Cumartesi

02.12.2017 - 01:30 | Son Güncelleme: 02.12.2017-1:36

“Daha çok şarkı söyleyesim var”

“Akşam Yemeği” ile tiyatro sahnesinde, yeni dizisiyle yakında televizyon ekranlarına dönüyor, son olarak rol aldığı Danimarka filmi ise önümüzdeki sene ülkemizde vizyonda. Şebnem Hassanisoughi, tüm bunların yanında müzik üzerine yeni projelere de hevesli...

Sitene Ekle

ÖZGE TABAK - ozge.tabak@milliyet.com.tr

Bir sorunu yeterince uzun süre ve istikrarla görmezden gelirseniz, gerçekten yok olur mu? Ya da hiç var olmadığına siz kendinizi inandırabilir, kafanızı yastığa hiçbir problem yokmuşçasına huzurla koyup uykulara dalabilir misiniz? 21. Tiyatro Festivali kapsamında prömiyerini gerçekleştiren Semaver Kumpanya’nın “Akşam Yemeği” oyunu, bu ve benzeri soruları sorduruyor izleyicisine. Herman Koch’un aynı isimli romanından uyarlanan oyunda Mustafa Kırantepe, Sarp Aydınoğlu, Serkan Keskin, Sezin Bozacı ve Şebnem Hassanisoughi’yi izliyoruz sahnede. İki perdelik oyunda da bir an gülüyor, birkaç dakika sonra yaşadığımız dünyayı sorguluyoruz. Sub Karaköy’de röportaj için buluştuğumuz Hassanisoughi, “Akşam Yemeği”nde Serkan Keskin’in oynadığı başarılı politikacı Serge’in eşi Babette rolünde. Hassanisoughi bu sezon Star TV’de başlayacak bir dizide de başrollerden biri olarak televizyon ekranlarına dönüyor...

- Şiddeti, etkilerini, iki yüzlü ahlak anlayışını sorguluyor “Akşam Yemeği”. Sizi oyunda etkileyen neler oldu?

Oyunda anlatılan şiddet, çıkar ilişkileri, kibir, üstünü örtme gibi konular çok alışkın olduğumuz şeyler. Aile meselesini de irdeleyen bir metin. Çok didaktik olma ihtimali olan bir konuyu çok güzel, rahat tartışabiliyor. Çok ağır bir mevzu anlatıyor bir yandan ama bir yandan da oynaması da izlemesi de çok keyifli bir şekilde yazılmış. Yönetmenimiz Volkan (M. Sarıöz) da o şekilde yorumladı.

- İrdelediği bu konular sizin de sorguladığınız konulardan mı?

Tabii... Gündelik yaşamda sürekli sıkıntısını çektiğimiz şeyler bunlar. Birinin kendi çıkarını ön plana alması, bir şeyleri gizlemesi, dürüst olamaması... Oyunda çok güzel bir laf var. “Mutlu olmak için birbirimize her şeyi söylemek zorunda değiliz” diyor kadın kocasına. Bugün çoğu insanda üstünü kapatıp, saklayıp her şey güllük gülistanlıkmış gibi yaşama, ‘pozitif düşünme’ gibi bir eğilim var. Oysa o ambalajın altında bir şey yoksa, her şey yıkılıyor. Bunun olmamasının bir yolu var bence. İnsanlar vicdan, dayanışma, paylaşma, sevme gibi şeyleri öğrenebildiğinde, bunlara daha çok değer verdiğinde oyundaki gibi bir şeyleri gizlemeye hiç gerek kalmayacak.

“Anne-babalar dünyayı değiştirebilir, güzelleştirebilir”

- Aile kavramını da sorguluyor oyun bir yandan. Ailenin sizdeki çağrışımı nasıl?

Kişisel olarak çok olumlu hislerim var, kendi ailem dolayısıyla... Ama aile fikriyle ilgili hissim pek olumlu değil. Benim kardeşim yok ama çevremden biliyorum. Biri senin kardeşin olduğu için yapmak zorunda olduğun bir sürü şey var, aslında birbirlerini sevmiyorlar mesela, ama ‘sevmek gerekir’ bilgisi var. Ortada bir dürüst olmama öğretisi var. Aile fikri, arkadaşın ve kendi seçtiğin insanları küçümseyebiliyor, “onlar arkadaşın” diyor. “Kol kırılır yen içinde kalır” diyor. Bana kalırsa esas aile dostların. Ben çok şanslıyım, çok sevdiğim, arkadaş gibi hissedebildiğim bir ailem var. Ama genel olarak aile denilen şey, hele bizimki gibi toplumlarda, kısıtlayıcı, baskılayıcı ve insanın kendini çok güvende, çok şefkat dolu hissetmesi gerekirken aksine güvensiz, bir şeyleri saklaması gereken bir kuruma dönüşüyor.

- Oyunda “Non, Je Ne Regrette Rien” parçasını söylüyorsunuz Edith Piaf’tan. Müziğe ilginiz varmış, gitar ve bateri çalabiliyormuşsunuz…

Bateriyi lisede, gitarı üniversitede çalıyordum. Şu an çalamam ama biraz çalışsam çalabilirim. Şarkı söylemeye çok heves ediyorum şu sıra. Birkaç arkadaşımla da bir takım projelere niyetimiz var. Daha çok şarkı söyleyesim var yani…

- Nasıl bir hisle çıkacak izleyiciler salondan?

En çok şunu sordum ben bu süreçte: “Aileler çocuklara ne öğretebilir ki ortada suç diyeceğimiz şeyler olmasın?” O yüzden dünyaya bir çocuk getiren insanların çok fazla sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Anne-babaların dünyayı değiştirmek ve güzelleştirmek adına yapabilecekleri çok fazla şey var. İnsanlardaki etkisinin de kendi aileleriyle olan ilişkilerini, orada yaptıkları hataları, dürüst olamayışlarını, çıkar ilişkilerini tartmak ve olumsuzlukları biraz daha azaltmak yolunda olmasını isterim.

- Siz anneliğe nasıl bakıyorsunuz?

Yakın zamanda çok arkadaşım doğum yaptı ve çok fazla bebek var etrafımda. Anneliğin mucizevi bir şey olduğunu düşünüyorum. Her birini gördüğümde kuvvetlerine, yapabildiklerine şaşarak onlara aşık oluyorum. Çok büyük bir emek. Bence en zor meslek, büyük bir cesaret konusu.

- Stresli zamanlarda neler yapıyorsunuz?

Yürüyorum. Doğaya muhtacım. Yoga yapıyorum, müzik dinliyorum, okuyorum, arkadaşlarımla buluşup muhabbet ediyorum…

“Her hissettiğimi dile getiriyorum”

- Bir noktada karakteriniz Babette’in patlama noktasını görüyoruz. Sizi bu noktaya neler getirir?

O noktaya kendinle ilgili bazı şeylerle yüzleşmediğinde, kendini ve yaşamını kabul edemediğinde ya da birilerine ne hissettiğini ifade edemediğinde geliyorsun. Eskiden o taşmayı öfkeyle yaşardım, şimdi daha sakin ve rahat baş edebilir haldeyim. O taşma halini pek yaşamıyorum. Fazlaca konuşuyorum, bir şeyden rahatsızlık duyduğum anda saniyesinde “Sana sinirlendim” gibi bir şey söylüyorum. Çünkü herkes çok gergin, herkes zor hayatlar yaşıyor, o yüzden gergin ve olumsuz bir hava var ortalıkta. Ben fazla kolay etkileniyorum bu havadan. Ve hepsini içimde tutmaya çalıştıkça çok büyük bir yük aldığımı, çok yorulduğumu fark ettim. Muhatabı olmayan bir öfke taşıyorum o zaman ve bu zarar veren bir şey. O yüzden şimdi her hissettiğimi bir şekilde dile getiriyorum ve beni etkileyen şeylerle ilgili her düşündüğümü söylüyorum.

- Kamera arkasına ya da senaryo yazmaya ilgi duyuyor musunuz?

Aslında ilginç bir şekilde ben oyunculuk okuluna “Yönetmen olacağım” diyerek gittim. Sonra elimi kolumu kaptırdım oyunculuğa, çok sevdim. O fikir tamamen gitti aklımdan. Sonrası sürekli oynamak sevdası… Yazı da hep yazıyordum ama senaryo yazarım gibi bir şey yoktu aklımda. Ama şimdilerde ufak ufak bir şeyler karalıyorum, yazmak istiyorum.


©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.