Siyaset
17.06.2017 - 22:07 | Son Güncelleme: 17.06.2017-23:39

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Onların dağa çıkandan farkı yoktur!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da medya temsilcileriyle iftar programında bir araya geldi. Burada önemli açıklamalarda bulunan Erdoğan, "Manşetini, kalemini, gazete sayfalarını, terör  örgütünün emrine verenlerle, eline silah alıp dağa çıkan arasında temelde bana  göre hiçbir fark yoktur. Terör örgütü mensupları ile işbirliği içinde hukuku  çiğnemenin, milli güvenliği tehdit eden eylemlere girişmenin elbette bir  müeyyidesi olacaktır" dedi.

Sitene Ekle

AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Huber Köşkü'nde medya temsilcilerine iftar  verdi.

Yemeğin ardından konuşan Erdoğan, uluslararası karalama kampanyalarına  kalemşörlük yapmanın gazetecilik olmadığını vurgulayarak, FETÖ'cülerin servis  ettiği çarpıtmaların üzerinden devleti, devletin güvenliğini, ülkenin geleceğini  hedef almanın asla gazetecilikle bağdaşmayacağını söyledi.

Bugün ortalığı ayağa kaldıranların, nümayişle suç bastırmaya çalışmak  yerine, öncelikle kendilerini hesaba çekmeleri gerektiğini ifade eden Erdoğan,  "FETÖ ile iş birliklerini sorgulamalıdırlar. Hukuk önünde hiç kimse layüsel  değildir, dokunulmaz asla değildir. Kendi istedikleri kararlar çıkmadığında yargı  kurumuna saldıranlar en büyük zararı bu ülkeye veriyorlar. Unutmayın adalet  yollarda değildir. Adliye binalarındadır. Rahmetli Demirel'in dediği gibi 'Yollar  yürüyerek aşınmaz.' Bunu aşındıramazlar. Varsa bir haksızlık müracaat edeceğin  yer bellidir. siyasette sözü olanın bunu ifade edeceği yerde yol kenarları değil,  Meclis kürsüsüdür." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sözü olanın bunu Meclis'te ifade  etmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Mahkeme kararına itirazın da usulleri bellidir. Bunun dışında bir  hareket tarzının, ne ülkeye ne millete ne de adaletin tecellisine bir katkısı  olmayacaktır. Zira biz ülkemizi güçlü kılmak istiyorsak, biz bu ülkeyi birlik,  beraberlik içinde muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmak istiyorsak, o  zaman ülkeyi karıştırmanın hiç bir anlamı yoktur. Sizin gibi 15 Temmuz'da da bunu  yapanlar oldu. Sizin 15 Temmuz'dakilerden ne farkınız var? Onların elinde F-16  'lar vardı. Helikopter ile saldırıyorlardı, tanklarla, toplarla saldırıyorlardı.  Sizlerde şu anda yollarda yürüyüşleri yapıyorsunuz. Akşam da karavanlarda  istirahat ediyorsunuz işte olay bu. Sizler eğer kalkıp da 'TEM'i veya E-5'i de  işgal ederiz.' filan diyecek olursanız o zaman durum aynı 15 Temmuz'a dönüşür ki  ona da tabii müsaade etmek gibi bir lüksümüz asla yok. Zaten yapılan iş şu an  hukuki değildir, onu da söyleyeyim. Bunu yasal yollardan, böyle bir adımı atmak  suretiyle gidişiniz şu andaki hükümetimizin bir inceliğidir, daha da ileri  gidiyorum bir lütfudur. Bunun da çerçevesi içerisinde devamı ama bu şekilde  kalkıp da gerek ulusal gerek uluslararası bazda özellikle ülkemizi özgürlüklerin  olmadığı bir ülke havasında yansıtmanın gayreti içine girmek asla bu ülkeye bir  şey kazandıramayacağı gibi kendilerine de bir şey kazandırmayacaktır. Bunu bir  tehdit yolu olarak düşünüyorlarsa hiç mi hiç kazandırmayacaktır. Zira her şey  ortada."

