Ten rengi çorap tarihe karıştı

Modayı yakından takip eden kadınlar, dışarıda hava insanın kanını donduran cinsten bile olsa, partilere çıplak bacaklarla gidiyor

malphan@milliyet.com.tr 40 yıl boyunca takım elbiseler için kravat neyse, ten rengi çorap da elbiseler için öyleydi. 1959'da üst üste giyilen iç çamaşırlarını azaltmak için külotlu çoraplar icat edildi. Jartiyer ve çorabı ayrı ayrı giymek yerine kadınlar ikisini bir arada bulabiliyorlardı artık. 1960'larda süpermodel Twiggy podyumlarda jartiyerler için fazlasıyla kısa olan mini eteklerle salınmaya başlayınca külotlu çorap fikri akla iyice yattı ve vazgeçilmez ürün halini aldı. O kadar eskilere gitmeye de gerek yok. 1990'ların başında ben ortaokuldayken okul eteklerinin altına şu büzgülü spor çoraplardan giymek moda olmuştu. Onun altına da ten rengi külotlu çoraplar giyilirdi. Bunların bir de parlak olanları vardı ki bacağı hem pürüzsüz hem de hafif bronz gösterirdi. Bir de ağı rahatsız eden çorapları giymenin farklı bir yöntemi vardı. İki çorap alırsınız. Birinin sağ, diğerinin sol bacağını kesersiniz; sonra da onları üst üste giyersiniz. Tabii bu noktada da o iki çorabın lastiği belinizi öyle bir sıkar ki nefes bile alamazsınız. Eskiden kadınlar yaz-kış demeden her daim külotlu ten rengi çorap giyermiş. Hatta savaş yıllarında çorap bulamadıkları için bacaklarına kalemle çorabın dikiş izini çizerlermiş ki bakanlar onların çorap giydiklerini sansın. Bugün ise modayı yakından takip eden kadınlar, dışarıda hava insanın kanını donduran cinste bile olsa, partilere çıplak bacaklarla gidiyor. Zaten havanın soğukluğu, peynir gibi beyaz baldırlarınız, varisleriniz ya da annenizin öğütleri hiçbir zaman stilin umrunda olmadı ki. Külotlu ten rengi çorap çoktan demode oldu. Artık bir zamanların aksine şimdi çorapsız gezmek statü simgesi. Parası olan kadınlar çorapsız giydikleri yüksek topuklu ayakkabılarıyla otomobillerinden gidecekleri yerin (alışveriş merkezi, restoran vs) önünde iniyor, otomobili valelere veriyor ve birkaç saniye içinde sıcacık binanın kapısından içeri giriyorlar. Çorap üreticilerinin söylediğine göre ten rengi külotlu çorapların satışı 1990'ların ortalarından itibaren düşmeye başladı. Bunun çeşitli nedenleri var. İşyerinde file çorap Artık işe daha rahat giysilerle gidiliyor. 1990'larda işyerlerindeki kıyafet kuralları esnekleşti. Kadınlar etek-ceket takımlar yerine pantolon-bluz kombinasyonunu tercih eder oldu. İsteyenin istediği kıyafetle işe geldiği "casual fridays" alışkanlığı giderek hafta içine de yayıldı. 1 Bir başka etken ise yıllardır döndüre döndüre ülkemizde de oynatılan "Sex and the City" dizisi. Dizinin kahramanı Carrie Bradshaw ile kentli kadın arkadaşları çorapsız bacaklarla seksi ayakkabıların iyi bir ikili olduğunu gösterdi. 2 Çıplak bacaklar artık daha güzel görünüyor. Cilde kötü bir turuncu renk veren otobronzan ürünler gitti, yerlerine daha doğal bir görünüm veren sprey ya da krem otobronzonlar çıktı. 3 Naylon çorap hem bütçeye hem de sağlığa zararlı. İnsan giyerken bile "Acaba ne zaman kaçacak?" diye endişelenmeden edemiyor. Hem de bunlar bir hayli rahatsızdır. Tam bedeninizi bulamazsanız vay halinize, düşer de düşer; çekiştire çekiştire bir hal olursunuz. Kaşındırır, kaşırsanız iz olur vs... 4 Burnu ya da arkası açık ayakkabıların moda olması da biraz bu çorapların sonunu hazırladı. Bir ara bu açık ayakkabıları ince çorapla giymek moda oldu ama en sonunda herkes ortaya çıkan görüntünün çirkin olduğu fikrinde buluştu. Çorap sanayii külotlu ten rengi çorapların demode olmasıyla ortaya çıkan açığı başka yollarla kapamaya çalışıyor. "Moulin Rouge" (2001) ve "Chicago" (2002) filmlerinden sonra file ve arkasında dikiş izi olan ince çoraplara talep arttı. Çorap firmaları da bu fırsattan yararlanarak her renkte ve çeşitte file çorap piyasaya sürdü. File çorapların bir gün iş toplantılarına giyilebileceği düşünülemezdi muhtemelen. Ne de olsa onlar gece çalışan kızların kostümünün bir parçasıydı. Bu yıl ise özellikle dantelli ve kalın yün külotlu çoraplar hayli popüler. Yine kalın, renkli külotlu çorapları da unutmamak gerek. 5 Esas, Türkiye'de henüz pek yaygın olmasa da dünyada cildi nemlendiren ve selülitleri azaltan çoraplar yükselişte. Çorabı bacağınıza geçirdiğinizde, selülit kremi cilde nüfuz ediyor. Palmers adlı markanın piyasaya sürdüğü başka bir cins külotlu naylon çorap var. Adı "Caffeine Tights", yani kafein çorabı. Bu çoraplar düzenli giyildiğinde kalçalar iki santimetre inceliyor, selülit ve portakal kabuğu görüntüsü azalıyor. Bu nasıl mı oluyor? Vücut ısısı çoraptaki kafein mikrokapsüllerinin bacağa nüfuz etmesini sağlıyor; bu sayede metabolizme hızlanıp yağ yakımına başlıyor. Yetkililer bir ile dört hafta arasında sonuçların alındığını iddia ediyor. Komik, değil mi? Tabii tüm bu çabalar külotlu ten rengi çorabı kurtarabilecek mi bilinmez. Selülit azaltanı da var Üzerinizdeki bir şeyi başka birinin üzerinde görmek ne kadar da sinir bozucudur. Peki ya aynı yerde çalıştığınız diğer altı kişinin üzerinde görseniz ne hissedersiniz? "Yok artık" dediğinizi duyar gibiyim. Ama oluyor işte. Bakın Vogue'un editörlerinin başına bu gelmiş. İlkbahar koleksiyonlarının sergilendiği defileleri izlemek için gittikleri Paris'ten döndükleri gün hepsi işe DKNY'ın aynı elbisesiyle gelmiş. Ve her biri elbiseyi farklı yorumlamış. Kimi ince kimi metal bir kemer takmış, kimi beline bir kurdele bağlamış, kimi içine kazak giymiş, kimi altına çizme. Ve sabah toplantısında bu fırsatı kaçırmayıp soluğu Vogue'un fotoğrafçısı Arthur Elgort'un stüdyosunda almışlar. Ortaya da böyle bir tablo çıkmış. Siz de artık üzerinizdeki kıyafeti başka birinde görünce üzülmeyin, sinirlenmeyin; birlikte bir fotoğraf çektirin. Bu da Vogue piştisi oluyor galiba Geçen hafta kimi tasarımcıların ilkbahar koleksiyonlarında erkeklere tayt giydirdiğini yazmıştım. Sıkı durun, dahası var. Önümüzdeki sezon erkeklerde Prada markalı füzolar da görebilirsiniz. Füzoyu hatırladınız, değil mi? Hani şu vatkalardan sonra (belki önce bile olabilir) kadın modasının gelmiş geçmiş en çirkin tasarımı. Topuktan bantlı tayt-pantolon arası bir şey. Kadınlarda berbat ötesi duran bu giysi erkeklerde nasıl duracak acaba? Füzolu erkekler

Çocukken hiç oyuncağı olmadı,dolmuşunu oyuncakla donattıOsmaniye’de çocukken hiç oyuncağı olmayan halk otobüsü şoförü 28 yaşında ki Fatih Çokan, çocuklar için otobüsü oyuncaklarla doldurdu. Çokan, otobüsündeki oyuncaklarla hem oynuyor hem de otobüse binen çocuklara hediye ediyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber