Süs işe engel mi?

Arjantin Başkanı Cristina Fernandez'in kılık kıyafetiyle, saçıyla, makyajıyla, botoksuyla çok uğraştılar. Ama fayda etmedi! Fernandez politikada başarılı olur mu, olmaz mı bilmem ama sonuç her ne olursa olsun bunun görünümüyle ilgisi olmayacak

malphan@milliyet.com.tr Fernandez çekici görünümü, marka kıyafet tutkusu ve sosyetik yaşam tarzı nedeniyle "Kraliçe Cristina" diye anılır oldu. Ünlülerin kuaförü Alberto Sanders'in şekil verdiği uzun kestane rengi saçları ve havalı halleriyle mitinglerde kocasını gölgede bıraktı.Muhalefet ise Fernandez'in pahalı kıyafetlerini eleştirip durdu. Evet, Fernandez'in kıyafetleri pahalı. Dolce&Gabbana ve Armani takımlar giyiyor, Louis Vuitton çantalar kullanıyor. Kendi ülkesinin markalarını da es geçmiyor. Çantaları Peter Kent, iğne topuklu ayakkabıları ise Claudie Benard marka. Vücut hatlarını ortaya çıkaran kalın kemerler takıyor, dantelli yelpazeler taşıyor ve parlak kırmızı bereler giyiyor. Onu pantolonla çok az gördük, etekten vazgeçmiyor.Fiziğine ve sağlıklı olmaya kafayı taktığı, her zaman aynı marka su içtiği söyleniyor. Dudaklarının botokslu olduğu iddia ediliyor. O ise estetik yaptırdığı söylentilerine şiddetle karşı çıkıyor. Arjantin'de her 30 kadından birinin estetik yaptırdığı düşünülürse, söylentiler doğru olabilir.Fernandez'in en yakın rakibi Sosyal Hıristiyan lider Elisa Carrio ona "Botoks Kraliçesi" lakabını taktı. Gençliğinde güzellik kraliçesi seçilen ancak şimdi "La Gorda" (şişman) diye anılan Carrio, birkaç yıl önce şişman olmanın onu özgürleştirdiğini söylemişti: "Eskiden zayıf ve güzeldim. Ama böyle daha mutluyum. Makyaj yapmıyorum, kıyafet almıyorum; hiçbirini de özlemiyorum."Ne mutlu Carrio'ya. Ama argümanını botoks üzerinden yapan bir politikacıdan ne bekler ki insan? Dedem anlatmıştı; eskiden Deniz Baykal da Erdal İnönü'yle çekişmesinde "Ben daha yakışıklıyım" diye üste çıkmaya çalışırmış. Ne komik... Fernandez'i "Varoşlarda marka giysilerle dolaşıyor" ve "Yurtdışına yaptığı kampanya gezileri politikadan çok alışveriş amaçlı" diyerek alay konusu yapanlar da oldu. Fernandez Avrupai giyimi nedeniyle sık sık Eva Peron'la da kıyaslanıyor. Ama o, bu kıyaslamalara tepki gösteriyor: "Kimseyle kıyaslanmak istemiyorum. En iyisi kendin olmak."Ama dedim ya, ne bol rimelli kirpikleri ne de takıp takıştırdıkları onun seçimlerdeki zaferini gölgeleyebildi. Bir röportajında şöyle dedi: "Kendimi bildim bileli giyime meraklıyım ve makyaj yapmayı severim. İyi bir lider olmak için fakirmişim gibi mi giyinmem gerekir?" Dediği doğru, Fernandez hukuk fakültesindeyken de mini etek ve sivri topuklu çizmelerle dolaşırmış.Fransızlar da seçim döneminde aynı suçlamayı Segolene Royal'e yöneltmişlerdi. Ocak ayında Royal'in yoksul mahalleleri gezerken topuklu ayakkabı giymesi tepkilere neden olmuştu. Arjantin'in de bir kadın başkanı var artık. Cristina Fernandez de Kirchner... Onun başkanlığa yürüyüşü de dünyanın diğer yerlerinde aynı maceraya atılmış hemen hemen her kadın adayın yaşadıklarıyla benzerlik taşıdı. Saçı, başı, kıyafeti tartışılıp durdu ama fayda etmedi. Kadın başkan oldu! Yeni kadın politikacı profili birçok kişiyi rahatsız ediyor. Çünkü kadınsı politikacılar alışıldık kalıbın dışında.Fernandez'in görünümünün bu kadar irdelenmesinin nedeni, cinsiyet ayrımcılığı yapılan bir toplumda ve dünyada, güçlü bir kadın olması. Onun yerinde bir erkek olsaydı bu eleştirilerin odağı olmayacaktı. Pardon, pardon, olabilirdi. Mesela Fernandez'in kravatsız ve buruşuk takımlarla dolaşan kocası Nestor Kirchner...Birkaç ay önce Fernandez bir konuşmasında kocasına şöyle seslenmişti: "Bay Başkan, insanların seni mokasen ayakkabı ve kruvaze takımlar giydiğin için eleştirdiğini söylüyorsun. Aynı insanlar beni de şık giyindiğim için eleştiriyor. Gerçekte onları rahatsız eden senin mokasenlerin ya da takımların, benim makyajım ya da saçım değil. Rahatsız oluyorlar çünkü biz onların çıkarlarını tehdit ediyoruz."Fernandez cevabını güzelce veriyor. Politikada başarılı olur olmaz, kim bilir... Ama sonuç ne olursa olsun bunun görünümüyle bir ilgisinin olmadığı kesin. "Makyajsız çıkmam" Eczacılar Derneği Başkanı istemiş, Siren Ertan "Geleceğimizin eczacı önlüğü"nü tasarlamış. Günaydın'da Esin Övet imzalı haberde şöyle diyor: "Çocukluğumuzda izlediğimiz uzay filmlerinden etkilendim. Önlük bildiğimiz gibi beyaz renkte ama kenar biyelerinde gri ve karanlıkta fark edilebilecek fosforlu reflektörler kullandım. Eczacıların özellikle gece nöbetlerinde dikkat çekmelerini istedim."Hangi eczacılardan söz ediyor acaba? Benim bildiğim eczacıların gece nöbetleri karanlık sokak köşelerinde değil, aydınlık dükkanların içinde oluyor. Ha ama evet, reflektörler kapının önüne sigara içmeye falan çıktıklarında dikkat çekmelerini sağlayabilir. Siren Ertan eczacıları gece yarısı otobanda yürüyenlerle karıştırdı herhalde... Eczacı önlüğünde reflektör ha... Manolo Blahnik'i biliyorsunuz. Bilmeyenler de "Sex and the City" dizisiyle tanıdı. Türkiye'de de satılıyor bir süredir. Hani şu kadınların tutku derecesinde bağlı olduğu ayakkabı markası.Neyse... Manolo'lar yedi yıldır moda meraklısı erkeklerin hayatında yoktu. Fakat bu durum değişiyor. Marka erkekler için altı modellik bir mini koleksiyon hazırladı ve bu koleksiyon şubat ayında piyasaya çıkacak. Yalnız modeller öyle her erkeğin beğeneceği cinste değil; bir hayli efemine. Leopar desenli sandalet ya da önü ve arkası açık kösele ayakkabıyı giymek biraz yürek isteyecek. Erkeklere Manolo İstanbul'un ünlü özel dikim gömlek markası Milimetric, Ankara'daki CEPA Alışveriş Merkezi'nde bir mağaza açtı. Markanın en şık ve en çok para harcanan mağazası. Burada bürokratlara ve milletvekillerine farklı hizmetler veriliyor. Gömlek satmanın yanında, imaj danışmanlığı yaptıkları söylenebilir. Kimi müşterilerinin gardıroplarını inceliyor; gardıroplarındaki giysilerin ten renklerine uygun olup olmadığını, kombinasyonların doğruluğunu kontrol ediyor ve gerekirse giysilerin bir kısmını elden çıkarmalarını tavsiye ediyorlar. Gömlek markası olarak bilinseler de, takım elbise de yapıyorlar. Ankara'da takım elbise yaptıran müşterileri çokmuş. Milimetric'in Ankara'da en çok sattığı ürünlerden biri kırmızı kravat. Markanın sahibi Kağan Gökalp şöyle diyor: "Ankara'da en çok lacivert takım elbise yapıyoruz. Ama bu renk takım elbiseyle de kırmızı kravat takmak istiyorlar. Biz bürokratları ve milletvekillerini daha protokol dünyasına yakın, bağırmayan renkte kravatlara çekmeye çalışsak da bayrak kırmızısı kravat sevdası sürüyor." "Bayrak kırmızısı kravat sevdası sürüyor" Milimetric'in milletvekillerine aşılamaya çalıştığı bir başka ürün de dizaltına kadar olan çoraplar. Malum aksi takdirde erkekler bacak bacak üstüne atınca ortaya çirkin bir görüntü çıkıyor.Gökalp, Ankara müşterisinden etkilendiğini söylüyor: "Kalın kaşmir, ağa usulü paltolardan uzak durmaya başlamışlar; uçuşan, ipek-kaşmir karışımı modelleri tercih ediyorlar. Ankara müşterisi kıyafet seçimindeki incelikleri biliyor; kumaş gramajı ve kombinasyonu konusunda dikkatli. İstanbul müşterisinden daha bilinçliler." (www.milimetric.com) Dizaltı çorap aşılanıyor

18 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber