'Tomris’le uyumsuzlukta buluştuk'

Müzisyen Jehan Barbur, yazar Tomris Uyar’a içini döktüğü “Uyumsuza Notlar” kitabıyla ilgili “Kurgu değil de gerçeklikle onu anlatmaya çalıştım, hatta onun arkasına saklanıp kendimi anlatma cesaretini buldum” diyor.

'Tomris’le uyumsuzlukta buluştuk'

 

Müzisyen Jehan Barbur, beşinci kitabı “Uyumsuza Notlar”da Türk edebiyatının önde gelen öykücülerinden Tomris Uyar’a içini döküyor. Uyar’ın yirmi beş yıl boyunca tuttuğu ve “Bir Uyumsuzun Notları” altbaşlığıyla yayımlanan iki ciltlik “Gündökümü”ne ithafen yazdığı kitap, Barbur’un “uyumsuzluk”ta buluştuğunu söylediği Uyar’la dertleşmelerinden oluşuyor. Öyle ki, henüz 22 yaşındayken, 80 yaşında hastalığı geri dönülemeyecek şekilde ilerleyen babasının hayata veda etmesindeki bilinçli ihmalini de en yalın haliyle anlatıyor ve “Suçlu muyum? Sanmıyorum. O ne istediyse onu yaptım. Gitmek de bir haktı” diyor. Kitap, Barbur’un içdökmelerinin yanı sıra, Uyar’ın oğlu Hayri Turgut Uyar dahil, yakın çevresinden sekiz isimle bizzat yaptığı röportajları içeriyor. Barbur bu röportajlarda Uyar’ı kurguyla değil, gerçeklikle anlatmanın peşine düşüyor, en başta da Uyar hakkında son dönemde popülerleşen “İkinci Yeni’nin Gelini” gibi haksız yakıştırmaları yerle bir ederek. Kendisiyle Doğan Kitap’tan çıkan “Uyumsuza Notlar” kitabı vesilesiyle, Tomris Uyar’ın müdavimleri arasında olduğu Yakup 2’de buluştuk.

Tomris’le uyumsuzlukta buluştuk

- Tomris Uyar’la nasıl bir ilişkiniz var?

Reel hiçbir ilişkim yok tabii. Fakat bu kitaptan sonra biraz daha hakiki bir ilişkim oldu; çünkü en yakınlarıyla görüştüm. Oğlu Hayri Turgut Uyar her anlamda çok destek oldu, sağolsun. Tomris Uyar benim bir kere çok hayran olduğum bir kişilik ve fikir insanı. Öykülerine zaten hayrandım ama günlüklerini, “Gündökümü”nü okuduktan sonra, başka bir yol buldum kendi adıma ve onunla dertleşmeye karar verdim. Biraz da ona haksızlık edildiğini düşündüğüm için... Ben onun fikir ve edebiyat hayatıyla anılması taraftarıyım. Sırf bir kadın yazar diye alıp başka bir yere koymak haksızlık. Tomris Uyar’ı anlamak bir mevzudur bence. Döneminin çok ilerisinde biri, hele bugünle kıyas kabul etmez. Çok özgürlükçü bakış açıları getirmiş, gerçekten bir şeyleri insanın önce kendi biricik hayatında değiştirmesi gerektiğini çok iyi anlatmış. Bunun sancısını da çekmiş, toplumda belki uyumsuz olarak addedilmiş ama işte oradan hemhal oluyoruz, çünkü ben de kendimi uyumsuz olarak görüyorum. İşte böyle tanışığız Tomris’le. Gerçekte değiliz ama bir sürü uyumsuz gibi, norma uymayanlardanız.

- Tomris Uyar bir röportajında, “Gündökümü’nün çıkış nedeni ‘Ben inciniyorum’dur. Okura ‘Sen de rencide ol’ demek istedim” diyor. Siz, içdökümlerinizin çıkış nedenini nasıl tanımlardınız?

