“Sahte ciddiyete çok gülüyorum”

Oyuncu Ayça Erturan “İnsanları güldürmenin kutsal olduğunu düşünüyorum. Ağlatmak daha kolay geliyor. Eğer yüzünüzü biraz olsun güldürebiliyorsam, o gece kafamı yastığa rahat koyuyorum” diyor

“Sahte ciddiyete çok  gülüyorum”

Ayça Erturan, bugüne dek onlarca dizi ve filmde rol aldı, “Çok Güzel Hareketler Bunlar”ın ilk kuşak ekibindeydi, geçen yıldan beri “Süper İyi Günler” oyunuyla sahnede, son olarak da “O kadar da değil” adıyla güldüren bir roman yazdı. Kendini en başta oyuncu olarak tanımlıyor ama “BKM Mutfak’ın bize kazandırdığı en önemli özellik yazar-oyuncu olmaktı” diyor. Bu yüzden bir yandan yazmaya da devam ediyor. Ama oynamaya da! Dün vizyona giren “Konuşan Hayvanlar” filminde, sosyal medya fenomeni olmaya çalışan bir anneyi canlandırıyor. Yirmiden fazla gerçek hayvanla doğal yaşam alanlarında çekilen filmin gelirinin bir kısmı, sokak hayvanlarının bakım ve rehabilitasyonu için kullanılacak. Kendisi de iki köpek “annesi” olan Erturan’la hayvan sevgisini, komedi aşkını, kadın komedyen olmayı konuştuk.

”Konuşan Hayvanlar” bir çocuk filmi mi?

Tamamen çocuk filmi ama büyüklerin de keyif alarak izleyebileceği bir çocuk filmi. 

Ama bir animasyon değil, gerçek hayvanlar oynuyor filmde?

Filmde, Emir Özyakışır’ın canlandırdığı, benim de oğlum rolündeki Can, hayvanlarla konuşabiliyor. Hatta babaannesi de konuşabiliyor ama biz bunun farkında değiliz, çocuk işte deyip geçiyoruz. Ama o hayvanların hepsiyle diyalog kurabiliyor, onlarla arkadaş oluyor.

Kaç hayvan rol aldı?

Çalıştığım en kalabalık kadroydu diyebilirim, 20’den fazla hayvanla çektik. Özellikle lemurlarla çok sıkı fıkı çalıştım. Zaten hayvan delisiyimdir, bir noktadan sonra hayvanları benden korudular.

Aralarında tehlikeli olabilecek hayvan var mıydı?

Bir kemirgen vardı örneğin, dünyanın en büyük faresiymiş aslında, ben de onu seveceğim diye tutturdum ama uyardılar. Lemurları çok sevdim. Mirketlere çok hayrandım ama etçilllermiş, o yüzden çok yaklaşamadık. Ama çok güzel bir ortamda çekildi çünkü onların doğal yaşam alanındaydık, Bursa’da bir doğal yaşam parkında. Günümüzün çoğunu hayvanlarla geçirdik. Ben de konuşmaya başlayacaktım artık neredeyse.

“Sahte ciddiyete çok  gülüyorum”

Sizin evcil hayvanınız var mı?

Benim iki tane çocuğum yani köpeğim var, ikisini de sokaktan sahiplendim. Zaten satın almayı hiçbir şekilde kabul etmiyorum. Biri terrier, biri goldendoodle. Ama dışardaki bütün çocuklar benim. O konuda yıllarca da azar işitmişimdir zaten site sakinlerinden. Çok fazla besliyordum. Utanmasam sitedeki fareleri besleyecektim. 

Konuşuyor musunuz peki köpeklerinizle?

Konuşmaz mıyım? Hatta onlar herkesten daha iyi sır tutabildikleri için her şeyi anlatabiliyorum. Ve benim nasıl hissettiğimi kesinlikle anladıklarını düşünüyorum. Bir rehabilitasyon gibi benim için, benim psikologlarım, can dostlarım, en yakın sırdaşlarım onlar. 

Sizi en son “Kadın” dizisinde bir dramda izledik. Şimdi yeniden bildiğiniz sulardasınız...

Evet, zaten komediyi çok özlemiştim. Buradaki anne, elbette ki komik bir kadın ama diğer rollerimden şöyle ayrılıyor: Son dönemin trendine çok fazla kapılmış şekilde sosyal medya fenomeni olmaya çalışıyor. Buna çabaladıkça da ailesine yeterince ilgi gösteremediği anlar oluyor. Çocuğu sıkıntılarla karşılaşıyor ama o kaç like alırım derdinde. Böyle anneler yok mu? Maalesef bazen görüyoruz, çocuğu ateşler içindeyken, “Şimdi ateşler içinde ama şu bezi kullandık, çok iyi gelecek” gibi... Güldürürken biraz da bunları eleştiriyoruz, o açıdan da hoşuma gitti.

Dramı da deneyimlediniz. Kendinizi hangisine yakın hissediyorsunuz?

Komediye çok aşık bir insanım. Komedyenim demek istemiyorum, oyuncuyum ama komediyi ekstra seviyorum. İnsanları güldürmenin kutsal olduğunu düşünüyorum. Ağlatmak daha kolay geliyor. Sadece ekranda değil, gerçek hayatta da size iki hakaret ederim, canınızı sıkarım. Ama sizi güldürmek için belki takla atsam yapamayabilirim. O yüzden  yüzünüzü biraz olsun güldürebiliyorsam, o gece kafamı yastığa rahat koyuyorum. İnsanları güldürmek gibi bir derdim var.

Komik tarafınızı nasıl keşfettiniz?

Aslında önce oyunculuk tarafımı keşfettim, evde annemin kostümlerini giyiyordum, bir şeyler yazıp oynuyordum. Biraz muzur bir çocuktum, çocukluğumu da ‘90’larda doya doya yaşadım. O mahalle hayatı, çeşit çeşit karakterler, o zamanki neşe... Çocukluğum bir Arzu Film yapımında geçmiş gibi geliyor. Mizah hep bana iyi gelmiştir. Babam da komik bir adamdı. İlk okuduğum kitap Aziz Nesin’indir. Üniversite zamanı da BKM’de bu yeteneğimi nasıl profesyonel bir düzleme taşıyabileceğimi gördüm. O zehri bir kere aldıktan sonra zaten geçmiş olsun.

Ama güldüremeyince de zordur...

Ama o da çok komik. Zaten BKM de bize önce kendimizle dalga geçmeyi öğretmiştir, bu yüzden güldüremeyince eve gidip ağlamıyorum. Komik değildi aslında deyip bir çıkarımda bulunuyorum.

Sizin kendinizle ilgili en çok dalga geçtiğiniz yönünüz ne?

Çocukluğumdan beri çok sakar biriyim. Sakarlığım çok meşhurdur. Şu ana kadar evi yakmadığım için şükrediyorum.

Bu sakarlıktan da çok mizah çıkıyordur?

Çıkmaz mı? Ben zaten mizahın dramdan beslendiğine inanırım. En son yazdığım kitap da küçükken devirdiğim çamlardan çıktı zaten. O yüzden bunları biriktiriyorum, bunlar benim hazinem. Milletin altınları, paraları vardır, benim potlarım var.

Sizi ne güldürüyor peki?

Ben ciddi şeylere çok gülüyorum. Mesela toplantıya gidiyorum, herkes böyle kasıyor ciddi ciddi, biliyorum ki sabah ikimiz de gözümüzdeki çapağı sıyırıyorduk falan, gelip bana poz kesmenin hiçbir alemi yok. Ben o adamın suratına gülüyorum işte. O sahte ciddiyete çok gülüyorum.

“Güzel olmamız gerekmiyor ki”

Size eski röportajlarınızda yoğun bir şekilde kilo alıp verme konusu sorulmuş. Bundan rahatsız oldunuz mu?

Bir dönem kendimi kaybettiğim oldu, zayıflık iyidir, doğru yoldayım, TV’ye çıkıyorsam öyle olması gerekiyor gibi... Sonra dedim ki neden bunu yapıyoruz? Sağlık sorunu teşkil etmiyorsa kime ne? Ben böyle mutluyum. Bunu kadınlar yaptığında daha fazla üzülüyorum. Güzel olmamız gerekmiyor ki bizim. “Burnun yamuk”. Hayır bu benim burnum, seviyorum ben burnumu. “Başrol oynuyorsan uzun boylu ve güzel vücutlu olmak zorundasın”. E Adile Naşit? 90-60-90 mıydı? Hepimiz hayranız kadına. Sen Adile Naşit’i böyle eleştirebilir misin? Şimdi böyle bir algı var maalesef.

“Kadın komedyenleri destekliyorum ”

Gelecek için standup türü planlarınız var mı?

Çok istiyorum ama çok da korkuyorum. Öncesinde bir oyun yazmak istiyorum. Birkaç yılı daha var galiba. Ama kadın komedyen çıkmasını çok destekliyorum. Kadınlar güldürdüğü zaman ekstra mutlu oluyorum. Daha fazla kadın komedyen çıkması için elimden geleni yapıyorum. Çünkü biz çok kolay köstek oluyoruz ya, eleştirmeyi çok iyi biliyoruz.

Kim var radarınızda?

Ecem Erkek  baya iyi gidiyor. Güzel görünme çabası olmadan, her şeyiyle barışık olma halini çok seviyorum, benim için ilham kaynağı. Çok da Fifi Hatunlar’ı çok seviyorum, Yasemin Şefik çatır çatır standup komedi yapıyor ve çok güldürüyor.

Karısını ezmeye çalıştıÇin'de bir adam, boşanma duruşmasından önce motoruyla karısını ezmeye çalıştı. Kadına çarpan saldırgan koca ardından bir otomobile çarptı. Kaza sonrası ayağa kalan adam ardından kadına palayla saldırdı. O anlar güvenlik kamerasına yansıdı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber