11.09.2018 18:16 | Son Güncelleme:
AA

Son dakika: İbrahim Kalın'dan 'MHP ile ittifak olacak mı?' sorusuna yanıt!

Cumhurbaşkanlığı Kabine toplantısının ardından konuşan Kalın, İdlib için bütün dünyayı eşgüdüm içinde hareket etmeye çağırdı. Kalın, “İdlib’e yönelik saldırı siyasi süreçleri dinamitleyecektir” dedi.

AK Parti ve MHP arasında yerel seçimlerde ittifak olup olmayacağıyla ilgili soruya cevap veren Kalın," Bunu  liderlerimiz oturacaklar, görüşecekler. Ondan önce ilgili arkadaşlarımız  komisyonlarda iki parti arasında bu konuları görüşecekler, olgunlaştıktan sonra  da liderlere arz edecekler. Onunla ilgili çalışmalar henüz başlamış değil ama  önümüzdeki günlerde başlayabilir." dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın Cumhurbaşkanlığı Kabine toplantısına ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "İdlib'e yönelik  bir saldırı her şeyden önce şu ana kadar devam eden siyasi süreçleri  dinamitleyecektir, ciddi bir güven bunalımına yol açacaktır." dedi. Kalın, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep  Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı devam  ederken açıklamalarda bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Toplantıda 100 günlük icraat programının genel hatlarıyla ele  alındığını belirten Kalın, "Kasım ayı içerisinde de ikinci yüz günlük icraat  programı açıklanacak, bununla ilgili hazırlıklarımız da devam ediyor." diye  konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bizzat projeleri takip ettiğini vurgulayan  Kalın, bunların zamanlı bir şekilde ve verimli bir biçimde hayata geçirilmesinin  öncelikleri arasında yer aldığını bildirdi. Ekonomiyle ilgili de Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın bir  sunumu olduğunu aktaran Kalın, "Özellikle Türkiye'deki pozitif yatırım ortamının  devam ettiğini tekrar ifade etmek istiyorum. Türk ekonomisi özellikle  uluslararası yatırımcılara güven veren bir ekonomi olmaya devam etmektedir."  dedi.

İkinci çeyrek büyümenin 5,2 oranında gerçekleştiğini ve bunun Türk  ekonomisinin bütün bu zorluklara, farklı yerlerden gelen olumsuz etkilere rağmen  büyümeye, üretmeye devam ettiğini gösterdiğine işaret eden Kalın, "Önümüzdeki  günlerde de Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere bütün ekonomi yönetimimizin bu  konuyla ilgili alacağı tedbirler, görüşmeler, temaslar da devam edecek."  ifadesini kullandı.   Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu  dolayısıyla Amerika'ya ziyaret yapacağını anımsatarak, "Orada da öncesinde ve  güvenlik kurulu esnasında da yatırımcılarla birtakım görüşmeleri olacak.  Bakanlarımızın hakeza yatırımcılarla, uluslararası şirketlerle, CEO'larla  görüşmeleri de devam edecek. Yani ana hatlarıyla Türk ekonomisiyle ilgili bir  panik havasının olmadığını burada özellikle tekrar ifade etmek istiyorum. Bu  türbülans gibi görünen dönemin de kısa sürede aşılacağından biz eminiz." diye  konuştu.

Yeni eğitim yılının başlayacağını ve bu çerçevede Milli Eğitim Bakanı  Ziya Selçuk'un bir sunumu olduğunu belirten Kalın, özellikle yeni dönemle ilgili  alınan tedbirlerin takdim edildiğini bildirdi.

Alınan tedbirlere ilişkin de bilgi veren Kalın, şöyle devam etti: "Öncelikle güvenlik noktasında bütün öğrencilerimizin güvenli ve huzur  içerisinde yeni öğretim yılına başlaması için Milli Eğitim Bakanlığı ile İçişleri  Bakanlığımız arasında bir çalışma yapıldı. Güvenlik görevlilerinin  görevlendirilmesi noktasında gerekli bütün tedbirler alındı. Pazartesiden  itibaren bu uygulamaları da hep birlikte göreceğiz. Yani özelikle velilerin,  alilerin bu konuda müsterih olmalarını söyleyebiliriz. İki bakanlığımızın bu  konudaki çalışması inşallah somut olarak sahada da görülecek."

Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı  arasında 60 bin temizlik, 20 bin de sivil güvenlik görevlisinin  görevlendirilmesiyle ilgili bir çalışma başlatıldığına değinen Kalın, "Bunlar  özellikle güvenliğin yanı sıra okullarımızın, çevresinin ve bahçelerinin  temizliği konusunda önemli bir ihtiyaçtı. Bu vesileyle bu çalışma da şu anda  tamamlanma aşamasına girmiş durumda." ifadesini kullandı.

Kalın, iki bakanlığın 60 bin temizlik, 20 bin de sivil güvenlik  görevlisinin görevlendirilmesi konusunda mutabakata vardığını belirtti. Kalın,  "Yeni öğretim yılına başlayacak bütün öğrencilerimize hayırlı, bereketli, feyizli  bir öğretim yılı temenni ediyorum. Aynı şekilde öğretmenlerimize,  idarecilerimize, bütün yöneticilerimize de gençlerimizin ufkunu daha da açacak  onları parlak bir geleceğe hazırlayacak bir öğretim yılı olmasını temenni  ediyorum." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçen hafta Astana üçlü zirvesinin üçüncü  toplantısını gerçekleştirmek üzere Tahran'da olduğunu anımsatan Kalın, şu  değerlendirmelerde bulundu:

 "Orada yapılan görüşmeleri ve müzakereleri canlı yayından hepiniz de  izlediniz. Açıkçası bizim de beklemediğimiz bir biçimde müzakere kısmı canlı  yayınlandı. Aslında bu da bir hayra vesile olduğu. Bunu neden söylüyorum?  Özellikle Cumhurbaşkanımızın insani duyarlılık noktasında ve İdlib'e yönelik  muhtemel bir saldırının önlenmesi için nasıl bir gayret ve mücadele içerisinde  olduğunu bütün dünya da görmüş oldu."

Tahran zirvesinden sonra bile İdlib'in güney uçlarından itibaren  birtakım saldırıların hala devam etmekte olduğuna dikkati çeken Kalın, "Yani bu  süreç içerisinde biz hem Tahran'daki zirvede muhataplarımıza yani Rusya  Federasyonu ve İran'a hem de dünya kamuoyuna Cumhurbaşkanımızın çok açık, net  çağrıları oldu. Yani bu İdlib'e yönelik bir saldırının sadece bir insani bir  felaketle sonuçlanmayacağını, bunun çok ciddi siyasi, diplomatik sonuçları  olacağını da ifade ettik, etmeye de devam ediyoruz." dedi.

"DÜNYA KAMUOYUNUN ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYMASI GEREKİYOR"

 Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bugün bir Amerikan gazetesinde yayınlanan  yazısında da ifade ettiği gibi bu konuda sadece Türkiye'nin çaba göstermesinin  asla yeterli olmayacağını vurgulayan Kalın, şu görüşlere yer verdi:

"Dünya kamuoyunun da burada elini taşın altına koyması gerekiyor ama  bunu hakikaten samimiyetle ve ciddiyetle yapması gerekiyor. İdlib'e yönelik bir  saldırı her şeyden önce şu ana kadar devam eden siyasi süreçleri  dinamitleyecektir, ciddi bir güven bunalımına yol açacaktır. Yüz binlerce insanın  Türkiye'ye doğru tekrar hareket etmesine, göç etmesine sebep olacaktır.

Zaten milyonlarca mülteciyi Türkiye'de barındırdığımız bir dönemde  yeni bir göç dalgasının on binler, yüz binleri kapsayacak bir göç dalgasının  Türkiye'ye dönük gerçekleşmesi başka komplikasyonları ortaya çıkaracaktır. Bunun  etkileri sadece Türkiye ile de sınırlı kalmayacaktır, buradan Avrupa'ya, başka  ülkelere de sıçrayacaktır. Dolayısıyla burada bizim çağrımız bütün dünya  kamuoyunun, Batılı ülkelerin, Amerika Birleşik Devletleri'nin, bölge ülkelerinin  bu konuda eş güdüm ve koordinasyon içerisinde hareket ederek İdlib'e yönelik  muhtemel bir saldırıyı durdurmasıdır." Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da Tahran'daki zirvede dile getirdiği bir  konunun altını çizmek istediğini belirten Kalın, şunları ifade etti:

"Zaman zaman Batılı ülkelerin 'Esed rejimi İdlib'de kimyasal silah  kullanırsa müdahalede bulunuruz' açıklamalarının son derece yetersiz ve tutarsız  olduğunu ifade etmeliyiz. Çünkü şu ana kadar Suriye savaşında öldürülen yüz  binlerce insanın yüzde 99'undan fazlası konvansiyonel silahlarla öldürüldü.  'Kimyasal silahlar kullanılırsa müdahale ederiz ama konvansiyonel silahlarla  saldırmaya devam ederse hiçbir şey yapmayız' anlamına gelen bu açıklamaların  Suriye bağlamında oyun değiştirici bir unsur olmayacağı, caydırıcı bir nitelik  arz etmeyeceği çok açık net olsa gerektir.