Ben belki şarkılarımı “Ben inciniyorum, sen de rencide ol” diye yazıyorumdur. Ama bu kitapta birebir Tomris Uyar’la ve kendimle konuştum. İçimi döktüm. Var olmaktan kaynaklanan kaygımı paylaştım. Belki şu noktada ortaklaşabiliriz: İnsanları bazen rahatsız etmek gerekir. Sırf kendi içinizi dökmek değil bu, bir dön, kendine bak, kendini tartabilmek için, değiştirmek, dönüştürmek için kırıl ve rencide ol demek... İnsan sadece huzur bulacağı şeyler okumaz ya da huzur bulacağı hayatlar içinde durmaz. Değişim ve dönüşümler büyük sancılardan gelir. Belki bunu demek istemiştir. İncindiği için bir yol bulmak istiyordur ama okuyan kişi de incinmelidir ki, bir yerinden yanlış kaynamış bir kemiği tekrar kırıp onu doğru yerinden kaynatabilecek cesaret ve isteğe sahip olsun.

- Kitap için hazırlıklarınız ne kadar sürdü?

İki yıl sürdü. Özellikle her şeyin bir destek mekanizmasıyla ilerlemesine özen gösterdim. Şu an Tomris Uyar’ın arkasından konuşuyoruz sonuçta. “Böyle düşünürdü” diye bahsediliyor bugün değil mi? E bakalım, ne düşünüyor? Hakkında söylenenler ve Tomris kendi “Gündökümü”nde ya da söyleşilerinde bunları nasıl dile getirdi meselesi üzerinden ilerledim. Kurgu değil de gerçeklikle onu anlamaya, anlatmaya çalıştığım, hatta onun arkasına saklanıp kendimi anlatma cesaretini bulduğum bir süreç oldu. Bir sanatçı ürettikleriyle bir nesli devindirebiliyor. Ben onun sayesinde devindiğimi düşünüyorum. Benim gibi bir sürü insanın da Tomris ve nice değerli yazar sayesinde devinebileceğini düşünüyorum.

Tomris’le uyumsuzlukta buluştuk

- Tomris Uyar’ı anlama ve anlatma çabası diyorsunuz. Bu çabada, ona haksızlık edildiğini düşünmenizin de etkisi var mı?

Eğer bu insanı, edebi, felsefi ve insani kimliğini yok sayıp sadece magazinel bir çerçevede dergilere kapak yapıp edebiyat dergilerinde bir küçük fiskos haberi gibi yazmaya başlıyorsanız, insanlar bu yazarların sadece aşk hayatlarını ya da çektikleri zorlukları merak eder hale geliyorlar. Ve bu bana büyük bir haksızlık gibi geliyor. Magazinel tarafları beni ilgilendirmiyor. Ben tutumlarıyla ilgileniyorum. Tomris’in üretirken de yaşarken de birbirinden uçurumlarla ayrılmayan bir duruş sergilediğini görüyorum. Hiçbir kaypaklığı olmayan, çok şeffaf, ikincil fayda üretmeye çalışmamış bir sanatçı ve bu benim ilgimi çekiyor.

- Bugün hakkında “İkinci Yeni’nin Gelini” gibi yakıştırmalar yapılıyor...

İşte ben bunu söylememeye çalışıyorum çünkü yine öyle anmış oluyorsunuz...

- Şunu sormak istiyorum aslında: Döneminin önde gelen, yetenekli, büyük bir kadın yazarı neden böyle bir haksızlığa uğrar?

Öncelikle Tomris Uyar kendisine kadın yazar denmesinden dahi hazzetmeyen biri. Bana da “Bir kadın şarkıcı olarak” dendiğinde deliriyorum, ne demek yani, “Bir erkek şarkıcı olarak” diyor musunuz? Ne kadar eril bir lisan bu! Haksızlık konusuna gelince... Niye Cemal Süreya’nın kadınlarını konuşmuyoruz da önce şiirini konuşuyoruz?

- İşte tam da bunu soruyorum...

