Ruhu olan takılar

Antika mücevher markası Le Sancy’nin Türkiye ayağı Le Sancy İstanbul, antika ve vintage takı sevenlere altın ve değerli taşlardan kolyeden bileziğe, broştan yüzüğe her biri tek olan takılar sunuyor

Ruhu olan takılar

Antika mücevher markası Le Sancy’nin Türkiye ayağı Le Sancy İstanbul aralıktan bu yana İstanbul’da hizmet veriyor. Le Sancy İstanbul markasının ortakları Aslı Bayraktaroğlu, Karin Kutlu ve Celine Basoğlu. Bayraktaroğlu “Celine hanımın babasının kendi markası; 40 seneden fazladır Fransa’da, Nice’te, antika mücevher alanında bilinen bir marka. Biz üç arkadaş antika ve vintage takıya çok meraklıyız. Sevdiğimiz bir alanda, bilinen ve prestijli bir markanın Türkiye ayağı olmak istedik” diye anlatıyor Le Sancy İstanbul’un hikayesini.

Müşterilerine sundukları parçaları yurt dışından getirdikleri broşlar, yüzükler, kolyeler, eski köstekli saatler ve küpeler oluştuyor. Bayraktaroğlu “Gönlümüz neye düşüyorsa onu alıyoruz. Gördüğümüz parça bize bir şey ifade ediyorsa, bizi etkiliyorsa hiç düşünmeden koleksiyona katıyoruz” diyor.

18. yüzyıldan kalma parçalardan 1950’li yıllardakilere kadar parçalar var markada. Ağırlıklı olarak 18 ayar altın ürünler sunuyorlar, 24 ayar altın parçalar da olabiliyor. Takılarda eski kesim pırlanta, zümrüt, safir gibi değerli taşlar kullanılıyor. Yarı değerli taşlardan ise mercanın kullanıldığı takılar bulunuyor.

Markanın ortaklarından Karin Kutlu “Her parçadan bir tane var. Seri üretimden çıkan parçalar olmaması, hepsinin tek ve özel olması müşteriler için de çok önemli” diye vurguluyor. Bayraktaroğlu ise “Cartier, Bvlgari,
Van Cleef, Boucheron gibi ünlü mücevher markaların parçaları da var.
O modellerin de meraklıları çok fazla” diye ekliyor. Ayrıca özel siparişler olduğunda onları da tedarik ediyorlar.

Ruhu olan takılar
“Eski mücevherler çok daha zarif ve değerli”

Müşteriler Le Sancy İstanbul’u telefonla arayıp randevu alarak parçaları görebiliyor. Genellikle vintage’a, antikaya meraklı müşteriler tercih ediyormuş ama Instagram’dan ya da çevrelerinden görüp ilgilenenler de oluyormuş. “Fransız zincir kolyeler, art deco altın bilezik ve yüzükler, köstekli saatler çok talep gören parçalar. Son dönemde art deco parçalar oldukça popüler” diye anlatıyor Bayraktaroğlu ve Kutlu. Getirdikleri takıların işçiliğinin de özel oluşunun altını çiziyorlar: “Bazı modellerdeki işçilik artık yok. Mine işçiliği gibi farklı işçilikler ürünleri farklı kılıyor. Kendini göstermesini sağlıyor.”

Vintage takıları kullanmayı çok sevdiğini belirten Bayraktaroğlu, “Zincir kolyeleri ve saatleri çok kullanıyorum. Mutlaka ikisinden biri oluyor üzerimde. İyi bir enerji veriyor bana vintage takılar” derken, Kutlu “Bilezikleri takmayı çok
seviyorum” diyor.

Gelen bir parça satıldığında aynısının bir daha olmayacağını bildikleri için onlar da bağlanıyormuş takılara. Yeni bir takı yerine antika olanı neden tercih ettiklerini soruyorum. Kutlu “Ruhu var” diyor. Bayraktaroğlu ise “Benim için eski her zaman daha değerli ve zarif. Eskiden Beyoğlu’ndaki o kadınlar ya da 1940’lardaki kadınlar ne kadar zarifmiş. Mücevherler de öyle. Eskisi çok daha ince, çok daha kırılgan ve zarif. Belki biraz da yeniden sıkılıyorum. O tekdüzelik, herkeste aynı şeyi görmek beni sıkıyor” diye cevaplıyor.

“Her yaştan müşterimiz var”

Takıları müşterinin istediği ölçüye göre yaptırabiliyorlar. Ürünlerin fiyatları 600-700 avrodan başlıyor. “Ürün fiyatlarımız vintage ve antika takı açısından çok uygun. Bu konuda iddialıyız. Müşterilerimiz rahatlıkla kendilerine hediye alabiliyor. Her bütçeye uygun bir antika parçamız var bence” diyor Aslı Bayraktaroğlu.

Karin Kutlu ise “Her yaştan müşterimiz oluyor. Hediye olarak alanlar da oluyor ama genelde kendileri için alıyorlar” diye ekliyor. Kimlere hitap ettiği konusunda ise “Bence her tarz için var. Çok maskülen takılarımız da var. Daha spor şık takılar, günlük takılabilecek ya da geceye uygun olan parçalar da var” diyorlar.

15 Ekim 2019 Magazin Haberleri.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber