Yazarlar
03.12.2014 - 02:30

Cumhurbaşkanı’nın en büyük arzusu?

Sitene Ekle

19. Milli Eğitim Şûrası Antalya’da toplandı. Açılış konuşmasını Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptı. Farklı konularda farklı mesajlar verdi. Ama biri var ki altına hepimiz imza atarız.
Erdoğan, “Cumhurbaşkanı olarak en büyük arzum, bu milletin evlatlarının özgüvenli olmasıdır” dedi.
Buna kim hayır diyebilir ki!
Ama bir o kadar önemli olan, özgüveni yaratacak koşulların oluşması ve ebeveynlerden öğretmenlere, siyasetçilerden emniyete, komutanlardan amirlere hemen herkesin, özgüveni örseleyen değil, güçlendiren zihniyete sahip olmalarıdır.
Yoksa bu arzu, sadece Cumhurbaşkanı’nın değil, bizim içimizde de uhde olarak kalmaya devam eder...

“Mücadele vereceğim”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, özgüven konusunda, sadece istemeye değil, mücadele vermeye devam edeceğini de özellikle vurguladı.
Ekonominin, demokrasimizin, siyasetin, idarenin kendisine güvenen, kendisini bilen, toplumunu bilen gençlere ihtiyacının olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, ‘biz’ olduğumuz zaman, göreceksiniz, takip etmekten taklit etmekten çıkacak, öncü, lider, takip edilen bir ülke olacağız. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak en büyük arzum inanın bu milletin evlatlarının özgüvenli olmasıdır. Kendilerine güvenmeleridir. Allah ömür verdikçe de bunun mücadelesini vereceğim. Öğretmenlerimizin ve eğitim camiamızın da bu mücadelede yanımızda olduklarını biliyorum. Geleceğe daha da umutla, daha da güvenle bakıyorum...” şeklinde konuştu.
Özgüven, pazardan kiloyla alınamayacağına göre, onun kazanılacağı en doğru adres başta okul, aile, işyeri, asker ocağı ve sokaklardır.
Öğrenci sınıfta soru sormaya çekinirse, evde çocuklara sen küçüksün sus otur denilirse, işyerlerinde ağzını açana devlet memurları yasasının ilgili maddeleri hatırlatılırsa, aykırı soru soran gazeteciye gözdağı verilirse, askerde disiplin adı altında saygı sınırları zorlanırsa, üniversiteler de bile hocalar konuşmaya korkarsa, o özgüven nasıl yeşerecek?..

Daha fazla destek!
Erdoğan‘ın, Cumhurbaşkanı olduktan sonra, eğitime, çocuklara, gençlere daha fazla zaman ayıracağını söylemiştik. Bu ilgisinin, artarak devam ettiğini gördükçe seviniyoruz. Ama bu en büyük arzusunun, çocuklarımıza kazandırılması konusunda, çok daha fazla çaba göstermesi gerekiyor. Yoksa, zor hayata geçer!
Niye mi? Gençler bu konuda çok tedirginler.
Sütten ağızları yandığı için yoğurdu bile üfleyerek yiyorlar...
İşte bu yüzden, Cumhurbaşkanı Erdoğan, haklı olduğunuz sürece, dik durun, konuşun, mücadele verin, tek başınıza kalsanız bile ben arkanızdayım teminatı versin ki gençler, aşağılanmadan, biber gazı yemeden ve gözaltına alınma korkusu olmadan, her ortamda onurlu dik duruşlarına devam etsinler...

Lider çıkaramıyoruz
Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın dikkat çektiği özgüven konusu çok önemli. Eğer özgüveniniz yoksa gerisi hikâye. Ama bu özgüveni yok eden unsurların en başında, bugünkü saçma sapan eğitim ve sınav sistemleri geliyor. Eğitim sistemimiz, bildiklerimizi değil, bilmediklerimizi ölçüyor. Yeteneklerimizi parlatmıyor, olanı da köreltiyor. Sınavlar ise tam anlamıyla kişilik erozyonu yaratıyor.
KPSS, YGS, LYS, TUS, ALES, YDS ve benzeri sınavlara girip de hayatı altüst olmayan, kendine olan güvenini yitirmeyen kaç kişi var?..
Eğitim sistemimiz maalesef çocuklarımızı örseliyor hem de çok örseliyor.
Hangi alanda olursa olsun, özgüveni yerinde, soran, sorgulayan, yaptığıyla, çevresiyle, ülkesiyle gurur duyan genç nesillerin yetişmemesi biraz da bu yüzden...
Özetin özeti: Özgüven durduk yerde kazanılmıyor ama artık en azından devletin en tepesinde bu yönde bir irade var. Umarız arkası da gelir. Yoksa diğer kazanımların hiçbir anlamı olmaz!..

Yazarlarda Ara
Bul
Üç yanı su ile çevrili kara parçasına ne denir?
©Copyright 2016 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.