Tomris buna zaten cevap veriyor, kendisi de hiçbir zaman bununla anılmaktan hoşlanmamış. Bırakın bununla anılmayı ne Edip Cansever, ne Turgut Uyar, ne Cemal Süreya ne de Tomris kendilerini İkinci Yeni addetti. Bu yine dışardan bir gözün, insanları bir isme sığdırıp anlamadıkları bir şeyi anlaşılır hale getirme çabası. Aslında bir tür cehalet. Biz isim koymadan bir şeyi anlamayı öğrenemedik. Hâlâ, komik olacak ama, kadın erkek ilişkilerinde “Biz neyiz şimdi?” sorusu gösteriyor ki; sevgimizin bize duyumsattığı şeye o kadar sağır kalmışız ki, bir adı olmadan anlamıyoruz. İlla bir ad vereceğiz her şeye. Benim ilgilendiğim kısmı, Tomris’in yaşadığı aşklar değil. Kaldı ki kitapta da yazdım, Edip’den kendisi şiir istemiş, yoksa Edip ona aşkından her doğumgününde oturup şiir yazmamış. Açıkçası insanlar artık pek okumuyor, sadece dedikodu kültürüyle yürüyor bazı şeyler. Bunun adı boşboğazlıktır. Niye böyle oldu sorusunun cevabını veremem ama bunu biraz cehalet biraz da kolaya kaçmakla açıklayabilirim. Magazini de sevdik olduk olası. Tabii seveceğiz de bir şeyleri inkar etmeden sevmemiz gerekir.

Tomris’le uyumsuzlukta buluştuk

- Gündökümü’nde “Keşke kırılgan olacağıma alıngan olsaymışım” diyor. Tomris Uyar sizce kırılgan mıydı?

Bir yerde de şunu söylüyor: “Sen affediyorsun ama bağışlamıyorsun” diyorlarmış Tomris’e. Ben de galiba affediyorum ama içten içe bağışlamıyorum. Muhtemelen kırılgan olduğu için bağışlamıyor, bir şekilde kırılmış ve unutmuyor. Alınganlık geçer çünkü ama kırılan yer kolay onarılmaz, onarsan da sızlar. O yüzden muhtemelen Tomris affeder ama bağışlamaz.

- Görüşme yaptığınız isimlerden Sırma Köksal, sizi Tomris Uyar’a benzetiyor. Siz de uyumsuzluğunuzu benzetiyorsunuz. Sizce ne kadar benziyorsunuz?

Bir kişiyle ortaklık kurmak istediğinizde, sırf o kişiyi seçtiğiniz için, hiç benzemeseniz de bir benzerlik bulursunuz. Belki de bir dirhem benzemiyorum ama benzemeyi seçtiğim için böyle olmasını hayalen kendime uygun gördüm. Benzer miyiz? Keşke onun cesareti bende olsa!

Tomris’le uyumsuzlukta buluştuk

“Bundan sonrası okuyucunun”

- Kitapta sizin içdökümleriniz var, hatta ilki babanızın ölümüyle ilgili çok ciddi bir içdökümü. Durumu ağırlaşan babanız için “O gece -kendi isteği ve benim bilinçli ihmalimle- gitti. Suçlu muyum? Sanmıyorum. O ne istediyse onu yaptım. Gitmek de bir haktı” diyorsunuz...

O da Tomris sorduğu için, “Seni yürekten ilgilendiren şeyi duymak isterdim” dediği için...

- Evet ama Tomris’e içdökerken bir anlamda herkese içinizi döktünüz. Bunun nasıl bir anlamı var sizin için?

Kitap daha yeni çıktı, bir ay sonra daha iyi anlayacağım sanırım etkisini. Ama daha dün güzel bir mesaj aldım, “Kimliğimle yaftalanan biriyim, sen nasıl Tomris’le konuştuysan, ben de seninle konuştum ve yaşamak için bir sebep buldum” demiş. Bana bir faydası var mı yok ama birine olduysa ne güzel. Ben yazarken faydasını gördüm, bundan sonrası artık benim değil, okuyucunun.

HTC Vive Cosmos denedik!HTC'nin yeni sanal gerçeklik gözlüğü Vive Cosmos'u denedik. Bir önceki nesle göre çok daha başarılı olan yeni sanal gerçeklik gözlüğü HTC Vive Cosmos, artık daha kompakt ve neredeyse iki kat daha fazla çözünürlük sunuyor. Bu sayede oyunların içindeyken dış dünyadan kendinizi tamamen soyutlayabiliyorsunuz.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber