Ege

29.10.2017 - 04:15 | Son Güncelleme: 29.10.2017-4:17

Cumhuriyet, memlekete verdi hayat

Türk Alfabesi, 1 Kasım 1928 tarihinde yürürlüğe girdi ve ülke genelinde yeni harfleri öğrenme seferberliği başlatıldı.

Sitene Ekle

Orhan Beşikçi Kent Gözlemcisi / orhanbesikci@gmail.com

İzmir’de kadın erkek, genç yaşlı köy odalarında, kahvehanelerde, fabrikalarda ve benzeri yerlerde kurulan Millet Mektepleri’nde okuma ve yazmayı öğrenip diplomalarını aldı. Aynı yıllarda yurt dışından üniversitelere davet edilen, bilim sanat ve kültür konusunda uzmanlaşmış yabancı hocalar da sözleşme gereği Türkçe öğrenip derslerini Türkçe verdi. Davet edildiği üniversitede derslerini Türkçe veren Alman hukukçu Ernest E. Hirsch’in anılarına bir göz atalım...

Yahudi bir anne ve babanın çocuğu olarak Almanya’da, Goethe’nin evinin bulunduğu sokakta 1902 yılında dünyaya gelen Ernest E. Hirsch, 1924 yılında hukuk doktorası yapıp, avukatlık ve yargıçlık stajlarını başarıyla tamamlar. 1927 yılında Frankfurt Main Üniversitesi’nde ticaret hukuku kürsüsünde ders verir. 1932-33’te üniversitede ticaret ve şirketler hukuku dersleri verirken nasyonal sosyalistler iktidarı ellerine geçirir. Kısa bir süre sonra Ernest E. Hirsch’in işine son verilir. Kendisine tazminat ödenmez, bütün yasal haklarından mahrum kalır. Bu olaylarla ilgili olarak, “Kalbim kırık, ruhum yaralı” ifadesini kullanır Hirsch... Artık Almanya’da yaşaması mümkün değildir, kitapları, piyano ve 2 kemanı hariç her şeyini satıp trenle Amsterdam’a gider. Hollandaca öğrenip Amsterdam Hukuk Fakültesi’nde ders verme hazırlıkları yaparken İstanbul Üniversitesi’nde ticaret hukuku kürsüsünün başına geçmesi teklifini alır ve kabul eder. Yaptıkları sözleşmede Türk hükümeti kendisinden derslerini ilk 3 yıl Almanca olarak, 4. yılda Türkçe vermesi şartını koşar.

‘Olağanüstü an’

Kitaplarını, kemanını ve piyanosunu tekrar gemiye koyup kendisi trenle Türkiye’ye hareket eder. İstanbul’a daha ilk ayak bastığı günlerde İstanbul Üniversitesi’nden kendisine Türkçe-Fransızca yazılı bir davetiye verilir. Davetiyede Cumhuriyet’in 10. yıl kutlaması nedeniyle Dolmabahçe Sarayı’nda verilecek olan baloya resmen davet edilmektedir. Alman hukukçu, bu daveti şöyle anlatır:

“Gemiyle önce Karaköy’e, oradan taksiyle Dolmabahçe Sarayı’na gittim. Rıhtım ışıl ışıl bezenmişti. Ve işte ben, kendi Alman vatanında Yahudi olduğu için hor görülen, işgal ettiği mevkilerden kovulan, evini yurdunu terk edip yabancı ülkelere kaçmak zorunda bırakılan ben. Mülteci ben, dünyanın bir ucunda Türkiye’de nice değerli mobilyalarla, halıyla, resimle süslü, bir zamanların taht salonunda ülkenin bin seçkininden sayılan saygıdeğer bir Alman profesör sıfatıyla hazır bulunmaktaydım. Tarihin yüzüme güldüğü bu olağanüstü anı yaşamak, daha Türkiye’deki yıllarımın hemen başındayken nasip olmuştu bana.” Ernest E. Hirsch, üniversitede derslerini 1936 yılından itibaren Türkçe verir. ‘Anılarım Kayzer Dönemi Weimer. Cumhuriyet Dönemi Atatürk TÜBİTAK Yayınları’

Fotoğrafını gördüğünüz dev afiş, geçen yıl 93. yıl Cumhuriyet kutlamaları kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nce hazırlandı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün resminin bulunduğu afişin altında yazılı olan ‘Türkiye Cumhuriyeti memlekete verdi hayat, bu mesudiyet her gafletten bulsun necat” yazısını yıllar önce 1932 yılında Ballıkuyu’da inşa edilmiş olan, bakımsız Cumhuriyet Çeşmesi’nde görmüştüm. İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Sayın HASAN Tahsin Kocabaş’a anımsattığım bu anlamlı sözler, sürpriz olan bir kararla Ballıkuyu’dan İzmir’in en işlek caddelerine taşındı. Ülkesinden kovulan, kalbi kırık-ruhu yaralı bilim insanlarını tedavi eden, memleketimize hayat veren Cumhuriyetimiz sonsuza kadar yaşasın. Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun, iyi pazarlar...


©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.
İlginizi ÇekebilirX