"40 yıllık siyasi hayatımda medyada karalama kampanyalarının muhatabı oldum"

İftara katılanların, basın-yayın hayatının farklı alanlarında yer alan  bireyler ve yöneticiler olarak kritik görevler üstlendiğini aktaran Erdoğan,  Türkiye'de ve dünyanın dört bir köşesinde yaşanan hadiseler hakkında kamuoyunu  bilgilendirdiklerini söyledi.

Bu çalışmaların tarafsız, hakkaniyete ve mesleğin temel ilkelerine  riayet edilerek yürütülmesinin şüphesiz çok ama çok önemli olduğunu vurgulayan  Erdoğan, şöyle konuştu:

"Hakikatin en yalın haliyle okuyucuya ve izleyiciye aktarılması, bu  mesleğin olmazsa olmazıdır. Zira tahrif edilen hakikat, hakikat olmaktan çıkar.  Yanlı, tek taraflı, hatta kasıtlı bir haber, gerçek anlamda bir haber değildir.  Maalesef bizler ülkemizde senelerce haber yerine özellikle de dezenformasyonla  ağır bir propaganda bombardımanıyla hep karşı karşıya kaldık. Bilhassa medya  dünyasının köşe başlarında bulunanlar, ellerindeki bütün gücü milletin sesini  duyurmak için değil, demokrasinin gelişmesi için değil, özellikle de kendi  ideallerini yansıtabilmek, bunu özellikle, ısrarla devam ettirebilmek amacıyla  kullandılar. Medya, halk adına kamuoyu oluşturan bir kuvvet olmaktan ziyade  kendisini siyasetin yargının, yasamanın, yürütmenin, özellikle yerine koyan bir  konumda olmuştur. Özellikle darbe dönemlerinde Türk medyasının nasıl kötü bir  imtihan verdiğini sizler çok daha iyi biliyorsunuz. 40 yıllık siyasi hayatım  boyunca hem yerel hem de uluslararası medyada karalama kampanyalarının muhatabı  olmuş birisiyim. Yani sadece ulusal değil, uluslararası medyada nasıl muhatap  olduğumu sizler en az benim kadar biliyorsunuz."

Siyaset yaptığı partilerin de aynı şekilde baskılara, haksız ve  asılsız ithamlara maruz kaldığını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"1 değil, 2 değil, 3 değil, kapatıldı. Hatta hatta işte şu anda da  Genel Başkanı olduğum partim, parlamentoda kahir ekseriyete sahip olduğu bir  dönemde, partim kapatılmak istendi. Sayı itibarıyla neredeyse anayasayı  değiştirebilecek güce sahip olduğu dönemde bununla karşı karşıya kaldık. Hatta  ana muhalefetin başındaki zat o zamanlar, Ankara'da da 'Gerçekten yargıçlar  varmış.' gibi ifadeler kullandılar. Tabii bunları kullananlar, aynı şeylerin onlara da bize de zaman zaman  gelebileceğini düşünmediler. Kaldı ki bizler zaten siyasetin içinde bulunduğumuz  dönemler içerisinde bunları çok yaşadık, yaşıyoruz. Bundan sonra da yaşamaya  devam etmeyeceğimizi kimse bize garanti edemez."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün bunlara rağmen hakkın ve hakikatin üstün  geleceği inancıyla asla ümitsizliğe kapılmadan çalıştıklarını, mücadele  ettiklerini ve bundan sonra da aynı şekilde mücadele edeceklerini aktardı.

"Haber peşinde koşmakla, ihanete aracılık etmek tamamen farklı  şeyler"

İktidar oldukları dönemlerde diğer alanlarda olduğu gibi medya  sektöründe de farklı seslerin, farklı görüşlerin dillendirilmesine özellikle  imkan sağlamaya gayret ettiklerini ifade eden Erdoğan, "Ayrıcalıklarını  kaybedenler, bundan rahatsız olsalar da bugün medyamızın daha renkli, daha  demokratik, daha çoğulcu olduğu bir muhakkaktır, bir gerçektir. Demokraside  ulaştığımız seviye itibarıyla ülkemizde artık hiç kimse milli iradeyi yok  sayamaz. Kendini milletin ve seçtiklerinin üzerinde göremez." diye konuştu.

Türkiye'de anayasa ve yasaların herkes için bağlayıcı olduğunun altını  çizen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Nasıl siyasetçiler hukuk içinde hareket etmek zorundaysa, şüphesiz ki  gazetecilerin de medya dünyası mensuplarının da aynı şekilde hukuka bağlı kalmak  zorunda olduğu bir Türkiye'de yaşıyoruz. Kaldı ki özgürlük dediğimiz şey sınırsız  hürriyetin olduğu bir şey değildir. Özgürlüklerin de bir sınırı vardır ki benim  özgürlük alanıma kadar bir özgürlük. Ben de kalkıp sınırsız özgürlüğe sahip  olduğumu söyleyemem. Ben de bir başkasının özgürlük alanının sınırına kadar bunu  kullanabilirim. Daha ileri gitmem mümkün değil. Batıdaki bazı kuruluşlar sürekli  bize gelirler, hapisteki gazeteciler teranesi, tutturmuş gidiyorlar. Biz yurt  dışına çıktığımızda aynı şeyi söylüyorlar; 'İşte sizin cezaevlerinde çok tutuklu  gazeteci var.' Bugün ülkemizde, size Bakanlığımızın rakamlarını veriyorum,  mesleğini gazeteci olarak ifade ederek cezaevlerinde bulunan 177 kişiden sadece  2'si sarı basın kartı sahibidir. Bakın sadece 2'si sarı basın kartı sahibidir. Bu  177 kişiden biri cinayet suçundan, diğerleri de terör örgütleriyle olan  ilişkileri sebebiyle cezaevinde bulunuyor.

Bunu öyle bir dezenformasyonla Batı dünyasına bildiriyorlar ki Batı  dünyası da alıyor onunla bizim önümüze geliyor. Diyoruz ki 'Siz bizim  Bakanlığımızın size verdiği bilgilere, belgelere mi bakacaksınız, yoksa onların  yalanlarına mı?' Ne derseniz deyin, aynı şeyi döndürüyor, döndürüyor, karşımıza  geliyorlar. Şimdi son birkaç gündür yapılan tartışmaların bu çerçevede bana göre  değerlendirilmesi gerektiğini inanıyorum."

"DAĞA ÇIKAN ARASINDA HİÇBİR FARK YOKTUR"

Haber peşinde koşmakla, ihanete aracılık etmenin tamamen farklı şeyler  olduğuna işaret eden Erdoğan, "Manşetini, kalemini, gazete sayfalarını, terör  örgütünün emrine verenlerle, eline silah alıp dağa çıkan arasında temelde bana  göre hiçbir fark yoktur. Terör örgütü mensupları ile işbirliği içinde hukuku  çiğnemenin, milli güvenliği tehdit eden eylemlere girişmenin elbette bir  müeyyidesi olacaktır." ifadesini kullandı.

"Virüs bütün bünyeyi sarmış vaziyette"

"15 Temmuz'da olanların akıbeti belli." diyen Erdoğan, bu konuda daha  işlerinin bitmediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çünkü 15 Temmuz'un banileriyle yapacağımız çok  büyük işler var. Onlarla vereceğimiz mücadele öyle az buz değil, bakın her yerden  bir şeyler çıkıyor. Virüs bütün bünyeyi sarmış vaziyette. Bu işi öyle ufak tefek  olarak ele alamayız. Bu sürece gelene kadar bizim de eksiklerimiz, yanlışlarımız  olmuş olabilir. Göremediğimiz, gözden kaçırdığımız şeyler olabilir. Bundan dolayı  iş buraya kadar gelmiş olabilir. Fark ettik, şimdi de üzerine üzerine gidiyoruz."  diye konuştu.

Medya dünyasının Türk demokrasisine verdiği katkılar dolayısıyla  katılımcılara teşekkür eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Benim özellikle bir başka ricam da şudur, gerçekten sizler gerek  hükümetimizle gerek şahsımla, ne konuşuyorsam, aynı şeyi konuşmak zorunda  değilsiniz ama bir şeyi özellikle rica ediyorum o da şudur: Yerli ve milli olarak  ülkemizin ve milletimizin menfaatinin olduğu yerde bana göre diğerleri  teferruattır. Buna bizim dikkat etmemiz lazım. İşte şu anda dağlarda olanlarla  dağlara kaçırılanlar ve onların verdiği desteklerle ülkemizi hala karıştırmanın  gayreti içinde olanlar, ekonomide ciddi bir sıçramanın işaretlerinin ortaya  çıktığı bir dönemde bunun bize kazandıracağı hiçbir şey yoktur. İşte ilk çeyrekte  yüzde 5 gibi bir büyümenin yakalandığı Türkiye, artık 2017'yi çok daha farklı bir  şekilde inanıyorum ki oranlarını yükselterek gerçekleştirecektir. İhracatta bugün  de söyledim inşallah şu andaki işaretler 155 milyar doları gösteriyor. Ben onun  da üzerine inşallah çıkacağımıza inanıyorum. Koşuyoruz, koşturuyoruz, daha iyi  bir yere varacağız. Tabii bu da bize yetmiyor, çünkü 2023 hedeflerimiz çok  büyük."

"Halkımızın morallerinin yüksek tutulması sizlerle beraber  olacaktır"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu hedefleri yakalamaları  gerektiğini ifade ederek, "Burada moral denilen bir olay var. Halkımızın  morallerinin yüksek tutulması sizlerle beraber olacaktır. Gerek yazılı gerek  görsel medyada halkımız bu enformasyon kanallarının kendilerini teşvik edici  mahiyette olduğunu gördüğünde inanıyorum ki herkes işine çok daha farklı  sarılacaktır. Sizler bu işin bilgide inanıyorum ki lojistiği durumundasınız ve  bunu psikolojik olarak vermek halkımızı çok daha farklı bir yöne doğru  götürecektir. Bunun yanında da özellikle yatırımcılarımızı teşvik edecektir."  dedi.

Bugün bir vatandaşla yaptığı görüşmeye değinen Erdoğan, bunu şu  sözlerle aktardı:

"Çünkü bugün mesela bir vatandaşımız geldi. Bir yeri satın almış ve bu  yer bir fabrika, şimdi oraya 3,5 milyar dolar yatırım yapmak için hazırlıklarını  yapmış, 'İşte Cumhurbaşkanım bu yatırımların inşallah açılışında beraber olabilir  miyiz?' diyor. Bu soru tabii beni uçuruyor da fakat bakın vatandaş demek ki bir  şeyi yakalamış. Dedik ki 'Gökten ne yağar ki yer kabul etmez. Tabii ki sizinle  beraber olacağız. Hele hele böyle bir yatırım.' Şimdi bunlar bizim için önem arz  ediyor. Bir başka girişimcimiz geldi, 'Biz şu anda bu yıl sonuna kadar 800 kişiyi  daha istihdam edeceğiz.' Bunlar bir şeyi gösteriyor. Demek ki işsizlik 1 puan  azaldı ama daha da azalacak. Hele hele şimdi mevsimsel koşullar da başlıyor.  Turizmde hareketlilik başladı. Buralarda sizlerin desteği inanıyorum ki ülkeme  sizlere çok şeyler kazandıracaktır."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sözlerini katılımcıların yaklaşan  Kadir Gecesi'ni ve gelecek Ramazan Bayramı'nı tebrik ederek tamamladı.


Bilgi YarışmasıJimnastikte atlamayı kolaylaştıran, bir ucu sabit, öteki ucu esneyen sıçrama tahtasının adı nedir?
Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
Başrollerinde; Zafer Ergin, Şevket Çoruh, Özgür Ozan ve Çağla Kubat'ın oynadıkları polisiye dizi hangisidir?

©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
İlginizi ÇekebilirX