Ayrıca 'Kimyasal silah kullanılırsa müdahale ederiz' demek  konvansiyonel silahlarla saldırmaya ve şu andaki katliamları yapmaya devam  edebilirsiniz demektir. Bunun hiçbir iler tutar tarafı olmadığını ifade  etmeliyiz. Burada kimyasal ya da konvansiyonel bütün silahlarla ölümlerin tamamen  durdurulmasına yönelik bir çağrının yapılması, ciddi bir diplomatik çalışmasının  yapılması, Esed rejimine ve onun destekçilerine yönelik birtakım başka  girişimlerin devreye sokulması gerekiyor." Kalın, süreç içerisinde insani duyarlılık gösteren tarafın Türkiye  olduğu açık ve net bir şekilde ortada olduğuna bildirdi.

Sözcü Kalın, şunları kaydetti:

"Ama biz duruşumu sergiledik yapacağımızı yaptık artık gerisine  karışmıyoruz diyecek durumda da değiliz. Ortada insani siyasi bir kriz var, bu  büyüyerek herkesi içine çekecektir. Dolayısıyla burada bizim beklentimiz bütün  tarafların, bütün paydaşların mutlaka bu süreç içerisinde önümüzdeki günlerde  yapıcı katkılar sunacak şekilde bir tutum içine girmeleri ve İdlib'e yönelik  bütün bu mahsurları ortadan kaldıracak bir siyasi çözüm üzerinde mutabık  kalmalarıdır. Biz Türkiye olarak bu konudaki çalışmalarımıza devam edeceğiz ama  bunu sadece Türkiye'nin omuzlarına bırakmak bu yükü ne adildir ne de insaflı bir  yaklaşımdır. Dolayısıyla burada önümüzdeki günlerde müttefiklerimizden de ciddi  katkılar beklediğimizi özellikle ifade etmek istiyorum ki Sayın Cumhurbaşkanımız  da bu konuları önümüzdeki günlerde yapacağı temaslarda ayrıca Birleşmiş Milletler  Güvenlik Kurulunda hem yapacağı konuşmada hem de temaslarında dile getirecek."

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Filistin  halkının bir bütün olarak iradesini dikkate almayan hiçbir çözümün çözüm  olmayacağını herkesin bilmesi gerekiyor." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler (BM)  ziyaretinin hemen ardından 28-29 Eylül'de New York'tan Berlin'e geçeceğini,  Almanya'ya 2 günlük bir devlet ziyaretinde bulunacağını bildiren Kalın,  Türkiye'nin Almanya'yla kökü ve kapsamlı ilişkileri olduğunu söyledi.

İnsani, ticari, siyasi, diplomatik, kültürel ve diğer alanlarda  Türkiye'nin Avrupa'daki önemli ortaklarından olan Almanya ile ciddi ekonomik  ilişkileri olduğuna da değinen Kalın, 7 binin üzerinde Alman şirketinin  Türkiye'de iş yaptığını, 2,5-3 milyona yakın Türk'ün de Almanya'da yaşadığını  anımsattı.

Almanya'nın Avrupa'nın en önde gelen lider ülkelerinden birisi  olduğunu da belirten Kalın, "Dolayısıyla bu ziyareti biz son derece önemsiyoruz  ve bu ziyarete son derece pozitif bir gündemle gideceğiz. Aynı şekilde Alman  mevkidaşlarımızın da bu ziyaret için çok kapsamlı içerikli bir hazırlık  yaptıklarını da biliyoruz. Bunlarla ilgili ön görüşmelerimizi de geçtiğimiz hafta  zaten yaptık. Bunun da iki ülke ilişkilerine o bağlamda da Türkiye ile Avrupa  ilişkilerine olumlu katkı sağlayacağını ümit ediyoruz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın cumartesi günü Azerbaycan'ın kurtuluşunun  100'üncü yılı dolayısıyla Azerbaycan'a gideceği bilgisini veren Kalın, "Sayın  Cumhurbaşkanımız da programlara katılmak suretiyle orada bir konuşma yapacak ve  bugün de Azerbaycanlı kardeşlerimizin yanlarında olduğumuzu bir kez daha bu  vesileyle ifade edeceğiz." dedi.

"FKÖ, FİLİSTİN HALKININ ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN ÖNEMLİ KURUMLARINDAN BİRİDİR"

Dış politikayla ilgili bir diğer önemli konunun da Filistin meselesi  olduğuna işaret eden Kalın, "Bir müddettir müzakerelerin durduğu, Filistin  halkının daha fazla baskılara, ayrımcılığa ve izolasyona maruz bırakıldığı bir  dönemden geçiyoruz." diye konuştu.

Başkan Erdoğan'ın İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dönem Başkanı  sıfatıyla gerek İİT zirvelerinde gerek Kudüs meselesinde gerekse ikili ve  bölgesel platformlarda bu konuyu sürekli gündeme getirdiğine dikkati çeken Kalın,  şöyle devam etti:

"Son gelişmeler bağlamında özellikle ABD'nin Filistin Kurtuluş  Örgütü'nün (FKÖ) ofisini kapatma yoluna gitmesi Trump yönetiminin Filistin  meselesinde tarafgir bir tutum içinde olduğunu bir kez daha teyit etmiş oluyor.  Bu genel olarak Amerikan yönetiminin Filistin meselesine, Ortadoğu barış sürecine  nasıl baktığıyla ilgili son derece kaygı verici, endişe verici bir tutum  içerisinde olduğunu göstermektedir. Filistin Kurtuluş Örgütü, Filistin halkının  özgürlük mücadelesinin önemli kurumlarından biridir, siyasi meşruiyeti vardır.  Bunun ofisinin kapatılması, görevlilerinin ülke dışına çıkartılması veya  gönderilmesi, 'gidin' denilmesi açıkçası burada Amerika'nın iddia ettiği gibi  tarafsız bir arabulucu olma vasfını yitirdiğini göstermektedir. Bu bağlamda BM  Mülteciler Komiserliği olarak bildiğimiz UNRWA'nın ABD tarafından verilen bütçe  payının kesilmesi bir başka endişe kaynağıdır."

"FİLİSTİNLİLERİ CEZALANDIRICASINA BU TÜR KARARLARIN ALINMASINI ASLA KABUL ETMİYORUZ"

UNRWA'nın hizmetlerinden yarım milyondan fazla Filistinlinin istifade  ettiğini belirten Kalın, bu hizmetlerin de çok büyük bir bölümünün aslında  eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlarla ilgili olduğunu, siyasi bir tarafı  bulunmadığını vurguladı.

Bu programdan gençlerin, çocukların, yaşlıların faydalandığını anlatan  Kalın, şöyle konuştu:

"Adeta Filistinlileri cezalandırırcasına bu tür kararların alınmasını  da biz asla kabul etmiyoruz, bunları kınıyoruz. Bunları Filistin halkına yönelik  bir haksızlık ve hakaret olarak değerlendiriyoruz. Ama biz tabii ki çaresiz  değiliz, elimiz kolumuz bağlı oturup, bu süreci izlemeyeceğiz. Cumhurbaşkanımız  İİT Dönem Başkanı olarak, bununla ilgili bir kampanya zaten başlatmıştı. Yine hem  İİT üyesi ülkelerle hem diğer dünya ülke liderleriyle de bu konuda görüşmelerini  devam ettirecek, Avrupa Birliği başta olmak üzere, ABD'nin kestiği fonların  telafi edilmesi, o katkı payının başka kaynaklardan sağlanması konusunda da bir  dizi girişim oldu, biliyorsunuz. Biz Türkiye olarak da bu sürecin içinde olmaya  devam edeceğiz."

Kalın, Türkiye'nin UNRWA'nın Danışma Kurulu Dönem Başkanlığı görevini  yürüttüğünü de hatırlatarak "Biz burada Filistin halkının meşru davasında  yanlarında olmaya devam edeceğiz. Fakat özellikle iki devletli çözümün hayata  geçirilmesi, Kudüs'ün statüsünün korunması ve Filistinli mültecilerin ülkelerine  dönme haklarının kendilerine verilmesi noktasında biz girişimlerimizi devam  ettireceğiz. Filistin halkının bir bütün olarak iradesini dikkate almayan hiçbir  çözümün çözüm olmayacağını herkesin bilmesi gerekiyor. Zaten işgal altında  yaşayan Filistin halkının şu veya bu gerekçeyle tekrar bir yalnızlığa,  izolasyona, ambargolara maruz kalması asla ve asla kabul edilemez. Yani öz  yurdunda adeta bir parya haline getirilmesi Filistin halkının, bütün insanlığın  vicdanını sızlatmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

"TERÖRLE MÜCADELE SADECE TERÖRİSTLE MÜCADELEDEN İBARET DEĞİL"

Kalın, kabine toplantısında terörle mücadele konusunda İçişleri, Milli  Savunma bakanlıkları ve Milli İstihbarat Teşkilatının da birer sunumları olduğunu  belirterek terörle mücadelenin son dönemde son derece olumlu neticeler verdiğini  ifade etti.

Özellikle son yıllarda terör örgütüne katılım noktasında çok ciddi  düşüşlerin olduğunun altını çizen Kalın, terör örgütü mensuplarının hem Türkiye  topraklarında hem de sınır ötesinde etkisiz hale getirildiğini ve bu başarı  oranının her gün biraz daha artığını memnuniyetle görüldüklerini söyledi.

Bunun, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tarif ettiği "tehdidi ve terörü  doğduğu yerde ortadan kaldırma" stratejisinin bir tatbiki olduğuna vurgu yapan  Kalın, "İlgili kurumlarımız İçişleri Bakanlığımız, Milli Savunma Bakanlığımız,  Silahlı Kuvvetler ve Milli İstihbarat Teşkilatımız da son derece iyi bir eşgüdüm  ve koordinasyon halinde, iş birliği içerisinde bu stratejiyi hayata  geçiriyorlar." ifadelerini kullandı.

"Terörle mücadele sadece teröristle mücadeleden ibaret değil." diyen  Kalın, güvenlik bahsi söz konusu olduğunda başka başlıkların da bulunduğunu  belirterek uyuşturucuyla, organize suçlarla, düzensiz göçle mücadele ve benzeri  konularda da ilgili kurumların çalışmalarını yoğun şekilde sürdürdüğünü anlattı.

"MHP İLE YEREL SEÇİM İTTİFAKI"

Kalın, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da yanıtladı.

Bir gazetecinin, AK Parti ve MHP arasında yerel seçimlerde ittifak  olup olmayacağı ve iki liderin bu konuda birbirleriyle görüşüp görüşmeyeceğine  ilişkin sorusu üzerine Kalın, bu konuda AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in dün bir  açıklama yaptığını hatırlattı. Bu çerçevede bir değerlendirmede bulunacağını ifade eden Kalın,  şunları kaydetti:

"Cumhur İttifakı'nın genel ruhunun muhafaza edilmesi, hem yerel  seçimlere giderken yaşayacağımız, şu önümüzdeki günlerde hem de sonrasında  önemsediğimiz bir yaklaşımdır. Bunun muhafaza edilmesi genel olarak kabul edilen  tutumdur, yaklaşımdır. Spesifik olarak, daha detaylı olarak yerel seçimlerde bu  ittifak nasıl uygulanır? Onun detaylarının çalışılması gerekiyor. Bunu  liderlerimiz oturacaklar, görüşecekler. Ondan önce ilgili arkadaşlarımız  komisyonlarda iki parti arasında bu konuları görüşecekler, olgunlaştıktan sonra  da liderlere arz edecekler. Onunla ilgili çalışmalar henüz başlamış değil ama  önümüzdeki günlerde başlayabilir.

Bu çerçevede de bugün yarın itibarıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın Sayın  Bahçeli'ye bir daveti söz konusu olmadı. Sayın Bahçeli'nin de böyle bir görüşme  talebi şu an itibarıyla söz konusu değil. Ama zaman zaman bildiğiniz gibi  görüşmeleri oluyor, bunun önünde engel bir durum söz konusu değil. Önümüzdeki  günlerde belki böyle bir talep söz konusu olursa bu görüşme gerçekleşebilir."

Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 14 Eylül'de İstanbul'daki zirvede yeni  çağrıları, önerileri olup olmayacağına ilişkin soru üzerine, 14'ündeki  toplantının Türkiye'nin ev sahipliğinde yapılacağını hatırlattı.Burada Türkiye, Rusya, Almanya ve Fransa liderlerinin katılacağı  zirvenin ön hazırlık toplantısının siyasi danışmanlar düzeyinde yapılacağına  işaret eden Kalın, "Bu toplantıda biz liderlerin zirvede ele alacakları gündemi  çalışacağız. Şu an itibarıyla her şey taslak halinde tabii ki. Orada bir  mutabakata vardıktan sonra bunlar liderlerimize arz edilecek, ondan sonra nihai  onay alındıktan sonra da bir takvim üzerinde de tabii ki çalışacağız." diye  konuştu.

"TÜRKİYE OLARAK BİZ ELİMİZDEN GELENİ YAPTIK, YAPMAYA DA DEVAM EDECEĞİZ"

Henüz toplantı yapılmadığı için takvime ilişkin net bir şey  söyleyemeyeceğini ifade eden Kalın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Cuma günü mevkidaşlarımızla oturup, konuşacağız. Orada bir takvim de  belirlemeye çalışacağız ana hatlarıyla. Amaç tabii ki Suriye başta olmak üzere  bölgesel konuları eşgüdüm içerisinde ele almak. Bu mekanizmanın faydalı olacağını  düşünüyoruz. Zira bu ülkeler hem bölge hem Ortadoğu konuları, güvenlik, terörle  mücadele, Suriye ve diğer konularda zaten ikili, üçlü, dörtlü formatlarda sürekli  temas halinde olan ülkeler. Bunun somut neticeler çıkartacağına inanıyoruz.  Aslında İdlib'de yaşanan sıcak gelişmeleri de dikkate aldığınızda belki bu  toplantının ve zirvenin önemi biraz daha artmış olacak. Çünkü bu meselenin bütün  yükünü, ağırlığını Türkiye'nin omuzlarına bırakıp kenara çekilmek adil bir tutum  olmaz, çözüm de üretmez. Türkiye olarak biz elimizden geleni yaptık, yapmaya da  devam edeceğiz. Bu insani duyarlılık noktasında Cumhurbaşkanımızın tavrı zaten  net, bunu her platformda ifade ediyor, etmeye de devam edecek ama meseleyi daha  fazla büyütmeden nasıl çözebiliriz diye baktığımızda bütün paydaşların bu sürecin  içinde yer alması gerekiyor. Bu toplantı da buna katkı sağlayacak toplantılarda n  birisi olacak."

Kalın, bu dörtlü zirveden önce Başkan Erdoğan'ın New York'ta da dünya  liderleriyle görüşmeleri olacağını vurgulayarak bu konuyu orada da gündeme  getireceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, karma eğitim  sisteminin devam ettiğini belirterek, "Bunun yanında karma olmayan eğitim de  verilebilir. Bu tamamen gönüllük esasına bağlı olarak hem eğitim veren kurum  açısından böyledir hem de oraya çocuklarını gönderecek aileler açısından,  çocuklar açısından... Dolayısıyla burada opsiyonları çoğaltmak suretiyle bir  demokratik görev yerine getirilmiş oluyor." dedi.

İdlib'den yaşanabilecek bir göç dalgasına karşı Avrupa Birliği'nin  sınırda mültecileri engellemek üzere 10 bin kişilik kalıcı sınır gücü  oluşturacağı haberleri anımsatılarak, bu konudaki değerlendirmesi sorulan Kalın,  bunun kendilerinde ilk uyandırdığı intibanın "olaya güvenlikçi perspektiften  bakma" yaklaşımı olduğunu söyledi.

Kalın, "Bu göçü nasıl durdururuz. Bu insanlara nasıl sahip çıkarız,  can-mal güvenlikleri nasıl sağlarız" kaygılarından ziyade "Sınırları koruyalım,  ülkemize almayalım, bu meseleyi uzağımızda tutalım" yaklaşımının bulunduğuna  yönelik bir izlenimin oluştuğunu belirterek, "Umarım yanılıyoruzdur." ifadesini  kullandı.

Avrupa Birliği ülkelerinin son 3-4 yıllık dönemde mültecilerle ilgili  genel olarak takındığı tavra işaret eden Kalın, şu an da bunun dışında bir  yaklaşımın da pek hakim olmadığını gördüklerini vurguladı.

Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Tahran'daki  açıklamalarını anımsatarak, "Bu meselenin çözümü, yerinde müdahale, yani İdlib  meselesine müdahale. Bundan kastettiğimiz yeni bir cephe açalım, yeni bir savaş  başlatalım değil. Tam tersine orada büyümekte olan bu ateşi nasıl söndürürüz.  Bunun için Avrupa ülkelerinin de Amerika Birleşik Devletleri'nin de Trump  yönetimin de farklı, yapıcı bir şekilde sürece dahil olması gerekiyor." diye  konuştu.

Kalın, 10 bin kişilik güvenlik gücünün kurulması, farklı şekillerde  dizayn edilmesinin sorunu çözmeyeceğinin altını çizerek, "Bu göç akını, Esed  rejiminin katliamları devam ettiği müddetçe bu insanlar bir yerlere kaçacaklar.  İdlib bağlamında da kaçacakları başka bir yer de yok." açıklamasında bulundu.

Türkiye- Suriye sınırının İdlib kısmının yaklaşık 150-160 kilometre  olduğuna dikkati çeken Kalın,  sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hemen sınırın öte noktasında, sıfır noktasında zaten şu an 700-800  bine yakın insan var. Sınıra dayanmışlar, orada duruyorlar. Türkiye'den onlara  gıda, giyecek gibi yardımlar gidiyor ama aşağıdan, güney tarafından büyük bir  dalga geldiğinde, on binler yürümeye başladığında bu insanları nasıl  durduracaksınız? Biz gene insani kaygılarla elimizden geleni yapacağız ama bunun  yükünü sadece Türkiye'nin omuzlarına bırakmak doğru bir yaklaşım olmayacak."

Kalın, 10 bin kişilik sınır gücü oluşturulmasına ilişkin, "Bizde  uyandırdığı ilk intiba gene meseleye güvenlikçi perspektiften baktıkları, asıl  sorunu çözmeye dönük, kapsamlı, uzun vadeli bir perspektiften yoksun oldukları  yönünde." değerlendirmesini yaptı.

EMEKLİLİKTE YAŞA TAKILANLAR

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, MHP başta olmak üzere muhalefet  partilerinin emeklilikte yaşa takılanlar için Meclise verdiği yasa teklifine  hükümetin destek verip vermeyeceğinin sorulması üzerine, konunun bugünkü kabine  toplantısında gündeme gelmediğini ve şu anda hükümetin gündeminde de bu konunun  bulunmadığını bildirdi.

Kalın, "Ekim ayında teklif geldiğinde bir bakılır, nedir, ne  değildir... Ama bunun genel manada bütçeye üreteceği maliyeti de dikkate almak  durumundayız ama şu anda bugün bu konu gündeme gelmedi. Bugün, yarın da  gündemimizde bu yok." ifadesini kullandı.

GÖÇ DALGASINA KARŞI TÜRKİYE'NİN STRATEJİSİ

İdlib'den yaşanabilecek göç dalgasına karşı Türkiye'nin stratejisinin  ne olacağı sorulan Kalın, şu ana kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın talimatıyla  tamamen insani kaygılarla "açık kapı" politikasının izlendiğini anımsattı.

Kalın, zaman zaman bu politikadan dolayı haksız bir şekilde  eleştirildiklerini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Bu öyle bir şey ki kapıları açsanız 'Herkese izin veriyorsunuz' diye  eleştiriye maruz kalıyorsunuz, kapıları kapatsanız 'Bu insanları nasıl savaşın,  varil bombalarının, kimyasal saldırıların kucağına itersiniz' diye başka bir  eleştiriye maruz kalıyorsunuz ama eleştiri yapanların kendileri sahada ne  yapıyorlar, kaç mülteciyi aldılar ya da bu çatışmaları önlemek, durdurmak için  acaba ne tür girişimler yaptılar diye baktığınızda, orada da pek bir şey  yapmadıklarını görüyorsunuz.

Böyle bir muhtemel göç dalgasına karşı AFAD başta olmak üzere ilgili  bütün birimlerimiz tabii ki tedbirlerini aldılar, almaya da devam edecekler ama  gelecek dalganın şeklini, büyüklüğünü şu anda kestirmek zor. Umarız önümüzdeki  günlerde İdlib meselesiyle ilgili bir siyasi çözüm söz konusu olur.  Cumhurbaşkanımızın Tahran'da yaptığı çağrıya benzer bir ateşkestir, silah  bırakmadır, buna benzer bir gelişme söz konusu olur ve biz bu ihtiyaçla veya bu  acil durumla karşı karşıya kalmayız."

Göç dalgasının söz konusu olması durumunda Türkiye'nin üzerine düşeni  yapmaya devam edeceğini vurgulayan Kalın, fakat bunun da bir sınırının olduğunu  herkesin bilmesi gerektiğini ifade etti.

"ANA MUHALFET LİDERİNE YAKIŞMAYAN BİR SAKİLİK"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, CHP Genel Başkanı  Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik "dolar baronlarının adamı"  yönündeki iddialarının yargıya taşınıp taşınmayacağının sorulması üzerine,  şunları söyledi:

"Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu tür açıklamalarını ciddiye almak mümkün  değil. Yani ana muhalefet liderine de yakışmayan bir sakillikle zaman zaman bu  tür açıklamalar yapıyor. Daha kötülerini de yaptı geçmişte. Bunların kendisine  bir faydası olmadı siyaseten, eğer amaç buradan bir siyasi rant elde etmekse.  Hele ki Cumhurbaşkanımıza bu tür saldırılarla bir yol alabileceğini zannediyorsa  ne Sayın Cumhurbaşkanımızı ne de siyaseti pek bilmediği anlaşılır."

Kalın, yargı sürecine başvurulup başvurulmayacağına ilişkin  avukatların gerekli değerlendirmeyi yapabileceğini ama şu an itibarıyla kendisine  gelen bir bilginin bulunmadığını bildirdi.

"ORTA VADELİ PROGRAM ÖNÜMÜZDEKİ BİRKAÇ HAFTA İÇERİSİNDE AÇIKLANACAK"

Kalın, iki gün sonra Merkez Bankasında gerçekleştirilecek toplantıya  işaret edilerek, "Faizle ilgili beklentileriniz nelerdir?" diye sorulması  üzerine, perşembe günü alınacak kararı şu anda bilemeyeceğini, karar alındığında  hep birlikte göreceklerini söyledi. Kalın, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Meselenin sadece bu konuyla ilgili olmadığını, genel olarak bunun bir  ekosistem olduğunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla dikkat ederseniz atılan adımlar  da zaten bunu dikkate alan daha kapsamlı adımlar. Zaten o çerçevede de Hazine ve  Maliye Bakanımızın hazırladığı Orta Vadeli Program (OVP) da bu ayın içerisinde,  önümüzdeki birkaç hafta içerisinde açıklanacak. Bu ekonomiye sadece yeni bir  perspektif sunmayacak, aynı zamanda ekonomik üretimle dengelerle ilgili de çok  önemli bir yol haritası oluşturacak."

Kalın, "Bu dar boğazdan kısa sürede inşallah hep birlikte daha da  güçlenerek çıkacağız." dedi.

"KARMA EĞİTİM SİSTEMİ DEVAM EDİYOR"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, "Karma eğitimle ilgili haberler  yapıldı. Bir kafa karışıklığı oluştu. Bu konuyla ilgili sizin ağzınızdan net  cümleler duyabilir miyiz?" şeklindeki soru üzerine, konuyla ilgili bugün Milli  Eğitim Bakanlığının da bir açıklama yaptığını hatırlattı.

Burada bir mahkeme kararına istinaden, bir vatandaş başvurusuna  ilişkin, mahkeme kararını esas alan bir düzenleme yapıldığını belirten Kalın,  bunun "Türkiye'de karma eğitim kaldırılıyor" yönünde bir başka propagandaya  dönüştüğünü ifade etti.

Kalın, "Böyle bir şey söz konusu değil. Karma eğitim aynen, olduğu  haliyle devam ediyor. Pazartesi günü çocuklarımız okula başlayacaklar, bazıları  bu hafta başladılar. Karma eğitimin ortadan kaldırılması diye bir şey söz konusu  değil." açıklamasında bulundu.

Aynı zamanda ortada belli okullarda "kız-erkek ayrımı" şeklinde eğitim  verilmesine imkan sağlayan bir kararın da bulunduğunu aktaran Kalın, şöyle devam  etti:

"Burada tercihlerin daraltılması değil çoğaltılması söz konusu.  Demokratik toplumlarda da aslolan vatandaşın bu tür taleplerini karşılayacak  tercihlerin, seçeneklerin, opsiyonların çoğaltılmasıdır. Yani hiç kimse hiçbir  veliye 'Çocuğunu karma ya da olmayana göndermek zorundasın' diye bir şey empoze  etmiyor ama alternatifleri sunuyoruz. Devletin yapması gereken de budur. İsteyen  kendi tercihine göre bu seçeneklerden bir tanesini tercih edebilir.

Dolayısıyla burada bir kafa karışıklığına mahal verecek bir durum da  yok aslında. Karma eğitim sistemi devam ediyor. Bunun yanında karma olmayan  eğitim de verilebilir. Bu tamamen gönüllük esasına bağlı olarak hem eğitim veren  kurum açısından böyledir hem de oraya çocuklarını gönderecek aileler açısından,  çocuklar açısından... Dolayısıyla burada opsiyonları çoğaltmak suretiyle aslında  bir demokratik görev yerine getirilmiş oluyor. Bunun 'Karma eğitim bitirildi'  vesaire gibi bir dezenformasyona dönüşmesine kimse kulak asmasın, buna kimse de  müsaade etmesin."

"ŞU ANDA TRUMP İLE BİR GÖRÜŞME PLANLANMIYOR"

Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, ABD Başkanı Donald Trump ile  Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda görüşme yapıp yapmayacağıyla ilgili soruya,  "Şu anda Trump ile bir görüşme planlanmıyor New York'ta ama bakalım o güne kadar  ne olur, ne yaşanır, onların hepsini görelim ona göre karar verilir." yanıtını  verdi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, bir soru üzerine, Cumhurbaşkanı Recep  Tayyip Erdoğan'ın yeni sistemde oluşturulan kurullara yapılacak atamalarla ilgili  çalışmalarını tamamladığını ve bu atamaların yakın zamanda yapılacağını söyledi.

Bu kurulları önemsediklerini belirten Kalın, "Yeni sistem içerisinde  biliyorsunuz hükümetin farklı alanlardaki politikalarına makro önerilerde  bulunmak üzere dizayn edilmiş ofisler, kurullar bunlar. Hakikaten ülkemizin  farklı kesimlerinden katkı sunabilecek uzmanların yer alacağı bir kurullar  sistemi olacak. Bunlar da genel olarak ekonomiden kültüre, turizmden bilim  teknolojiye kadar çok farklı alanlarda katkı sağlayacak kurullar." ifadelsini  kullandı.

 

 

 

 

Bu habere ifade bırak
  • 6Mutluyum
  • 1Şaşkınım
  • 1Kararsızım
  • 52Kızgınım
  • 2Üzgünüm
Toplam Oy62