Eşli yapılan bir dansa benzetiyorum ebeveyn-çocuk ilişkisini. Uyum sağlayamazsan ya ritim bozuluyor, ya biri birinin ayağına basıyor, ya eşlerden biri ya da ikisi düşüyor. Sonuç olarak o dans akışında devam edemiyor.

Ama önden biraz çalışıp, hareketleri öğrendiğinde ve daha önemlisi gözlerini kapayıp, müziğe kendini, aklını, kalbini, bedenini bıraktığında, uyum ve akışla birlikte keyif de kendiliğinden geliyor.

Zaman değişiyor, yaşam tarzları dönüşüyor. Dolayısıyla ebeveynlik biçimleri de çok değişti. Anne-babalar artık çok bilinçli ve öğrenmeye açık. Etrafta inanılmaz bir bilgi bombardımanı var ve sürekli yapılması ve yapılmaması gerekenler anlatılıyor. Hal böyle olunca da, anne-babalar (özellikle anneler) kendilerini hep doğruyu yapma, mükemmel olma baskısı altında ezilmiş hissediyor. Ama çok iyi, hatasız bir dansçı olmalıyım deyip, gece gündüz çalışan ama yaptığı dansın farkında bile olmayan, hissetmeden dans eden bir dansçı ile dansın mantığını öğrenip, büyük bir keyif ve tutku ile içinden geldiği gibi dans eden dansçı bir olur mu?

Doğru ve Yanlış,
Kime ve Neye Göre
Doğru ve yanlışın tek bir cevabı yoktur. Doğrularınız, yanlışlarınız, onaylayıp, onaylamadıklarınız yani kabul çizginiz; zamana, mekana, kişiye ve duruma göre değişir. Değişmeli. Çünkü esneklik, hayat kalitesini de beraberinde getiriyor.

Genel geçer kabul gören doğrular var mıdır? Elbette. Nedir bunlar? Ve ne anlama gelmezler? Birkaç örnek vereyim:

Normal doğum yapmak hem anne hem bebek sağlığı açısından çok önemlidir. (Doğru. Ama normal doğum yapamadım ya da korktum diye ayıplanmamı, küçümsenmemi gerektirmez. Hele anneliğimle ilgili etiketleme yapmak kimseye düşmez.)

Anne sütü bebek için faydalıdır. (Ama sütümün gelmemiş olması sağlıksız bir çocuğum olacağı anlamına gelmez ya da emzirmekten hoşlanmıyor olmam kötü bir anne olduğum anlamına hiç gelmez.)

Uyku, çocuğun zihinsel ve fiziksel gelişimi için kritik öneme sahiptir. (Çok doğru. Ama düzenli uyku alışkanlığı kazandıramadım diye dünyanın sonu geldi demek değildir. Uyutacağım diye katı kurallar içine girmem, kendime yabancılaşmam, çocuğumla iletişimsiz kalmam kadar kötü olamaz.)

Yoğun internet kullanımı çocuğun gelişimi ve ebeveyn-çocuk iletişimi için zararlıdır. (Doğru. Ama kontrollü bir şekilde çocuğuma ipad verdim diye ya da bir kafede çok bunaldım, 10 dakika eline telefon verdim diye kimse bana tu kaka yapamaz, anneliğimi de sorgulayamaz.)

Bu Herkesin Kendi Olma Yolu
Özetle, bu herkesin kendi yolu. Doğru yapma baskısı ve stresi bizi kendi yolumuzdan ve doğallığımızdan alıkoyuyor. Kimse anasının karnından anne ya da baba olarak doğmuyor. Ve söz konusu bir insan yavrusu. İnanılmaz bir hızla büyüyor ve gelişiyor. Tam bir şeyleri öğrendim derken bir bakıyorum kızım 5 yaşına gelmiş. Ve ben daha önce 5 yaşında bir çocuğun annesi olmadım. Dolayısıyla bu bilinmezliklerle dolu bir yolculuk. Esas olan temelinde sevgi, şefkat ve merakla bir çocuğun büyümesine tanıklık etmek ve hislerimize güvenmek.

Önce kendi sorularını cevapla
Ben kimim? Kim olmak istiyorum?
Bana ne iyi gelir?
Değerlerim neler? Ve bunları yaşatmak için neler yapıyorum?
Çocuğuma aktarmak istediklerim neler?
Bunlar için neler yapıyorum?
Yaratmak istediğim ne?

Eğer kafamızda bu ve benzeri soruların cevabını verebiliyorsak, en azından bir fikrimiz varsa çocuğumuzla ilişki de kendi doğallığında ve akışında ilerliyor. Tıpkı bir dans gibi. Onun ihtiyacı olduğunda ben devreye giriyorum, benim ihtiyacım olduğunda o devreye giriyor. Yoksa ikimiz birlikte düşeriz. Gözlerimizi kapatıyoruz ve müziği duyarak, aşkla dans ediyoruz.

zeynep@birliktebuyuyoruz.com

https://www.instagram.com/birliktebuyuyoruz/