bu kadar mı centilmen bir insan olur. Kardeşim diye demiyorum! İstanbulun klibinde kardeşiniz oynuyor... Biz Amerikada yaşarken babam bir gece kulübünü işletiyordu. Silahlı iki adam kasa kapanırken soymaya geliyor. "Bir dakika" derken babamı vuruyorlar. Aylarca hastanede yattı, bir bacağı neredeyse kesilecekmiş; ana damarlar alındı, öbür bacağa nakledildi de kurtuldu. Amerikada yaşarken de başınızdan çok tuhaf olaylar geçmiş... Bir gün annem sokakta yürürken bir kamyonetin içinde iki adam yaklaşıp yolunu kesmiş. Öbürü de dolanıp sıkıştırmış. Annem kavga-dövüş kaçmış. Annenizi de kaçırmaya çalışmışlar... Amerikada şu anda. Biz 12 yıl boyunca görüşmedik. Sonra özlemiş, birkaç yıl evvel de çıkageldi. Havaalanında acaba tanıyabilecek miyim diye düşünüyordum. Tanıdım ama. Kardeşimse iyice dalga geçiyordu. "Mike amca gelmiş" falan diyordu. Aslında trajikomik bir durum. Bir daha görüşmedik ama yazışıyoruz. Şimdi nerede babanız? "Kıyafetlerimi, takılarımı annemle birlikte tasarlıyoruz " Kıyafetlerimi, takılarımı annemle tasarlıyoruz, annem dikiyor. Makyaj çantasına kadar yapıyor annem. Bir ayakkabı yapamıyoruz, kundura işine giremedik henüz! Onun dışında Beyoğlu, Nişantaşındaki dükkanlardan seçip alırım. Eminönünden boncuk, pelüş almayı seviyorum. Alışveriş için nereleri tercih edersiniz? Tür ayırt etmem. BBCde "En Zayıf Halka"yı sunan Anne Robinsonın otobiyografisini okuyorum. Trevanianı, Jose Saramagoyu beğenirim. Ne tür kitaplar okuyorsunuz? Filmleri yönetmene göre seçerim; bence film yönetmenindir. Takeshi Kitanoya taparım. Jim Jarmuscha ve Stanley Kubricke de bayılırım. Sinemaya da büyük bir tutkunuz var sanırım...

13 Aralık 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber